IMAH’tan Direniş Gruplarına Açık Mektup

ImageIrak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Irak’ta mücadele eden şerefli Iraklılara ve direniş savaşçılarına hitaben yazdığı açık bir mektup yayımladı. 

 
HEYET Net Özel – Direniş sürecine verilen destek, direnişin boyutları, direniş gruplarını bekleyen tehlikeler ve uyarılar, direnişçilere gelecek zaman diliminde yapacakları hususlarla ilgili tavsiyelerin yer aldığı mektup şu şekilde:

 

Bismillahirrahmanirrahim 
 
Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla,

 

Allah (cc)’a hamd, Resulu’ne salat, Ailesine ve Ashabına Selam Olsun. 

 

Uygun bir zamanı bekleyerek hazırladığımız bu mektup ülkemizin cevherleri olan ve direk kendileriyle konuşmayı arzu ettiğimiz şerefli evlatlarımıza yazılmıştır. 

 

Bu mektubu tertemiz dinimizin imanlı askerlerine, Cenab-ı Allah (cc)’ın bizlere bahşettiği bu toprakları ve şereflerimizi koruyan ülkemizin masum evlatlarına hitaben kaleme alıyoruz. 

 

Sizler bir utanç kaynağı olan işgalcileri unutamayacakları bir şekilde uzaklaştırıyorsunuz.  

 

 

 

IMAH Başından Beri Direnişi Destekledi 

 

Ey Evlatlarımız ve Kardeşlerimiz!  

 

İşgalin başlangıcından beri sizler kutsal Cihad’ı başlattınız. Sizlerin üstlendiği görevin ne kadar ağır olduğunun farkındaydık. Sizler bizlerden önce de birkaç ülkeyi işgal eden, hükümetler atayan, hedeflerini gerçekleştirmek için çok fazla para harcayan bir süper güce karşı mücadele etmektesiniz.

 

 

 

Çok büyük ihtimalle bu süper güç beraberindeki işbirlikçiler ve politikacıların yanı sıra tam teşekküllü bir şekilde işgale başladı. Onlar İslam dünyasını kendi vatanında kuşatma hedefine ulaşmak için çok yüksek askeri teknoloji kullandı. Tüm bunların yanı sıra işgalciler daha işgal başlamadan önce ciddi ölçüde medya ve propaganda savaşına başladı. Böylece ırak topraklarında yaşanacak yeni durumu dünyaya alıştırmaya çalıştı. 

 

 

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) olarak olayın tehlikesinin farkına vardık ve yolumuzu çizdik. Iraklıları tehlikenin boyutları hakkında bilgilendirmeye başladık ve durumu değerlendirerek Cihad’a, Cihad hazırlıklarına başlayarak işgalcilere karşı durmaları gerektiğini söyledik. 

 

Açık bir şekilde söylüyoruz: 18 Nisan 2003 tarihinde başkent Bağdat’ın Azamiye bölgesinde, 30 Nisan 2003 tarihinde Felluce’de ilim adamları ve alimlerin katılımıyla düzenlenen ilk gösteriye katılım ve planların hazırlanmasının arka planında bizler vardık. Bu gösterilerde birkaç insan İslam için şehit oldu. Bu nokta Cihad’ın tesis edildiği noktaydı. 

 

 

 

Zaten ülkemiz şehirlerini kirletecek bir Amerikan tankını görmeyi hiçbir zaman düşünmeyen ve şimdi işgal altında kalan milletimiz için buna rıza göstermek kabul edilemezdi. 

 

 

 

İşgal ordusu bu ülkenin korkaklarını kazanmaya başladı ve onları felaketi derinleştirmek için terörist faaliyetler yapmak üzere yetiştirdi. Bu korkakları ileri sürerek işgalcilere zaman kazandılar. Böylece korkak insanlar direniş silahlarını direk kendilerine yöneltmeden önce güvenlik ve milis güçlere dağıtılarak şehirlerde yerlerini aldılar. Bazı siyasi partiler direniş yolunu ve Cihad alanını daraltarak dışarıda durmayı tercih ettiler. 

