‘Terörle Savaş’ Bahane

Batı, ‘terörle savaş’ bahanesiyle Müslümanlara savaş açtı. İslam dünyasının kendisini savunmak için şiddete başvurmasında şaşılacak bir şey yok.

 

Ahmed AMRABİ

 

Filistin, Irak ve Afganistan’da bayram geçmişteki veya gelecekteki gibi… Yabancı güçler genç, yaşlı ve çocuk ayrımı yapmaksızın gelişigüzel öldürüyor. Bayram gelip geçiyor ancak korku hali daha da kötü yönde ilerliyor.


Bu üç İslam ülkesi bugün dünyadaki en kanlı ülkeler. Peki halklarının Müslüman olması tesadüf mü? Gerçekle yüzleşmeliyiz. İslam ve Müslümanlar savunma konumunda. Görünen o ki, sonu olmayan bir durum bu. Zira ABD liderliğindeki Batılı hükümetlerin temel düşüncesi haline gelen ‘terör’le savaşın, belirli bir takvimi veya bir coğrafi bölgesi yok.


Doğal olarak Batılı liderler teröre karşı savaşın bilinçli olarak ve özellikle de Müslüman halklara karşı yöneltildiğini açıklamıyor. Ancak gerçek bundan başka bir şey değil. Filistin, Irak ve Afganistan’daki savaşların arka planında, İslami ‘ideolojiye’ inandıklarından dolayı birey veya cemaatlerin izinin sürülmesi için sonu gelmez güvenlik takibatlarında bulunuluyor.


ABD’de veya Avrupa’da, Müslüman birey veya grupların tutuklanmadığı bir haftanın geçmesi neredeyse imkânsız. ‘Terörist’ faaliyetlerle ilgili özel yasalar çıkarıldığı için, bireylerin Amerikan ve Avrupa cezaevlerinde yargılanmaksızın tutulması devam ediyor; bu kişilerden çok azı mahkemeye çıkarılıyor.


Hatta mahkeme kendisini haklı çıkaran bir karar verse bile tutuklu psikolojik ve fiziksel işkence altında dört veya beş yıl geçirmiş oluyor. Guantanamo Üssü’nün durumu ayrıntılara ihtiyaç bırakmıyor. Buranın misafirleri arasında Müslüman olmayan tek bir kişinin bile bulunmaması tesadüfi değil.


İtiraf etmeliyiz ki, Arap ve İslam dünyasında güvenlik organlarının Batılı meslektaşlarıyla işbirliği yaptığı rejimler var. Birkaç gün önce Pakistan hükümeti, aşırılık yanlısı örgütlere üye oldukları şüphesiyle yargılamaksızın tuttuğu onlarca kişiyi yıllar sonra serbest bıraktı.
Bu tutukluların avukatlarının yaptığı açıklamalar dikkat çekici. Avukatlar müvekkillerinden her birinin sorgusuna, İngilizceyi Amerikan aksanıyla konuşan sorgucuların katıldığını ifade ediyor. Bu sorgucuların FBI veya CIA çalışanları olduğu şüphe götürmez. Peki Hamas ve Hizbullah’ın ABD’nin ‘terörist’ örgütler listesinde bulunması tesadüf mü?

 
Batı ‘teröre karşı savaş’ adı altında, Müslümanlara ve İslam’a karşı birçok cephede savaşıyor. ABD bazı İslam ülkeleri hükümetleriyle işbirliği yapmakla yetinmiyor, Müslümanların en büyük düşmanı İsrail’in bölgedeki nükleer caydırıcı konumunu kaybetmesinden endişelenerek, işbirliği yapmayan İslam ülkelerinin nükleer silaha sahip olmasını engellemek için çabalıyor.
Amerika daha da ileri giderek, İslam ülkelerindeki hükümetlerden, İslam dini dersinin İslami değerlerle çelişen Batılı eğilimlerle uyumlu bir biçimde verilmesi için yeni eğitim yöntemleri kullanmasını istiyor. Kuran’a yeni yorumlar yapılmasını, hatta bazı metinlerinin değiştirilmesini istiyor.


İslam, Batı’nın ‘teröre karşı savaşı’ meşrulaştırmak için iddia ettiği gibi şiddete davet etmiyor; ancak, Müslümanlardan, kendilerini planlı bir saldırıyı def etmek için savunma konumunda bulduklarında başka ne yapmalarını bekleyebiliriz ki?

 

 

 

(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Beyan, 24 Aralık 2007)

 

 

Radikal

203 total views, 1 views today

Leave a Comment