Şeyh Dari: İşgal bitince birkaç ay içerisinde Irak’ta uyum sağlanabilir

Amerikan Hazine Bakanlığının kararının ardından Riyad Gazetesi ilk olarak Şeyh Dari’yle görüşerek, kararın nedenini; etkisini ve siyasi durumu ne kadar etkilediğini sordu. Ayrıca ABD ve Irak arasında imzalanacak Güvenlik Anlaşması gibi Irak’taki en bariz olaylar ve başka konular ele alındı. Röportajın tam metni aşağıdadır: 

 

Mal Varlığını Dondurmak

Riyad: Değerli Şeyhimiz.. önce size karşı alınan son karardan başlayalım.. ABD Hazine Bakanlığı sizin mal varlığınızı dondurma kararı aldı. Bu karar siyasi faaliyetinizi etkiler mi? Ülkenizi işgal eden ABD’ye karşı yürüttüğünüz karşıtlığı kısıtlar mı? 

Şeyh Dari:   Öncelikle ben bu komik ve edepsiz karar karşısında duyduğum şaşkınlığı ifade etmek isterim. Onlar iyi bilirler ki, bende mal toplama hobisi yoktur. Benim ne nakit param var ne de gayri menkulum. Şayet bana veya aileme ait bir şey bulurlarsa alsın götürsünler. Hiç de peşinden gitmem. Haksız savaşları ve boşuna Irak’ı işgal etmeleri nedeniyle kaybettikleri milyonlarca dolar yetmedi mi onlara? Biz bunun tersine, şerefli bir hayat peşindeyiz… Şerefli hayatı da Irak uğruna ve ülkemizi işgalcilerden ve işbirlikçilerden kurtarmak uğruna feda ederiz. İşte sermayem budur ve gerçekten ben buna sahibim. Bu varlığım onları rahatsız ediyor ve kimsenin bu konuda konuşmasını istemiyorlar. Alınan karar, Irak Hükümetinin kışkırtmasıyla alındı. Irak Hükümeti daha önce aleyhimde tutuklama kararı aldı. Ancak başaramadıklarından dolayı, efendilerini kışkırtarak aslı faslı olmayan mal varlığı iftirasını ortaya attılar. Bu bizi etkilemez. Tam tersine azmimizi, irademizi ve gücümüzü daha da artırır. Ayrıca Arap kardeşlerimiz, neyin nesi olduğumuzu; yöntemimizi; direnişten yana olan sabit tutumumuzu iyi bilirler. Dolayısıyla onlar artık bize yöneltilen terör suçlamalarına inanmıyorlar. Zaten bu tip suçlamalar, kendilerine karşı gelen herkes için hazır bir suç haline geldi.

Şayet gerçekten para peşindeyseler ve bunun nasıl harcandığını öğrenmek istiyorsalar, önce Irak’ın parasını Paul Bremer döneminde nereye gittiğini araştırsınlar? Irak’ın milyarlarca doları; büyük külçe altınları ve paha biçilmez tarihi eserlerinin nereye gittiğini araştırsınlar? Ki bunların hepsini Paul Bremer kendisiyle götürdü. Ayrıca işgalden sonra gelen hükümetlerin el koyduğu büyük miktarlarda paraların nereye gittiğini öğrensinler. Milyonlarca doları yurtdışına kaçıran Bakanların neden sorgulanmadıklarını araştırsınlar. Bunlar, mevcut “ Dürüstlük Komisyonu”nca neden cezalandırılmadılar? Sadece 70 sorumluyu görevden attılar. Hiç birini yargı önüne çıkarıp, aç; susuz; elektriksiz ve ilaçsız kalan Irak Halkının malını geri almadılar.  


 

Riyad: Bu kararın ardından Irak’a dönme niyetiniz var mı? Yoksa ne yapacaksınız? 

Şeyh Dari:   Biz, bulunduğumuz yerden işgale karşı mücadelemizi yürütüyoruz. İster Irak içinde olsun ister dışarıda, bizi bundan kimse caydıramaz. Yurtdışında bulunmamın birkaç nedeni vardır. Birincisi; İşgalcilerin Irak’ta işledikleri cinayetlerini, yağmalamalarını ve tahribatlarını Arap ve İslam dünyasına, uluslararası topluma kolayca aktarabilmektir. İkincisi; Güvenlikten dolayıdır. IMAH Şura Meclisi toplanarak yurtdışında kalma kararı aldı. Ben de 2006 yılında alınan ve hala yürürlükte olan bu karara saygılıyım ve ona bağlıyım.  