 

 

 

Tüm bu yaşananlara rağmen direniş güçleri sınırlı olmasına rağmen yayıldı. Ancak ne olursa olsun Irak’ın birliğin korumak elzemdi. Bu yüzden bizler direnişi canlı tutmalı ve hatalarını düzeltmeliydik. 

 

Sizler – Allah (cc)’ın askerleri ve O’nun adını yüceltenler – Cihad ve direniş görevi yüklenenler! Herkesin kendi vatanını düşünmesi gerektiği açıktır. Sizler gerçekten bu zor görevi yaparken ciddi zorluklar ve engellerle karşılaşıyorsunuz. Allah yardımcınız olsun. 

 


 

 

Sizler canlarınızı feda ediyor, mallarınızı harcıyor, sadece Allah (c)’ın adını yüceltmek ve ülkenizi zorla işgal eden zalimlerden kurtarmak için ailelerinizden uzakta kalıyorsunuz. Tüm bunlara rağmen korkaklar ve işbirlikçiler sizleri farklı şekillerde suçlayarak itham ediyorlar.  

 

 

 

İşgal güçleri ve güvenlik organizasyonları sizlere karşı, bölücü milis örgütler sizlere karşı ve bu milletin bazı şahısları sizlere karşı. Buna karşın sizler başı dik bir şekilde yenilgiyle yüz yüze kalan düşmana halen darbe üstüne darbe vurmaya devam ediyorsunuz.  

 

 

 

Direniş Gruplarına Çağrı ve Tavsiyeler 

 

Ey Yiğitlerimiz! 

 

İşgalcilerin zorlukları ve tümü büyük yalan, uydurma olan iddialarına kulak asmayınız! Aslında işgalciler ümitsiz bir şekilde en zor dönemlerini yaşamaktadırlar. Bugün onlar bu ikilemden en az zararla çıkış yollarını arıyorlar. 

 

 

 

İşgalciler topraklarımızda daha fazla kalamayacaklardır.  

 

Hazırlanın ve zaferi bekleyin! 

 

 

 

Tüm bu saydıklarımıza ilaveten çok önemli bir noktaya dikkatlerinizi çekmek istiyoruz. İslam Dünyası’ndaki direniş ve Cihad hareketleri sıklıkla düşmana karşı başarıyla sonlanmaktadır. Ancak ne yazık ki mücadelenin ardından maksadın hasıl olması noktasında başarısızlık gözlemlenmektedir. Bu meseleyi aranızda değerlendiriyor musunuz? Bu, ciddi şekilde ele alınması gereken en önemli meseledir.  

 

 

 

Bizler her zaman Irak’ta yaşanan felaketin yok olmaya mahkum olduğunu, işgalin varlığının sadece gayretleri birleştirmeyi etkileyeceğini; ardından da bunun özgürlüğe götüreceğini ifade ettik.  

 

 

 

Tüm bunlara bakıldığında ortaya çıkan en yakıcı soru şu: işgal güçlerini vatanımızdan çıkardıktan sonra ne olacak? 

 

 

 

Eğer bu soruyu şimdiden sormaz ve buna hazırlanmazsanız kendinizi acı bir sonla karşı karşıya bulabilirsiniz. Bu yüzden işgal sonrasında birleşmeli, milletimizin anlaşmazlık ve ayrılığa düşmesi noktasında müteyakkız olmalısınız. Çünkü sizin de fark ettiğiniz gibi Irak halkı son derece zalim ve acımasız yönetim altında onca yıl geçirmesine rağmen neredeyse geçmiş günlerini aramaya başladı.  

 

Bu sebeple söz konusu edilen bu meseleyle ilgili çalışmalara başlamalı ve bunu göz ardı etmemelisiniz. Bu mesele iki tehlikeli kısma ayrılmaktadır.  

