Irz Düşmanı, Dokunulmaz Irak Polisi

Afif Sarhan, Islam Online Muhabiri

"Bizleri koruması beklenen; ancak bunun yerine döven, ırza geçen ve masum Iraklıları tutuklayan bir grup adamla konuşuyorduk." dedi bir insan hakları avukatı.

Bağdat – Selman (gerçek ismi değil) uzun aylar boyunca hapsedilmiş dövülmüş, ırzına geçilmiş ve hakarete uğramış. Kendisine göre onu taciz edenler ahlaksız çeteciler veya silahlı milisler değil; aksine kendisini yasalarla birlikte koruması beklenenler. 

"Her hafta dörtten daha fazla kez dövüldüm, bazen tüm gece boyunca bir odada sorgulandım ve işkence gördüm." diyor genç adam Islamonline.net’e ve kendisinin 9 ay boyunca polis nezaretinde kaldığını hatırlatıyor. 

Acı dolu gözlerle bakarak : "Bir ay sonra…Her hafta bana tecavüz etmeye başladılar…" diye ekledi. 

Selman dokuz ay boyunca niçin olduğu sorulmaksızın tutuklandı. Ailesinin nerede olduğuna dair hummalı gayretlerine rağmen bir avukat tarafından ziyaretine izin verilmedi. 

Polis nezaretindeki ilk gün dehşetin başladığını söylüyor; ancak ruhunu bitiren rutin tecavüz kabusları devam eder. 

"İki adam bana tecavüz ederken her zaman yüzüme silahını doğrultmuş bir adam vardı. Sahip olduğum duygu bu hayatı hapishanede ölünceye kadar yaşayacağım hissiydi." diyor gözü yaşlı Selman. 

"Allah’a canımı alması için dua etmeye başladım." 

Nihayetinde, acıları ailesinin gelerek 9.000 dolar vermesi ve kendisinin nezaretten serbest bırakılmasından sonra sona erer. 

"Salındığım gün, aynı tecavüzcüler benimle ana girişe kadar yürüdüler ve eğer herhangi bir insanla yaşananlar hususunda konuşursam, sırada annemin ve kızkardeşimin geleceği tehdidini yaptılar." 

Irak’ta yaklaşık 560.000 polis mensubu var, yaklaşık 3500 tanesi de beş polis akademesinde eğitiliyor. 

Azgın 

Serbest bırakıldıktan sonra dahi Selman’ın kabusları bitmekten çok uzak. Kendisi bu geçmiş izlerinin kendisiyle mezara kadar gideceğini hissediyor. 

“Bir kaç hafta sonra evlenecek bir adam için onurunun tamamen çiğnenmesini görmek çok ama çok zordu.” 

Oldukça acıklı, yerel insan hakları grupları Selman’ın polis nezaretindeki suistimal hadiselerinde yüzlercesinden – hiç değilse binlercesinden – sadece bir olduğunu söylüyor. 

Adalet için Mahkumların Derneği sözcüsü Hanna Züheyr İslamonline şunu söylüyor: “Bu tür hakarete maruz kalan kurbanlar merkezimize tamamen sinirleri boşalmış şekilde geliyorlar.” 

“Birçoğu intihar girişiminde bulunmuş; ancak hiçbir polis memuru yaptıklarından dolayı cezalandırılmamış.”

Mahkumların hakları için kampanyalar düzenleyen Bağdat Merkezli teşkilattan Züheyr, tecavüz kurbanı olan 18 yaşındaki bir şahsın olayını hatırlatıyor. 

“Teröriste benzeyen bir şahısla birlikte yürüdü diye kolej ana girişinte tutuklandıktan sonra bu şahıs cezaevinde tecavüze uğradı.” 

Hükümet yetkilileri bile cinsel işkencenin polis arasında alıp başını gittiğini kabul ediyor. 

İnsan Hakları Bakanlığındaki üst düzey görevli olan Sevsan el Barak “Yine oralarda çok zayıda tecavüze uğramış kadın var.” diyor. 

Birçok olayda, yetkililer bastıkları evlerde kadınların kendileriyle gelmelerini istiyorlar; çünkü böylece kocaları serbest bırakılacaktır. 

İsminin gizli kalmasını isteyen üst düzey bir yetkili: “Gelen haberlerle birlikte bu kadınlar oldukça mutlu oluyorlar ve çoğu zaman kendisiyle birlikte gidecek bir erkek akraba istemiyorlar.” diyor. 

“Arabanın içinde ise kadına eğer kendisiyle işbirliği yapmazsa kocasının acı çekerek cezaevindeki sonuçlara katlanacağı tehdidinde bulunuluyor.” 

Son olarak basına Felluce şehrinde polis tarafından tecavüz edilmiş bir kadına ait cep telefonuyla çekilmiş video görüntüleri sızdırıldı. 

Soruşturma kadının nezarette kocasını ziyaret ettikten sonra uyuşturulduğunu ortaya çıkardı. 

Dokunulmaz 

Hakareti katmerleştiren ise polislerin suistimallerinin cezasız kalması. 

“Bazen bir yetkiliye karşı dava açamayarak elimin kolumun bağlı olduğunu hissediyorum.” diyor İnsan Hakları Bakanlığı yetkilisi el Barak. 

El Barak, çoğu olayda ne kurbanın ne de şahitlerin kendilerine veya ailelerine karşı misilleme yapılacağından korkmaları nedeniyle faillere karşı dava açılmasına yanaşmadıklarını söylüyor. 

İçişleri Bakanlığındaki üst düzey yetkili Ali Ramizi hemfikir. 

“Kurbanın tanınmaktan veya mahkemede bir şahit olmaktan çok korkması nedeniyle kimin sorumlu olduğunu bulmak bazen son derece zor oluyor.” diyor Ramizi. 

Hatta arkadaşlarının eylemlerini reddeden polis yetkilileri bile açıkça konuşmaktan korkuyorlar. 

“Arkadaşlarımdan bazılarının yaptıklarından üzüntü duyuyorum; fakat onlara karşı savaşmak sadece benim mezara giden yolumu daha da kısaltacaktır.” diyor ismini vermek istemeyen Bağdat’taki bir yerel polis yetkilisi. 

“Cezaevlerinde yaşananlar hakkında konuşursam eğer, benim ailem belki de sonuçlardan acı çekecek olanlardan biri olacak.” 

Hukuk avukatı Züheyr bunun aksine tecavüzcü polis memurlarının suçlarından dolayı sorumlu tutulmaları yönünde bir yolun olması gerektiğinde ısrar ediyor. 

Züheyr: “Bizleri korumaları beklenen; ancak bunun aksine masum Iraklıları döven, ırzına geçen ve tutuklayan bir grup adamdan bahsediyoruz.” diyor. 

“Bu kurbanlar teröristlere dönüştüğü zaman, hükümet onların çok fazla sebebe sahip olduklarını farketmez.” 

Islamonline Net sitesinde yayımlanan bu makale HEYET Net Türkçe sitesi için özel çevrilmiştir. © 2009

 

542 total views, 1 views today

Leave a Comment