ABD Askerleri Irak’ta Çıldırıyor

"Çıldırıyorlar. ABD Zihin Sağlığı Kurumu, 300 bin askerin psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu söylüyor."
 

“Direniş ortaya çıktığında işgalciler deliye döndü. İşgalciler buna bir sığınak noktası buldular. Bu da bu grupları, Irak halkı adına direnenler değil, terörist olarak adlandırdıkları dışarıdan gelen gruplar olarak tanımlamadaydı. Irak direnişi bünyesinde çeşitli isimler var: 1920 Devrim Tugayları, el Raşidin Ordusu, Mücahidler Ordusu gibi. Halkımızın yaptığı terör değil, direniştir. Sadece heyet üyesi olup şehid edilen insan sayısı 200’dür. 180 kişi de ya işgalciler, ya da hükümete bağlı hapishanelerde tutuklu bulunmaktadır.”

Irak bize ırak değildir. Katledilen 1.000.000 can bizim canımızdı. Yaralanan, sürgün edilen insanlar bizim insanımızdı. Geceleri evlerinden alınan ve kendilerinden bir daha haber alınamayan babalar, vahşi işkencelere maruz kalan kızlar, okul yolunda şehid edilen çocuklar bizimdi. Kapısında yaşlı anaların duaya durduğu İmam-ı Azam’ın türbesinde biz varız. Bombaların yıkamadığı Abdulkadir Geylani Hazretleri’nin türbesinde biz varız. Nur yüzlü Peygamberin gözbebeği torunlarının türbesinde ve Hazreti Peygamber’in can yoldaşı Hazreti Ali’nin Kabri Şerifinde biz varız. Ama savaşın ilk kurbanı olan “gerçeklere” seyirci kaldık. Unuttuk Irak’ımızı şimdi. Katliamlar tüm hızıyla devam ediyor. Fitne ateşi her tarafı sarmış. Misyonerler cirit atıyor. Kendi vatanlarını korumak için direnen yürekler “terörist” olarak görülüyor. Tüm bunları Irak Müslüman Âlimler Heyeti Basın ve Enformasyon Sorumlusu Dr. Müsenna Haris ed Dari ile konuştuk.

 

IRAK ANGLO-SAKSON İŞGALİ ALTINDADIR

Öncelikle Irak Müslüman Âlimler Heyeti ile başlayalım isterseniz?

Elbette. Irak Müslüman Âlimler Heyeti, İngiliz ve Amerikalıların Müslüman toprakları işgalinden sonra ortaya çıkan durumun iyileştirilmesi amacıyla bir grup âlimin bir araya gelerek oluşturduğu topluluktur.

Yeni bir hareket yani..

Yeni fakat geçmişten günümüze gelen bir geleneğin devamı. Zihniyet olarak kadim bir geleneğe sahip kuruluştur.

Ne zaman kuruldu?

Cenab-ı Allah (c.c.) Irak tarihinin en zor döneminde bu kuruluşun ortaya çıkmasını nasip etti. Yani, kurulma tarihimiz 21. miladi yüzyılın başlangıcında Irak’ın Anglo-Sakson işgaline girmesi ve Bağdat’ın acı bir şekilde düşmesine rastladı.

Heyette kimler bulunuyor?

Heyetin belkemiğini dinî kaygıları şahsî, dünyevî kaygılarından fazla olan Irak’taki İslâm âlimleri ve öğrencileri oluşturmakta.

İMAM-I AZAM’IN KABRİ BAŞINDA KURULDU

Kimler kurdu?

