Prof. el Ömer: Irak Direnişi Vahdete Doğru İlerliyor

Prof. Dr. Nasır el Ömer: Yetkilendirme Irak direniş örgütlerinin vahdete doğru attıkları bir adımdır ve yaklaşımları gayet mantıksal temeller üzerinde bulunmaktadır.

Röportaj: Casim el Şammari / Amman

Prof. Dr. Nasır el Ömer röportajda Irak direnişinden İran’ın yıkıcı ve tahrip edici konumuyla takip ettiği hizipçi politikalara kadar birçok konudaki sorulara cevaplar verdi.

Prof. Dr. El Ömer konuşmasında: “Amerika’nın Irak işgalinden en büyük menfaat sağlayan İran olmuştur. Hepimiz biliyoruz ki Irak İran için geleneksel bir karşıt olup İran’ın Arap alemindeki yayılmacılığı karşısında durmaktadır. 8 yıl süren ve Irak ile İran arasında yaşanan Körfez Savaşı buna şahittir.”dedi.

Irak Direnişinin önde gelen gruplarının Prof. Dr. Haris ed Dari’yi uluslar arası arena siyasi hususlarda temsil etmeleri yönündeki yetkilendirme olayını da değerlendiren Şeyh el Ömer şunları söyledi: “Bu durum; direniş gruplarının vahdete doğru attıkları bir adım olup, yaklaşımlarının mantıksal bir temelde olduğu, doğru bir istikamette bulundukları ve olumlu kazanımlar elde ettiklerini gösteriyor. Ki bu da özgür, onurlu ve Müslüman bir Irak’ın yeniden geri gelmesi yönündeki hedefleri başarmak için tutunulması ve gayret edilmesi gereken bir şeydir.”

Şeyh Prof. Dr. Nasır bin Süleyman bin Muhammed el Ömer 1952 yılında el Kasım bölgesindeki el Bureyde şehrinde el Maridisiye köyünde Beni Halid diye bilinen aşirete mensup olarak doğmuştur. Ortaöğrenimini Riyad İlmi Enstitüsünde 1390 Hicri yılında tamamladı. 1394 Hicri’de Şeriat Fakültesiyle üniversite eğitimini tamamladı. Ardından 1979 yılında İmam Muhammed bin Suud İslami Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi Kur’an-ı İlimler Bölümünde öğretim görevlisi oldu. 1984 yılında Kur’ani İlimlerde doktorasını kazandı. Aynı yıl bölümde asistan profesör olarak 1989 yılında Doçent, 1993 yılında da Profesör olarak akademik kariyerini devam ettirdi.

Birçok kitabı bulunan Dr. el Ömer’in kitapları arasında: “Kur’an-ı Kerim’de Mutedillik, Hucurat Süresi ve analitik çalışma ile maksadı, Kur’an-ı Kerim’de Ahd ve Misak, Mahmud bin Hamza el Karamani’nin el Burhan fi Müteşabihil Kur’an adlı kitabının tahkiki, aynı yazarın eserindeki Babul Tefsir’in ilk kısmının tahkiki ve çalışması. Kendisi birçok tahkikat ve editöryal açıdan İslami eğitimde çalışmalarda bulunmuştur.

Birçok kitapçığının yanı sıra aynı zamanda Müslim adlı bir internet sitesinin genel yayın nezaretini yürütmektedir. Mezkur site sosyal, eğitim ve ilmi kurumlar bağlamında elektronik ortamda bir bilgi platformu temsili konumunda olan ilmi dava çalışması yürütmektedir.

HEYET Net Amman muhabiri Casim el Şammari aşağıdaki röportajı okurlarımız için gerçekleştirdi:

HEYET Net: Altı yılllık işgalin ardından Irak’taki durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Nasır el Ömer: Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun. Ben şehadet ederim ki Allah birdir, Hz. Muhammmed (sav) onun kulu ve resulüdür. Hz. Peygamber’e (sav) salat, ailesine ve ashabına selam olsun.

Konuşmamın başında Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET)’indeki kardeşlerime bu değerli röportajı gerçekleştirdiklerinden ve bana güvendiklerinden dolayı teşekkür ederim. yine onların halen sabit tutumları ve gayretlerinden dolayı tebriklerimi sunarken, küresel sömürgeci projeleri, Irak’ın Amerikan-İran işgaline karşı Cihadlarına devam ettiklerinden dolayı Allah’a (cc) hamd ediyorum. Değerli kardeşim…

