Fehmi Hüveydi: Irak’taki Fitnenin Arkasında ABD Var

ImageHEYET Net’e özel demeç veren Fehmi Hüveydi, Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’nin Irak’taki milli direniş hareketinin

öncüsü olduğunu ve bu direnişin Büyük Ortadoğu Projesiyle işgalcilerin planlarını başarısızlığa uğrattığını söyledi.  

Hiç şüphe yok ki birliğini yıkmak isteyen yabancı projeler ışığında bakıldığında İslam dünyası genel olarak çok zor bir durumda yaşamaktadır.


Ciddi anlamda bozulmuş siyaset, güvenlik, sosyal hizmetler ve ilim dünyasının ışığında bakıldığında perişan Irak’ın durumu da istenmeyen durumlardan bir tanesidir. Irak’ın bölünüp parçalanmasını hedefleyen planların sahipleri Irak’taki savaş planlarını bazılarına teklif ederek geçersiz tekliflerini yerleştirmede bunların gönlünü yaptılar.


Hatta durumu karmaşıklaştıran, bu ülkenin istikrarını istemeyen güçlerin menfaati için gelen bu davetsiz misafirler Irak’ta şüpheli bir rol üstlenmektedirler.


Genelde uluslararası arenada özelde de Irak’ta meydana gelen birçok meselede sunduğu fikirler ve işaret ettiği önerileri dolayısıyla çok önemli olan bu yazarla yaptığımız görüşme kayda değer. Ayrıca yazdıkları da Mezopotamya’da ihtiyaç duyulan endişeleri taşımaktadır.


Bu önemli, yol gösterici düşünür Fehmi Hüveydi ile görüştüğümüzde elbette bazı meselelere odaklanması bizleri derinden etkiledi.


Doğrusu kendisiyle yaptığımız açık görüşmede birçok zorluklar olduğunun farkındaydık. Zamanın kısalığı nedeniyle görüşmemizi aşağıdaki şekilde gerçekleştirdik.


Bu görüşmede Irak’ta ve uluslararası arenada gerçekleşmekte olan dönüşümler ve bazı noktalar üzerinde yoğunlaştık.




Röportajdan bazı kesitler
Sayın Fehmi Hüveydi Hocam. Öncelikle en son Doha’da mezhepler arasındaki yakınlaşma konferansıyla başlayalım isterseniz. Özellikle Karadavi ile Rafsancani arasında gerçekleşen münazara ve son gelişmelerle ilgili duruşunuza gelelim.

 

(HEYET Net) – İlk olarak bu konferansta yeni olan neydi onu sormak istiyorum. Bu ve daha önceki konferanslar arasında bir fark var mı? 

 

(Hüveydi) – Değişiklikte yeni olanın Irak’ta yaşananlar olduğuna inanmaktaydım. Daha önceki toplantılarda zaten olması gereken “daha çok kardeşlik, daha çok nezaket ve konuşmalar” vardı. Ancak Irak’ta yaşananlar ne yazık ki özellikle Sünni kesimler arasında bir hoşnutsuzluk yaşanmasına sebep oldu. Bu yüzden son konferansın nezaket değil de açıklık ve yüzleşme noktasında çok önemli olduğunu düşünmekteyim.


Bu, önceki konferanslar ile şimdiki konferans arasındaki temel farktır.
Tartışmada ileri sürülen yeni şey şuydu. İlk olarak meşhur bir Sünni alim ile meşhur bir İranlı yetkili arasında direk bir konuşma gerçekleşti.


İkinci olarak, bu diyalog gündemde tanımlanmayı başlatacaktır.
Diyalogun başlaması demek doğal olarak problemlerin tartışılması demektir. Elbette bir televizyon programıyla tüm problemlerin çözülmesi beklenemez; ancak bu münazarada kapıların açıldığı anlaşılabilir.


Televizyon konuşmasında görülen eleştiri ve şikayetler karşılıklı olarak başladı. Buna rağmen ben görüşmeyi, karşılıklı saygı ve birlikte yaşamayı mümkün kılabilecek, bir anlaşma zeminine ulaştıracak bu süreci geliştirmek için iki farklı grup arasında diyalog ve bir takım adımlar atılması olarak düşünüyorum.

