Kabe Irak’ta Olsaydı, Milisler Ne Yapardı?

Imageİşgal sonrası yapılan seçimler ve iktidar kavgası, cesedi sokaklarda süründürülen imamlar, toplu mezar,

İçişleri Bakanlığı’nda korkunç işkenceler, neo-Moğollar ve hedefteki camiler, ölüm fetvaları ve 2007 yılında bir Irak fotoğrafı…

HEYET Net Haber Analiz – IMAH yaptığı açıklamada özellikle Samarra’daki türbelere yönelik bombalı saldırının hemen akabinde başlatılan kampanya ile hedef alınan ve yok edilen onlarca caminin akıbetine işaret etti.

Halen Irak Hükümeti’nde yer alan belirli siyasi gruplara ait silahlı bölücü milis grupların ve zihniyetlerin Samarra patlamalarını dört gözle beklediklerini ifade eden Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) bunun çok açık ve bariz bir şekilde göründüğünü belirtti.  

Samarra’daki mübarek mekanların çirkin ellerce patlatılması olayını Irak’ı, Irak halkını, topraklarını, geçmişini, bugunünü ve geleceğini yok etmek isteyen planların tamamlanmasına hizmet etmek olarak değerlendiren IMAH: “Bu kara kalpli ve kindar insanlar Müslümanların kalplerinde önemli yer tutan bu ve benzeri şerefli yerleri hedef almaktadırlar.” dedi.

İşgal Sonrası Süreç

2003 Irak işgali işgalciler açısından bir demokrasi zaferi ve despotun yıkılması olarak kabul edilirken; birçokları açısından tarihin seyrini değiştirecek bir olay olarak görüldü. Hakikatte de öyleydi…

İşgal tam bir yıkımla geldi. Irak halkı, Irak toprakları bir kez daha kan ve gözyaşı ile karşı karşıya kaldı. Tarihin her döneminde olduğu gibi vatanları işgal edilen Irak’ın şerefli halkı mücadele için seferber oldu. İşgalcilere karşı cihad eden Irak halkı kısa zamanda çok büyük başarılar elde etti.

İşgalin ardından kısa bir süre sonra çıkış yolu bulamayan işgalciler seçim taktiğine başvurdu.

İşgal altında gerçekleştirilen traji-komik seçimlerin ardından oluşturulan hükümetlerde iktidar pastasından pay kapmak isteyen belirli kesimlere mensup insanlar İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı gibi kurumlara yerleştirildi.

Irak’ın çıkarlarından ziyade kendi liderlerine bağlı olan milisler bir müddet sonra polis, komando, asker ve istihbarat yetkilisi olarak devlet makamlarında yerlerini aldı. Diktatör Saddam zamanında görev yapan üst düzey devlet görevlilerinden bu gruplara sadık olan kişiler enteresan bir şekilde makamlarını muhafaza ederken diğerlerinin çoğu tasfiye edildi.

Başta milis gruplar olmak üzere iktidardaki hükümet tarafından başlatılan eski rejimin tasfiye sürecinde ilk etapta İran-Irak savaşında yer alan üst düzey komutan, bürokrat, diplomat ve devlet erkânı hedef alındı.

Bazı komşu ülkelerin güçlü istihbarat desteğiyle başlatılan tasfiye sürecinde hedef tahtasına oturtulan kişilerin yanı sıra bunların aileleri, yakınları ve akrabaları da nasibini almaya başladı. Ardından Saddam döneminde aynı zulme maruz kalmalarına rağmen vatanlarının işgal edilmesine karşı direnen ve sözde seçimlere katılmayan Sünni kesim itham edildi.

İşgalin hemen ardından kurulan – özellikle camiler olmak üzere – Irak’ın tamamında teşkilatlanan Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) de bu tasfiye sürecine dahil edildi.

Dağılan Irak Ordusu ve polisinin yerine ikame edilen etnik temeller üzerine inşa edilmiş yeni birimlere mensup milisler artık hiçbir kural tanımaksızın kendi liderlerinden ve din adamlarından aldığı fetvaları uygulamaya başladı.

 

İşgale karşı duruş sergileyen Şii din adamları da sıkı baskı alındı.

Neo-Moğollar

 1258 yılındaki Moğol istilasında bile bu denli bir yıkım ile karşı karşıya kalmayan başta Bağdat olmak üzere tüm Irak şehirleri, neo-Moğollar olarak isimlendirilebilecek olan bölücü milislerin hedefi haline geldi.

