Ed- Dari ile direniş üzerine

Irak Müslüman Âlimler Heyeti Sekreteri Şeyh Haris Ed Dari, İstanbul’da Dünya Bülteni’ne konuştu.

Furkan Torlak / Dünya Bülteni

Irak Müslüman Âlimler Heyeti Genel Sekreteri Şeyh Haris Ed Dari Dünya Bülteni’ne konuştu.

Irak’ta yerel seçimler oldu ve bu seçimlere katılımın yüzde 51 oranında gerçekleştiği belirtildi. Bu katılım da Irak’taki siyasi sürecin başarısı olarak sunuldu. Siz Irak’taki son seçimleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Irak’taki seçimler göstermiştir ki yönetimde olan grupların halk tabanı yoktur. Seçimlere katılım oranları da bu gerçeği gözler önüne sermektedir. Seçimlere katılım oranı çok düşüktü ve yüzde 25 ila yüzde 30’un üzerinde değildi.

Katılımın yüzde 50 yahut yüzde 51 olduğuna dair söylenenler ise doğru değildir. Bize Irak’tan doğrulanmış şekilde gelen yabancı kaynaklı haberler bu seçimlere katılımın oldukça düşük olduğunu ortaya koyuyor. Bu olayın bir yüzü.

Olayın bir diğer yüzü ise şudur: Bu seçimlerde büyük listeler beklemedikleri şekilde gerilemişlerdir. Kazananlar ise bazı kimselerin kazanmalarını beklemedikleri, oy alamayacaklarını umdukları listelerdi. Seçimler gösterdi ki Irak İslam Yüksek Konseyi, Fazilet Partisi Sadr Grubu, İslam Partisi gibi büyük listelerin oy oranı, bütün kampanyalara, seçimler için harcadıkları paralara rağmen gerilemiştir.

Peki, size göre Başbakan Nuri Maliki’nin listesi neden seçimlerden güçlü çıktı?

Bunun iki nedeni var. Birincisi bu yükselişe göreceli bir yükseliş olarak bakmalıyız. Yönetimdeki ortaklarının oylarının düşmesine göre aldığı oy artmıştır. Yoksa onun oy oranı da genele bakıldığında düşüktür. Ancak kendi ortaklarının oylarının düşüşüne göre kendi listesi yüksekti.

Bunun yanı sıra yönetimde olması, Irak’taki iplerin elinde olması nedeniyle böyle bir oy oranına sahip olmasına yardımcı olmuştur. Böylece ortaklarının oy oranlarını kendisine aktarmıştır.
 

Sünni bölgelere baktığımızda Irak İslam Partisi, Enbar ve Musul’da Arap Aşiretler ve Salih Mutlak’ın listesi karşısında gerilemiştir. Siz bu gerilemeyi neye bağlıyorsunuz?

İslam Partisi’nin gerilemesi zaten bekleniyordu. Bu nedenle sürpriz olmadı. Gelişmeler, izleyenlere göre ne onun için ne de başkaları için beklenmedik bir olay değildi. İslam Partisi’nin önümüzdeki yıllardaki yönetim biçimi bu sonucu hazırlayan başlıca etkendir.
İslam Yüksek Konseyi’nin gerilemesi de kendisi için sürpriz olsa da başkaları için sürpriz olmamıştır. Yine bu gerileme, dışarıdaki müttefikleri için de sürpriz olabilir.
Sonuçta bu gerileme Irak halkının, günün yöneticilerine itirazını, memnuniyetsizliğini yansıtmaktadır. Çünkü bu kimseler sadece kendi şahsi çıkarlarını ve partilerinin çıkarlarını düşündükleri göstermişlerdir.

Irak halkı kendi derdine düşmüştür. Kendi zaruri ihtiyaçlarının peşine düşmüştür. Irak halkı tüm haklarını işgalin gölgesinde, bu hükümetin ve sözünü ettiğimiz partiler kaybetmiştir.

Kimileri seçimlere katılan aşiretlerin doğru yaptığını, zira önceki seçimlere katılmamakla resmi kurumları Kürtlere kaptırdıklarını söylemektedir. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Önceki seçimlere katılmayanların önemsizleştiği doğru değildir. Burada büyük bir aldatmaca vardır. Şu anda seçimlere katılan katıldı. Ama siyasi süreçte herhangi bir şey değişti mi?! Mezhep ayrımına dayalı süreç başkalaştı mı?!

Irak’taki herhangi bir grup veya oluşum elindeki tüm halk desteğiyle seçimlere katılsa dahi anayasal olarak kendisine ayrılandan öte bir pay alabilir mi?! Irak’taki süreç etnik ve mezhebi ayrım üzerine kurulmuştur.