 

 

 

Birinci Kısım: Cihad ve Direnişin Semerelerinin meşru sahiplerinden ziyade bunun dışındakilerce sahiplenmesi  

 

İşgalciler cihad ve direniş yoluyla geldikleri kapıdan dışarı atılacaklardır. Ancak onlar ülkeye idareci olarak atadıkları kişilerin etkileriyle pencereden gireceklerdir. Şüphe yok ki ülkemizden ayrılmak için alternatifler hazırlayacaklar ve yapamadıklarını gerçekleştirmek için muhakkak bir vasıta bulacaklardır.  

 

 

 

Bu tür alternatif bir vasıtanın otorite olması durumunda şüphe yok ki atılacak ilk adım işgale karşı çıkan, milleti için mücadele eden direnişçiler ve mücahitlerin ortadan kaldırılması ve tasfiye edilmesi olacaktır. (E.N: Bosna-Hersek’te, Mısır’da yaşandığı gibi) 

 

 

 

İşte burada işgalciler, geçen zaman zarfında gerçekleştiremedikleri eylemleri realize etmek için bazılarını ortadan kaldıracak ve bazılarını da bunların yerlerine ikame edecek yeni bir siyasi oyun oynamaktadır. 

 

 

 

Direniş Gruplarını Bekleyen Tehlikeler 

 

Bu tür bir duruma düşmekten ve bunu yapmaktan en azami derece kaçınınız ve dikkatli olunuz! 

 

İkinci Kısım: Gruplar Arasındaki Çatışmalar  

 

Bu seçenek direniş grupları aralarında ortak bir programa sahip değillerse yaşanma ihtimali en yüksek olan seçenektir. Afganistan’da mücahitlerin yaşadıkları tecrübeleri unutmamalıyız. Eğer orada yaşanan burada tekrarlanırsa sonuç çok kötü olacaktır. Milletimiz birçok yönden kendi evlatlarına duydukları güveni yitirecektir. Problem milletimizin kendi dini dayanak noktalarına duyacakları bir güvensizliğe ulaşmalarına kadar genişleyebilecektir.  

 

 

 

Şimdi burada duralım ve kendimize Afgan cihadının Afganistan’ın bağımsızlık sonrasında nasıl iç savaşa dönüştüğünü soralım.  

 

 

 

Bu hadisenin aynısı Irak’ta yaşanırsa eğer daha etkili bir şekilde tekrarlanabilecek bir hadise olacaktır.  

 

 

 

Irak coğrafik olarak Afganistan kadar büyük değildir. Ve Irak’a açılan savaş Afganistan’a açılan savaştan daha fazla propaganda ile desteklenmektedir. Bu sebeple de zaferi takiben ortaya çıkabilecek detaylar tüm yönleriyle iyice tahlil edilmelidir. Eğer zafer kanlı iç çatışmaları takip eder ve bununla anılırsa; eskiden mücahit olarak bilinen insanlar artık savaş ağaları ve kelle avcıları olarak bilinirse bu bir başarısızlık olarak düşünülür.  

 

 

 

Bizler işgalcilerin mücahitlerle ve direniş savaşçılarını arasını bölmek için çok ciddi çabalar sarf ettiklerini unutmamalıyız.  

 

 

 

Ne yazık ki bu tür tedirgin edici hususlar tam da düşmanlarımız için bir çıkış yolu olarak gündeme gelmektedir. Bu hususlar ABD başkanı George W. Bush’un Amerikan Kongresini, Amerikan Kamuoyunu ve dünyadaki birçok ülkeyi Amerikan güçlerinin Irakta kalması gerektiğiyle ilgili işaretler verdiği bir zaman diliminde gündeme gelmektedir. Bush, karşıtlarına, muhaliflerine şunu söyleyecektir “düşmanla cephede savaşı kazandık, aralarındaki bölünme neredeyse yaşanmak üzeredir, bize bunları bitirmek için biraz daha zaman verin!! 

