Zübeyr Kasabasında 26 Kişilik Toplu Mezar Bulundu

ImageBasra Şehri’nin 17 kilometre güneybatısında yer alan Zübeyr Kasabasındaki Seyyid Ahmed Kabristanında katledilmiş 26 kişinin cesedinin yer aldığı bir toplu mezar bulundu. Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) son günlerde art arda açığa çıkartılan bu toplu mezarların Irak’ta yaşanan korkunç hakikatlerin sadece küçük bir örneği olduğunu söyleyerek tüm insan hak ve hukuk kuruluşlarını olayın arkasındaki güçleri deşifre etmeye çağırdı. 

HEYET Net Haber Analiz – Gün geçmiyor ki Irak’ın muhtelif yerlerinde bir toplu mezara rastlanılmasın. Toplu mezar kavramına insanlığın aşina olduğu ne I. Dünya Savaşı ne II. Dünya Savaşı, ne Bosna, ne Çeçenistan ve ne de başka bir coğrafyadan bahsetmiyoruz. Bahsettiğimiz yer hemen burnumuzun dibinde yer alan kardeş ülke Irak. 

14 Mayıs 2008 Çarşamba günü Basra Şehri’nin 17 kilometre kuzeybatısındaki Zübeyr Kasabasında yer alan Seyyid Ahmed Kabristanında 26 cesedin yer aldığı bir toplu mezar bulundu.  

Cesetlerin geçen yıl ve daha önceki yıllarda mezhepçi grupların saldırıları sonucunda hayatını kaybeden kurbanlara ait olduğu tespit edildi. Akrabaları tarafından teşhis edilen cesetlerin altı tanesi 17 Mayıs 2007 günü, yani bundan yaklaşık bir sene önce aynı tarihlerde bölücü milis gruplara ait ölüm tugayları tarafından kaçırılan sivillere aitti.  

Kurbanlar Basra Devlet Hastanesindeki Kan Bağış Kısmından kaçırılmış ve bilinmeyen bir yere götürülmüşlerdi.

 

Dikkat edilmesi gereken ve özellikle Irak dışındaki insanların anlamakta zorluk çektiği ne önemli noktaya temas etmek istiyoruz. Ne yazıkki işgal altındaki Irak’ta sözde siyasi süreç diye başlatılan politik arenaya dahil olan oluşumlar ve gruplar siyasi ihtirasları nedeniyle kurulan kukla hükümette yer aldılar.  

KUKLA IRAK HÜKÜMETİ VE OLUŞUMLAR 

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) işgal altındaki herhangi bir hükümetin ister Şii-Sünni ister Müslüman-Hıristiyan kim tarafından kurulursa kurulsun sınırları belirli olan bir alanda işgalcilerin projelerini yürütmekten başka bir çıkara hizmet edemeyeceğini defalarca dile getirdi. Ancak bunun üzerine içlerinde Irak İslam Partisi de olmak üzere birçok kesim IMAH’ı akıllı davranmamakla, inatçı davranmakla ve Irak halkının maslahatını gözetmemekle suçladı. Ne yazık ki hükümetin kurulmasından bu yana yaşananlar ve Irak’ın genelindeki durum IMAH’ın ileri sürdüğü tüm hususları ziyadesiyle haklı çıkardı.  

Felluce’de yaşanan beyaz fosforun da kullanıldığı katliamlarda, Hayfa Caddesindeki katliamlarda, Zerge, Zencili, Kerbela, Telafer ve hemen her yerde yaşanan katliamların hiçbirinde iktidardaki hükümetler hiçbir şey yapamadı. Aksine sözde el Kaide, Vehhabiler, Saddamcılar, Tekfirciler diye içlerinde bebeklerin, çocukların, kadınların ve masum sivillerin de bulunduğu binlerce masum Iraklının katlettiği operasyonlar da hükümet de yer aldı. Öyleki saldırılarda işgalcilerin yanı sıra hükümete bağlı güçler ve iktidardaki oluşumlara ait milis güçler de yer aldı. 

Sosyal alanda tek bir alanda taş üstüne taş koyamayan hükümet aksine çeşitli alanlarda korkunç bir kadrolaşma ve mezhepçi taassuba esir düştü.

İçişleri Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Petrol Bakanlığı gibi stratejik bakanlıklar Şii gruplar tarafından alındı. Halka hizmet götürmek yerine bu bakanlıklar kadrolaşma ve doğal olarak fesadın karıştığı yerler halini aldı.  

