Prof. Dr. Haris Dari: Direniş İşgalci Çıkıncaya Kadar Sürecek

Sebil Gazetesinden Cemal el Şevahin’in Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Genel Sekreteri muhterem Prof. Dr. Haris ed Dari ile gerçekleştirdiği röportajı HEYET Net Türkçe okurları için çevirdik. Irak’taki mevcut durum, hükümet ve siyasilerin uzlaşmadaki ikircikli ve güvenilmez tavırları, sözde seçimler ve arkasında yatan önemli ipuçları, kanlı terör saldırıları ve planlayıcıları, işgalcilere karşı direniş gibi konularda öne çıkan başlıklar ve satır araları…

Irak’ın işgalinin altıncı seney-i devriyesi de geçti, çoğu Arap devleti ve ilgili kurumlar hiç de özen göstermediler. Dahası gazeteler nerdeyse hemen hiç konuya değinmediler. İşte bu duruma işaret eden bir kızgınlık ve öfkeyle başlıyor Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Prof. Dr. Haris ed Dari ile olan röportajımız. Kendisiyle Şam’da görüştük, Irak’taki iç gelişmeler, diğer yaşananlar, özellikle Amerika’nın pahalıya patlamadan hızlı bir şekilde geri çekilmesini kolaylaştırmak için bastırdığı yeni seçim kanununun onaylanmasını ele aldık. Dr. Dari ile olayların çözümüne farklı bir zaviyeden Irak halkının gerçek çıkarlarını tecessüm ve teşekkül ettirmede sahada mevcut bulunan Irak direnişi ve muhalefet temelinde bakıyor. Şimdiye kadar tamamlanmamış olan milli uzlaşma Irak’ın istikrarı ve işgalin sona ermesi için temel teşkil ediyor, bu olmaksızın başka hiçbir şey bunları sağlamayacak. 

İŞGAL DEVAM EDİYOR AMA IRAKLA İLGİLİ DUYARLILIK AZALDI

Prof. Dr. Dari işgalin başladığı ilk yıldan itibaren Irak’ın Arap devletlerince ihmal edildiğini fark ettiğin söylüyor; zira kendisi bunun sebeplerine muttali olduğunu; ancak daha fazla meseleye dalmak istemediğini çünkü olayı gözlemleyen herkesin bunu gayet iyi bildiğini dile getirdi. Bununla birlikte Dr. Dari Müslüman ve Arap halkları arasında güçlü bir duruş sergilendiğini; işgalin başladığı ilk zamandan itibaren bu halkların acı ve ihtimamla gelişmeleri takip ettiklerini söyledi.  Dahası bu kesimler Irak direnişini ve işgali reddettiklerini yakından izledi.

Dr. Dari: “Ümmetimizin birçok kesimince destek ve tebrikleri duyuyoruz. Ancak geçtiğimiz seneler, özellikle 2006 senesinden sonra bu şuur ve hisler geriye doğru gitti. Hatta Irak ve direnişle ilgili yazı yazan kalemlerden bazıları da yazmayı bıraktı. Çoğu Arap basın-yayın kuruluşu Irak’tan haber vermeyi kesti..” diyor.

“Sizlere işgalin altıncı yıl dönümünde tek bir Arap devletinde önde gelen gazetede Irakla ilgili haber göremediğimi sizlere abartmadan söylemeliyim.” şeklinde konuştu Dr. Dari.

Devamen Dr. Dhari: “Oysa bizler İslam ve Arap aleminden ülkemizde yaşananları açığa çıkarmaları için daha fazlasını yapmalarını beklerdik. Öyle ki ülke tam bir düşmanca yıkıma maruz kaldı, siyasi ve sosyal alanlarda şok edici hadiseler vuku buldu, dahası Iraklılar açlık, tahribat, tutuklama, cinayetler ve katliamlar gibi bir sürü trajedi ile yüz yüze kaldılar.” şeklinde konuştu.