 

İşgalden sonra Iraklıların Birbirine Sarılması

Riyad: Şayet ABD güçleri erken çekilir ise, böyle bir çekiliş Irak’ta herhangi bir kargaşa veya siyasi bir boşluk oluşması nedeniyle iktidarı ele geçirmek için çekişmeler yaşanır mı? Yoksa ülke, işgal ve işgalle birlikte ortaya çıkan durumların üstesinden gelip özgürce ayakta durabilir mi?  

Şeyh Dari:   İşgal, istikrarsızlığın devam etmesidir. Ve kargaşanın, öldürmelerin, tahribatın, terörün yayılmasının, yolsuzlukların meydana gelmesinin, dış ülkelerin müdahalelerinin daha da artmasına neden olmaktadır. Bazı milis güçler, partiler ve çeteler işgalle birlikte geldi. Bunların bir kısmı, şüpheli taraflara hizmet ederek işgale karşı direndiklerini iddia ediyorlar. Bir kısım da devletten destek aldığını söylüyor. Bazıları da İran tarafından gönderilmiştir. Ve büyük ölçüde müdahaleler vardır. Bunların bir kısmı açıktır.. Bir kısmı da gizlice devam etmektedir. Bütün bu karışıklık işgalin şemsiyesi altında cereyan etmektedir. İşgal biterse Iraklılar bağlarını güçlendirebilir; ülkelerini koruyabilir ve gerçeklere vakıf olduklarından sonra düşmanı dosttan ayırt edebilirler. Fakat şimdilik her şey karma karışık. Kesinlikle söyleyebilirim ki işgalin ardından birkaç ay içerisinde Irak halkı bütünleşir ve dinleri ve vatanlarını savunurlar. Irak halkı, yabancılara karşı kendini ve toprağını savunabilir; işbirlikçileri ve casusları kovabilir. Irak halkı aldığı darbeden uyandı, durumu iyice idrak etmeye başladı ve işgalin hiçbir hayır getirmediğini kavradı. Anladı ki, işgal yüzünden ülke harabeye dönüştü, ahlak bozuldu, yolsuzluklar arttı, 300 bin kişi suçsuz yere tutuklandı, 1 milyon kadın dul kaldı, 5 milyon çocuk yetim kaldı, 3 milyon kişi göç etmeye zorlandı, 500 bin kişi işsiz bırakıldı. Hükümet ise kendini Yeşil Bölgeye sıkıştırmış ve Irak halkıyla yüzleşemiyor. Hükümet, otizm (içe kapanıklık) hastalığına bulaşmış. Sadece makam ile “ganimetleri” paylaşmakla meşgul olmaktadır.   


 

Güvenlik Anlaşması Utanç Vericidir!

Riyad: Irak ile ABD arasında imzalanacak güvenlik anlaşmasına nasıl bakıyorsunuz? Acaba gerçekten bir güvenlik anlaşması mı? Yoksa uzun vadede işgali kalıcı kılacak bir belge mi? 

Şeyh Dari:   Görülen yüz bunun güvenlik anlaşması olduğudur. Fakat bu, askeri, ekonomi, siyasi, medya ve kültürel yönleri havi bir anlaşmadır. Ve Irak’ı zincirleyecek bir anlaşma olacaktır. Aslında halen eksik olan egemenliğe dokunacak. Sanırım bunu imzalayacaklar. Çünkü, bu anlaşma hem işgalcilere hizmet eder hem de işgalcilerle gelenlere… Hem işgal çıkarlarına hem de hükümet çıkarlarına hizmet ettiği için sanırım Irak Hükümeti bu anlaşmayı kabul edecektir. Ama Iraklıların çoğu bu anlaşmayı utanç verici bir anlaşma olarak görmekte ve ulusal birlikteliklerini zedeleyen, vatanlarının heybetini düşüren ve egemensiz bırakan bir anlaşma olduğuna inanmaktalar.  


 

İsrailliler Irak’ın her yerindeler

Riyad: Söylentilere göre İsrailliler Kuzey Irak’talar ve İsrailli şirketler burada sahte adlar altına faaliyet göstermektir. Bu söylentiler ne kadar doğrudur? 