 

 

 

Bu sebeple büyük zafere yaklaştığımız bir zaman diliminde sizleri bu tür tuzaklara düşmemeniz konusunda dikkatli olmaya çağırıyoruz. Aranızda varolan ihtilafları mümkün olan en kısa sürede hemen çözmelisiniz. Herhangi bir anlaşmazlıkta velev ki zorlanmış olsanız bile birbirinize müsamaha gösteriniz. Çünkü yaşanan tüm bu zorluklardan sonra ortaya çıkacak bir başarısızlık hepimizi bir defada öldürecek ölümlü bir zehir gibi olacaktır.  

 

 

 

Bu günlerde muhtelif gruplar arasındaki cihad eylemlerinde göze çarpan endişeler ortaya çıkmaktadır. Bunun sebepleri de şu şekildedir. İşgal güçleri (Irak’tan ayrılmaları durumunda) başarılı bir cihad projesinin hayata geçirilmesini istememektedir. İşgalcilerin tüm gayretleri bir grubu diğerine bırakarak fitne çıkarmaya yöneliktir.  

 

 

 

İşgalcilerin ciddi oranda harcadığı para ve gruplar arasında şiddeti etkilemeye yönelik yaptıkları eylemler olabilir, bu tür bir endişe yükselebilir ve bazen anlaşmazlıklar yaşanabilir / beklenebilir.  

 

 

 

ne durum altında olursa olsun bir mücahidin diğer bir mücahit kardeşini öldürmesi haramdır, yine bir mücahit şerefli bir göreve itiraz edemez veya herhangi bir olumsuz eylem içerisine giremez.  

 

 

 

Aynı zamanda yine ne sebepler olursa olsun sizlerin Müslüman olmayan bir işgalcilerden herhangi bir yardıma ihtiyaç duymanız da yanlıştır. Bunu yapmaktan kaçınınız ve son derece dikkatli olunuz.  

 

Eğer bu tür bir anlaşmazlık yaşanırsa Müslümanlar ve gayri Müslimler arasında büyük bir zafer hissiyatı açısından son derece kötü bir moral kaybı yaşanacaktır. Bu tür anlaşmazlıklar insanlık tarihinde vuku bulan hadiselerdir. Yine aynı zamanda cephede kazandığımız bir zaferi ahlaki ve ilmi açıdan kaybetmemize neden olacak bu tür durumlardan şiddetle kaçınınız; zira bunlar bizleri takip eden nesillerimize birer örnek olacaktır.  

 

 

 

Bizler çocuklarımızı Peygamber Efendimizin Halife Ömer, Ali ve diğer sahabelerin davranışlarıyla aynı paralelde yetiştiriyoruz. Ki onlar çocuklar, kadınlar ve yaşlılar barış ve sevgi içinde yaşasınlar diye kendilerini feda eden birer kahramanlık abidesi sembol kişiliklerdi.  

 

 

 

Bugün de hiç şüphe yok ki mücahitlerimiz cephede gerçek kahramanlık ve cesaret örneği sergilemektedirler. Eğer durum bizim istediğimiz şekilde gruplar arasında herhangi bir ayrım olmaksızın sonuçlanırsa genelde Müslümanlar özelde de bu ülkenin evlatları bu şanlı günleri şeref ve iftiharla anacaklardır. Bu da gelecek nesillerimizin bu tür örneklerle büyümeleri için yeniden güzel olumlu örnekler olacaktır.  

 

 

 

Bu tür tuzaklara düşmemeniz konusunda sizleri uyarmak bizim görevimizdir. Zaman kaybetmeksizin hemen söylenenlerin uygulamaya geçirilmesini ümit ediyoruz. Irak’ın geleceğinin belirlenmesinde grupların ortak bir tavır sergileyerek hareket etmelerini bekliyoruz. Her grup bilmelidir ki gelecekteki olayları tek başına gerçekleştiremez. Ülkemizdeki durum son derece karmaşık olup bu zorluklardan çıkış yolları için çok ciddi çabalara ihtiyaç duymaktadır. Tüm bunlar tek başına değil ancak işe yoğunlaşılması ve birliğin sağlanmasıyla yapılabilir.  

