Er ya da Geç Amerika Kendi İçinde Çökecektir

Image1944 yılında ABD’de dünyaya gelen Dhoruba El Mücahid Bin Vahad, Afro-Amerikanların ABD’nin uyguladığı

ırkçı politikalara karşı bilinçlendirmesi için mücadele eden Black Panther Party (Kara Panterler Partisi) eski liderlerindendir. FBI tarafından komplo kurularak, 19 yıl suçsuz yere hapiste tutulan Bin Vahad, bu haliyle ABD hapishanelerinde en uzun süre tutulan siyasi tutukludur. İlk adı Richard Earl Moore olan Bin Vahad, hapishanede bulunduğu süre içerisinde İslâm’la tanışmış ve Dhoruba El-Mücahid Bin Vahad adını almıştır. 19 yıl hapis yattıktan sonra açtığı dava sonucunda Federal Mahkeme, iki polisin öldürülmesi ile ilgili olarak hakkında ağırlaştırılmış müebbed hapis verilen Bin Vahad’ın suçsuzluğuna kanaat getirerek 1990 yılında serbest bıraktı. Pan-Afrikanizm (Afrika Birliği) düşüncesini savunan Bin Vahad, bu alanda yazılar yazıyor ve dersler veriyor. 63 yaşında olmasına rağmen hâlâ çok genç gözüken Bin Vahad, dinçliğini mücadeleci kişiliğine bağlıyor.

 

 

Kara panter adı nasıl doğdu?

– ABD’de Siyahların 1960’lardan önce oy kullanma hakları yoktu. Kendilerine oy kullanma hakları verildikten hemen sonra beyazlar onlara farklı muamele ediyorlardı. Onların oy sandıklarına gitmelerine engel olmaya çalışıyorlardı ya da onları aşağılıyorlardı. Siyah Panterler, Alabama eyaletinde oy kullanan siyahları müdafaa etmek, onların doğru oy kullanmalarını, özgür seçim haklarını kullanmalarına yardımcı olmak amacıyla kurulmuş bir organizasyondu. O zamanlar (ki hâlâ da öyledir) Demokrat Parti’nin sembolü eşek, Cumhuriyetçi Parti’nin sembolü de fildi. Onlar da kara panteri, özgürlükçü demokratik hareketin sembolü olarak seçtiler. Kara panter aynı zamanda zenci kölelerin evlerinin bir köşesinde bulundurdukları bir tür heykeldi. Çok özel bir anlamı yoktu ama herkes kara panteri zenci köylülerin evlerinde bulundurdukları bir heykel olarak bilirdi. Oradan özdeşleşti. Fakat daha sonra kara panterler siyasal bir hareket olarak California’da yani metropolde (ki Alabama taşradır) yeniden oluşturdu ve Bobby Seale gibi insanlar tarafından aynı semboller kullanılarak, ‘Siyahların Savunma Hakkı İçin Siyah Panterler’ şeklinde yeniden gündeme getirildi.

 

 

Kara Panter kuralları denilen bir dizi kurallarınız vardı. Bu kuralları neden koyma ihtiyacı hissettiniz, hedefiniz neydi bu kuralları koyarken?

– Kara Panterler nefsi müdafa için silahlı mücadeleye inanan bir hareketti. Fakat silahlı mücadeleden söz ettiğiniz zaman üyelerinizi disipline etmek zorundasınız. Çünkü, silahlı mücadele disiplini zor bir mücadeledir. Coşkuyla harekete katılan yeni gençlere rehberlik edilmesi, onlara nerede duracaklarının, nereye kadar gidebileceklerinin gösterilmesi gerekiyordu. Kara Panter gençlerinin sivillere saldırmaması, sadece nefsi müdafa için silaha sarılmaları, reaksiyon gösteren bir grup çapulcu olmak yerine siyah toplumun güzel temsilcileri olmalarını, örnek birer insan olmalarını sağlamak için bu kuralları koyduk.

 

 

Malcolm X’in şehadeti ile Kara Panterlerin yükselişi birbirini takip eden bir süreç gibi görünüyor. Bu anlamda Kara Panterler, Malcolm X’in hareketinden ve kendisinden ne kadar etkilendiler?

– Kara Panterler kendilerini Malcolm X’in mirasçıları olarak kabul ederler. Her zaman böyle kabul etmişlerdir. Biz Malcolm X’ten çok etkilendik. Özgüveni, özgürlüğü, ayağa kalkmayı, gururu, onuru Malcolm X’ten öğrendik. Marksizm ve Leninizm, kapitalizmi anlamamıza yardımcı oldu. Ama Marksizm ve Leninizm Afrikalılardan, Afrika tarihinden hiç bahsetmez. Ama Kara Panterler Afrika tarihini de analiz etmek, anlamak zorunda idi, çünkü siyahların bir hareketi, bir temsilcisiydi. Afro-Amerikalıların temsilcisi olarak içinde yaşadıkları kapitalist toplumu anlamak, onu tercüme etmek, onun tehlikelerine, yanlışlarına işaret etmek, kendi çocuklarına bunu anlatmak amacıyla Marksizm ve Leninizm çok yardımcı oldu. Fakat insanlarla konuştuklarında Marks, Lenin ya da Das Kapital’den alıntılar yapmıyorlardı. İnsanlara biz bir araya gelirsek, birleşirsek, yapamayacağımız, başaramayacağımız hiçbir şey yoktur mesajı veriliyordu.

