Dr. Al- Muayni: IMAH Milli Güçlerin Öncüsüdür

Irak Milli Kuruluş Konferansı sözcüsü Dr. Halid el Muayni ile Heyet Net’in gerçekleştirdiği röportajda başından beri işgalcilere karşı direnen ve öncülüğünü Irak Müslüman Alimler Heyetinin (IMAH) çektiği direniş güçleri, işgalcilerin başarısızlığa uğratılan stratejik hedefleri, Irak’ı daha kötü hale getiren mezhepçi ve çıkarcı partiler ile sözde siyasi sürece dair birçok önemli konu ele alındı. HEYET Net Türkçe okurları için çevirdiğimiz bu önemli röportajla sizleri başbaşa bırakıyoruz.

 

 

 

HEYET Net – Efendim öncelikle hoşgeldiniz.

Dr. Muayni – Teşekkür ederim.

 

HEYET Net – İsterseniz işgal altındaki Irak’ta sözde “siyasi süreç” diye adlandırılan alandan başlayalım. Beşinci yılını dolduran işgal altında bu süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Muayni – Amerika’nın Irak işgali kapsamlı ve bütünsel bir stratejik taslak çerçevesinde gerçekleştirdi. Bu taslak askeri sayfalar da dahil diğer kısımları içermekteydi. Belki de bunlardan en önemlisi politika ile ilgili olan kısımdı. Sözde “siyasi süreç”in asıl tehlikesi bunun kesin olarak işgalciler tarafından hazırlanmış olması ve onların egemenliği altında yapılmasından kaynaklanıyor. Irak’taki siyasal süreç daha başladığı andan itibaren şimdi halen belirli kesimlerce Irak’ta yürütülmekte olan mezhepler ve etnik temeller üzerinde şekillendirildi. Yönetim Konseyi ve şimdiki Anayasanın rahminden doğan Devlet İdare Hukuku, Parlamento ve işgalcilerin hükümeti…vs hepsi aynı temel üzerinde yükseliyor.

Beş yıldan beri Sünnilerin ayrılması nedeniyle kutlama programı yapılan Sağlık Bakanlığı gibi Şii Bakanlıklar var. Yine Sünni ve Kürt Bakanlıklar mevcut.

Bu çerçevedeki bir siyasal süreç ve getirdikleri başarısızlık, yetersizlik, işgalcilerin projelerine hizmet eden ve Irak halkının temel çıkarlarına hizmet etmeyen “tıbben ölü” diye adlandırılan bir süreçtir.

 

HEYET Net – Bu çerçevede veya bahsettiğiniz siyasetle ilgili olarak üçlü, dörtlü ve beşli bazı siyasi partilerin yaptıkları ittifakları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Muayni – bu ittifakların karakteriyle ilgili bir gerçek var. O da 2003 yılında tanklarla işgale gelenlere bu kesimlerin eleman sağladığı gerçeğidir. Birçok aktörün ve otoritenin bunlara dağıtıldığı görülecektir. Şöyle ki; bu partilerin arka planlarına baktığımızda onların 1992 yılında ABD’nin sözde Irak muhalefeti elçisi Zalmay Halilzad’ın himayesinde düzenlenen Londra Konferansında Irak’ın bu partiler arasında bölüştürülmesinin onayladıklarını görüyoruz. Akabinde de bunlar işgalcilerle birlikte geldiler ve onlara hizmete devam ediyorlar. Mevcut ihtilaflar ve ittifaklar Irak halkının çıkarları esasına değil temelde dar, mezhepçi ve bölücü tiynetteki bu partilerin menfaatleri esasına dayanmaktadır. Yine küçük farklılıklara rağmen bu partilerin hepsi işgalcilere ve onların stratejik hedeflerin hizmet etmekte ittifak etmektedirler.

 

HEYET Net – Galiba bu ittifaklar bazı  menfaat ve kazançlar elde edilmesiyle sonuçlandı…Bazı oluşumların hükümetten geri çekildiği zamana kadar geri giderek askeri ve siyasi gelişmeler hakkında neler söyleyeceksiniz? Aynı zamanda Bağdat’ta, güneyde ve Irak’ın muhtelif yerlerinde yürütülen askeri kampanyalar hakkında da görüşlerinizi almak istiyoruz.

