İkinci Büyük Irak Pazarlığı

 

 

Yasemin Çongar

 

 

AKP, 3 Kasım 2002 seçimlerinden sonra hükümeti kurduğunda, karşısında Irak’a savaş açmaya niyetli bir Washington bulmuştu. Bu durum, günün çiçeği burnundaki hükümetini, kritik bir pazarlık sürecine apar topar itiverdi. Sadece Türk-Amerikan ilişkilerini ve bölgesel dinamikleri değil, Türkiye’nin güvenliğini, iç barışını ve iktidar dengelerini de ilgilendiren bu sürecin tortularını bugün hala siyasi hayatımızın merkezinde hissediyoruz.

 


Şimdi, yaklaşık beş yıl sonra, 22 Temmuz seçimlerinin işbaşına getireceği yeni hükümet, bu kez Irak’tan çıkmanın yolunu arayan bir Washington ile karşı karşıya kalmaya aday.
Anketlerin yansıttığı tablo sandıkta gerçekleşti ve yeni hükümeti de AKP kurdu diyelim. Bu hükümeti, toplumun 27 Nisan ertesinde iyice billurlaşan daha fazla özgürlük, adalet ve şeffaflık talebini karşılayacak bir demokratik gündemi hayata geçirmek ve cumhurbaşkanlığı seçimini, bu gündemi tıkamayacak şekilde gerçekleştirmek gibi hayli zor bir görev bekleyecek.
Bir yandan da, Irak konusunda, Türkiye’nin sadece dış politikasını değil, güvenliğini ve barışını da ilgilendiren kritik bir süreç başlayacak. Üstelik, Irak’la ilgili yeni karar ve olası pazarlık, 2002-2003 dönemindekine benzer şekilde, yine Türkiye’deki iktidar mücadelesinden etkilenmeye aday. Vesayet rejiminden demokrasiye geçişin sancıları, Irak’la ilgili sürecin yeni hükümet tarafından nasıl yönetileceğine bağlı olarak hafifleyebileceği gibi, keskinleşebilir de.

 


***
İkinci büyük Irak pazarlığına ilişkin ipuçları, New York Times’ın dünkü başyazısında yer aldı.
Bush yönetimine’daha fazla oyalanmadan Irak’ı terk et’ çağrısı yapan başyazı, Amerikan toplumundaki hakim beklentiyi yansıtmanın ötesinde, ciddi bir muhasebeye dayanıyor. Bu muhasebe, hem ABD’nin çekilmesinin Irak’ta daha kanlı ve kaotik bir ortama, bölgede ise ciddi kargaşaya yol açabileceğini görüyor, ama hem de, Amerikan askeri varlığının sürmesinin, Irak’taki durumu artık asla iyileştiremeyeceğini kabulleniyor.

 


New York Times’ın yaklaşımı, ABD Kongresi’nde sadece Demokratların değil, Cumhuriyetçilerin de giderek genişleyen bir kesimi tarafından paylaşılıyor.

 


Ayrıca Bush yönetimi, Irak’taki ‘ilerleme’ konusunda, gelecek hafta Kongre’ye bir ara rapor sunmakla, 15 Eylül’e kadar da çok daha kapsamlı ve bir anlamda ‘nihai’ değerlendirme yapmakla yükümlü.

 

 
Bu raporlara yansıyacak Irak tablosunun, Kongre’nin asgari beklentilerini karşılamaması ve yılbaşında alınıp uygulanan kuvvet arttırımı kararının işe yaramadığı izlenimini yaratması kuvvetle muhtemel. Bu durumda, Washington’ın, Irak’tan çıkmanın yolunu aramaya başlamasını ve bu arayışın, New York Times’ın işaret ettiği türden bir Türkiye boyutu taşımasını bekleyebiliriz.

 


***
2002 sonu ve 2003 başında, ABD askerlerinin Türkiye üzerinden Irak’a saldırması talebiyle karşı karşıya kalan AKP, 2007 sonu ve 2008 başında, bu kez belki de, Irak’taki askerlerini Türkiye üzerinden geri çekmek isteyen bir Washington’a cevap arayacak.

 


New York Times’ın şu satırları önemli:

"ABD, Irak’ın kuzeyindeki Kürt topraklarını, çıkışa yönelik hazırlıklar için güvenlikli bir alan olarak kullanmanın yolunu aramalıdır. Türkiye’nin üslerini ve limanlarını kullanabilmek de, geri çekilmenin daha hızlı ve güvenli olmasını sağlayacaktır. Türkiye, savaşta, her zaman aynı kararlılığı göstermeyen bir müttefik oldu, ancak diğer ülkeler gibi o da, savaş sonrasının yüküne omuz vermenin kendi çıkarına olduğunu anlamalıdır."

 


Kısacası, ABD’nin Irak’tan çekilmesinin olası mekaniği, Ankara ile Washington arasında yeni bir pazarlığı ima ediyor. Ancak bu, Türkiye’nin üs ve limanlarının kullanımıyla sınırlı bir pazarlık olmayacaktır.

 


Bir yandan, başyazının devamında da değinildiği gibi, Washington açısından, Irak Kürdistanı’nda üs kurma ve Türk ordusunun bölgeye girmesini engelleme gibi arayışlar gündeme gelebilir.

 

 


Öte yandan, Türkiye’nin ‘hayati’ çıkar ve beklentileri söz konusu:

ABD’nin çekilmesi ardından, Irak’ta iç savaşın yayılarak sınırlarımıza dayanmaması… Sünni-Şii çatışmasına, Kürt-Arap, Kürt-Türkmen çatışmasının eklenmemesi… Kerkük’ün statüsünün böyle bir çatışmayı beslemeyecek şekilde düzenlenmesi… Görece istikrarlı ve Türk yatırımcıları için verimli bir bölge olan kuzeyin kaosa sürüklenmemesi… Ve tabii, buradaki PKK varlığına son verilmesi…

 

 


Bunları içerecek bir Irak pazarlığı, Türkiye için, 1 Mart 2003 öncesindeki pazarlıktan daha kritiktir.

 


İşin bu noktaya gelebileceğini hesaplayan bazı ABD’li uzmanlar, ‘ABD sonrası Irak’ın şekillenmesinde, Ankara’nın Washington’la, Bağdat’la ve Irak Kürdistan Bölgesel Hükümeti ile işbirliğini içerecek bir ‘büyük pazarlığın’ hazırlığını nicedir yapıyorlar.

 

 


Seçimlerden sonra yeni hükümeti kurmaya en yakın parti olan AKP’nin de, benzer bir zihinsel hazırlık içinde olması çok önemli.

 

 


Zira Türkiye için Irak, hiçbir zaman Irak’tan ibaret değil. Sınırlarımızın ötesi, sınırlarımızın içini de etkiliyor. Güvenlik meselesi, sadece güvenliğimizi değil, 22 Temmuz sandığının asıl konusu olan demokrasimizin kaderini de ilgilendiriyor.

 

 

 

 

 

Milliyet

214 total views, 1 views today

Leave a Comment