Örneğin Ehl-i Sünnet’in tamamı, bilinen milyonları ile siyasi sürece katılsa sonuçta anayasada belirtildiği üzere yüzde 20’den fazla bir pay alamazlar.

Ama sonuçta Sünni Araplar, Musul’daki Kürtlerin nüfuslarına oranla ellerindeki aşırı gücü kontrol altına alacaktır, doğru değil mi?

Evet, Kürt partiler işgalinden ilk gününden itibaren Kerkük’ü ve Musul’u kontrol altına almaya çalıştı. Oysa Musul’daki nüfusun çoğunluğu Kürt değildir. Burada çoğunluk Araplar ve diğer etnik gruplarındır. Kerkük’te de durum öyledir. Kerkük halkının çoğunluğu Kürt değildir.

Musul halkı işgalin ilk günlerinde başlayan bu Kürt hegemonyasına, iki Kürt partinin hâkimiyetine ve milis güçlerine ve istihbaratlarına bir son vermek istemiştir. Musul halkı bu nedenle El Hadba listesine oy vermiştir.

Sünni Arapların ulusal konularda Maliki’ye destek verdiği söyleniyor. Sizce bu gerçek mi ve Maliki, ulusal bir duruş sergiliyor mu?

Bazılarının ulusal olarak değerlendirdiği Maliki’nin tavırlarına biz Müslüman Âlimler Heyeti ve siyasi sürece karşı çıkan tüm gruplar ulusal tavırlar demiyoruz. Bunlar yönetimde kalabilmek için atılan adımlardır.

Kendisi Irak halkının ulusal duygularına hitap etmektedir. Oysa bu ulusal denilen tavırlar eyleme dönük değil söylemlerden ibarettir. Kendisi Iraklılara şunu demeye çalışmaktadır: Iraklıların taleplerini yerine getirebilecek kişi benim. Anayasayı değiştirebilecek olan kişi benim.

Irak halkının çoğu biliyor ki bu anayasa kendi haklarını kısıtlayan bir anayasadır. Maliki’nin tavırları, çıkarcı ve ciddiyetsiz tavırlardır. Çünkü pratikteki siyaseti onun ciddiyetsizliğini göstermektedir.

Irak işgalinin üzerinden takriben altı yıl geçiyor. Irak direnişinin şu an geldiği yer neresidir? Güçlü ve zayıf yanları nelerdir? Direniş şunu yapmasaydı daha başarılı olurdu yahut bunu yaptığı için başarılı olmuştur dediniz hususlar var mıdır?

Irak’ta işgal karşısındaki direniş devam etmektedir. Günden güne gücünü de artırmaktadır. İşgalciler her gün kayıp vermektedir. Hem de büyük kayıplar vermektedir. Ancak bunun bilinen kadarı çok azdır. Çünkü direnişin eylemleri, basında yer edinememekte siyasi olarak da çarpıtılmaktadır. Direniş konusunda bunları söyleyebilirim.

Peki, direnişin geleceği nedir? Direniş devam edecek mi, yoksa siyasi sürece mi karışacak? Bazı gruplar hükümetle görüştüklerini açıkladılar. Siz ne diyorsunuz?

Irak’taki direniş liderleri, işgal güçlerine karşı direnişi sürdürdüklerini ilan etmektedirler. İşgal sürdükçe de bu direniş devam edecektir. Irak’ta bir Amerikan askeri dahi kalana dek bu direniş sürecektir. Bu nedenle benim beklentilerim direnişin işgal boyunca süreceği yönündedir.

Size göre Irak’taki Uyanış Konseyleri denilen Sünni Arap aşiretler neden direnişi bırakıp Amerikalılarla anlaştı?

Direnişi birkaç nedenden dolayı bıraktılar. Bu sebeplerden bazıları maddidir, bazıları psikolojiktir. Bunun siyasi nedenleri de vardı. Şu an öğrendiler ki işgal onlara anlaştıklarını, sağlamadı.

İşgalciler onlara Irak’taki İran projesine son verecekleri konusunda söz vermişti. Onlara siyasi süreçteki dengelerin düzeltileceğine dair söz verilmişti. Devletin güvenlik, askeri ve sivil makamlarında yer alacaklardı.

Sonunda öğrendiler ki aldatılmışlar! Bu nedenle Uyanış Konseylerine katılan birçok kişi bu konseyleri tekrar bıraktı. Yaptıklarına pişman oldular. Tabi ki bazıları da işgalciler ve hükümetle anlaşmış durumdadır.

Sonuçta işgalcilere ve hükümete Irak davasının ve direnişinin aleyhine çok önemli bir hizmet vermiş oldular.

