Irak için Kâbustan Kurtuluş ne Kadar Irak?

 

 

Cihangir İşbilir

 

Türkiye’nin öncülüğüyle başlatılan Irak’a Komşu Ülkeler Genişletilmiş Dışişleri Bakanları 3. Toplantısı Kuveyt’te Salı günü yapıldı. ABD Dışişleri Bakanı Condeezza Rice bu buluşma öncesinde bir dizi toplantılar yaparak Irak’taki yıkımı finanse edecek donörleri ikna etmeye çalıştı. Kimi çevrelere göre“Hem yıkarım, hem yakarım hem de ödetirim!” politikasını fırına sürdü! Arap ülkelerinden Irak’ın 80 milyar dolarlık borçlarının silinmesi istenilmekle kalmadı, kapatılan elçliklerin de bir an evvel açılması talep edildi… Türkiye, uluslar arası ilişkilerin hakkaniyetten uzak güç mücadelesinde olabildiğince gayret ederek her ne kadar toplantıdan istediklerini alsa da, Irak’ın, yaşadığı kâbustan kurtulması bir yana, yeni felâketlere kapı açan, anakronik bir sisteme mahkûmiyeti bir kez daha teyid edildi bu toplantı ile!   

 

  

Stanford Üniversitesi bünyesindeki Hoover Enstitüsü‘nden Larry Diamond, Koalisyon Geçici Yönetimi için bir süre çalışmış ve ABD’nin Irak’taki politikalarından da deliye dönerek hazırladığı raporunda geçici yönetim (Nisan 2003-Haziran 2004) için “İsraf Edilmiş Zafer” başlıklı bir rapor hazırlamıştı ve raporunun bir yerinde bir Iraklı ile bir işgal görevlisi arasında geçen şu tartışmayı aktarmıştı: Iraklı sorar: “Irak’taki İngiliz işgali üzerinde çok çalışmış olmalısınız?” Kendinden pek emin görünen Amerikalı “Evet, çok çalıştım!” cevabını yapıştırır. Iraklı, “Ben de öyle düşünmüştüm” der ve ekler: “Çünkü onların yaptıkları hataların tümünü tekrarlamaya karar vermiş gibi  görünüyorsunuz!”

 

  

“Acilen bir çıkış stratejisine ihtiyacımız var” diyen Larry Diamond bir internet gazetesine (www.huffingtonpost.com) 13 Nisan’da yazdığı “Irak’tan çıkış yolu” başlıklı makalesinde Bush Yönetiminin planının “Sonuna kadar dayanmak!” şeklinde özetlenebileceğini ve bunun, çıkış yolu için aslında hiçbir planın olmadığı anlamına geldiğine dikkat çekiyor. “Gerçek şu ki, biz bataklıkta tuzağa düşürülmüş durumdayız ve umut başarının formulü değildir.” diyen Diamond, bu kâbus senaryosundan tek çıkış yolu olarak  çok geç olmadan tutarlı, iyi hazırlanmış anayasal mutabakat sağlanması için güçlü bir arabuluculuk yapmak olduğunu ve bu arabuluculuğun da sadece ABD tarafından değil, güçlü bir diplomatik inisiyatifle mümkün olabileceğini ifade ediyor. İçerden birisi olarak işgalin hemen kalkması gerektiğine dili varmıyor. Hatta bu konuda çok cömert konuşan Obama ve Clinton‘u da eleştirmeden edemiyor; erken geri çekilmenin Irak’ta iç savaşa sebep olacağından hareketle uygun bir zamanda gerçi çekilme formülünü savunuyor.

 

  

Teoride geri çekilmenin riskleri ve faydaları ortada. Ancak o kadar genleriyle oynandı ki Irak’ın, hangi taş oynattığınızda nereden bir yıkım ve patlama olacağını kestirmek imkânsız. Başta ABD ve İran olmak üzere temel aktörlerin dışında o kadar yerel ve birbirine düşman edilen kabile ve mezhep temelli aktör var ki bölgede, her hal ve şartta hâlâ büyük sıkıntılara istikbal bir Irak’ı bekliyor denilebilir.

 

  

Irak’ın huzuru önündeki en büyük engel ise hiç şüphesiz işgalin devam etmesi. Bu kaos hali, 16 milyar dolarlık bir yolsuzlukla birlikte, yüzbinleri bulan sivil katliamı, alt yapı yokluğu, sefâlet ve yoksulluğu beraberinde getiriyor. Dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip ülkesinin halkı tarihin en acı trajedilerine mahkûm ediliyor. Suriyeli yazar Nebil Şebib, hem İslam dünyasının hem de Irak’ın komşularının sorumluluklarına şöyle dikkat çekiyor: “Irak, er ya da geç işgale rağmen ama işgal iradesiyle değil bağımsızlığına kavuşacak. Bu sınırlar dâhilinde ya da dışarıda ki siyaseti ve uygulamalarıyla işgalin uzamasına yardım eden herkes mazereti ya da delili ne olursa olsun Irak, onun halkı, direnişi, bugünü ve geleceği, onu kuşatan Arap ve İslam âlemi karşısında suç işlemektedir. İşgalin uzatılması, ister onun askeri güçlerinin kalmasını isteyerek ister çekilmeye mecbur edildikten sonra bile işgalcinin hedeflerini gerçekleştirecek anlaşmalar düzenleyerek olsun Irak’ın, halkının, komşularının çıkarlarıyla bağdaşmaz.” 

 

  

Irak Hülagü‘den Bush‘a zulüm çarkının sahnesi olmaya devam ediyor. Bir dahaki yazıda bu zulüm çarkına alet olanları, manfaat savaşlarını ve birşekilde düştükleri bataklıkta çırpınanları masaya yatıracağız.

  

 

Siz bu sıralar Irak’tan ırak olmayın lütfen.

 

 

 

 

TimeTurk

237 total views, 1 views today

Leave a Comment