Amerikan işgalinden bu yana altı yıl geçti. Ki bu uzun bir zaman ve şimdiye kadar devam etti. Bu zaman kan ile göz yaşı ile doldu, yüzbinlerce insan hayatını kaybetti, ülke yok edildi, yerleşim yerleri mahvoldu. Öyle ki Irak bir yüzyıl geriye gitti. Sanki bu çağa ait değilmişçesine…,Amerikan işgalcileri, işbirlikçileri ve uşaklarınca işlenen yağma, soygun  yıkım ve terörün şiddeti oldukça sistematik. Tüm bunlar utanma ve haya olmaksızın işlenen çirkin yalanlar ve eylemlerle sabık Amerikan idaresince de itiraf edilen yalan ve uyduruk iddialara dayanmaktaydı. İşgalin başladığı zamandan bu yana Irak halkı korku ikliminde, aşağılanma ve açlıkla yaşadı. Öyleki birçoklarının ezeli düşmanı olan sabık başkan Saddam Hüseyin’i insanlar hayatlarının her alanında yaşanan şiddetli ızdırap nedeniyle geri dönmesini bekler hale geldiler.

İddia edilen Amerikan demokrasi cenneti muvaffak olamadı, güvenlik ve istikrar sağlanamadı, ekonomik düzelme temin edilemesi, dahası en temel günlük ihtiyaç ve yiyecek malzemelerinin çoğu, elbise ve ilaçların hiçbiri insanlara sağlanamadı.

Bu olayın bir cephesi. Öte taraflardan bakıldığında Amerikan işgali altında mezhepçilik oldukça aktif halde. Hizipçi liderler ve askerlerin Irak halkının, çocukların ve kadınların bile öldürülmesi, sembol isimler  ve liderlerin hedef alınması, kurumların ve merkezlerin yıkılması gibi hususlarda Amerikan işgal güçleri ile ortaklık içinde oldukları gayet açık ve aşikar. Öyleki cinayetler kimlikler üzerinden yapılır hale geldi. La havle vela kuvvete illa billah!

Buna rağmen, geçen altı yıla rağmen inanıyorum ki Irak’tan başlamak üzere bölgeye hakim olmak isteyen Amerikan hegemonyası planlayıcıları tarafından arzu edildiği gibi tamamlanamadı. Çünkü bir istisna olarak Irak’ta işgale karşı direnen mücahitlerin varlığı mevcuttu. Bunlar işgalcilerin projelerini başarısızlığa uğrattı, bölgedeki siyasi haritayı yeniden çizecek Büyük Ortadoğu Projesi olarak bilinen yayılmacı politikalarını dumura uğrattı.

Bu kadar uzun zamana rağmen Allah’a şükürler olsun ki sadece Mücahitler halen direniş üzerinde sapasağlam duruyorlar. Direniş silahını bırakmadılar ve işgalcilerin şartlarına boyun eğmediler. Onlar halen herhangi bir yakın ya da uzak yabancı müdaheleden uzak bir şekilde Iraklıların ülkelerini kendileri yönetinceye kadar Amerikan işgal güçlerinin geri çekilmesi, onların müttefiklerinin ve işbirlikçilerinin yenilgiye uğratılması için daha büyük bir ideal uğrunda halen mücadele ediyorlar.

HEYET Net: Direnişin bölgedeki Amerikan yayılmacılığını bozguna uğrattığına inanıyor musunuz?

Prof. Dr. Nasır el Ömer: Direniş oldukça güçlü bir şekilde Amerikan projelerine karşı bir set oldu ve bazı yönlerini geciktirdi.  

HEYET Net : Peki İran, Amerika’nın Irak işgalinden ne kazandı?

Prof. Dr. Nasır el Ömer: Zannediyorum ki İran, Amerika’nın Irak işgalinden en kazanç sağlayandır. Hepimizin bildiği üzere geleneksel olarak Irak İran’ın karşısında olmuş ve onun Arap bölgesindeki yayılmacılığını engellemiştir. Ki  en azından buna sekiz yıl süren İran-Irak arasındaki savaş şahittir.  

Amerikan işgali Irak’a geldi ve bu ülkeyi altın bir tepsi içinde İran’a sundu. Böylece İran’ın hararetli mevcudiyeti daha görünür hale kavuşmuş oldu. Böylece İran’ın varlığının tüm alemetleri ortaya çıktı: askeri varlığından, İran’a sadakati yeniden temin edilmiş milislere, açık halk göçü aracılığıyla akıştan ekonomi üzerindeki kontrole kadar tüm şekillerde etki hissedildi. Öyle ki buna dair bizler kuzey Irak’taki Basra şehrinde hükümet ve ticari işlemlerde Farsça’nın kullanıldığı hadiseler yaşandığını duyduk!

HEYET Net: Irak şehirlerinden Amerikan işgalcilerinin geri çekilmesi sonrasındaki durum hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Prof. Dr. Nasır el Ömer: Sözde Amerikan geri çekilmesiyle görünen o ki Amerikalılar sadece yeniden konumlandılar. Çünkü Amerikan güçlerinin varlığı Irak’ın belirli bölgelerindeki askeri karargahlarda ülkedeki askeri varlığını korumak için halen devam ediyor. Öte yandan onlar bir resmiyet içerisinde dahili ve harici ilişkilerin kontrolünü ellerinde tutacaklar. Şimdi açıkca olduğu gibi. Bu münasebetle şimdi neler yaşandığının gelecek safhasında önemli bir değişiklik bekleyemeyiz.

