IMAH BM Irak Temsilcisinin İleri Sürdüğü Planları Kınadı

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) yaptığı basın açıklamasında Birleşmiş Milletler (BM) Irak Temsilcisinin özellikle Kerkük başta olmak üzere sözde “sorunlu bölgeler” ile ilgili olarak uygulamaya geçirilmesini içeren planını kınadı. Açıklamasında IMAH BM’nin geçmişte aldığı birçok kararının ne yazıkki Irak’a ve Iraklılara zarar verdiğini hatırlattı. 

 

 

 

HEYET Net  – Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) Genel Merkezi açıklamasında BM Irak Temsilcisi Staffan de Mistura’nın olumsuz bir inisiyatif geliştirdiğine dikkat çekilerek şunlar söylendi:  

 

“Birleşmiş Milletlerin geçmişinde ne yazıkki Irak’ta oldukça haksızlıklara sebep olan ve Iraklılara zarar veren birçok karar bulunmaktadır. Bugün bizler bir benzer haksızlığa daha sebebiyet verebilecek Irak BM Temsilcisinin girişimleri noktasında ilgilileri uyarıyoruz. Daha fazla haksızlığa ve Iraklılara zarar verecek adımların atılmasından kaçınılmasını tavsiye ediyoruz. Atılacak adımların yol açacağı haksızlıklar kimsenin tahmin edemeyeceği ve boyutlarının nerelere uzanabileceğini Allahtan başka kimsenin bilemeyeceği bir iç karışıklıklara sebebiyet verebilir.”  

 

 

BM Irak Temsilcisinin Irak halkının, mültecilerin ve BM gibi uluslar arası kuruluşların yeterli ilgisini bulamayan mülteci çocuklarını çektiği acılara odaklanması gerektiği vurgulanan 588 numaralı basın açıklamasında ayrıca şunlara yer verildi.  

 

 

“IMAH’a sızdırılan bazı basın organlarındaki iddialara göre BM Irak Temsilcisi Staffan de Mistura özelde Kerkük bölgesi olmak üzere sözde tartışmalı bölgelerde yaşanan sorunların çözümü için önerilerini dile getirmektedir.  

 

 

Bu dile getirilen hususları dikkatle gözlemleyen Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) planla ilgili olarak şu görüşlerini kamuoyuyla paylaşmak istemektedir. 

 

 

İlk olarak;  

Sözü edilen plan çerçevesinde 2005 yılında gerçekleştirilen seçim sonuçlarına riayet edilmesi seçeneği yer almaktadır. Oysa hemen herkes bilmektedir ki bu seçimler hiçbir şekilde sağlıklı ve güvenilir bir ortamda yapılmamıştır. Bununla birlikte insanlar güçlü partiler ve tehdit eden militanlarının gözetiminde seçimlere gitmişlerdir. Yine seçim mekanizması ve sonuçları noktasında işgalci güçlerle sözü edilen kesimler birlikte oldukça etkili bir manipülasyon uygulamışlardı. Öyle ki herkesin bildiği gibi büyük nüfus oranlarına sahip Iraklı kitleler seçimleri boykot etmiş ve Irak’ın muhtelif illerinde seçimlere katılım çok düşük olmuştur. Birleşmiş Milletler bu gerçeğin diğerlerinden ziyade daha fazla farkında olması gereken bir kuruluştur. Bu durumda nasıl olur da BM Irak Temsilcisi kendisine böylesine adaletsiz sonuçları taşıyan, meşruiyeti ve kendisi tartışmalı olan bir konuyu diğer bir sorunu çözmek için esas olarak kabul edebilir?  

Bu plan aynı zamanda sorunun çözümünde gerçekçi görünmeyen diğer iki seçeneği de bünyesinde barındırmaktadır.  

 

İkinci olarak;

 

Irak’ta işgalin, Irak halkına yönelik şiddetli askeri saldırıların devam etmesi nedeniyle bir kaos ve istikrarsızlık ortamı mevcuttur. Dahası işgalciler dahili anlaşmazlıkların çözümüne yönelik tekliflere izin vermemekte; bir kesimi diğer kesime karşı desteklemekte, birini diğerine karşı kışkırtmaktadır. İşgalcilerin varlığını diğer gruplar karşısında kendisine bir güç olarak değerlendiren oluşumlar da dışlama ve marjinalleştirme eylemlerinde yer almaktadırlar.  

 

 

Üçüncü olarak;  

 

Irak Meclisindeki birçok parlamenter özellikle bu mesele başta olmak üzere BM Irak Ofisi’nin kendisine verilen yetkileri aşarak iş yaptığı noktasındaki rahatsızlık ve hoşnutsuzluklarını ifade etmektedirler.  

 

BM Irak Temsilciliği Irak’ın içişlerine müdahil olmaya başlamış, sözü edilen bu planı meseleyle ilgilenen taraflara sormaksızın gündeme getirmiştir. Ki bu husus BM Irak Temsilciliğinin tarafsızlığı ve güvenirliliği noktasında birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.  

 

Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) her ne şart altında olursa olsun Kerkük Meselesi ve diğer sözde “sorunlu alanlar” meselesinin bu karışık şartlar altında çözülemeyeceğinin altını çizmektedir. Çünkü önerilen çözümler hiçbir şekilde üzerinde şu şartlar altında ittifak edilecek çözümler değildir.   

 

Adaletin olmadığı, tüm Iraklılar için adil çözümün gerçekleşmesini engelleyen işbirlikçi taraflar ve işgalcilerin Irak’taki varlığı sürdüğü müddetçe sözü edilen çözümün realize edilmesi de mümkün değildir.  

 

 

 

HEYET Net

 

 

 

264 total views, 1 views today

Leave a Comment