Dış güçlerin ve bazı komşu ülkelerin de her tür desteği sağladığı bu milis gruplar bilerek veya bilmeyerek işgalcilerin ortaya koyduğu planları bir bir uygulamaya geçirdi.

İşgalcilerin Kürt, Türkmen, Arap, Sünni, Şii ve Hıristiyan unsurlarıyla tüm Irak’ı bölme planlarını uygulamaya geçirmede kukla Irak Hükümeti ve bu milisler başat rol oynadı.

Hükümetin açık bir şekilde rol aldığı Samarra’daki türbelerin patlatılmasının ardından belirli kesime mensup din adamlarının da kışkırtmalarıyla Irak’taki camiler yakılmaya ve masum siviller öldürülmeye başlandı.

Ölüm Fetvaları

 Daha olayın failleri kesinleşmeden din adamlarından Tekfircilerin, Baasçıların, Vahhabilerin ve tabi şer yuvası olarak nitelendirdiği (!) IMAH üyelerinin katledilmesine yönelik açık fetvaların ardından bu gruplara mensup milisler intikam çığlıkları atmaya başladı. Sanki türbelere ve camilere saldıranlar cami imamları, müezzinleri ve cemaatiymiş gibi buralar hedef alındı.

Böylece başta işgalciler olmak üzere Irak’ta fitne çıkartmak isteyen tüm İslam düşmanlarının ekmeğine yağ süren olaylar şiddet kazanmış oldu.

Aşere-i Mübeşşere Camii imamı tüm dünyanın gözü önünde vahşice katledildi, cesedi sokaklarda sürüklenerek teşhir edildi. Diğer birçok cami roketatar saldırılarına maruz kaldı. İmam, müezzin, cami korumaları ve cami cemaati kaçırıldı. Irak İçişleri Bakanlığı’nda feci işkencelerden geçirilerek katledilen bu masum sivillerin cesetleri her gün ya bir çöplükte ya uzak yerlerde ya da sokaklarda bulundu.

Mehdi Ordusu’nun denetiminde olan Sağlık Bakanlığı korkunç iddialar ile gündeme geldi. Hastaneye gelen insanlar kaybolurken, diğer gün işkencelerde dolu cesetleri bulundu.

Milislerin işledikleri korkunç cinayet ve katliamlar dünyayı dehşete düşürürken bunlar bir “Ölüm Tugayları” adlı bir belgesel olarak batı dünyasında ve tüm dünyada yayımlandı. 

Abdulaziz el-Hekim’e yönelik saldırıdan, Kerbela patlamaları, Hüseyniye patlamaları ve Samarra patlamalarına kadar onlarca saldırıyı açık ve net bir dille kınayan lanetleyen Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’nin gösterdiği basireti ne yazıkki belirli kesimler gösteremedi.

Yüzlerce caminin yakılıp, yıkılması, imamların, alimlerin ve cami cemaatlerinden binlercesinin kaçırılıp vahşice işkencelerden geçirilip katledilmeleri karşısında merciiyet makamında olan kesimlerin kahredici suskunluğu tüm Müslümanlarca hayretle karşılandı.

Milisler ve hükümet güçlerinin yaptığı camilerde ortaya çıkan toplu mezarlar, Zevra ve Necef’teki toplu katliamlar karşısında yine açık ve net bir tavır ortaya koymayan bu kesimler ilk hedef olan işgalcilerle mücadele ve vatanın bağımsızlığı için mücadele eden kişi ve kurumlarla uğraşmaya başladı.

Kur’an-ı Kerim’de açık bir şekilde bahsedilen hükümlere rağmen özellikle mezhep fitnesi çıkartmaya yönelik olayların hemen ardından yapılan talihsiz ve kışkırtıcı açıklamalar bugün Irak’ın geldiği son durumun belki de ilk amilleri…

Image

Patlamaların Arkasındaki Güç

Talha bin Ubeydullah başta olmak üzere onlarca camiye ve türbeye yönelik çirkin saldırılardan işgalcileri, iktidardaki hükümeti ve bölücü milisleri tamamen sorumlu tutan IMAH herkesin de bildiği gibi Samarra’daki ilk patlama ve son patlamada bunların rolü olduğuna dikkat çekti.

