Şeyh Dari: İşgal, Irak’taki Tüm Problemlerin Anasıdır

ImageIrak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Genel Sekreteri Şeyh Haris ed-Dari Irak’ta yaşananların dini veya mezhebi

değil, politik bir anlaşmazlık olduğunu söyledi.

Şeyh Dari, Irak’ta yaşanan katliamlar, işkenceler ve yıkımın arkasında Amerikan işgalinin olduğunu vurguladı.
Filistin el-Muslime adlı dergiye verdiği röportajda IMAH Genel Sekreteri milislerin ve ölüm tugaylarının Amerikalılarca çok iyi bilinmesine rağmen bunlara karşı bir şey yapılmadığını da ekledi.

Röportajdan Kesitler

(FM) – Bugün Irak’ta yaşananlar hakkında bir resim çizebilir misiniz?

(Dari) – Ne yazık ki bugün Irak en kötü günlerini yaşamaktadır. Tüm bu duruma ülkeyi mahveden ve ülkesinden nefret edenlere kapıları açan Amerikan işgali neden olmuştur.

İşgalin ardından geçen dört yılda Irak şeytani projelerin, anlaşmazlıkların, içten ve dıştan şahsi menfaatlerini tatmin etmek isteyenlerin mekânı haline gelmiştir.

(FM) – Irak’ta Şiiler ve Sünniler arasındaki anlaşmazlıkların gerçeklik payı nedir?

(Dari) – Irak’taki anlaşmazlık bugün ne mezhebi ne de itikadi bir anlaşmazlık olmayıp siyasi bir anlaşmazlıktır. Sizler de biliyorsunuz ki kör anlaşmazlıklar nedeniyle Irak halkından neredeyse bir milyon insan öldü, Iraklıların % 80’i en berbat koşullarda yaşamaktadır. Tüm bunlar işgal güçlerince de çok iyi bilinen milisler ve ölüm tugayları tarafından gerçekleştirilmektedir.

Anlaşmazlıklar mezhebi değildir; Şii-Sünni veya Arap-Kürt anlaşmazlığı değildir. Bunun en bariz örneği hemen her alandaki dehşet facialara rağmen Irak’ın kahir çoğunluğunun dirensin veya direnmesin işgale karşı olmasıdır.

Iraklıların çoğunluğu, işgal güçleri ile beyinlerini düşmanlarına satan işbirlikçilerinin işlediği vahşi eylemlere karşıdır. Bu işbirlikçiler yabancıları, müttefiklerini ve büyük ordularını Irak’ı işgal etmek için cesaretlendirdiler. Ve şimdi bunlar Iraklı vatandaşları öldürüyorlar.

Birkaç önce Necef’te yaşananlar bunu onaylamaktadır. Kaldı ki daha fazlası özellikle Irak’ın merkezinde ve kuzeyinde gerçekleşmektedir.

Bazı bölücü olaylar ideolojik değil siyasi olarak istismar edilmektedir. 

Kendi öncelikleri ve çıkarlarının devam etmesi için yabancı işgalcilere uşaklık eden ve gururunu ayaklar altına alan bazı siyasi gruplar düşmanla uyum içindedirler. Bunlar, Irak’ın kuzeyinden, güneyine ve merkezine kadar mazlum Iraklıların çoğunluğu yerine kendi siyasi ve şahsi hedeflerini, çıkarlarını gerçekleştirmek için düşman işgalcilerle bir arada olmaktadırlar.

(FM) – Terör saldırıları bölücü ve mezhepçi bir savaş değil midir?

(Dari) – Irak’ı mahveden işgal, Irak’taki tüm problemlerin anasıdır. İşgal, kaynakları ve altyapısı çok iyi bilinen ölüm tugayları ve bu milislere engelleme gücüne sahiptir.
Bir ay önce Irak’taki Amerikalı sivillerden üst düzey bir yetkili beraberindekiler şunları söyledi: “Milisler elimize. Eğer onlar bunun gibi yaparlarsa siz istediğiniz an onları tutuklayabiliriz.” Yani, onlar direnmeyi bırakırlarsa. Eğer onlar işgalcilere Iraklılara ve tüm ümmete karşı planlarını uygulamaya geçirmelerine izin verirlerse!…

Irak’ta olan budur. Yaşanan savaş – demin de bahsettiğim gibi- dini bir anlaşmazlık olmayıp siyasi bir anlaşmazlıktır. Bu yüzden de önemli insanlar, değerli büyükler bu anlaşmazlık / fitne karşısında dikkatli olmalıdırlar. İslam tarihi bizlere her zamanın ümmeti etkilediğini öğretmiştir. Alimler ve bilginler vahdeti yeniden sağlamak için yoğun gayret sarf etmelidir.

