Kızıl Bayrağın Yerini Yeşil Bayrak Aldı

Image“BOP’u daha iyi anlamak için öngörülen tabloya bakmak yeterlidir. Irak üç, İran beş, Suudi Arabistan ise üç bölgeye

böldürülüyor. Hatta Lübnan bile bölünmek istenilen bölgeler arasında. Bunların hepsi İsrail’in çıkarını korumak içindir. Çünkü İsrail, bölgedeki ülkelerin küçük ve parçalanmış olmasını istiyor.”

“ABD’nin Irak işgali sonrasında bu işgali kabul etmeyenler ciddi bir birliktelik içinde hareket etmeye başladı. Tek bir direniş sancağı altında toplanan bu direniş gruplarının içinde Sünniler, Şiiler, Araplar, Kürtler ve Türkmenler var. İşgal karşısında cihad duygusu yeniden uyandı.”

ÂDEM ÖZGÜÇ/ İSTANBUL
Suriye’de bulunduğu dönemleri ve bu ülkede yerine getirdiği görevleri bir bütün olarak değerlendirerek Suriye’nin özellikle son dönemlerde İran ile olan yakınlaşmasını değerlendirmesini istediğimiz İgaidi, ABD’nin şu anda Irak’ta büyük bir çıkmaz içerisinde olduğunu bildiklerini ifade ederek, ABD’nin bu sıkışıklığı aşmak için saldırılarını Irak coğrafyasının dışına taşımak istediğini belirtti. “Suriye’nin konumu ise Irak’a karşı olumludur” diyen İgaidi sözlerine şu şekilde devam etti: “Suriye işgale karşı ve ABD’nin politikalarını reddediyor. İran’a gelecek olursak. İran, Irak’ın iç içlerine karışıyor. Bu olumsuz bir girişimdir. Bizi ilgilendiren bu alan İran’ın, Irak iç işlerine karışmamasıdır. İran’ın ABD ile ilgili sorunu kendi sorunudur. Bu konuda Irak üzerinden bir hesaplaşma içerisine girmelerini uygun görmüyoruz. Geçtiğimiz dönemlerde İsrail ile ABD’nin Ortadoğu’daki işbirliğine karşı İran ile Suriye’nin de bir birliktelik içine girdiğini bilinen bir gerçek. Bu konuda Sünni nüfusun çoğunlukta olduğu Suriye ile Şii Müslümanların lideri konumundaki İran arasındaki bu yakınlaşmayı değerlendirmesini istediğimiz İgaidi, devletlerin doğal olarak kendi çıkarlarını aradıklarını belirterek, “Bundan dolayı da bir ülke kendi çıkarlarını korumak için başka devletlerle de ortaklığa girebilir. Batı devletleri de bu şekildeki işbirliklerinde bulunurlar. Suriye’nin İran ile yaklaşması Suriye’nin yararınadır.

Hilafet sonrası parçalanma

Osmanlı Devleti’nin dağılmasından sonra Ortadoğu emperyalist işgalciler tarafından masa başında çizilen sınırlar ile farklı bölgeler ayrıldı. Ancak bu suni yapılanma içerisinde ise belli yapı taşları yerinden oynatıldığında büyük sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumda her bölgenin bir merkezden yönetilse dahi yerel olarak Osmanlı döneminde olduğu gibi kendi çıkardıkları yöneticiler tarafından yönetilmesinin daha sağlıklı olup olmayacağı sorumuzu cevaplayan İgaidi bu sualimize ise şu şekilde bir yanıt verdi: “Osmanlı Devleti’nin çöküşümden sonra Ortadoğu’da ilk bölünme yaşandı. Biz bu döneme hilafet sonrası dönem diyoruz. Şimdi de Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ortaya çıktı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu devletlerin yeniden parçalanarak daha küçük devletler olması isteniliyor. BOP’u daha iyi anlamak için detaylı olarak okursak Irak’ın üçe bölünmek istenildiğini görürüz. Hatta Lübnan bile bölünmek istenilen ülkeler arasında. Bunların hepsi İsrail’in çıkarlarını korumak içindir. İsrail bölgedeki ülkelerin küçük ve parçalanmış olmasını istiyor. Ancak bu kağıt üzerinde yazılı bir düşüncedir. Bölgenin halkları bunlara müsaade etmeyecektir. Irak’taki direnişte bunun en büyük delilidir. ABD’nin uygulamak istediği Ortadoğu planı Irak’taki direnişten dolayı çökmüş durumdadır.