 

 

1960’lı yıllarda Malcolm X, hacca gitmeden önce tüm Müslümanların zenci olduğunu düşünüyordu. Onun gibi mücadeleci bir insan bile dışarıya karşı kapalıydı. 2007’ye geldiğimizde özellikle 11 Eylül saldırılarından sonra ABD tüm iletişim araçlarına internet teknolojisine rağmen toplumunu yanlış yönlendirmeyi başardı, gerçekleri ters yüz etti. ABD, bu illüzyonu nasıl sağlayabiliyor?

– Beyaz ırkın üstünlüğü ideolojisini, beyaz ırkın kibrini anlamadan Amerika anlaşılamaz. ABD’nin başlangıcında da, kuruluşunda da bu ideoloji vardır; o ideoloji sayesinde Kızılderilileri soykırıma uğratmak, onların topraklarını ellerinden almak mümkün olabilmiştir. Bunları yapmaya kendinde hak görebilmiştir. Aynı şekilde siyahları köleleştirebilmiş, aynı şekilde Güney Amerika’yı kolonileştirebilmiştir. İşgal etmiştir, bütün ulusal kaynaklarını sömürmüştür. Aynı şekilde Ortadoğu’yu da işgal edebilmiştir. İletişim yeni bir şeydir dünyamızda, ama emperyalizm, sömürü, sapık bir inanç uğruna insanları öldürmek, katletmek, soykırıma uğratmak yeni bir şey değildir. Bu konuda Batı, tecrübelidir. O tecrübeyi yenmek, o tecrübeyi değiştirmek kolay değildir. Bugün internetin bile ABD tarafından desteklenmesinin amacı, insanların birbirleriyle konuşmasını engellemektir.

 

 Image

Bugün dünyanın en cahil toplumu Amerikan toplumudur

Seninle doğrudan iletişim kurarsam, başka türlü iletişimler de kurarım. Sen beni tanırsın, ben seni tanırım, birbirimizi anlarız. ABD bunu engellemek istiyor. Bugün dünyanın en cahil toplumu Amerikan toplumudur. Amerikalılar inandırılmışlardır ki, ABD ne yapıyorsa onların elektrikleri için, musluklarındaki su için, üstlerine giydikleri elbise için yapıyordur. Ben olmazsam, öcü gelecek ve sizi yiyecektir. Ellerindekini kaybetme korkusu ABD için tüm Amerikalıları kontrol etme imkânı sağlamaktadır. Dünyanın hiçbir yerinde ABD’deki kadar bir cehalet mümkün değildir. Herhangi bir ülkedeki 15 yaşındaki bir çocukta global, coğrafik bir perspektif vardır. Belki bu perspektif gelişmiş değildir, ideal değildir ama vardır. Amerika’daki hiçbir 13, 14, 15 yaşındaki bir çocukta bunu göremezsiniz. Cahilleştirme ABD’de temel eğitimin bir parçasıdır, devlet politikasıdır. Hiçbir şeyi düşünme, hiçbir şeye kafanı yorma, her şey senin için sağlanacaktır. Örneğin siyahlar arasındaki işsizlik oranı, siyahlar çalışmak istemediği içindir, tembel oldukları içindir. Bu gün hâlâ 11 Eylül’den 7 yıl sonra, Amerika’da eğitilmiş üniversite mezunu, iş güç sahibi, belli bir eğitim düzeyinin üstündeki insanlar Saddam’ın kitle imha silahlarına sahip olduğuna inanırlar. El Kaide’nin aslında Saddam tarafından kurulduğuna inanırlar. Bundan da ilginci bu bilgilerden hiç şüphe etmezler. Batı bilgiyi, kontrolü, iletişim suçlarını meşrulaştırmanın bir aracı olarak görür. Bunda şaşılacak bir şey yoktur.

 

 

Bağımsız haber ve bilgi kanalları yok mu?

– Var tabii ama onlar da ABD çıkarlarını karşı oldukları için her türlü kötü uygulamaya maruz bırakılır. Mesela El Cezire haber kanalı ABD tarafından düşman bir ülke gibi hedef alınmıştır. Sebebi de dünyada ilk kez Batılı sermaye tarafından finanse edilmeyen bir haber kanalının Ortadoğu’da yayın yapmasıdır. El Cezire, İngilizce yayına geçtiği andan itibaren de ABD keskin nişancıları El Cezire muhabirlerine suikast düzenledi. El Cezire’nin önemli bir muhabiri Guantanamo’da hapistedir. Şu anda kavga, bilgiyi kimin verdiği ile bilgiyi kontrol etmek isteyenler arasındadır. İletişim, Batı faşizminin bilgiyi kontrol etme gücünü inanılmaz boyutlara ulaştırmıştır. Aynı şekilde iletişim, bize buna karşı direnme imkânları da sağlayacaktır.