İşgalciler Bağdat’a ulaşımı kesip, halkı meşhur Karh ve Rusafa bölgeleri arasındaki günlük gidiş-gelişlerden alıkoydu. Karh tarafındaki bazı İslâm âlimleri ve öğrenciler İslâm Âlimleri Heyeti’ni kurarken, Rusafa’daki camilerden bir grup âlim ve öğrenci de Müslüman Alimler Derneği’ni kurdu. Ardından, iki grup Bağdat nehrini geçebilmekte ilk fırsatı yakaladı. Azemiye’de İmam-ı Azam Ebu Hanife hazretlerinin bulunduğu mekânda ilk defa bir araya gelerek farklılıklar ve tartışmalar yerine birbirine sıkı sıkıya kenetlenmek için gayret ve çaba göstermek noktasında karar birliğine vardılar. Heyet, işgalin ardından ilan edilen ilk İslâmi kuruluş oldu.

Sonra genişledi…

Evet. 15 kişilik kurucu üyeler Heyet için öncelikle bir konsey oluşturdu. Konsey, işgalden bu yana ortaya çıkan çözülmesi gereken acil problemler ile Heyet’in dâhili çalışmalarını sürdürecek iç tüzüğün hazırlanmasını üstlendi. Hazırlanan bu tüzük ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve medya & tanıtım alanlarıyla ilgili komisyonların yanı sıra Fetva Komisyonu’nun da başarıyla kurulmasını sağladı.

Kaç üyeniz var?

Heyet genişledikten sonra bünyesine dâhil olan üyelerin sayısı arttı. Şu an Heyet’in 2000’ni aşkın aktif üyesi var.

İŞGALİ SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ

Âlimler Heyeti neler yapıyor?

Irak Müslüman Âlimler Heyeti iki büyük alanda hizmet vermekte. Birincisi, işgal altındaki ülkenin yaşadığı güncel sorunlarla ilgilenmek ve mevcut durumla bağdaşacak şekilde sorunların çözümü için ilgili taraflarla yardımlaşmak.

İkincisi ise İslâm dinini doğru anlamak, Allah’a (c.c.) ve ahiret gününe iman, İslâm’ı layık olduğu şekilde, Allah’ın (c.c.) tüm Müslümanlar ve insanlık için istediği izzet ve değerine ulaştırmak esaslarına dayalı olarak toplumun hareketliliğini yeniden canlandırmak için Müslümanların içyapısına önem vermek.

Siz, basın enformasyon sorumlususunuz. Neler yapıyorsunuz?

Heyet’in resmi sesi olan Basair adlı haftalık 10 bin adet basılan gazetenin çıkarılması sanırım en öncelikli işimiz. Heyet olarak, Bağdat ve Rusafa Şubesince El Minber adlı gazete, Felluce şubesince El Menabir adlı gazete ile birçok mahalli bülten, bildiri ve yazılı doküman da çıkarmaktayız.

TEFRİKA VE İHTİLAFI ORTADAN KALDIRMAK İSTİYORUZ

Hedefleriniz nedir? Ne yapmak istiyorsunuz?

Her türlü meşru yolla işgali sona erdirmeye çalışmak. Ümmetin yaşadığı acı gerçeğe teslim olmama konusunda insanları bilinçlendirmek, Irak’ı tarihi kimliğinden ve İslâm Medeniyeti’nden koparmak isteyen her türlü gücün karşısında ısrarla durmak. İslâm ülkelerinin bir parçası olan Irak’ın birliği ve topraklarının bağımsızlığı konusunda hassasiyet göstermek.

Irak hükümetine bakışınız nasıl?

Irak’ta bir milyon insanın ölümüne, 5 milyonu aşkın insanın zorla göçe mecbur kalmasına ve binlerce insanın tutuklanıp onurları ve haysiyetlerine dokunacak kadar işkence görmesine karşı bu yöneticilerin vicdani uyanmamıştır. Irak’ın baştanbaşa harabe olarak halkın sudan, elektrikten, eğitimden, güvenlikten, yargıdan hatta ülke bütünlüğünden olmasına karşın Müslüman yöneticilerin vicdanı da uyanmadı.

ÖNCESİNE GÖRE DİRENİŞ ŞİMDİ ÇOK DAHA GÜÇLÜ

Direniş ne durumda?