Irak’taki direniş sancağı
BOP kapsamında 22 İslam ülkesinin sınırlarının değiştirileceği ileri sürüldü. Afganistan ve Irak, ABD tarafından işgal edilirken İsrail de Lübnan’a saldırdı. BOP’un uygulayıcısı olarak bu göreve soyunan iki ülke ABD ve İsrail bu saldırıları gerçekleştirirken Lübnan’da Hizbullah İsrail’e karşı önemli bir başarı elde etti. Bu durumu göz önünde bulundurarak Irak’taki işgalin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini sorduğumuz İgaidi, Irak’taki bir grubun direnişin yanında olmasına, işgalin sona ermesini istemesine karşın, bir başka grubun ise işgalin devam etmesini istediğini aktardı. “İşgale karşı olanlar kendi araların ciddi bir birliktelik içindeler. Tek bir direniş sancağı altında duruyorlar” dedi. Ortadoğu’da İslam âlemi arasında çizilmiş olan yapay sınırların halklar arasında oluşturduğu bölünmeyi nasıl değerlendirdiğini sorduğumuzda ise İgaidi, “Ben İstanbul’da olduğum için şunu hissediyorum: Ben 100 yıl önce Bağdat’tan İstanbul’a gelmiş olsaydım benim başkentime gelmiş olacaktım. Daha hâlâ şimdiye kadar ruhi ve fikri bir bağlantı devam ediyor. Her ne kadar bu suni sınırlar olsa da bizim bağlantılarımız devam ediyor. Gerçek duygularımıza bu sınırlar etki edemez. Birbirimize karşı olan hisselerimizi engelleyemez. Hissiyatımız ve temennimiz ise inşallah tekrar eski halimize dönebilmemizdir” şeklinde cevaplandırdı.

Image

“ABD, Irak’tan hiçbir şey alamaz”
ABD’nin BOP kapsamında gerek demokrasi gerekse de başka sebepleri öne sürerek yaptığı işgallerin demokrasi yerine kan ve gözyaşı getirdiği biliniyor. Bu kapsamda işgallerin gerçek sebebinin gün yüzüne çıktığı bir olay da Irak parlamentosuna sunulan petrol yasası ile yaşandı. Bu durumu değerlendirmesini istediğimiz İgaidi öncelikle Irak’ın büyük bir petrol rezervine sahip olduğunun bilindiğinin altını çizdi. Bundan dolayı ABD’nin, Irak’taki ekonomik arzularının bilindiğini belirten İgaidi, “ABD birçok bahane ile Irak’a geldi. Ancak daha sonra işgal için söyledikleri sebeplerin gerçek olmadığını kendileri de kabul ettiler. ABD’nin, Irak’ı işgalinin sebebi ise bilindiği gibi petrol ve ekonomik çıkarların gerçekleştirilmesidir. ABD, Irak’ın petrolünü almak istiyorsa özgür Irak’tan almalıdır. Irak’tan işgal yolu ile petrol almak istiyorsa, ABD, oradan bir şey alamayacaktır” şeklinde konuştu.

“Kızıl bayrağın yerini yeşil bayrak aldı”
11 Eylül saldırılarından sonra dünya genelinde özellikle de batı dünyasında Müslümanlara uygulanılan sosyal dışlamayı da değerlendirmesini istediğimiz İgaidi, bu konuda kapsamlı bir değerlendirmede bulundu. SSCB ile ABD arasında bir soğuk savaş dönemi yaşandığını dile getiren İgaidi, . SSCB dağılınca ABD’nin tek süper güç olarak yeni bir döneme girdiğini hatırlattı. İşte bu dönemde ABD’nin tehdit algılamasında bir değişiklik yaşanarak kızıl bayrağın yerini yeşil bayrağın aldığını ifade etti. “Bu yeni dönemde, İslam dünyasına sürekli saldılar başlatıldı” diyen İgaidi, “Bu yeni asırda bu dönemin Müslümanlar ile savaş çağı olacağını niteleyen ABD, bu saldırılarını 11 Eylül ile başlatmış oldu. Ancak İslam dünyasını yok etmek isteyen bu proje Müslümanları uyandırdı Cihad ve direniş Müslümanlar arasında unutulmuş kavramlar halini almıştı, bu kavramlar adeta uyuşmuştu. Ancak ABD’nin bu saldırıları bu duyguları yeniden uyandırdı. 

“İslami eğitimden vazgeçilmemeli”
Son olarak İslam coğrafyasındaki eğitim sistemi ve kalitesi ile batı medeniyetinin bünyesinde bulunan eğitim kurumlarını karşılaştırmasını istediğimiz İgaidi, İslamiyetin doğuşunda Arap milletinin kabileler halinde yaşadığını hatırlatarak, o dönemdeki Arapların kendi yaptıkları putlara tapıp sonra da bu putları yediklerini söyledi. “Ama daha bu Arap kabileleri sonra bir devlet oluşturup Bizans’a ve Fars Devleti’ne karşı büyük bir güç oluşturdular” diyen İgaidi onlara bu gücü sağlayan unsurun ise İslam ve Kur’an olduğunun altını çizdi. İgaidi sözlerini şu şekilde tamamladı: “Tarihe bakacak olursak âlimlerimizin birçoğu Kur’an’ı ezbere biliyorlardı. İslam âlemi içerisinde tek geri kalmış durum ilim, eğitim değil. Askeri konularda, eşitlik alanında ve birçok alanda gerilemeler söz konusu. Müslümanları eğitimde öne çıkaran, adaleti sağlayan güç İslam eğitimidir. Ne zaman ki İslam eğitiminden vaz geçildi, işte o zaman gerilemeler de başlamış oldu. Ne zaman ki hilafet düştü, o zaman tek olan devlet sayısı bir anda 50’den fazla devlete dönüştü.”

Milli Gazete

222 total views, 1 views today

Leave a Comment