Irak Efsaneleri Öldükçe Bush’un Başı Derde Giriyor

 

 

James J. Zogby

Irak’taki savaş, önemli bir nedenden ötürü, başlamadan önce kaybedildi: George W. Bush yönetimi kendi halkının güven ve desteğini kazanmaya yeteri kadar önem vermedi. Irak’a savaş açma aşamasında, Bush yönetimi, Amerikan halkına neden Irak’ı işgal ettikleri, maliyetin ne olacağı ve sonuçları konusunda yalan söyledi. Bunun yerine, savaşı meşrulaştırmak adına bir yalana başvurdu.

Bu bağlamda, yönetimin savaşı satmak için geliştirdiği efsaneleri yeniden hatırlamakta büyük fayda var -ve sadece kitle imha silahları hakkındaki sahte istihbarat ve 11 Eylül’le Irak hükümetinin bağı olduğu yönündeki yalan üzerinden değil. Konuşma ve tartışmalarda, savaşın savunucuları, onun maliyetlerini ve sonuçlarını hafife aldı. Bize, savaşın acısız ve göreceli olarak çabuk olacağı söylendi: büyük bir ‘şok ve dehşet’ gösterisi, müteakiben birkaç haftalık bir uçuş, ve belki de birkaç ay içinde temizlik. Bir Pentagon yetkilisi, 90 bin askerin, 6 ayda, birkaç milyar dolarla işin bitirileceğini ve Irak petrol zenginliğinin de yeniden inşa çalışmalarında kullanılacağını savunuyordu.

1991’deki Çöl Fırtınası Operasyonu ve 1996-99’dan sonraki Balkan zaferlerinden sonra, Irak savaşı Amerikalıların beklediği yüksek teknolojili, düşük kayıplı ve en az ikincil zararlı bir savaş vuku bulacaktı. Aynı zamanda, bize ABD güçlerinin diktatör Saddam Hüseyin ve onun nefret edilen rejiminin devrileceği, kurtarıcı olarak karşılanacağımız ve tüm Ortadoğu için örnek olacak bir demokrasinin bayraktarlığını yapacağımız söylenmişti.

Zogby Uluslararası tarafından yapılan ilk kamuoyu yoklamalarımızda, bahsini ettiğim bu efsaneler ABD’nin Irak savaşı konusunda desteğini garanti ettiği görülüyordu. Bu efsane senaryoları savaşın gerçek nedenleri olsaydı Amerikan halkı desteğini esirgemezdi. Ancak, alternatif senaryoların gündeme gelmesiyle destek keskin bir şekilde düştü. Büyük bir çoğunluk, savaşın bir yıldan fazla sürmesi, binden fazla Amerikan askerinin ölmesi ve 10 binden fazla Iraklının yaşamını yitirmesi durumunda destek vermeyeceğini söyledi.

Ancak, çoğu Amerikalı bu tür sonuçlara hazırlıklı değildi, yönetimin savaşa girişini desteklediler. Karım ve ben, savaş başladığında Kuzey Karolina’da yaşıyor ve ders veriyorduk ve savaşın başladığı gerekçelerle gerçekler arasında herhangi bir bağ olmadığını anladığımızda beynimizden vurulmuşa döndük. Kuzey Karoline, çok sayıda askeri üsse evsahipliği yapıyor ve haberler, buradan çocuklarını Irak’a gönderen ailelerin mülakatlarıyla dolup taşıyordu. Anneler, çocuklarıyla gurur duyduğunu söylüyor, kendi özgürlükleri korumak ve bize saldırılmasının önüne geçmek ve de Irak halkına özgürlük getirmek için savaşıldığına inanıyorlardı.

Pek çok Kuzey Karolinalı için her şey normaldi. Bir gün, Michael Caine’in, ‘Sessiz Amerikalı’ filmini görmeye karar verdiğimizde, Graham Greene’in Vietnam Savaşı konusundaki ahlakçı hikayesinin kışkırtıcı bir uyarlaması ile karşılaştık. Irak ve Vietnam arasındaki can sıkıcı benzerlikler, Irak’taki felaketi özetliyordu. Karanlık salonda hissettiğim şey, millerce ötede patlak veren bir savaş yaşanırken bizim normal yaşamlarımızı sürdürdüğümüz düşüncesiydi. Sonrasında, hükümetin efsane yaratma süreci devam etti. Bir grup ABD’li görevli Saddam’ın Bağdat’taki heykelini yıktı, sevinç gösterileri yapan bir grup Iraklının da bulunduğu bir oyun sahneye koydular. Sonra Bush, bir uçuş kıyafeti içinde "Görev tamamlandı" açıklamasını yaptı. Bu süreçte, savaşa verilen halk desteği arttı. Sonra, gerçek sertçe yüzümüze çarptı ve efsaneler çözülmeye başladı. Kitle imha silahları yoktu, öyleyse önleyici savaş da yalandı. Savaş sürdü ve kayıplar tırmandı. Irak’ta direniş doğdu. Irak halkı, işgalden şikayetlerini ortaya döktü, Bağdat güvensizliğe teslim oldu…

 

 

Zaman

217 total views, 2 views today

Leave a Comment