Dr. Muayni – Yukarıda da bahsettiğim gibi siyasi sürecin başarısızlığı ve işgalcilerin birini kendi ekibine alarak diğerlerini dışlaması bazı partilerin hükümetten çekilmesine neden oldu ki bu bir yıl içinde 17 bakana tekabül ediyor. Eğer sözünü ettiğimiz bu tür siyasi gelişmeler bir Afrika ülkesinde meydana gelmiş olsaydı inanınız hükümet anında istifa ederdi. Ancak işte bu yaşananlar açıkça göstermektedir ki Irak’ta siyasal süreç veya yönetim işgal güçlerinin emri ve denetimi altındadır. Irak’ta siyasetin ipleri işgalcilerin elindedir.

Yine şunu söylemek istiyorum. Bugün işgalciler müttefiklerinin birçok yönünün başarısızlığa uğradığı siyaset düzleminde bir çıkmaz içinde. Zira geçen beş yıllık zaman zarfında işgalciler Yeşil Bölgeye (Bağdat) tamamen hapsolmuş durumdalar. Dahası bazı partilerin hükümetten geri çekilmesi ve dönmesi süreci de sadece bir göz boyamadan ibaret. Bu partiler böylece kendi dar çıkarları için, daha iyi fırsatlar yakalamak ve durumlarını düzeltmek için hükümetle anlaşma masasına oturuyorlar.

25 Mart 2007 tarihinde Arap aşiretlerinin federalizm projesini reddetmeleri üzerine ABD işgalcileri tarafından hava saldırısına uğradığı zaman hükümetin nasıl bir tavır takındığını gördük. Geçiş yılında ABD yönetimi için oldukça önem arz eden husus dev miktarlardaki savaş kayıplarının giderilmesi için bir mükafat elde etmesiydi.

İşte bu mükafat petrol yasasıdır. Bu münasebetle ABD askeri operasyonları hükümet tarafından yürütülmesi istenen bir taleptir. Bu da 1 Kasım 2008 tarihinde gerçekleştirilecek olan yerel seçimlerle ilgili hükümetin işgalcilerle masaya oturması neticesinde yapılmıştır.

 

HEYET Net – Sayın Halid Bey, Irak’ı işgalcilerden ve artıklarında kurtarıp özgürleştirmek için mücadele eden şerefli ve milli bir direniş mevcut. İşgalcilerle çatışmalarda ve onların projelerini başarısızlığa uğratmada direnişi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Dr. Muayni – Irak direnişi dünya genelinde benzerleri arasında bir yenilik değil. Bu, düşmanlara ve ABD işgalcilerine, yani gayri meşru saldırılara karşı yapılan meşru bir müdafaadır.

Irak direnişi hakkında objektif bir değerlendirme yapmak için standard bir değerlendirme ölçütünün olması lazım gelmektedir. Bunların en başında da işgalcilerin stratejik hedeflerine bakmak gerekiyor. Yani bu hedefler arasında neler var, bunlar karşısında direnişin işgal güçlerine maddi ve manevi verdiği zararlar neler bunlara bakalım.  

Stratejik düzlemde işgalcilerin Irak’a gelmesi ve sözde ortadoğuya model olarak yaymaya çalıştığı yeni bir model oluşturma amaçları tamamen başarısızlığa uğradı. ABD şimdi çıkış için yalvarıyor ama bir çıkış yolu bulamıyor.

Stratejik hedeflerden ikincisi Irak’ı Siyonist-Arap anlaşmazlığında denge unsuru olmaktan çıkartmaktı. Ancak görüyoruz ki İsrail’in güvenliği daha kırılgan hale geldi ve direnişin sürpriz başarıları, Amerikan askerleri saflarında büyük başarılara imza atmaları ibreyi değiştirdi. Tüm bunlar Lübnanlı ve Filistinli direniş gruplarına cesaret verdi ve onlar da Siyonist rejime karşı askeri operasyonlarını artırdılar.

Stratejik hedeflerden en önemlisi Irak petrollerini ele geçirmek olup bu mücadele halen sürmektedir. Bu ise askeri olmaktan ziyade siyasi bir mesele olup direniş geniş ölçekte tüm imzalanması düşünülen petrol yasasını reddetmeleri için halkımızı harekete geçirmelidir.

Stratejik hedeflerde direnişin neler yaptığına değindikten sonra diğer başarılara geçelim isterseniz. ABD’nin direniş nedeniyle kaybı fiziksel olarak aylık 12 milyar doları aşıyor ve görünür görünmez yönleriyle maddi kayıpların toplamı 3 trilyon doları aşıyor.

