Maliki yönetimi Saddam’dan beter!

Fisk, Irak hükümetinin, kimlikleri bile bilinmeyen ve bulunamayan yüzlerce Iraklıyı, Kazımiye Cezaevi’nde gizlice idam ettiğini yazdı.

Irak hükümeti, kimlikleri bile bilinmeyen ve bulunamayan yüzlerce Iraklıyı, Kazımiye Cezaevi’nde gizlice idam ediyor.

İndepent Gazetesi’nin Ortadoğu muhabiri Robert Fisk, Irak hükümetinin, kimlikleri bile bilinmeyen ve bulunamayan yüzlerce Iraklıyı, Kazımiye Cezaevi’nde gizlice idam ettiğini yazdı.

‘Irak ölüm hücresinin sırları’ isimli makelesinde, Fisk, Maliki yönetiminin, yüksek güvenlikli cezaevlerini, idam evi gibi kullandığını duyurdu.

Kazımiye’deki idamlara tanık olan bir eski yetkiliye dayandırdığı makalesinde, Fisk şunları yazdı:

“Irak yönetimi, Saddam’dan gördükleri korkunç darağaçlarını, direnişçiler için kurdu.

Başbakan Nuri Maliki’nin ‘demokrat’ hükümetinin merkezdeki küçük bir hücrede darağacında sallandırdığı kurbanların sayısı 100’lerle ifade ediliyor. İnfazlara şahit olan eski bir Britanyalı yetkili ‘İnfaz edilenlerin çoğunluğunun direnişçi olduğu farz ediliyor’ deyip tüyler ürperten ayrıntılar veriyor”

“Asma işi kolay değil. Tavanında demir çubuğa bağlı bir ipin sallandığı bir hücre ve elleri bağlı kurbanların üzerine çıkarıldığı bir kürsü var. O hücreye gittim. Bir adamı asmaya getirmişlerdi. Kürsünün üzerine çıkarıp boğnuna ipi geçirip sonra tekmeyi bastılar. Fakat adam yere atladı. Ayakta durabiliyordu. Sonra boynundaki ipi kısaltıp yeniden denediler. Yine olmadı. Sonra kurbanın boğazını sıkacak kadar mesafe oluşsun diye zemini kazmaya başladılar. Yerdeki karoları kırıp betonu kazdılar. Ama yine işe yaramadı. Kürsüden aşağıda ittiklerinde kurban yine ayakta durabiliyordu. Sonra hücrenin bir köşesine götürüp başından silahla vurdular.”

‘ÇEÇEN’İN KEMİKLERİ SÖKÜLDÜ’

“Çeçen esir hücre arkadaşıyla iki gardiyanı öldürüp kaçmayı başarmış. Ama Iraklıların çağrısı üzerine Amerikan askerleri Çeçen’i ayağından vurup yakalarken arkadaşını da öldürmüş. Tedaviyi reddeden Çeçen’in durumu kötüye gidince sağ ayak kemikleri ameliyatla çıkarılmış. Çeçen esirle hücresinde karşılaşan Batılı bir ziyaretçi gördüğünü şöyle aktarıyor: ‘Hücresinde kemiksiz sağ bacağını omuzundan sarkıtmış vaziyette değneklerle yürüyordu.’

Iraklılar infazlar hakkında bilgi vermedikleri gibi hiçbir kayıt da tutmuyor.

Irak’ın ‘olmayan’ kitle imha silahlarının peşindeki Anglo-Amerikan Irak Gözlem Grubu’nun bir yetkilisi, ‘Sorbonne Üniversitesi mezunu füze uzmanı bir Iraklı’nın izini sürerken Amerikalıların işkenceleriyle ünlenen Ebu Garip Cezaevi’nde yaşadıkları bir deneyimi şöyle anlatıyor:

KİMİN KİM OLDUĞU BELİRSİZ

“Adı sanı belli bir esiri istedik. Amerikalı askerler 40 dakika sonra başına kukuleta geçirilmiş bir genci getirdi. İrice sakalı vardı. Nerede eğitim gördüğünü sorduk, ‘Musul’ dedi. 14 yaşında okulu terk etmiş. ‘Sorbonne’da doktora yaptığını biliyoruz, bizimle işbirliği yap’ dedik ama adamın füzelerle hiçbir ilgisi yoktu. ‘Yanlış adam’ dedik. 20-30 dakika sonra bir başkasını getirdiler. O da hayatında hiç okula gitmemişti. ‘Yine yanlış adam’ dedik tam bir komediydi. Sonunda doğru adamı buldular. Kukuletasını çıkardılar, zor nefes alıyordu, şişman ve tıknazdı, biraz korkmuştu. Sorguyu yapanlar gardiyanlardan zincirlerini çıkarmasını istedi, çıkardılar ama bu kez bacağından yere bağladılar. Evet, aradığımız doktor oydu. Amerikalılar evini basıp füze el kitabı yerine bir kadının örtüsünün altındaki iki Kalaşnikof ve bir Kuran ele geçirmişler. Saddam’ın füze programında çalışmış düşük düzeyli bir memur. Iraklı bilim adamları füzenin nasıl yapılacağını bilmiyordu ve bunun için gereken imkânları da yoktu. Bu sadece Saddam’ın rüyalarında kaldı. Amerikan ve Britanya askeri yetkililere ‘Onun bir eşi, çocukları, bir hayatı var. Masum bir insanı esir alıp bir gecede 50 kişiyi direnişçi yapıyorsunuz’ demeye çalıştık. Ama o bilim adamına ne oldu, bilmiyorum.”

 

HEYET Net- Haber5 

 

274 total views, 1 views today

Leave a Comment