ABD Türkiye’yi takibe aldı

Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’nin Rusya ve Türk Cumhuriyetleri ilişkileri için özel birim oluşturdu.

İslamcılar ile Kemalistler arasında yaşanmakta olan iç siyasi kriz nedeniyle Türk dış politikasının da olumsuz yönde etkileneceğine inanlar yanıldı.

Ankara, Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın dış politika konularında en büyük danışmanı Ahmet Davutoğlu’nun doktrinine sadık bir tutum benimseyerek son aylarda Orta Doğu’da, özellikle İsrail ile Suriye arasındaki görüşmelerde, bir dizi girişimde bulunuyor. Türkiye, Gürcistan-Rusya savaşıyla Kafkasya’da meydana gelen kriz karşısında da hareketsiz kalmadı. Ancak bu girişimlerin arkasında Türkiye ile Batı ilişkileri için tehlikeler de gizleniyor.

Rus gazetesi Angelos Athanasopulos’un haberine göre; Gürcistan, özellikle Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı nedeniyle Türkiye için ayrı bir değer kazanmış olan bir ülke. Son çarpışmada, ilk bakışta tarihten kaynaklanan nedenlerden ve eskiden beri var olan Rusya ile karşıtlıktan dolayı Türkiye’nin Gürcistan tarafını (dolayısıyla da ABD tarafını) desteklemesi bekleniyordu. Ancak durum biraz farklı gelişti. Rus-Türk ekonomik ve siyasi ilişkilerin son on yılda hızla ilerlemesi, belirtilere göre Ankara’nın Moskova karşısındaki jeopolitik görüşlerini hafifçe değiştirdi.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkilerinin son zamanlarda pek de sıcak olmaması nedeniyle, Ankara’nın stratejik yön değiştirdiği ve bu değişikliğin Avrasya özellikle de Moskova yönünde olduğundan söz edenlerin sayısı pek de az değildir.

Erdoğan’ın Türkiye, Rusya, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan ile Kafkasya’da bir işbirliği ve istikrar anlaşmasının imzalanması yönündeki girişimi bu çerçevede yorumlanmalı. Moskova’nın ilk tepkisi olumluydu, ancak Tiflis’in tepkisi pek de olumlu değildi.

Öte yandan Dağlık Karabağ nedeniyle Bakü ile Erivan arasındaki sürtüşme aynı zamanda da Türkiye ile Ermenistan’ın dondurulmuş ilişkileri Türk planının gerçekleşmesi yolunda engeller oluşturuyor. Öte yandan durum, Ankara’nın yakın dış çevresinde “sıfır sorun” için dış politikasını gerçekleştirmesinde iyi bir bahis oluşturuyor. İki ülke arasındaki ilişkilerin düzene sokulması amacıyla Türkiye’nin Ermenistan ile başlattığı futbol diplomasisi de bu çerçevede yorumlanmalı. Türkiye’nin bu aşırı hareketliliği Washington’u rahatsız etti.

Başbakan Erdoğan’ın İşbirliği ve İstikrar Anlaşmasına ilişkin önerisini açıklamasından henüz birkaç gün geçmişti ve ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Matthew Bryza bu girişimden dolayı şaşkınlığını dile getirdi. Buna paralel olarak Ankara, Montrö Anlaşması’nın düzenlemelerini öne sürerek Gürcistan’a insani yardım taşıyan iki Amerikan savaş gemisinin Boğazlardan geçmesine izin vermeyi reddetti. Sonrasında ise, Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ali Babacan, Washington ile Moskova arasında dengeler kurmaya çalıştı.

Her halükarda Kafkasya’daki kriz Türk-Amerikan ilişkilerinde sarsıntılar yarattı. NATO’da da Moskova’ya karşı daha katı bir tutumun benimsenmesi görüşünü savunanların ortama hakim olması durumunda Ankara iki ateş arasında kalacak, bu da Türk sınırlarının etrafındaki açık cepheleri etkileyecek

 

 

HEYET Net- Haber5

243 total views, 1 views today

Leave a Comment