Öte yandan Irak’taki birliklerinin moralini sürdürmek için Pentagon tarafından basılan uyduruk maddi kayıpları geçecek olursak, gerçekte Irak’ta yaşananlarla ilgili olarak şunları rahatlıkla söyleyebiliriz:

Irak’ta işgalcilere ve güvenlik şirketleri mensuplarına vurulan darbe neticesinde 30.000 işgalci öldürülmüş, 50.000 tanesi yaralanmış ve içlerinde 30.000 tanesi ise psikolojik sorunlarla boğuşanlarla birlikte bu sayı çok büyük rakamlara ulaşmıştır.

 

HEYET Net – Bu büyük başarıların ışığında acaba direniş nereye gidiyor, işgalcilerin Irak’tan sürülmesinden sonra direnişin belirli bir programı var mı?

Dr. Muayni – Bir anlaşmazlıkta bir taraf diğer tarafı yendiğini ve kendisinin başarılı olduğunu iddia edebilir…

İşgalle birlikte geçen beş yıllık süreçte Irak’ta gücünün zayıfladığı, hevesinin kursağında kaldığı ve daha fazla savaşmaya takati kalmayan taraf Amerika Birleşik Devletleridir, Irak halkı değil…Ki Iraklılar halen beş yıldır Bağdat’ın göbeğindeki Yeşil Bölgede sıkışıp kalan işgalcileri füzelerle vurmaktadırlar.

Irak direniş grupları zaferin temel taşı olan birlik ve beraberliğe doğru hareket ederken anlaşmazlığın ilk ayağında halk tarafından teste tabi tutuldu. İlk beş yıl içinde direniş önemine binaen askeri faktör üzerinde yoğunlaştı. Diğer hususlar ya göz ardı edildi ya da sair sebeplerle ertelendi. Bu hususlar da anlaşmazlığın mütemmim cüzleri olan sosyal, siyasal ve ekonomik unsurlardır. Ardından bu alanlarda nasıl mücadele edileceğine dair açık bir strateji bulunmaması nedeniyle başarısızlıklar baş gösterdi. Dünyanın en büyük despotu olan işgalcileri askeri  olarak başarısızlığa uğratan direniş bunu ekonomik ve sosyal düzeyde gerçekleştiremedi. İşte bu sebeple bizimle aynı duygu ve düşünceleri paylaşan bazı genç insanlar sözde el Sahve denilen oluşumun doğuşuyla birlikte buraya dahil oldular.

Bu söylediklerimiz çerçevesinde direnişin yeni bir stratejiye ihtiyaç duyduğunu söyleyebiliriz. Ki sosyal ve siyasal düzleme dikkat gösterildiğine dair olumlu gelişmeler var. Bu sebeple direniş işgal sonrası Irak’ta kurulacak bir hükümet veya geçici hükümetin kuruluşunu belirleyen uzmanların yardımıyla birleşik bir siyasi program hazırladı.

 

HEYET Net – Amerikan işgalcileri Irak halkının, servetinin ve birliğinin pahasına ciddi tehlikeli projeleri uygulama çalışıyor. Bunların içinde petrol yasası, federalizm projesi ve diğerleri var. Soru şu: Bu tür projelerin uygulanmasının etkileri ve yansımaları neler olabilir?

Dr. Muayni – Irak’ın sahip olduğu 350 milyar barellik petrol mevcudu 21. yy küresel enerjisinin beklemeğini oluşturuyor. Bu da petrolü kim kontrol ederse onun uluslararası politikanın kaderini kontrol edeceği ve uluslararası politik sistemin onun üzerine oturacağı anlamına geliyor.

İşgalcilerin Irak’ı muhtemel kontrol etme yolları araması gerçeği ve Irakın servetini ele geçirmesi hadisesi yalnızca bölünme ve ayrışma aracılığıyla olabilir. Ki işgalciler bunu gayet iyi bilmektedir ve bu doğrultuda çalışmaktadırlar.

Federalizmin mevcut anayasada yer almasına çalışılmaktadır. Bu projenin özünde konfederasyon yer almaktadır. Anayasada özel güçler, bayrak ve ordu, ekonomik anlaşmaların gücü ve konsoloslukların açılması mevzuları bulunmaktadır.