HEYET Net: Hangisi daha tehlikeli…Amerikan işgali mi İran’ın nüfuzu mu?

Prof. Dr. Nasıl el Ömer: Şüphe yok Amerikan işgali İran sızmasının beşiğinden gelmektedir. Saddam Hüseyin rejiminin devrilmesi, Irak’ın işgal edilmesi ve Irak’ta rejimin sona erdiği zamandan bu yana “belirli bir mezhep mensuplarının” yönetimde güçlendirilmesi noktasında Amerika ile İran’ın siyasi çıkarları arasında anlaşma vardı. Tüm bunlara istinaden şüphesiz ki İran’ın müdahalesi Amerikan işgalinden daha tehlikeli ve ölümcüldür. Çünkü ne kadar zaman geçerse geçsin Amerikan işgali Irak halkı için yabancı ve dış bir işgalci olarak kalmaya devam edecektir. Tüm bölge halkları öncelikli olarak silahlı mevcudiyetine devam edecektir. Ancak en büyük tehdit İran işgalidir. Çünkü İran devleti Irak’a komşu olup diğer körfez ülkelerine de oldukça yakındır. İran buralardaki insan gücüyle kendisi için silahlı eylemlere girişebilecek Irak’taki mezhep mensuplarıyla ve herhangi bir ülkede veya anlayışta etnik kimliklerin değiştirilmesi yönünde çağrıda bulunma gibi salahiyetleri taşımaktadır. Yine İran gizli saklı olmayan bir şekilde ekonomik ihtiraslara sahiptir. Bununla birlikte İran rejimi hiçbir kelime oyunu yapmaksızın Humeyni tarafından duyurulduğu gibi bir devrim ihracı olarak da bilinen bir stratejik projeye sahiptir.

HEYET Net: Irak krizinin çözümüne yönelik Arap rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Nasır Ömer: Sanırım daha kriz başladığı andan itibaren takınılan Arap rolü ve bölge devletlerinin tutumu olumsuz oldu. Eğer ben başarılmış ve açık bir stratejik vizyondan bahsediyor olsaydım burada kriz yönetiminde önemli bir rolün üstlenilmiş olması gerekirdi. Ne yazık ki sonuç  şimdi stratejik çıkarlara yönelik tehditlerde gördüklerimiz gibi. Sadece bu da değil belki İran’ın mevcut tehdidi de var. Çünkü İran’ın Irak’ta yayılmacılığı var, Lübnan ve Suriye politikalarında, mezhepçiliğin (bölücülük) yaygınlaştırılması, Yemen ve başka yerlerde ayrılıkçı hareketlerin desteklenmesi sözkonusu.

HEYET Net: Prof. Dr. Haris ed Dari’nin cihad hareketleri tarafından kendi adlarına konuşmaya yetkili biri olarak görevlendirilmesi hadisesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Nasır Ömer: Bizler cihad hareketlerinin bu iyi inisiyatiflerini takdir ediyoruz. Her adımın direniş hareketlerinin birleşmesine doğru gittiğine inanıyoruz ve yaklaşımlarının mantıksal temellerde ve açık-bariz bir şekilde olduğuna inanıyoruz. Öyle ki tüm bunlar özgür, onurlu ve Müslüman bir Irak uğrundaki gayelerin başarılması yönünde ittiba ve ittihaz edinilmesi ve gayret gösterilmesi gereken hususlardır.

HEYET Net: Irak direnişine neler söylemek istersiniz?

Prof. Dr. Nasıl Ömer: Tüm direniş hareketlerini çalışmalarında Allah (cc)’ın kurallarına ittiba etmeye davet ediyorum. İşgalcilere karşı direnişleri sadece Allah (cc) rızası için yapılan cihad olsun. Onlar bazı partizan, bölgesel ve hizbi amaçlar uğrunda helak olmama noktasında dikkatli olsunlar. Şiarlarını karman çorman yapmaktan kaçınsınlar ve Şeriat kurallarına tam olarak uymayan çalışmaları yürütmekte aceleci davranmasınlar, velev ki niyetleri iyi gayeleri yüksek olsun. Onlar bir araya gelmek ve birleşmek için gayret etsinler, bir tarafta anlaşmazlıklara dahil olmuş veya bölgesel meselelere gark olmuş işlerle uğraşmasınlar.

Bu röportaj HEYET Net Türkçe resmi sitesi için çevrilmiştir. © 2009

 

 

275 total views, 1 views today

Leave a Comment