Direniş ortaya çıktığında işgalciler deliye döndü. İşgalciler buna bir sığınak noktası buldular. Bu da bu grupların Irak halkı adına direnenler değil terörist olarak adlandırdıkları dışarıdan gelen gruplar olarak tanımlamadaydı.

Kimler direniyor?

Irak direnişi bünyesinde çeşitli isimler var: 1920 Devrim Tugayları, el Raşidin Ordusu, Mücahitler Ordusu gibi. Elbette daha öncekine nazaran daha gelişmiş bir aşama var.

TERÖRİST DEĞİL DİRENİŞÇİYİZ

Peki, işgalcilerin “teröristler” propagandasına karşı siz ne yaptınız?

Evet, bu ahlaksız propaganda, Irak Müslüman Âlimler Heyetine zor bir görev yükledi. Bu görev medya aracılığıyla tüm dünyaya işgalcilerin söylediklerinin doğru olmadığını, Irak’ta direnişin mevcut olduğunu, bunun tüm dini kitaplar ve Birleşmiş Milletler anlaşmalarınca meşru olduğunu, öte yandan bir terörün de var olduğunu duyurmaktı. Bizler sivilleri hedef alan terörü reddetmekteyiz. Öte yandan bizler direnişle beraberiz ve halkımızın yaptığı terör değil direniştir.

İşgalcilerin tavrı nasıl oldu?

Bu düşünceler nedeniyle işgal güçleriyle karşı karşıya geldik. Sadece heyet üyesi olup şehid edilen insan sayısı 200’dür. 180 kişi de ya işgalciler ya da hükümete bağlı hapishanelerde tutuklu bulunmaktadır. Bunun sebebi ise direnişe destek vermemiz ve çalışmalarımızın hakikati gizleme teşebbüslerini boşa çıkarmasıdır.

Direnişin geleceğine dair öngörüleriniz var mı?

Beklediğimiz son aşamaya henüz gelemedik. Bu safhada direnişin muhtelif oluşumlarını bir araya getirerek tek bir liderliği ortaya çıkarmamız gerekmekte. Bu durum bölgesel kontrolü sağlayacak ve düşman işgalciyi masaya oturmaya zorlayacaktır. Direniş elbette kazanacaktır.

Dışarıdan destek var mı?

O son safhaya henüz gelinemediği için yok. Aslında bütün direniş hareketlerinde aynı durum söz konusu. Örneğin Vietnam direnişine veya Cezayir direnişine bakınız. Bir kere direniş hareketinin başlıkları ve isimleri bulunduğunda farklı devletler veya milletler sempati duymaya başlamaktadır. Bununla birlikte direnişin bizdeki durumu ise şu anda farklıdır. Irak direnişi uluslararası desteğe ulaşamamıştır. Hatta bölgesel destek bile sözkonusu değildir.

Bunun sebebi sizce nedir?

Birçoklarını şaşırtacak ama bunun nedeni bizim direnişimizin insanlık tarihinde bir ilk olmasıdır. Yani dünyada tek bir kutuba karşı mücadele eden bir direnişin olmasıdır. Tarih boyunca tüm direniş hareketleri bir kutba karşı ortaya çıktığında, diğer kutuplardan destek gelmekteydi. Örneğin Vietnam direnişine bakınız. Orada Vietnam direnişini destekleyen bir büyük güç olan Rusya vardı, Çin vardı, bağlantısız devletler ve yaklaşık 47 civarında sosyalist devlet vardı. Irak direnişi ise ilk defa tek bir kutup tarafından yönetilen bir dünyada tek bir kutba karşıdır.

İŞGALCİLER HALKA İNCİL DAĞITIYOR

Fitne oldukça yaygın Irak’ta…

Maalesef. İşgalciler ve işbirlikçilerin yüzünden çeşitli kesimler arasında çekişmeler yaşandı. Bunun da sebebi işgalcilerin ve işbirlikçilerin arzusundan başka bir şey değil. Ama anlaşmazlıklarla ortaya çıkan sair sebeplere takılmak yerine tüm bu sorunların ana sebebi olan işgale odaklanmamız gerekmekte.