Dahası bu projenin uygulanmasının sonucu Irak’ın birbiriyle güç ve servet için çatıştığı, anlaşmazlıkların olduğu zayıf bölgelere ayrıştırılmasını hedeflemektedir.

 

HEYET Net –İsterseniz işgalcilere karşı duran güçlerin gayretlerine geçelim. Sizlere adına konuştuğunuz oluşumun faaliyetleri hakkında sorular sormak istiyorum.

Dr. Muayni – Sebatkar kahraman Irak direnişinin sonucunda görünmeyen bir çok başarılar ortaya çıktı. Bunlardan belki de en önemlisi sözde siyasi partilerin ve dini oluşumların (merciiyyet) aldatmaları, kandırmaları ve yanlış yönlendirmeleri karşısında halkımızın bilinç kazanması olayıydı. Zira güneyde egemen olan bu dini ve siyasi partiler mezhepçi bölücü fikirlerini yayarak işgalcilerin projelerinin birçoğunun hayata geçirilmesi için insanlarımızı gözü kapalı bir şekilde yönlendirmeye çalışıyorlardı.

Geçen beş yılın ardından direnişin ve tarihi müdahalesin sayesinde işgale karşı olan tavır alış daha güçlendi ve kökleşti. Eğer direnişin başlatılmasında gecikilmiş olsaydı bu halkımıza ve şehitlerimizin akan kanına karşı işlenmiş affedilemez bir günah olurdu. İşte bu imkanlar direnişin nüvesi olacak halkımızı harekete geçirecek ir milli siyasi referans oluşuma ihtiyacı doğurdu. Geniş anlamda bu meselenin ele alınmasına dair işaretler yoktu; ancak bildiğiniz gibi işgalin başlangıcından beri işgalcilere karşı olan bir milli grup mevcuttu. Bunların en başında ise Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH) gelmektedir. Akabinde mezhebi değil milli esaslara dayalı Irakın ayrıştırılması ve bölünmesi projeleri karşısında bir oluşum kuruldu. Halen Irak halkı nezdinde müstesna bir yere sahip sebatkar birkaç güçlü grubun bir araya gelerek oluşturduğu Milli Kuruluş Konferansı teşkil edildi.

Konferans şu esaslara dayanmaktadır:

1.  Irak’ın bağımsızlığı

2.  Irak topraklarının ve halkının birliği

3.  Irak’ın Müslüman ve Arap kimliği

Halihazırda konferans Irak Müslüman Alimler Heyeti (IMAH)’nin desteğini almakta olup geçen beş yıl zaman zarfında meşruiyetini ve istikrarını kanıtlayarak birkaç güçlü mekanizmaya dahil olmuştur. Konferansın yakın gelecek halkımızı mezhebi değil milli esaslarda harekete geçirecek önemli roller oynaması beklenmektedir. 

 

HEYET Net – Son olarak zor şartlar altında yaşamakta olan Iraklılar ne söylemek istersiniz?

Dr. Muayni – Şunu söylemek istiyorum. Iraklılar milli birliklerine bağlı olduklarını kanıtladır. Şimdi onlar daha sık saflara, daha iyi iletişim ve birlikteliğe sahipler. Onlar işgalcileri yenilgiye uğrattılar. İşgalcilerin tuzaklarına düşmekten ve alet olmaktan kaçınsınlar ve dikkatli olarak sabır göstersinler.

İşgalcileri ülkeden çıkarmak için tek yol olan cihad ve direniş alevine sıkı sıkıya sarılsınlar. Sadece direniş Irak’ı işgalcilerin kalamayacağı imkansız bir mekan haline getirebilir.

İşgalcilerin gerçek bir yenilgiye uğradığına dair işaretler mevcut. Saflarında büyük çatlaklar oluştu, Irak’taki işbirlikçileri ve kuklaları arasında da başarısızlıklar ve ihanetler yaşanıyor…

Milli güçlerle temasa geçmek için samimi ve yekvücut bir arzu var. Direniş ve oluşumları beşinci yılını aşarak daha sağlam, daha güçlü, daha azimli ve zafere daha inanmış bir şekilde yoluna devam ediyor. Zaferi uzun bir yol olarak görmelerine rağmen bizler Allah (cc)’ın izniyle yakın görüyoruz.  

 

HEYET Net –Teşekkür ederiz.

Dr. Muayni – Ben teşekkür ederim.

 

 

Röportaj: Hüseyin Düleymi

270 total views, 1 views today

Leave a Comment