 

 

 

Direnişçiler Tekvücut Olmalıdır! 

 

Can Kardeşlerimiz!

 

Geçirmekte olduğunuz dönem çok tehlikelidir. İşgalcileri yenilmiş güçleri olarak ayrılma noktasına gelmişlerdir. amerikan yönetimi kendini beğenmiş başarılı bir politika planladı ancak yenilgileri ilk etapta sizlerin eliyle oldu. Sizler de aynı imtihanla karşılaşacaksınız. Bu sebeple bu tür sorumlulukları üstlenmeye hazır olmalı ülkenin geleceği için başarılı bir politika belirlemelisiniz.  

 

 

 

Tabi bu mesele de öyle kolay değildir. Yüz yüze geleceğiniz engelleri aşmalısınız. Öncelikle ilk etapta ortak bir siyasi programda uzlaşmalısınız, bu yolla plan yapmalısınız. Halkımız, kendilerini yaşanan zorluklardan ve yaşanan karmaşadan sizlerin çıkaracağına, ülkemizin geleceğindeki bu önemli görevi sizlerin tamamlayacağına inanmaktadır. 

 

 

 

Başarıya giden yol olan ittifakın gerekliliği üzerine sizlere tekrar hatırlatmada bulunuyoruz.  

 

Direniş politikanızda dile getirdiğini iddialarınıza baktığımızda açık bir programınız olduğunu gördük. Ancak programlarınızda Irak’ın geleceğinin nasıl olacağı noktasında bariz bir farklılık göze çarpıyor.  
 

 

Bazı gruplar büyük hilafet projesini üstlenmeyi istiyor.  

 

Bazıları İslam rejimi isterken bunun sadece Irak’ta var olmasını arzu ediyor.  

 

Diğer bazı gruplar da modern yapıya dayalı bir devlet kurmak istiyor. Bu devletin resmi dini de İslam olacak ve tüm yasal kanunlar İslami esaslara dayanacak.  

 

 

 

Gruplar arasındaki sözü edilen uyumsuzluklar hepsinin lehine olacak şekilde sona erdirilmelidir.  

 

 

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) olarak bizler tüm mücahitlere acil çağrıda bulunarak yekvücut olmaları kamuoyunda karşılaşabilecekleri sorumlulukları yüklenmeye hazırlıklı olmaları çağrısında bulunduk.  

 

 

 

Bizler yalnızca aranızda vakitsiz anlaşmalar olması, yeterince esnekliği göstermesi talebinde bulunduk. Gruplar arasındaki bir anlaşma da belirgin fikirler ve kamuoyun sosyal, dini ihtiyaçlarına göre tüm grupların kabul edip ihtiyaç duyacağı gözlemleri içerecektir.  

 

 

 

Tüm gruplara yaptığımız birlik çağrısı Allah (cc)’a hamdolsun ki bunların birbirleriyle görüşmeleri şeklinde neticelendi. Şimdiye kadar gördüğümüz kadarıyla da bu meselede somut adımlar atıldı. Bu doğrultuda yapılacak teşebbüsleri destekliyor mücahitlerin bunu hayata geçirmelerini temenni ediyoruz. Bu tür bir metot neticesinde işgalciler bizleri değil bizler işgalcileri uzaklaştırabiliriz.  

 

 

 

Yukarıda bahsedilen hususun hayata geçirilmesi noktasında işgalcilerle bir anlaşma zemininin oluşturulması için acele edilmedi gibi bir tehlikeli eylemin de farkında olmalıyız. Çünkü işgalcilerin hile ve desiseleri belirlidir.  