İşgalciler ne haldeler?

Çıldırıyorlar. ABD Zihin Sağlığı Kurumu, 300 bin askerin psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu söylüyor.

İşgalciler, halka sadece kan ve nefret mi getiriyorlar?

Bir de İncil getiriyorlar.

Nasıl?

Heyetimiz bu durumu daha önce ifşa etmişti. İşgalci ABD’nin üniformalı misyonerleri aramızda geziyor. Irak halkına, geçiş noktalarında, üzerinde İncil’den sözler yazan para dağıtan bir deniz piyadesine soruşturma açılmıştı. Pentagon’a göre olay kişiselmiş. ABD Savunma Bakanlığı Sözcüsü Bryan Whitman, yaptığı açıklamada, soruşturmanın başlatıldığını ve olayın kişisel bir hareket olduğuna dair kanıtlar bulunduğunu söylemişti. Oysa heyetimiz bu çirkin olayı aylar öncesinden deşifre etmişti.

Gazze için çeşitli basın açıklamalarınız olmuştu…

Evet. Biz, Gazze Şeridindeki kardeşlerimizden bizi mazur görmemelerini istiyoruz. Çünkü Allah katında bunun öncesinde veya sonrasında mazeret yoktur. Savunmasız kardeşlerimize karşı soykırım ve savaş suçları işlendi ve biz hiçbir şey yapamadık. Biz, Müslüman yöneticilere ve halklarına acil ve etkili eylemlerde bulunmaları, sadece öfke veya kınama mesajları değil, sözleri etkin ve etkili eylemlere sonuca kavuşturacak çalışmalarda bulunmaları çağrısında bulunuyoruz.

Irak, düşündüğünüzden daha kötü durumda

Irak Çok kötü durumda. Düşündüğünüzden daha kötü durumda. Bahaneleri tükenen ABD buna rağmen Irak’tan çıkmadı. Her geçen gün yeni katliam haberleri manşetleri karartırken, dünyanın vicdanı kabuk bağladı. Kimse duymuyor artık çığlıklarımızı. Katledilen kadınların, yaşlıların ve çocukların hesabı sorulmuyor. ABD’li askerler hayvandan daha aşağı şekilde davranıyorlar insanımıza. Esirlere yapılan işkence görüntülerine rağmen ne AB, ne Dünya İnsan Hakları Örgütleri bu işgalin son bulması için bir çalışma yürütmedi. ABD işkenceci askerlerine göstermelik ceza vererek adını temizlemeye çalışıyor. ABD Irak’ta organ satışı için organ mafyaları ile birlikte çalışıyor. Esirlerin ve katledilen masum insanların organları fahiş fiyatlarla satılıyor. ABD her alanda kârını elde etmek için çaba sarf ediyor.

BİR AYAKKABI, AMERİKA’NIN HEYBETİNİ KIRDI

Muntazar Zeydi, Bush’un yüzüne ayakkabısını atarken, “Bu bir hoşçakal öpücüğü” diye bağırmıştı. “Dullar, yetimler ve Irak’ta öldürülenlerden” demişti. Bu sizi nasıl etkiledi?

Ayakkabıların nasıl zafer kazandığını hep birlikte gördük. Yöneticileri tarafından satılan ve yakınları tarafından rezil edilen milletin zaferidir bu. Böylece bulunduğu yerlerdeki müminlerin yüreğine buz gibi bir su serpti ve bütün müstekbirlerin başı yerlere eğildi. Bush’un yeryüzündeki yüz milyonlarca müminin izlediği bu sevinçli tablo karşısında ayakkabılara boyun eğmesi, Amerikan’ın heybetini ve azametini kırdı. Büyük zalimi, bütün milletlerin önünde rezil etti.

M. MUSTAFA UZUN – Vakit

219 total views, 1 views today

Leave a Comment