 

 

(HEYET Net) – Bu münazaradan sonra el-Cezireyle yapılan bir röportajda bu münazaranın işgal fikrine karşı Araplardan ve diğer milletlerden oluşan ilk çıktı olduğunu söylediniz. İkinci çıktı ise direnişin kabul edilmesi, meşruiyetinin sağlanması ve Arap desteğinin hareketlendirilmesi. Bunların çıktı olduğuna inanıyor musunuz?


(Hüveydi) – Eğer dikkat edilirse işgal ve işgale karşı yürütülen direniş Rafsancani tarafından desteklenerek şöyle söylendi: “Ben, sayın Hamaney ve elbette Karadavi de söyledi.” Bu söyledikleri manevi destektir ve işgale karşı direnişin desteklenmesi için yeterliydi.


Şimdi Irak’ta yaşanan siyasi anlaşmazlıklar, güvenliğin iflas etmesi ve gündelik hizmetlerin bozulması gibi hadiseler utanç verici hadiselerdir.

 

 

(HEYET Net) -Bu problemin bir konferans, bir tartışma veya başka bir şeyle çözülebileceğini düşünüyor musunuz? 


(Hüveydi) – Böyle düşünmüyorum. Çünkü bu mesele zor bir mesele. Yeri gelmişken yukarıdaki meselenin çözümü vesilesiyle yeni bir şey eklemek istiyorum. Irak meselesinde yüksek ses çıkartan olay, her iki kesimdeki aşırıların varlığıdır.


Gayet akıllı ve mutedil alimler olan Rafsancani ve Karadavi konuştular. Haydi bu duyarlı ve mutedil seslere kulak verelim.


Durum bu. Diğer bir durum da şu. Yani bunun -seçilen neyse – Irak problemini çözeceğini düşünmüyorum. Çünkü Irak probleminin asıl olarak işgalden kaynaklandığını biliyoruz. İki değerli alim konuşmalarıyla işgalcileri Irak’tan dışarı çıkaramazlar.


Bush kendisi bile meselenin daha fazla karışık olmasını istemesine rağmen istediklerini yerine getiremiyor. Ancak en azından bizler anlaşma imkânını sağlama çağrısında bulunuyoruz.


Eğer bizler gidişatı iyi algılarsak ardından bir sükunet sağlanacaktır.  Bu da en azından toptan Şiileri veya toptan Sünnileri genelleştirmemeye yardım edecektir.

 

 

 

(HEYET Net) – Kötüleşen güvenliğin ışığında Irak gerçekliği hakkında konuşmaya devam edelim. İşgalcilerce arka çıkılan hükümet güçlerince gerçekleştirilen dördüncü veya beşinci bir güvenlik planı var. Sizce Irak’ta güvenliğin kötüleşmesinin sebepleri neler, bunlar dahili mi yoksa harici mi faktörler?


(Hüveydi) – Sistemin çökmesi ve işgalin varlığı Irak’ta mümkün olan her şeyin olmasına yol açtı. İçeride direniş var. Yine orada da Şii ve Sünni aşırılar var.


Ayrılığı besleyen ve bölmeye çalışanlar var. Suçlu çeteler orada iş yapıyor…


Yani burada var olan sıkıntıların tek başına sorumluluğunu üstlenebilecek bir tek sebebi şimdiye kadar bulamadık.
Ancak rejimin yıkılması, güvenlik birimlerinin ve ordunun dağıtılmasıyla birlikte işgal tüm kapıları açtı.


Ülke herkesin bir silaha sahip olduğu açık bir alan haline geldi. Birinin birini gasp etmek istemesi, birinin sıkıntılarını birinden çıkarması, birinin bir diğeriyle karşılaşmak isteyip hesap görmesi gibi… Tüm bunlar Irak’ta var olan şeyler.

 

 

 

(HEYET Net) – Sizler Irakta yaşananlardan işgalin mi sorumlu olduğunu kast ediyorsunuz?
(Hüveydi) – Elbette. Normal olarak eğer sıralayacak olarak başta işgalciler sorumluluğu taşımaktadır. Bu yaşananlar, işgalciler gelinceye kadar yaşanmadı.

 

 

(HEYET Net) – Örneğin komşu ülkelerin müdahalesi meselesi. Irak’taki iç kriz durumunda bu tehlikeli bir rol değil mi? 