 

 

 

Direniş Altyapısı ve Siyasi Projeleri 

 

Sevgili Kardeşler… 

 

Eğer sizler zaten bu aşamaya geldiyseniz sizlere aşağıdaki hususları tavsiye ediyoruz.  

 

İlk olarak: Sizler Irak halkını ve bu projede Cihad cephesini temsil edecek olan tek kişi değilsiniz. Ancak şu kesin ki sizler bu mücadelenin atardamarını oluşturmaktasınız. Çünkü direnişin başarısı düşmana karşı yürütülen tek bir silahlı gruba dayanmamaktadır, ancak başarının kazanılmasının arka planında birkaç faktör daha vardır. Şöyle ki: 

 

Bulunduğumuz ortam direnişçi Cihad hareketlerinin eylemlerine uygundur, ortamın uygun olmaması durumunda cihad faaliyetleri son derece zor olacaktı.  

 

 

 

Bu münasebetle bölgesinde, topraklarında veya herhangi bir yerde cihad  eylemlerinin aktif hale gelmesine izin veren herhangi birinin fiili olarak burayı desteklediği düşünülmektedir.  

 

 

 

Yapılan mücadeleyi her şart altında yapısal olarak finanse edecekler muhakkak olacaktır. Silahların, mühimmatın ve araçların sağlanması noktasında yapılan bu tür yardımları cihad mücadelesinin sürdürülmesi için devam ettirilmelidir.  

 

 

 

İşgale karşı olan siyasi, siyasi olmayan güçler cihad eylemlerini desteklemektedirler. Bu destekler protestolar yaparak, işgalcilerin dosyalarını ifşa ederek, radyo veya televizyon konuşmaları yaparak, gazetelerde, dergilerde ve internet sitelerinde makaleler yazarak, yerel ve uluslararası tartışma programlarına ve organizasyonlara katılarak yapılmaktadır.  

 

 

 

İşgal güçleri ellerindeki geniş medya ağını da kullanarak direnişin gücünü azaltmak, seslerini kısmak için üstün gayretler gösterdiler. Hedefleri her tür anti-proganda ile direnişi alt etmekti. Ancak Cenab-ı Allah (ccc)’a sonsuz şükürler olsun ki bu konuda da başarısız oldular.  

 

 

 

Makam ve mevki sahipleri, her tür askeri ve yetkin şahsiyetler halen işgali reddetmekte, işgal altında yaşamak istememekte, işgalin oluşturduğu kurumlarda çalışabileceklerine rağmen bu oluşumlarda yer almamaktadırlar. Bu tür insanlar da cihad mücadelesine katıldılar. 

 

 

 

Milletimizden her mezhepten ve etnik kökenden insanlar ne olursa olsun işgalciler ve işbirlikçilerine yandaşlık yapmadılar. Onlar ülkenin içinde bulunduğu çok zor şartlar ve felaketlere sabrettiler. Bazıları mesleklerini, özel işlerini kaybederek evlerini terk etti. Bu insanlar işgale ve kukla hükümete karşı durdular. Yine bunlar da cihad hareketinde sizlerle beraber oldular.  

 

 

 

Direniş Gruplarına Önemli Tavsiyeler 

 

Yukarıda sözü edilen sebeplerden ötürü de Irak’ın geleceğinin şekillenmesinde  cihad hareketlerine katılan tüm bu insanların rolünü göz ardı etmemelisiniz. Sizleri bunların istedikleri hususları ve ileri sürdükleri tezlerini bilmeye davet ediyoruz.  

 

 

 

Nüfusun en büyük kesimini oluşturan bu grup gelecekle ilgili herhangi bir siyasi projede dikkate alınmalıdırlar. 

 

 

 

İkinci olarak: Bir siyasi projeyi seçtiğinizde bölgenin kendine has şartlarını, hali hazırdaki uluslararası konjonktürü göz önüne alırken bu projenin gerçeklik ve karakterini de ihmal etmemelisiniz. Dini şartları da bunlarla paralel olarak düşünmelisiniz. Çünkü bu tür bir proje, cihadınızın bir parçasıdır.  