Bir ara Başbakan Maliki’nin size mektup gönderdiğine dair haberler dolaşıyordu. İşin aslı nedir?

Bize birçok kez temsilcilerini gönderdi ve birçok kez konuştuk. Ama sonra bu görüşmeleri yalanladı. Ancak bu görüşmelerin doğru ve güvenilir olduğunu tekrarlıyorum. Bu görüşmelerin şahitleri vardır. Güvenlik nedeniyle bu isimleri vermek istemedik.

Kendisi Başbakan olduktan sonra bize birçok kişiyi gönderdi. Sözlü mesajlar iletti. Şu anda ortaklarından yahut efendilerinden korktuğu için bu gerçekleri yalanlamaktadır. Ona bu vesileyle şunu söyleyeyim: Bize tek temsilci gönderen kendisi değildir!
Hükümetteki ana ortakları da bize temsilciler göndermişlerdir. Bizle görüşme amacıyla aracılar göndermişlerdir, kimileriyle diyalog kurduk, kimileriyle kurmadık. Çünkü bu kişilerin diyalogda ciddi olmadıklarını düşündük.

Diyalogda ciddiyet derken neyi kastediyorsunuz?

Biz herkesin işgalcilere karşı aynı tavrı göstermesini bekliyoruz. İşgalciyi gerçek adıyla çağırmalarını istiyoruz. BM’nin bu gücü isimlendirdiği isimle anmalarını istiyoruz. Yine kendisini gördüğü gibi onun görmemiz gerektiğini söylüyoruz. Kimse işgalcileri kurtarıcı güç olarak görmemelidir.

İşgalcilerin en azından çekilme takvimi vermelerini istiyoruz. Sadece işgalcileri hedef alan Irak Ulusal Direnişi’nin tanınmasını istiyoruz. Irak ordusunun da tamamen geri dönmesini istiyoruz. Irak halkına karşı kötülük yapmamış olan herkes için bu geçerlidir.
Bunun yanı sıra tutuklu ve mahkûmlar serbest bırakılmalıdır. Bugün işgalcilerinin bilinen ve bilinmeyen zindanlarında yüz binlerce tutuklu bulunmaktadır. Her gün devam eden tutuklama ve kovuşturmalar durmalıdır. Evet, artık milisler yoktur. Ama güvenlik güçleri, belki de güvenlik güçlerinin elbiselerinden giyen milisler, insanları gece gündüz tutuklamaktadır. Bunlar resmi listelerle yapılmaktadır.

Maliki’nin ortakları görüşmek istedi, dediniz. Onun ortakları arasında Amerikalıların da olduğunu söylüyorsunuz. Onlar da sizle görüşmek istedi mi?

Amerikalılar mı? Hayır. Yaklaşık iki yıl önce bir kere bizimle diyalog kurmak istediler. Ancak daha sonra geri adım attılar.

Peki, sizce neden?

Bilmiyorum. Belki de kendilerini çok ulaşılmaz görüyorlardır. Siyasi süreçteki dostları bunu istememiş olabilir. Onlar görüşmek istemişti, biz de kabul etmiştik. Ancak son süreçte çekildiler.

Türkiye’nin Irak’taki Sünni Arapların siyasi sürece katılmasında önemli rolü olduğu söyleniyor. Türkiye’nin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, siyasi süreçte bir rol oynamadı. Tarık Haşimi de siyasi sürece Türkiye sebebiyle katılmış biri değildir. Tarık Haşimi, İslam Partisi’nin lideri olduğu için bu sürece girdi. Parti olarak bu sürece karşı değildiler.

İslam Partisi, işgalin ilk gününden itibaren siyasi sürecin ortağıydı. Kendisinin Türk hükümetiyle iyi ilişkileri olabilir, resmi ilişkileri olabilir. Ama gerçek bunun ötesinde değildir.

Türkiye’nin politikasını değerlendirirsek ve Irak konusundaki tutumuna bakarsak şu ana kadar biz bunu olumlu buluyoruz. Türkiye işgale karşı çıkmıştır. Türkiye, işgal güçlerinin topraklarından geçmesine izin vermemiştir. Türkiye, Irak’ta iki sen önce çıkan fitnenin bir tarafı olmamıştır.

En azından bizim değerlendirmemize göre Türkiye’nin Irak halkının aleyhine bölgesel hevesleri yoktur. Bu nedenle Türkiye, bizim ve Irak’ın tüm özgür insanlarının takdirini karşılamıştır.

Peki, son olarak, Obama’nın gelişinden sonra Irak’a bir değişiklik bekliyor musunuz?

Obama, değişim sözü verdi. Ancak son açıklamaları cesaret verici değildir.
 

 

166 total views, 2 views today

Leave a Comment