(Hüveydi) – Bilemiyorum, komşu ülkeler kelimesi çok muğlak bir hale dönüştü. Burada bir kısım var, burada komşu İran var. Suriye, Suudi Arabistan ve Ürdün var. Yani bunların varlığını hayal ediyorum ve komşu ülkeler olarak mesela İran devletini anlıyorum.


Elbette İran’ın Irak’ta stratejik çıkarları var. İki ülke arasında 1350 km sınır var. Sayıları 150.000’i geçen İran’ı tehdit eden Amerikan askerleri var. Bu şu anlama gelmektedir. Amerikalılar İran’a karşı muhtemel herhangi bir askeri saldırganlıkla ilgili ve istekliler.


Ancak bizler, stratejik çıkarları meşru çıkarlar ve gayri meşru çıkarlar şeklinde olarak ayırmalıyız.


Sınırları korumayı anlarım; ancak bunun dışında yapılacak daha fazla müdahaleyi anlamam.


Devrim muhafızlarını, istihbarat yetkililerini göndermek, güney Irak’ta Farsça dilinin kullanılması ve benzeri şeyler gibi duyduğumuz bazı eylemlerin yapılması haddi aşan aşırılıklardır. İran otoritesinin konumunu belirlemek önemlidir.


Belki de devrim muhafızlarınca yapılan eylemler İran otoritesi yerine başka otoritelere başvurarak yapılmaktadır. Sizler de biliyorsunuz ki Şii otorite (merciiyyet) devlet otoritesinden bağımsızdır.


Ayrıca burada yine diğer komşu ülkeler vardır. Suriye de bir referanstır.

 

 

 

(HEYET Net) – Özellikle Bağdat’ta yaşayanların zorla göç ettirilmesinde olduğu gibi Irak’ta uygulanan bölücü projelere nasıl bakıyorsunuz? 


(Hüveydi) – Bakınız. Uyandırılan mezhep fitnesinin tohumu Amerikalılardır.


Amerikalılar geldiklerinde geçici hükümet konseyini kurdular. Bu konsey de “bunlar Sünniler, bunlar Şiiler, bunlar Kürtler ve bunlar da Türkmenler” şeklinde etnik ve bölücü temellere dayalıydı. Amerikalılar bu fitne tohumunu ektiler ve ardından “bu, İçişleri Bakanlığını;  şu,  Ekonomi Bakanlığını ve şu da Dışişleri Bakanlığını alıyor” dediler.
Bu nedenle Amerikalılar Irak’ın işgalinin ardından ortaya çıkan kışkırtmaların sorumlusudur.


Elbette kimse bölücü bir hükümeti kabul etmez. Kimse güvenilmez nüfus oranları veya Bağdat’ta, Kerkük’te ve Basra’da olduğu gibi yerinden ettirilme temeline dayalı olarak makamların dağıtılmasını kabul etmez.


Bu yaşanan hadise doğal değildir. Atılan bu adımların her birinde şüpheler ve kırılma noktaları olan bir hadisedir.

 

 

 

(HEYET Net) – Iraklılar bugün sürekli bir korku, aşağılanma ve güvenliğin sağlanamamasından dolayı gittikçe kötü duruma giden sokaklarda yaşıyor. Bu yetersizlikler noktasında ne düşünüyorsunuz?


(Hüveydi) – İlk yetersizlik soruda yatıyor. Bu hükümet meşruiyetini nereden alıyor? İlk olarak onların meşruiyeti işgalcilerin izin vermesinden geliyor. Çünkü onlar Irak halkının rızasıyla gelmedi. Bu sebeple Irak Hükümeti, Irak halkının değil işgalcilerin hükümetidir.


Dr. Ali el-Verdi bir kitabında İngiliz işgalcilerin düştüğü zamanda dünyaya gelenler hakkında konuşuyordu. Şimdiki bu insanlar da işgalin çocuklarıdır.


Aslında bir oldubitti meselesi olan bu meselenin meşruiyetiyle ilgili soru bize ne kazandıracak?
Yani şunu söylemek istiyorum; İsrail illegal bir şekilde kuruldu ama şimdi bir realite.