 

 

 

Bir süper gücün yenilgiye uğramasına sebep olmak, altyapısı olmadan yeni bir devlet kurulacağı anlamına gelmez. Kibre ve gurura kapılma noktasında çok dikkatli ve uyanık olunuz. Bu hastalık sizleri gerçeği görmekten ve kendinizi ıslah etmekten uzaklaştırır.  

 

 

 

Eğer kıyaslama yapılırsa bir şeyin yıkılmasının yapılmasından daha kolay olduğu hatırlanacaktır. Özellikle de Irak gibi karışık bir bölge söz konusu olunca. Ki Irak, toprakları petrol ve diğer doğal zenginliklerle dolu olup dünya ülkelerinin buralarda gözü vardır.  

 

 

 

Bir yandan niyetleri belirsiz olmasına rağmen Irak’ı çevreleyen ülkelerin yardımlarına ihtiyaç duyulması; öte yandan uygun bir şekilde olması gereken uluslararası şartlarla uyum meselesi. Aksi takdirde bu, projenin başarılı olması yolunda bir engel teşkil edecektir.  

 

 

 

Üçüncü olarak: Direniş tek başına durarak sorumlukluları yürütemez. Ancak bu, elbette direnişin yürüyüşünü devam ettirmekten aciz olacağı anlamına gelmez. Sözü edilen bu durum da bütünün bir parçasıdır. Bilindiği gibi devlet, tüm vatandaşları yönetir. Hayatın türlü türlü yönleri vardır. Şimdiye kadar durum, çok ciddi ve etkin bir şekilde yürütüldü. Buna rağmen birçok anlamda güvenliğin, adaletin ve malın korunması, sağlanması noktasında farklı alanlarda halen uzmanlığa ihtiyaç duyulmaktadır. Bu da iki kategoriye ayrılmaktadır:  

 

     1- Muhtelif etkin kökene ve mezhebe mensup kesimlerden  dürüst insanların ve tüm müminlerin güvenini kazanma doğrultusunda hareket etmelisiniz. Onlarla vatanın maslahatı için koordinasyonu sürdürmeli ve kendileriyle kardeşlik temelinde irtibat halinde olmalısınız. Özellikle de çirkin ve kötü bir geçmişi olmayan, güvenilir askeri ve güvenlik yetkilileri savunma ve güvenlik oluşumlarının kurulmasında sizlere katılacaklardır.

 

 
        2- Diğer cihad eden kardeşlerinizi uyarmalısınız. Çünkü hiçbir silahlı grup devlet yönetiminde düşmana karşı hem askeri hem de siyasi sorumluluklarını tek başına yerine getiremez. Zira direnişteki şartlar tamamıyla devlet işlerindeki durumdan farklı bir boyut taşımaktadır. Direnişteki kahraman bir lider aynı yeterliliklerini devlet işlerinde gösterecek anlamına gelmez.  

 

 

 

Bu uyarıyı yapmaktaki amacımız direnişçi mücahit evlatlarımızı bilgilendirmektir. Böylece onlar kendilerini, gelecek aşamadaki konumları için hazırlayabilirler. Bu konum kendi varlıkları için daha uygundur. Bununla birlikte direnişçi mücahitlerin öncelikleri yüklendikleri misyonla uyumlu olarak yerini daha uygun bir yere bırakacaktır.  

 

 

 

Dördüncü olarak: Siyasi projenin başarılı olmasını garanti etmek için olumlu ve olumsuz yönleri bilmeniz beklenmektedir. Belki de sizler faydalı olacak birkaç farklı yönteme sahip olmalısınız. Seçilen yöntem uygulamaya geçilmeden önce denenmelidir. Böylece bunu yapmakla sizler belki de yaşanacak riskleri de bertaraf edebilirsiniz.  

