Sorumluluğumuz

 

Bilal Atış

Kimliğimizi amellerimizle etrafımıza kabul ettirmeliyiz. Tarzımız, hareketlerimiz, çevre ile olan münasebetlerimiz bizim müslüman kimliğimizi net bir şekilde vurgulamalı. Çevremiz bizden sürekli iyilik görmeli, bizimle her münasebetlerinden sonra hoşnutlukla ayrılmalı. Etrafımıza bu davranışlarımızın bize dinimizin  gerekleri olduğunu hissettirmeliyiz. Hissettirmek zorundayız.

 

Tebliğimizi hal ve hareketlerimize, örnek bir müslüman kimliği kazandırarak yapmak durumundayız. Eğer ki üzerimizde bir müslüman nişanesi taşıyorsak, unutmayalımki tüm toplumun gözü üzerimizde.


Her an fırsat kolluyorlar, bir ters hareket yapsak da bize haddimizi bildirseler. Buna fırsat vermemeliyiz. Çevremize iyilik yapabilmek için fırsatları kollamalıyız. Sıcak günler yaşıyoruz. Çevremiz hep klimalı mekanlarla dolu. Ekseri işyerleri klimaların sularını caddelere sokaklara verir. Bu suları çevre görüntüsünü bozmayacak kaplarda toplayıp sıcaktan bihal olmuş bitkilere verebilir ve çevremize de güzel bir numune davranış sergileriz. Nebadatın susuzluğunun giderilmesine vesile olduğumuz için Rabbimizin de rızasını celb ederiz inşaallah.

 

Caddede sokakta yürürken sürekli mütebessim bir çehre ile dolaşmalıyız. Herhangi bir anda gözgöze geldiğimiz insanlara, tanıdık tanımadık hiçbir ayrım yapmadan hafif bir tebessüm etmek karşımızdaki insanın yüreğinin bize ısınmasına vesile olacaktır. Allah Resülünün (sav) ehemmiyetle üzerinde durduğu selamlaşma sünnetine riayet etmeli ve selamı cemiyet içerisinde yaymalıyız.

 


Fikir yapısının farklı olduğunu bilidiğimiz, Allahın selamını versek almayacağını düşündüğümüz insanları da kazanmak için cemiyetin içerisinde yaygınlaşan,” merhaba, hayırlı günler, hayırlı işler” vb. lafızları kullanabiliriz.

 

Birer iyilik avcısı olmalıyız. Komşularımızın, tanımasak dahi yaşlılarımızın yardımına koşmalı ve elverdiği ölçüde ihtiyaçlarını gidermeliyiz. Bu davranışlar bizi çevremizde sevilen birer fert haline getirirken inancımızı da cazip hale getirecektir.  Çevremiz bizi hiçbir zaman aylak, avare bir halde görmemelidir. Sürekli elimizde bir meşguliyet olmalı. Elimizde bir kitap bir gazete olmalıdır. Bu davranışlarımız bizi takip eden küçük kardeşlerimiz için de müsbet bir numune olacaktır.

 

Müslüman kardeşlerimizden, inancını hayatının her anında yaşayan, kılığında kıyafetinde sünnete riayet eden, belli bir tarikatın havasını üzerinde barındıranların sorumluluğu bu ölçüde daha da ağırlaşmaktadır. Kiyafetleri sürekli temiz ve bakımlı olmalı, bu kıyafetinin ulviliği çehresine de yansımalıdır. Bu kardeşlerimiz hiç bir zaman asık suratlı,  sert mizaçlı olmamalıdır. Rast geldiğim bazı kardeşlerim duruş ve mizaçlarıyle bana da ürperti vermekte ve düşündürmektedir.  İslam’ın yüzü güleç olmalıdır. Kendisine cebhe alanlarıda bir ana şenkatiyle kuşatmalı ve kendine döndürmelidir. İslam düşmanını dahi kendi potasında eritip şekkillendiren tek inanç sistemidir. Nice islam düşmanı dinimizle uğraşa uğraşa son nefeslerinden evvel O nun yüceliğini teslim etmiştir.


İnancımızın yaşayan elçileri olarak sorumluluğumuzun çok ağır olduğunu düşünüyorum.

 

 

 

HEYET Net

241 total views, 1 views today

Leave a Comment