Orada bir durum var. Bizler bu gerçeği hafifletmeye çalışıyoruz veya negatif hakları celbedecek herhangi bir ilgiyi işaret ediyoruz…


Irak Hükümeti gayri meşru bir hükümettir. Eğer onlar otorite sahibi iseler bu gücü kullanmalarını isterim. Veya bu güç, güvenliğin sağlanması için kullanılabilir. Böylece Irak Hükümeti’nin meşruiyetini sağlama veya daha inandırıcı olması sağlanabilir. 

 

 

 

(HEYET Net) – Sayın Fehmi Hüveydi, Irak’ın bağımsızlığına ve özgürlüğüne kavuşmasını hedefleyen ve gittikçe artan Irak direnişinin ışığında şu anki Irak’ın durumunu nasıl okuyorsunuz?


(Hüveydi) – Hakikatte direnişin Amerikan projelerini ve ABD yönetimini alt ettiği açık. Direniş, hedeflerini başarmak için mutlaka devam etmeli.


Direniş zaman alır ve bizler onların gayretlerini takdir etmekten başka bir şey yapamayız. Ki bu gayretler hem Siyonist-Amerikan projelerini engellemiş hem de bölgeye yönelik tüm yayılmacı planları başarısızlığa uğratmıştır.

 

 

 

(HEYET Net) – Irak’taki askerlerine ve Beyaz Saraya açtığı savaşta kendilerine bir ders veren direnişin ardından sizce Amerika başka herhangi bir ülkeye saldırır mı?


(Hüveydi) – Yapılan tahminler Irak’ta yaşananlar ile Vietnamda yaşananların aynı olduğunu gösteriyor.
Bu sonuç Amerikan Politikasının düşüşe geçmesidir. Iraktaki direniş Yeni Büyük Ortadoğu Projesinin ve işgal projelerinin yenilgiye uğratılmasını başarmıştır.

 
Hatta Irak Direnişi gelecekte Amerikan politikasının düşüşe geçmesine sebebiyet vermiştir. Çünkü yenilgi nedeniyle başkanlık seçimlerinde Cumhuriyetçi Parti yayılmacı bir politika değil küçülme politikası güden bir hale geldi.

 

 

 

(HEYET Net) – Demin kısaca federalizm hakkında konuşuyorduk…


(Hüveydi) – Ben hükümette yer alan bazı partilerin bozulan güvenlik ortamını istismar etmeye çalıştıklarını söylüyorum. Bunlar özellikle Arapların yerlerinden edildiği Kerkük’te olduğu gibi yerinden etme, zorla göç eylemlerine başladılar. 

 

 

(HEYET Net) – Bu olayları nasıl okuyorsunuz?


(Hüveydi) – Tüm bu yaşananlar işgal altında yaşanmakta olup her şart altında gayri meşru eylemlerdir.

 

 

 

(HEYET Net) – Irak’ta 9 bölücü parti tarafından yürütülen federalizm projesi hakkında ne düşünüyorsunuz?


(Hüveydi) – Eğer etnisite temelli federal bir proje veya etnisite temelli anlayış daha önce olduğu gibi kuzeydeki Kürtlerin kendi kendini yönetme fikrinin bir gelişimi içinse bu Irak’ın kalanı için kabul edilemez. Bu, savunulabilir bir şey değildir; Sünniler ve Şiiler arasında kabul görmez. 

 

 

 

(HEYET Net) – Siz önemli bir düşünür ve büyük bir yazarsınız. Bu konuda şahsi görüşünüz nedir?


(Hüveydi) – Bölücü çizgilere dayalı federalizmi reddediyorum. Ancak daha öncesinde rol oynayan Kürtlerin özel durumu – eğer Kürtlerce kabul edilirse – problem olmaz. Çünkü orada etnik ayrım kavramı var. Buna rağmen herhangi bir yerdeki Şii ve Sünniler arasındaki fark; muhtemel bölünme veya federasyon temelli bir farklılık oluşturmaz.
Eğer federalizm bu şekilde görünürse…




 

(HEYET Net) – Irak Hükümeti’nin ısrarı neden? Yani Kuzey Irakta federalizmin kurulmasını kastediyorum. Bu, örneğin petrol yataklarından dolayı olabilir mi?