ÖLÜM TUGAYLARI VE EHLİ SÜNNETİN TASFİYESİ 

Irak İçişleri Bakanlığı batılı tarafsız televizyon kanalların yaptığı “Ölüm Tugayları” adlı belgesele konu olan korkunç bir yere dönüştü. Bakanlığa polis tarafından tutuklu götürülen insanların işkencelerle katledilmiş cesetleri sokaklarda bulundu. Kaçırılan insanların birçoğu ya eski rejimde görev almış insanlar veyahut da Irak’ta sıradan bir hayat süren ancak Ehl-i Sünnet inancına mensup kesimlerdi. (http://video.google.com/videosearch?q=iraq+death+squad&sitesearch=)  

Öte yandan Sağlık Bakanlığını elinde bulunduran Sadr Grubu özellikle Bağdat başta olmak üzere tüm devlet dairelerinin kontrolünü kendisine bağlı Mehdi Ordusu milislerine verdi. Bunun üzerine korkunç hadiseler patlak vermeye başladı. Hastanelerde çalışan doktorlar ırklarına, kimlik kartlarına ve mezheplerine göre ayrıma tabi tutularak ya görevden uzaklaştırıldı veyahut tasfiye edildi. Hastanelere gelen yaralılar dahi acımasız bir tasfiyeye tabi tutuldular. Ki son yaşanan toplu mezar hadisesinde olduğu gibi kaçırılan Ehli Sünnet mensuplarının büyük kesimi ya hastanelerde, ya hükümete bağlı merkezlerde veyahut bulundukları bölgelere yapılan milis baskınları sonucu kaçırılmışlardır.  

Image

Öte yandan Sağlık Bakanlığındaki bu skandalın daha da korkuncu ne yazıkki mezhepçi taassubun geldiği noktayı göstermesi açısından ibret verici. Bir hastaneye tek çivi bile çakmayan hükümet özellikle Sünnilerin yoğun yaşadığı Felluce gibi şehirlere doktorların atamasını dahi yapmıyor, hastanelerde EMAR, ULTRASON, ANESTEZİ gibi gerekli malzemeler bulunmuyor. Gerekçe zaten hazır: Şiddet, çatışmalar ve giriş-çıkış yasaklamaları! Sanki Irak işgal altında değil de demokratik seçimlerle gelmiş bir hükümetin yönetmesine hazır barış içindeki bir ülke! 

Irak Hükümeti denilirken özelikle Irak dışındaki insanların dikkat etmesi gereken nokta da şudur: Yapılan seçimlere katılım oldukça düşük olup mecliste temsil edilen partiler Irak halkının sadece çok az bir kısmını temsil etmektedir. Örneğin 2005 yılında yapılan seçimlerde cari 14 milyon seçmenin sadece 8.5 milyonu sandık başına gitmiş, seçimlere katılım oranı ancak %58’de kalmıştır. Konuyla ilgili olarak yapılan güzel bir değerlendirme için bakınız:

http://www.setav.org/index.php?Itemid=29&id=53&option=com_content&task=view

   

TÜM DÜNYAYA GERÇEKLERİN DUYURULMASI SORUMLULUĞU 

Özellikle Türkiye başta olmak üzere, haber kaynakları Arapça ve İngilizce gibi yabancı dillerden ziyade kendi anadilleri olan ülkelerde Irak’ta yaşanan hadiselerle ilgili olarak oldukça yanlış bir kamuoyunun oluştuğuna dikkatleri çekmek istiyoruz. Zira Irak’ta yaşanan bir olayın gerçek yüzünü bir insan güvenilir muhtelif açılardan Arapça kaynaklara bakarak öğrenebilir. Ancak bir haberin çeviri yoluyla dışarıya yansıtılması çevirenin ideolojik ve zihni bir çerçeveden geçirilerek çarpıtılması şeklinde kamuoyuna yansıtılabilmektedir.  

İşte Irak’ta yaşanan acı gelişmelere dair şimdiye kadar mümkün mertebe mutedil bir dil benimseyen ve İslam ümmetinin farlı bir yara almasını istemeyen Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) gelinen son durum hakkında özellikle Türkiye kamuoyunu daha açık belge ve bilgilerle haberdar etmek istemektedir. Tarihi, kültürel ve dini görevlerimizi yerine getirmek sorumluluğumuzun en önemli bir parçasıdır.  