 

 

Haksız yere 19 yıl hapis yattınız ve bu süreçte Müslüman oldunuz. Neler yaşadınız ve İslâm’ın hangi özelliklerinden etkilendiniz ki İslâm’ı seçme ihtiyacı hissetiniz?

– Afro-Amerikalıların geleneğinde, tarihi başlangıcında İslâm vardır. Ben, aslında Müslüman doğup kimliğimi unutmuş bir siyahtım. Kimliğimi hatırladım, kimliğimle yeniden tanıştım. Ben kimliğimi değiştirmedim, aslıma rucû ettim, aslıma geri döndüm.

 

 

FELAKET KARŞISINDA ACİZ KALDI

Sosyal, siyasal, ekonomik adaletsizliğin ve ırkçılığın ABD’de bir iç savaşa yol açma ihtimali var mı?

– Amerika, kültürüyle, sosyal yapısıyla, siyasal yapısıyla bir felakete doğru gitmektedir. Adeta patlamaya hazır saatli bir bombadır. Sonunda patlayacak ve kendi içine doğru çökecektir. Newyork’ta elektrikler gitse ve 5 gün gelmese Newyork birbirine girer. Yüksek binalarda otururlar, elektrikler kesilse evlerine çıkamazlar, kalp krizi geçirirler. Çünkü egzersiz yapan bir toplum değil, obez bir toplum. Amerika yıllardır halkını şok siyasetle kontrol altında tutmaktadır. Batı hegemonyası zaten böyle ayakta durmaktadır bugün. Şok eder onları korkutursunuz. Sonra gider yarım milyon insanı katledersiniz, ülkeleri işgal edersiniz ama küçük bir tabii felaket bile Amerika’yı alt üst etmeye tamamen paramparça etmeye yeterlidir. Katrina felaketinin Amerika’da neler yaptığını ve ABD’nin bu felaket karşısında nasıl aciz kaldığını hepimiz gördük. Sparta şehri gibi ABD aslında, teröre karşı savaşta sonu belli olmayan, düşmanı belli olmayan, kime karşı kazanılacağı belli olmayan ama sürekli devam ettirilebilecek bir savaş ilan etmiştir. Bu savaşla aslında içeride kendisini bekleyen felaketi tetiklemeye çalışmaktadır. Ama er ya da geç ABD, kendi içinde çökecektir.

 

 

Fakirlere kahvaltı programı çok başarılı oldu

Silahlı mücadelenin ötesinde neler yaptınız?

– Mesela biz, bir kahvaltı programı yapmıştık. Siyahîlerin mahallelerinde fakirlere yemek ve gıda programı başlattık. Biz bu programa başladığımızda elimizde gıda yoktu. Elimizde kahvaltı için onlara sunabilecek yiyecek maddeleri yoktu. Biz gittik kiliselerle konuştuk. Dedik ki “kiliselerin filanca yerini açsak, orada yoksullara kahvaltı sunsak izin verir misiniz?” Onlar “tamam” dediler. Sonra Afro-Amerikalıların yaşadıkları sokaklarda iş sahibi olanlara, dükkanlara, bakkallara, marketlere dedik ki “Siz parayı bu insanlardan kazanıyorsunuz, biraz da geri verin. Bizim programımıza süt verir misiniz, peynir verir misiniz, ekmek verir misiniz?” Onlar da verdiler, program çok başarılı oldu. Devlet, bu programlarla bizim, Afro-Amerikalıları ayağa kaldıracak, onun toplumda hakkettiği yeri ve payı almasını sağlayacak bir altyapıyı kurduğumuzun farkına vardı. Bu çalışmalarımızı ortadan kaldırmak için karşı propagandaya başladı. Dedi ki “Bunlar silah zoruyla esnaftan bu malzemeleri alıyorlar, kiliseleri kendilerine destek vermeye zorluyorlar. Bunlar aslında silahlı mafyadır.” Amerikanın geleneğinde özgürlük taleplerine karşı, “Biz size bunları vermeyiz.” denmez asla. Yahut “Sen bu hakları istemekle, toplumda karışıklık çıkarırsın.” diyerek onları suçlamaz. Amerika, başka suçlar isnad ederek özgürlük talebindeki insanları toplumdan soyutlar. Bunlar Malcolm X’i de, diğer kahramanlarımızı da, Kara Panterleri de aynı şekilde suçlamışlardır.

 

ABD, hızla sona yaklaşıyor

Katrina felaketinin Amerika’da neler yaptığını ve ABD’nin bu felaket karşısında nasıl aciz kaldığını hepimiz gördük. Sparta şehri gibi ABD, aslında teröre karşı savaşta sonu belli olmayan, düşmanı belli olmayan, kime karşı kazanılacağı belli olmayan ama sürekli devam ettirilebilecek bir savaş ilan etmiştir. Bu savaşla aslında içeride kendisini bekleyen felaketi tetiklemeye çalışmaktadır. Ama er ya da geç ABD kendi içinde çökecektir.

 

 

 

 

 

HEYET Net- Vakit

 

217 total views, 1 views today

Leave a Comment