(Hüveydi) – Geliniz söyleyelim: Irak’ın üç bölüme ayrılması meselesi öncelikli olarak Sünnileri ve beraberindekileri kuşatmaya yönelik bir Amerikan projesidir.


Kürtler kuzeyi işgal edecek, Şiiler güneyi kontrol edecek, işgale karşı direnen Sünniler de merkezdeki fakir bölgelerde bulunacak. Direnmeleri nedeniyle Sünnileri kuşatmalı ve cezalandırmalıyız fikri var.


Ardından gelen yoksullaştırma, onları zayıflatmaya yol açtı. Üç yıl önce Amerikan gazetelerinde tartışılan bu meseleyi okuyordum, şimdi bu konuşulanlar gerçekleşti…


Liderlere, fanatiklere ve bölücü eğilimlere baktığımızda bunu doğal olarak söyleyebiliriz. İran’da güney Irak’taki zengin petrol yataklarını düşünenleri cesaretlendiren önemli bazı milli unsurlar vardır.


Bunu düşünmüyorum ancak bu Irak’ın milli çıkarlarına hizmet etmez. Bu tür felaketler şiddetli hastalık esnasında deriye yapışan hastalık gibidir. Irak’ta bazı şeyler geri kazanıldığında direnişin yokluğu vs. Tüm bu fikirler tersyüz edilmelidir.

 

 

 

(HEYET Net) – Bu değişiklikler ışığında, milli çıkarlar ile ilgili projeler var. Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’nin öncülüğünde yürütülen milli projelere nasıl bakıyorsunuz?


(Hüveydi) – Her halükarda bizler Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’nin Irak’taki milli direniş hareketinin öncüsü olduğunu düşünmeliyiz. Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) direniş için gerçek ve asıl otoritedir.


Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) aynı zamanda hem işgalcilerle hem de müttefikleriyle işbirliği yapmayı reddetti. Yine Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) gerek seçimler olsun gerek hükümet temelindeki projeler olsun,  Amerikanının yürüttüğü tüm projeleri reddetti.


Ve buna benzer birçok şey… Çünkü bu projenin ortakları işgali meşrulaştırdı. Aynı zamanda bölücü siyasete katılma sürecinde Sünnilerin konumunu da zayıflattı…


Ne yazık ki diğer gruplar da..

 

 

 

 

(HEYET Net) – Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) mensuplarına tavsiyeleriniz nelerdir? 

 

(Hüveydi) – Dik bir duruş önemlidir. Mümkün olan tüm milli unsurları bünyesine alarak en büyük bir merkez olmak için şemsiyeyi genişletmeli. Gerekirse tüm grupları içerecek Irak’ın milli temsilcisi olmalı. Bu doğrultuda bir gayretin olduğunu düşünmekteyim.

 

 

 

(HEYET Net) – Son bir soru. Sizce Irak’ta gelişmeler nasıl gidiyor. Konjonktür hakkında ne diyeceksiniz?


(Hüveydi) – Bu cevap verilmesi çok zor bir soru.

 

 

 

(HEYET Net) – Muhterem Fehmi hocam, bizler röportaj vesilesiyle siyaseten öngörülerde bulunmak istiyoruz.


(Hüveydi) – Şu an bizler Irak noktasında temelde zayıf bir noktadayız. Arap varlığının zayıflığı ve eksikliği sözkonusu. Çünkü baktığımızda birçok milletin Irak’a müdahil olduğunu görmekteyiz. Oysa kolektif bir Arap duruşu yok, olan da marjinal düzeyde. Daha ileri de gitmiyorum. Bu kelimeyi söylemek çok zor. Çünkü Arap dünyasının artık övünülecek bir tarafı yok.


Bizler aynı zamanda iki şeyin dışında başka bir şey arzu etmiyoruz. İlki: direnişin devam etmesi ikincisi de silahların Irak halkına karşı değil Amerikan işgaline karşı kullanılması.




 

(HEYET Net) – Teşekkürler Sayın Fehmi Hüveydi.


(Hüveydi) – Ben teşekkür ederim.

 


IMAH Kahire Bürosu/ Hüseyin el-Duleymi
Bu röportaj IMAH Türkçe Resmi Sitesi için Özel Çevrilmiştir © 2007

 

 

****

258 total views, 1 views today

Leave a Comment