Image

Irak’ta yaşanan hadiselerin tüm sebebinin işgal olduğunu defalarca vurgulayan IMAH, işgalle birlikte bir takım siyasi, iktisadi, sosyal nüfuz peşinde koşan kesimlerin ne yazık ki gerek Araplardan gerek Kürtlerden ve gerekse Şii kesimlerden oluştuğunu ve bunların bu gün işgalcilerle birlikte Irak’a zarar verdiklerini gözler önüne sermektedir.  

İşte son olay da bu nüfuz mücadeleleri sırasında toprağa düşen onbinlerce masum insanın hazin sonundan sadece bir tanesi. 

MEHDİ ORDUSU VE TOPLU MEZARLAR 

Sözkonusu toplu mezarda bulunan altı şahıs da Basra Devlet Hastanesine kan vermek amacıyla gitmişlerdi. Bunlardan dört tanesi Beyt Raşid’ten, diğeri Beni Temim’den ve bir diğeri de kardeşine eşlik eden bir kişiden müteşekkildi.  

Sadr’a bağlı Mehdi Ordusu milislerince kontrol edilen bu hastaneden kaçırılan insanların cesetleri diğer 26 masum insanın cesediyle birlikte bir toplu mezarda bulundu. Tıpkı Mahmudiye’de ve diğer yerlerde bulunan toplu mezarlarda olduğu gibi… 

Image

Belirli bir kesime yönelik itham ve suçlamalarını kesinlikle belge, bilgi, fotoğraf, resmi evrak, video ve ses kayıtları da dahil olmak üzere esaslı temellere dayandıran IMAH asıl niyetinin Irak’ın işgalden kurtarılması olduğunu bu uğurda işgalciler de dahil olmak üzere Irak halkının kanının akıtan her tür oluşumun karşısında olduğunu açıklıkla ifade etmektedir.  

Ayet-i Celilede bahsedildiği gibi kınayanın kınamasından korkmayan IMAH, zalim Saddam ve Baas Rejimi başta olmak üzere, masum Iraklıların kanını akıtan el Kaide gibi oluşumları, Yezidileri, Hıristiyanları, Keldanileri ve Ehli Sünnet Müslümanlarını hedef alarak sistematik bir soykırımdan geçiren Mehdi Ordusu’nu, Bedir Tugaylarını, Peşmerge Örgütlerini ve sair bölücü milis gruplarını eleştirmekten de çekinmemektedir.  

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)  insaf ve vicdan sahibi her insanın her müslümanın yapılan zulmün karşısında haykırmasının dini, milli, tarihsel ve kültürel ilişkilerin icbar kıldığı bir sorumluluk olduğuna inanmaktadır.  

Irak’ta yaşanan hadiselere Kürt, Türkmen, Arap, Şii, Sünni perspektifinden bakmanın neticesinde yaşanan acı olayların göz ardı edilmek istendiğinin, işgalin devamının hep bazı grupların kendi maslahatlarını gözetmesi nedeniyle devam ettiğinin akıllarda tutulması zorunludur. Kaldı ki tarih hiçbir zaman için yaşatılan zulümlerin ve haksızlıkların gizli kalmasına müsaade etmez.  

Bulunan bu son toplu mezarla birlikte mezhepçi taassubun geldiği korkunç noktanın neler olduğunu kamuoyuna hatırlatmak isteyen Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) son olarak şunu söylemektedir:  

Irak’taki tüm sorunların temelinde Anglo-Amerikan işgali yatmaktadır. İşgalin sona erdirilmesi durumunda yaşanan acıların, kan ve gözyaşının telafisi mümkün olacak; Irak yeniden barış, selamet ve huzura kavuşacaktır. Tıpkı binlerce yıl olduğu gibi yine Irak’ta belirli ırklar, mezhepler ve dinler bir arada yaşayacaktır.  

İşgalin devam etmesi; Irak’ta çeşitli hesapları olan komşu ülkelerin müdahalesi ve Irak içinde piyon oluşumlar olduğu müddetçe yakın gelecekte Irak’ın içinde bulunduğu krizden çıkış yolu uzak gibi görünüyor… 

HEYET Net 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 Image

 

 

 

 

238 total views, 1 views today

Leave a Comment