 

 

 

Tam da bu kritik aşamada yapılacak bir başarısızlık kesinlikle kabul edilemez. Çünkü bu durumda bağımsızlık için yapılan tüm gayretlerin kaybedilmesi tehlikesi ortaya çıkacaktır. Ve bu da işgalcilerin atadığı aynı çetenin geri gelmesine fırsat tanımak anlamına gelecektir.  

 

 

 

Bu yüzden durumunuzun başarısız olması süper güçlerin belki de direniş karşıtı ve işgal yandaşı olan komşu ülkelerin sınırsız desteklenmesine sebep olacaktır.

 

 

 

Mücahitlerin gayretlerinin neticelerini elde edeceklerine, kendi insanlarına daha güvenilir ve huzurlu bir ortam sunacakları ve düşmanın, zaferin meyvelerini toplamasına fırsat vermeyeceklerine inanıyoruz.  

 

 

 

Her durum altında bizler milletimizin akıbeti hakkında dini ve siyasi alanda yetkin alimlerimizle istişare edilmesinin gerekliliğine işaret ediyoruz.

 

 

 

Son olarak, 

 

Bizler sizlere tüm inanç ve mezhepleriyle kuzeyden güneye kadar tüm Irak halkı için en iyi olanı tavsiye ediyoruz. Sürekli olarak sizlere şunu hatırlatmak istiyoruz: Bu millet tüm medeni toplumları yönlendirdiğini, en üstün karakter ve yapıyla daha zeki olduğunu, tüm zorluk ve sıkıntılara göğüs gererek takdiri hak ettiğini kanıtlamıştır.  

 

 

 

Düşününüz ki bu milletin tüm fertleri her fırsatı değerlendirmiş, işgalcilere ve projelerine karşı çıkmıştır. Bu millet işgalcilerle kurdurulan hükümetin işlediği suçları, saklanmak istenen skandalları ferasetle görmüştür. Yine milletimiz Irak Hükümeti’nin muhtelif mezhep ve etnik kökene mensup vatandaşların problemlerini düşünmediğini sadece şimdi sahip oldukları makam ve mevkilerde oturarak hayal aleminde yaşadıklarını da bilmektedir. 

 

 

 

Milletimizin huzuru ve selameti için, onların en iyi hayat şartlarında yaşamaları, çalışmaları ve toplumumuzu müreffeh bir hale getirmeleri, onlarca yıldır zulüm ve mahrumiyet altında, işgalle birlikte zirve noktasına çıkan zalimliklerle acı çeken halkımızın acılarını telafi etmek için hedeflediğiniz öncelikleri ortaya koymalısınız.  

 

 

 

Bu milletin evlatlarının işgalciler ve kuklalarından büyük acılar ve zararlarla karşı karşıya kaldıklarının farkında olunuz. Kendi kendinize yanlış hesaplar yapmayınız. Bizler milletimizin tek bir evladının işgalcilerin sayıca çok sayıda kayıp verdiği durumda dahi zarar görmesini istemeyiz.  

 

 

 

Devam ettirebildiğiniz sürece bu mübarek Cihadınızı sürdürün. Düşmanın geçmesine izin vermeyiniz. Ve unutmayınız ki sizlerden birinin şehadeti kalplerimizde çok büyük bir yere sahiptir.  

 

 

 

Hak Teala sizleri muhafaza etsin, İslam ve İlay-ı Kelimetullah uğrunda cihad eden sizlere güç ve kudret versin.

 

 

 

Allah (cc)’a sonsuz hamd ve senalar olsun. O’nun Kutlu Peygamberi Hz. Muhammed (sav)’e salat, temiz Ehli Beytine ve Ashabına selam olsun. (Amin) 

 

 

 

 

 

IMAH Genel Sekreterlik  

 

23 Şaban 1428 / 5 Eylül 2007 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

175 total views, 1 views today

Leave a Comment