Hüseyniye patlamalarının arkasında da bu grupların olduğuna işaret eden IMAH, masum insanların katledilmesi, etnik temizlik ve camilerin yok edilmesi gibi olaylar için bu patlamaların bu kesimlerce bir fırsat olarak değerlendirildiğini belirtti.

“Bunlar Irak’ın her yerinde kontrolü sağlamak ve gücü elinde tutmak için bu yolla daha fazla milisi bünyelerine katmaktadırlar.” diyen IMAH Irak halkına da seslenerek meşru ölçülerde kalmaları, milli duruşlarını muhafaza etmeleri ve daha sebatkar olmaları çağrısında bulundu.

IMAH, “Kur’an-ı Kerim’den nefret eden ve yakan, camileri, türbeleri ve ibadet mekanlarını yok eden çirkin gruplar şimdiye kadar kendilerini saklamayı başardı. Ancak artık onlar işlenen suçlardan dolayı başkalarını aldatıp, suçlayamayacak ve insanları aldatamayacaklardır. Çünkü çirkin yüzleri herkes tarafından ortaya çıkmıştır.” dedi.

IMAH: “Her gün işlenen cinayetler, tekrarlanan hatalar, skandallar ve çirkin olayların arkasında olanlar Irak halkının gözünün önünde kaybetmektedirler. İdrak sahibi olanlar bunlardan bir ders çıkaracaktır.” dedi.

Peygamber Efendimizin (sav) yanında yetişen böylesine güzide sahabelerin, İmam ebu Hanife’nin, Abdulkadir Geylani’nin, birçok sahabenin, alimin ve mutasavvıfın bulunduğu Irak bugün işgalin ardından her tür istihbarat örgütünün, aşırı grupların, çıkar çevrelerinin ve iktidardan nemalananların at koşturduğu bir meydan haline geldi.

Başta camiler olmak üzere kütüphaneler, müzeler, arşivler ve tarihi önemi olan birçok yer yakıldı, yıkıldı ve yağmalandı.

İmam Ebu Hanife’nin, Abdulkadir Geylani’nin, Talha bin Ubeydullah’ın türbeleri, camiler, bu camilerin imamları, müezzinler ve hatta içindeki cemaat acımasızca katledildi, camiler bombalanarak tahrip edildi.

Basra şehri Zübeyr kasabasında bulunan bübarek sahabe Talha bin Ubeydullah (ra) camisi Samarra patlamasından üç gün sonra bölücü gruplarca patlatıldı.

IMAH, Kabe’nin Irak’ta bulunması durumunda bu bölücü milis grupların Allah (cc)’ın evi olarak şereflendirilen Kabe’yi bile kendi çirkin emelleri için yıkmaktan çekinmeyeceğinin farkındadır. Bu milisler, işgalcilerin dahi yapmaya yeltenmedikleri tüm çirkinlikleri yapmaktadırlar.

Bilindiği gibi Talha bin Ubeydullah (ra) cennetle müjdelenen on sahabeden biriydi. Peygamber Efendimiz (sav) Pazar gününü Talha el-Hayr, aşiretlere gazveyi Talha el-Feyyaz ve Hayber gününü de Talha el-Cud olarak isimlendirmişti.

 

Hedef Belli

Bağdat’ın teröristlerden temizlenmesi diye nitelendirilen ancak asıl niyeti işgale karşı direnen bölgelerinin yok edilmesi anlamına gelen “Irak Güvenlik Planı” tam bir fiyasko ile sonuçlandı.

Binlerce masum sivil halk, çoluk, çocuk, yaşlı ve kadın denilmeksizin işgalciler, hükümet güçleri ve milis gruplarca katledildi.

Katı bir etnik temizlik çerçevesinde başlatılan süreç Irak’taki Yezidileri de kapsadı. Onlarca masum Yezidi vatandaşı ve Hıristiyan katledildi.

Gelinen noktada Bağdat başta olmak üzere tüm Irak sessiz bir hayalet haline gelirken insanlar şunu merak ediyor: Zafer ne zaman?

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH), mazlum Irak halkına ve tüm dünyaya seslenmekte şanlı direnişin devam ettiğini, işgalcilerin ve işbirlikçilerinin kirli planlarında boğulacaklarını, Allah (cc)’ın izniyle yakın zamanda Irak’ın yeniden bağımsızlığa kavuşacağını haykırmaktadır.

HEYET Net

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

279 total views, 1 views today

Leave a Comment