ABD askerlerinde ruhsal bozukluk

Tarihte ilk defa, Amerikan muharip kıtaları; Irak ve Afganistan turlarından dolayı, gerilen sinirlerini sakinleştirmek için, günlük dozlarla alınan antidepresan kullanıyor.

Sergeant Christopher LeJeune, Amerikan askeri birliklerinin, direnişçileri öldürebilmesi için, tuzak kurmakla görevli idi. Bağdat’taki görevi 7 ayı geçmişti ki; kendisini gittikçe artan bir ümitsizlik içinde buldu. LeJeune, durumunu şöyle anlatıyor:

“Yerine getirdiğimiz bazı ağır görevler, bana sıkıntı vermeye başlamıştı.”

Onun birliği, roketler tarafından hedeflenmiş Irak’taki karakolları koruyordu. Karanlık Bağdat bodrumlarında gizlenmiş havan toplarının, peşine düşmüşlerdi. Le Jeune, gece vakti gerçekleşen çatışmalardan sonra birliğini çağırırdı. Onlar da, önce düşmanı etkisiz hale getirip, sonra da cesetleri toplarlardı. Bazen LeJeune ve arkadaşları, olay yerine vardıklarında, cesetlerin bazısının, hala canlı olduğunu fark ederlerdi. LeJeune, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Her zaman, kimlerin kötü adam olduğunu bilemezsiniz. Birinin evinde arama yaptığınızda, kafanızda bu adamların, terörist olduğu kurgusuna sahipsinizdir. Ancak içeri girdiğinizde, yerde mini minnacık ayakkabılar ve oyuncaklar görürsünüz. Buna benzer bazı şeyler, beni tahmin ettiğimden daha fazla etkilemeye başlamıştı.”

LeJeune, Irak’ta askeri doktora gitti ve kısa bir incelemeden sonra ona, depresyon teşhisi konuldu. Doktor onu, Zoloft gibi antidepresan ve klonazepam gibi kaygı giderici ilaçlarla, silahlı savaşa geri gönderdi. LeJeune, şöyle diyor:

“Askerlerin çeşitli nedenlerden dolayı, buradaki sahip oldukları problemleri kabullenmeleri kolay değildir. Bu durumu kabullenmeleri için tek çözüm ilaç almaktır.”

Bu savaştaki silahlar, yüksek teknoloji harikasıdır. Mesela, aşağıdaki düşmana mermi yağdıran, uzaktan kumandalı insansız uçaklar gibi. Onlar mermi yağdırırken, LeJeune’un ki gibi birlikler, farklı silah çeşitleriyle savaşın içine giriyordu. Bir kaç Amerikalı bilse de, bu silahlar gizliydi. Tarihte ilk defa, oldukça büyük ve gittikçe de artan sayıdaki Amerikan muharip kıtaları; upuzun ve defalarca tekrarlanan Irak ve Afganistan turlarından dolayı, gerilen sinirlerini sakinleştirmek için, günlük dozlarla alınan antidepresan kullanıyorlar.

 

İlaçlar, yalnızca askerleri soğukkanlı tutmaya yardım etmek için tasarlanmamıştı. Aynı zamanda, boyunduruk altına alınmış, ordunun en değerli varlığını koruma altına alıyordu. Yani ön saflarda yer alan askerlerini. Ordunun zihin sağlığı danışma ekibinin verdiği bilgileri içeren rapor, şunları gösteriyor:

“Irak’taki birliklerin yaklaşık  % 12’si ve Afganistan’dakilerin % 17’si, bu durumun üstesinden gelmek için uyku hapları ve antidepresan reçeteleri alıyor. Orduda çalışan görevliler, Afganistan’da artan şiddetin ve daha izole bir bölgede görev yapmanın, Irak’takilere göre buradaki birlikleri daha fazla ilaca bağımlı kıldığını söylüyor.”

Pentagon’da, hemen hemen her şeyin istatistiği tutulur ancak bu çeşit verilerin toplandığı bir merkez yoktur. Ordu teftiş edilmesi zor olan ilaç reçeteleri hakkında sürekli sorgulanamıyor. Antidepresan kullanımı araştırma sonuçlarının çok ötesinde.. Afganistan ve Irak’ta yaklaşık 20,000 askeri birlik ilaçlı tedavi görüyor.