Bizler şimdi bir kriz dönemi yaşamaktayız ve doğruları uygun bir vakitte söylemeliyiz. Eğer bizler bölük, pörçük kalır; farklı önyargılara saplı kalırsak yapılan toplantılar, görüşmeler ve konferanslar, sonuç bildirgeleri bir işe yaramayacaktır. Sadece mürekkebin yazmak için kullanılması gibi bir işlevi olacaktır o kadar!

(FM) – Irak Hükümeti hakkınızda tutuklama kararı çıkarttı. Hükümetin resmi sözcüsü de bunu söyledi. Irak’a girdiğinizde tutuklanmayı bekliyor musunuz? Size göre Irak Hükümeti’nin gidişatı nasıl?

(Dari) –  Bizim için bu tutuklama kararı kesinlikle unutulmuş olup; bizleri ilgilendirmemekte ve bizler için bir anlam ifade etmemektedir. Elbette bizleri ilgilendirir ama bu, Irak Hükümeti’nin uygulamalarında ne derece ciddi olup olmadığı; çalışıp çalışmadığı gibi hususlarla doğrudan ilgilidir.

(FM) – Irak Hükümeti geçen günlerde Kerkük’teki Arap aşiretlerinin (Bu aşiretlerin Şii Müslüman olduklarını belirtelim) yerlerinden edilmesini içeren bir yasa tasarısı çıkarttı. Bu tasarı noktasındaki duruşunuz nedir?

(Dari) – Bu karar kabul edilemez, yanlış bir karardır. Çünkü Arap göçmenler ta Saddam Hüseyin rejiminden beri senelerdir oradadırlar. Ayrıca bu yasa tasarısı sadece Kerkük’ü terk eden Araplara değil; diğer şehirlere göç eden tüm Iraklıları da kapsayacaktır. Musul’da yaşamakta olan yüz binlerce Kürt vardır. Bağdat, Samarra, Tikrit ve diğer Irak şehirlerinde de yaşayan yüz binlerce Kürt vardır.
Bu tür bir hareket çok feci sonuçlar doğuracak ardından durumun daha da vahim bir hal alarak patlamasına sebebiyet verecektir.

(FM) – Son günlerde “Gökyüzü Askerleri” diye bir grup duyduk. Kim bunlar?

(Dari) –  Vallahi ben de Irak Hükümeti’nin resmi sözcüsünden duyduklarımdan başkasını bilmiyorum. Sanırım böyle bir grup aslında yok. Bunların varlığı şahsi hedef ve gayelerini gerçekleştirmek isteyenlerin uydurduğu ve ürettiği hayali bir şey.

(FM) – Irak Hükümeti’nin Suriye Hükümeti’ne karşı duruşu nasıl? Beşşar Esed Şam’da sizi ağırlamıştı.

 
(Dari) –  Ne yazıkki, özellikle Irak cumhurbaşkanının diplomatik ilişkileri kurmak gayesiyle gerçekleştirdiği ziyaretin ardında Irak Hükümeti’nin Suriye’ye yönelik tutumu son derece yanlış ve olumsuzdu.

Bizler ilişkilerin yürümesini arzu etmekteydik. Çünkü iki ülke arasındaki mantıklı ilişkiler anlaşmayı sağlayacaktır. Ancak ne yazık ki Irak Hükümeti kendi etrafında daire çiziyor. Suriye’yle durumunu sadece kötüleştiriyor ve bozuyor. Onlar kendilerinin bir yönden saldırabileceklerini bunun da Suriye olduğuna inanıyorlar.

(FM) – Suriye son olarak topraklarındaki Iraklı mültecilere yönelik bazı standartlar koydu. Bu tutum karşısındaki görüşünüz nedir?

(Dari) – Suriye’deki kardeşlerimize Allah (cc)’ın izniyle yeni yasal düzenlemeler noktasında çalıştığımızı söylemek istiyoruz. İnşallah bunun sonucunda Suriye topraklarındaki Iraklı mültecilerin durumları daha da kolaylaşacaktır.