Şeyh Dari:   Bu bir gerçektir.  İsrailliler, işgalden önce Kuzey Irak’taki Kürtlerin şehirlerindeydiler. Şimdi ise Basra ve Bağdat gibi Irak’ın tüm şehirlerinde varlar. Iraklılar bunu biliyor ve onları elbiselerinden ve İbranice lehçelerinden tanıyorlar. Ayrıca İsraillilerin Amerikalılara ait güvenlik şirketlerinde ve Amerika ordusu içerisinde olduklarını hiç kimse inkâr etmiyor.  

 

Riyad: Iraklı Yetkililer, el- Kaide örgütünün yok olduğunu iddia ediyorlar. Oysa ki, ABD güçleri el- Kaideyi vurma bahanesiyle ara sıra kentlere operasyonlar düzenliyorlar. Bu çelişkili açıklamalara ne diyorsunuz?  

Şeyh Dari:   Onlar, bugün bir şey söylüyorlar, ertesi gün ise başka bir şey. Çıkar ve arzularına göre açıklama yapıyorlar… çıkarları ne ise ona hizmet edecek şekilde açıklama yapıyorlar.. el- Kaide, evleri ailelerin üzerine yıkıp, çocukları öldürerek askeri operasyonlarla bitmez. El- kaide ve diğerleri işgalin sona ermesiyle ve en son işgal askerinin çekilmesiyle kaybolur. Aslında alışkanı olmadığımız bu terimleri işgalciler getirdi… Onlar, bu vesileyle Irak’ı perişan ettiler, federasyon; mezhep, ırk gibi şüpheli adlar bahanesiyle halkı paramparça ettiler ve ulusal birliği yok ettiler. 


 

(Sahve) Amerikan İcadıdır

Riyad: Sizce Amerikan Güçleri tarafından kurulan sözde “Sahve” denilen güçlerin geleceği nedir? Irak ordusuna katılacaklar mı? Yoksa ne olacaklar? 

Şeyh Dari:   Sahvenin kimliği kurulduğu günden beri bellidir. Bu, Irak’ta başarısız olan Amerikan projesinin bir parçasıdır. Sahve güçleri, ulusal direnişi vurmak için 2006 yılında ABD güçleri tarafından kuruldu. Fiilen de Irak direnişini arkadan vurdu. Bunu ABDli komutanlar söylüyor. Onlar şöyle söylüyorlar: “ABD teknolojisinin yapamadığı işi bizim için Sahve güçleri yaptı”. Bunlar ya ABD güçleriyle birlikte operasyonlara katılıyorlar ya da direnişe karşı gelip işgalcilere rehberlik yapıyorlar. Bunlar, yüzlerce Iraklıyı öldürdüler ve işgalcileri hedef alan onlarca direnişçiyi tutukladılar.  

 

Riyad: Peki, güneydeki Iraklı Arap aşiretlerinin tutumu nasıldı şimdi?  

Şeyh Dari:   Iraklı aşiretler, kendine geldi. Iraklı Aşiretler, önceden İran ve bazı işbirlikçi partilerin etkisiyle uyuşmuş bir halde idi. Bu durum da onların rolünü yok etmiştir. Ben, güneydeki Arap aşiretlerinin tutumunun gurur verici olacağını ilk günden söylemiştim. Çünkü ben, onların asil ve güçlü insanlar olduklarını, ister 1920 devrimindeki şerefli milli duruşlarını isterse ABD işgaline karşı tutumlarını biliyorum. Irak’ın güneyindeki Arap aşiretleri, her zaman Irak’ın güçlü emniyet supabı imişler ve geçmişte olduğu gibi bugün de şeref verici milli tavırlarını ortaya koymaktalar. Irak’taki aşiretler, Irak birliğinin, işgalcilere karşı direnmenin, işgalcilere yardım etmemenin ve şüpheli ve hain kişilerle işbirliği yapmamanın güvenilir tek sığınağı ve Irak’ın güçlü dayanağıdır.  


 

Kerkük Irak Şehridir

Riyad: Kürtlerin Irak şehri olan Kerkük’ü Kürdistan’a bağlama isteklerine karşı IMAH’ın her hangi bir tutumu var mı? 