Bazen reçeteler, dikkate alınmaya değer görülmez. Ancak tarih şunu gösterdi ki; George Washington’dan bu yana Generaller, tıbbi yatıştırıcıları birliklerine zorla verdi. 2. Dünya Savaşı sırasında, Naziler, Pervitin olarak bilinen bir amfetamin yardımıyla, yıldırım savaşı birliklerini, Fransa ve Polonya’ya soktu. Vietnam Savaşı sırasında ABD ordusu da, amfetaminleri kullandı.

ABD birlikleri içinde artan ilaç kullanımı, Irak ve Afganistan’da savaşan askerlerin, ağır bir ruhsal ve psikolojik bedeli ödediklerini gösteriyor. Pentagon tarafından yapılan araştırmalar, savaş alanına yayılan tüm askerlerin strese gireceğini ve % 70’inin normal yaşamlarına dönmeyi başarabileceklerini gösteriyor. Ancak yaklaşık % 20’si, geçici olarak stres etkilerine maruz kalırken; %10’u, strese bağlı hastalıklardan muzdarip olacak.

Komutanların, savaş bölgelerine konuşlanmadan önce aldıkları brifinglere göre; bu çeşit hastalıklar, hafif endişe ve sinirlilik, uyku sorunları, karamsarlık ve duygusuzluk hislerinin gelişmesiyle başlıyor. Şartlar daha da kötüye gittiğinde, yukarıda belirtilen hisler, daha uzun sürebilir ve listeye, panik, öfke, kontrolsüz titreme-sallanma ve geçici felç eklenebilir. Semptomlar, eve dönüşte çoğu kez, evliliğin bitmesi, intiharlar ve psikiyatrik çöküntü şeklinde devam eder. Zihinsel travma, oldukça yaygındır.

Savaş alanı travmalarının üstesinden gelmek için kullanılan ilaçlar, ordu dışında çok fazla tartışılmamıştır. Ancak içeride yıllardır tartışma konusu olmuştur. Askeri birliklere bu çeşit ilaçlarla nasıl yardım edildiğini anlatan ve 2006’da yayınlanan sağlık kitabı, “Combat Stress Injury”nin (Savaştan kaynaklanan stresin hasarları) editörleri Charles Figley ve William Nash, şöyle diyor:

 

“En iyi arkadaşının parçalanan bedeninin görüntüsünü silecek veya o gün onunla birlikte görev yaptığından dolayı suçluluğunu bastıracak, hiçbir büyülü ilaç yoktur. İlaç tedavisi, savaşın, takat kesici ve neredeyse dayanılmaz semptomlarını yatıştırabilir. Stresin yol açtığı hasarları giderebilir. Aynı zamanda, personelin bütün fonksiyonlarını getirebilir hale geri dönmesini sağlar.”

National Military Family derneğinden er Joyce Raezer’a göre; asker aileleri değişikliği merak ediyor. “Gençler, bu ilaçları almaktan hoşlanıyorlar, böylece bizde onlarla savaşa devam edebiliyoruz” diyen bir askeri doktorun, sözlerini hatırlatıyor. Uluslararsı Travmatik Stres Çalışmalarının Yönetim Kurulu üyesi ve kıdemli psikiyatrist Dr. Frank Ochberg, şöyle soruyor:

“Aslında yetersiz savaş gücümüzün üzerini örtmeye mi uğraşıyoruz?”

Geçen yıl FDA (Amerikan Besin ve İlaç kuruluşu), 2004 yılında, ilaçların, çocuklarda ve gençlerde intihar riskini artırabileceği uyarısı ile antidepresan üreticilerini “kara kutu”yu açmaya zorladı. Şirketten, ordunun kalbi olan 18-24 yaş grubundaki genç yetişkinleri içeren genişletilmiş bir uyarı istedi.

Şimdi sorulacak soru, Irak ve Afganistan’da ilaç kullanımının artışıyla beraber, bu bölgelerdeki intihar oranının artması arasında bir ilişki olup olmadığıdır. 2007 yılı boyunca Irak ve Afganistan savaşlarından dolayı, 164 asker intihar etti. Yıllık oranın, 2001 tarihindeki oranın nerdeyse iki katıdır. Geçen yıl, en az  115 asker kendini öldürdü. Bunların 36’sı Irak ve Afganistan’dan. Bu, 1980’den beri tutulan kayıtlara göre, bugüne kadar görülmüş en yüksek sayıdır. 2006 ve 2007’de, intihar eden askerlerin yaklaşık % 40’ı, Prozac ve Zoloft gibi antidepresan olan psikotoropik ilaçları kullananlardır.

 

HEYET Net- TimeTurk

227 total views, 1 views today

Leave a Comment