 
Bizler Suriyeli yetkililere ve kardeşlerimize  – liderleri Beşşar el-Esed’e – yönelik ricalarımızı yineliyoruz. Iraklı mültecilerin durumlarının düzeltilmesine yönelik bu tür faaliyetlerin iki ülke halkı arasındaki kardeşlik ilişkilerini artıracağını düşünmekteyiz. 

Bizler, Suriye’nin sonuna kadar bu insani, vatani ve milli projeye devam edeceklerini ümit etmekteyiz. Suriye halkının ve liderlerini yaptıkları tarihin beyaz sayfalarında yerini alacaktır.

(FM) – Siyonist yetkililerin Mescid-i Aksa yakınındaki mekanlarda yaptıkları sabotajlar hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

(Dari) –  Elbette bizler bu tahrip eylemin kınıyoruz. Bu tür planlanmış bir provokatif eylem ve düzenlemelerin gelecekte çok kötü gelişmelere neden olacağını düşünmekteyim. Bununla eş zamanlı olarak Filistin halkına şunu söylemek isterim: Düşmanlarınız yıkım ve ümitsizlik içindedir. Güçleri tükenmektedir. Bunun karşısında Filistinliler birlik olmalı; farklı görüş ve gruplara tahammül etmelidirler. Çünkü Allah (cc)’ın izniyle zafer yakındır.

Bizler İslam dünyasının liderlerine Filistinli kardeşlerimizle dayanışmaları çağrısında bulunuyoruz. Tekrar vurguluyoruz ki düşman artık -eskiden olduğu gibi- daha fazla güç ve kudrete sahip olmayıp her istediğini yapamamaktır.

Cenab-ı Allah (cc) mü’min kardeşine yardım edenlere yardım edecektir.

Filistin el-Muslime dergisi aracılığıyla birçok Arap ve Müslüman liderlerine seslenmek istiyorum. İsimlerini vermek istemiyorum. Onlara eğer beraber olamıyor veya istemiyorlar ise Irak’taki direnişe karşı olmamaları çağrısında bulunuyorum.

 
Gerçekten merak ediyorum. Irak direnişi işgale ve dünyanın en meşhur zalimine karşı direnmemekte midir? Niçin etrafının çoğu Arap ve İslam rejimlerince çevrilmiştir?

Niçin bunlar arkasında kimlerin olduğu ve ne olduğu bilinmesine rağmen direnişe saldırarak bunları “terörizm” olarak isimlendirmektedirler?

İşgalin ilk gününden beri tüm dünyaya şunu söylüyoruz: Irak’ta direniş başkasını değil işgali hedef almaktadır ve bu nedenle…

Bizler yine söylemekteyiz ki; Müslüman, Hıristiyan, Arap, Kürt ve Şii her yönden Irak’taki masum sivilleri hedef alan bir terörizm vardır.

İstihbarat teşkilatları ve uluslararası örgütlerin hemen hepsi Irak’ı hedef almışlar ve Irak’ta fitne çıkarmaya çalışmışlardır. Bugün Irak’ta yaşananlar işte bu şeytani projelerin ortaya çıkardığı sonuçlardır.

Onlara söylemekteyim. Bu gün Irak her yönden problemlerle karşı karşıya olup bir trajedi yaşamaktadır. İsimlerden bahsetmek istemiyorum. Ancak tüm Müslümanlara ve insanlara Irak’a merhamet etmeleri ve Iraklıların ellerinden tutmaları ricasında bulunuyorum.

Öte yandan Irak’a müdahil olanlar eğer Irak’ın faydasına iş yapmıyorlarsa lütfen çıkıp gitsinler…

Iraklılar kendi problemlerini çözebilirler…

Iraklılar Allah (cc)’ın izniyle işgalcileri kovabilecek güce sahiptirler.

Irak kuzeyinden güneyine kadar işgale direnen tüm şerefli Irak halkıyla işbirliği yaparak bu krizden kurtulacaktır.
Onların direnişi, onların eylemleri ve çalışmaları en sonunda Allah (cc)’ın izniyle ülkelerini özgürlüğe kavuşturacaktır.

Bu röportaj Mart 2007 tarihinde Filistin el-Muslime adlı bir dergi tarafından Arapça olarak yayımlanmış olup IMAH Türkçe resmi sitesi için çevrilmiştir. Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur.

245 total views, 1 views today

Leave a Comment