Şeyh Dari:   IMAH’ın tutumu net ve açıktır. Bizim, işgal önce ve işgalden de sonra iktidardaki Kürt partileriyle anlaşmazlığımız var. Çünkü onlar yabancı işgalcilerle işbirliği yaptılar. Biz ise, Irak’ın birliğine dokunmayı kesinlikle kabul etmiyoruz. Onun için federasyon olsun veya adı ne olursa olsun hiçbir bölme planını kabul etmediğimizi açıkladık. IMAH, Kerkük ile ilgili net bir basın bildirisi yayınladı. Bildiride, Kürtlerin Kerkük’ü Kürt bölgesine ilhak etmelerine karşı çıkarak kabul etmedik. Bu IMAH’ın bir tutumudur. Şahsi tutumuma gelince Kerkük bir Irak şehridir ve burada Araplar, Türkmenler, Yezidiler, Kürtler ve diğer azınlıklar yaşamaktadır. Kürt kenti veya Kürtlerin burada çoğunlukta olduğu söylentiler doğru değildir. Tam tersine, işgalden önce Araplar çoğunlukta idi. Ancak Kürt partileri, kenti kontrolleri altına aldıktan sonra demografik yapıyı değiştirmeye başladılar. Önce Arapları göçe zorladılar ardından da yerlisi olmayan Kürtleri şehre yerleştirdiler. Onlar, işgal sayesinde kontrolü sağladıktan sonra şimdi referanduma gidilmesini istiyorlar. Ayrıca yine işgal gölgesin ayrımcılık kararlarını kabul ettirmeye çalışıyorlar. Bundan dolayıdır da Kerkük’te referandum yapmak çıkarlarına olup, burasını anavatandan kopararak kendi bölgelerine bağlamakla çıkarlarını korumuş olurlar. Fakat hem Araplar hem de Türkmen buna karşı çıkıyorlar. Hatta bazı Kürt şahsiyetleri, bölünmeyi reddederek, tarih boyu Irak dokusunu bünyesinde barındıran Kerkük’ün geleceğiyle oynamaya karşı çıkmaktalar. Dolayısıyla Kerkük bir Irak şehridir. 

Riyad: İşgal karşıtı milli güçlerden bahsediyorsunuz. Bu güçler nerede ve programları nedir? Bunlar ideolojik olarak birleşmişler mi yoksa herkesin farklı bir isteği vardır? 

Şeyh Dari:   Bunlar, geçen 25 Temmuz ayında bir araya gelerek geniş kapsamlı bir toplantı düzenlediler. Aralarında Arap, Kürt, Şii, Sünni, Yezidi, Hıristiyan ve diğer mezhep ve milliyet mensupları vardı. Biz, işgal karşıtı genel bir kongreye ev sahipliği yapabilecek bir ülke arıyoruz.  


 

Riyad: Peki, Arap ülkelerinden böyle bir kongreye ev sahipliği yapmalarını talep ettiniz mi?

Şeyh Dari:   Evet. Irak halkının iradesini yansıtacak, ülkeyi bölünmeden koruyacak ve milli ve dini kimliğe bağlı kalmayı gösterecek bir kongrenin düzenlenmesini bazı Arap ülkeleriyle görüştük. Bir kısmı özür diledi. Bir kısmından da hala yanıt bekliyoruz. Biz, ilgili Arap ülkelerinden Irak halkının yanında olmasını; asla halkın iradesini temsil etmeyen Maliki hükümetinin yerine Irak halkına destek vermesini istiyoruz. Zaten bu hükümet işgalcilerin iradesini yansımakta ve yüzde yüz mezhepçi bir hükümettir. Bu hükümet ne Irak’ın birliğini koruyabilir, ne de Yemen, Suriye, Mısır ve Ürdün gibi ülkelere sığınan halk için güvenliği ve istikrarı sağlayabilir. Bugün 3 milyonu aşkın Iraklı yurtdışına iltica etmektedir. Ve bunlar, Arap kardeşlerinden yardım bekliyorlar. Arap kardeşlerimizden milli, İslami ve insani bir duruş sergilemelerini rica ediyorum. Eğer iyilik yaparlarsa ne güzel. Eğer de duruşlarını bir borç olarak sayarlarsa da borç ödenebilir ve iyiliğin karşılığı da verilir.

 

 

HEYET Net

245 total views, 1 views today

Leave a Comment