İşgalin son üç senesinde yine siyasal teşkilatlar ve halk düzeyinde Irak davasıyla ilgili duyarlılık ve şuurun da düştüğüne işaret eden Şeyh ed Dari; sivil toplum kuruluşları, partiler ve sendikaların işgalin başladığı zaman dilimindeki gibi bir duruş sergilemediklerini belirtti. Bazılarının Irak’taki durumun ya sonlandığını ya geri dönüşü olmayan bir yola girdiğini ya da selamete erdiğini zannettiklerini ifade eden HEYET Genel Sekreteri oysa tüm bu zannedilenlerinin hiçbirinin olmadığını söyledi.

Tahribatın halen devam ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Ed Dari: “tüm bunlara rağmen Irak yaşamaktadır, asil halkı ümmetin yeniden geri dönmesi için cihad etmekte mücadelesini sürdürmektedir.  Asil halkımızı tıpkı işgale karşı direnen şerefli insanlara olduğu gibi ciddi sıkıntılar yaşamaktadırlar.” dedi.

Şeyh ed Dari: “Arap alemi ve davası için mücadele eden Irak şehitlerini hatırlatmak isterim. Arap ülkelerinde çok sayıda Iraklı şehidin kabri bulunmaktadır. Arap rejimlerinin bizlerden ne talep ettikleriyle ilgili soru sorulduğu zaman  resmi liderlere şunu söylüyoruz: Irak saldırıya maruz kaldığı müddetçe bu sizin için de bir tehdittir. Bunu bilerek işgale karşı yeter! desinler diye bekliyoruz.” şeklinde konuştu.  

Bunca sene işgal altında yıkım yaşayan Irak’ın ne yapabileceği, işgal yönetimiyle ilişkilerinin ne olduğu, işgalin sona erdirilmesi ve yıkımı durdurmaları için onlardan talepte bulunup bulunmadıkları, Irak’ı inşa etmeye muktedir Irak evlatlarıyla muameleleriyle, işgalcileri iddia edildiği gibi sağ salim bir şekilde ülkeden çıkabilmeleri için nasihatta bulunup bulunmadıklarıyla ilgili olarak Prof. Dr. Dari’ye sorular yöneltildi.

IRAK BAĞIMSIZ VE EGEMEN BİR ÜLKE DEĞİL!

Prof. Dr. Dari Irak’ın henüz özgürleştirilmediğinin duyurulması, bağımsızlığının artık mevcut olmadığının bilinmesi, egemenliğinin ayaklar altına alındığını ve servetinin çarçur edildiğini, böylece kapılarının ondan nefret eden herkese ve ifsada açıldığını ifade etti.

HEYET Genel Sekreteri: “Irak’a komşu olsun olmasın bölgesel ve uluslararası güçler Irak’ın geleceğini ve servetini alt üst etmektedirler. Irak’ın maslahatını gözetmek için muhalefet cenahının bakış açısına zaruret vardır. Çünkü ülkenin selamete ermesi ancak tüm Iraklıları kapsayacak bir şekilde olacaktır. Yoksa bunun dışında birlikteliklerini tek başına temin etmek mümkün değildir” şeklinde konuştu.

Arapların yardım ve desteklerini Irak halkına uzattıklarını söyleyen Prof. Dr. Dari bununla ilgili olarak yardıma muhtaç olan ülke içinde ve dışında 4 milyon mültecinin bulunduğuna işaret etti. Muhtelif Arap ülkelerinde bulunan bu muhacirlere Arap ülkelerinin yardım yapabilme kudretinde olduklarını söyleyen Şeyh Dari: “Bu insanların çoğu fakirlik sınırının altında yaşamaktadırlar. Şüphesiz ki bir insanın diğer kardeşinin yanında olması vaciptir.” dedi.

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Muhterem Şeyh Haris Süleyman ed Dari, Irak’ın yakın bir zamanda sağlam bir şekilde yeniden kendi halkına geri döneceğini, böylece halkın daha fazla hayırla karşılacağını, akabinde ülkede emniyet, istikrar ve onurlu bir şekilde yaşamın temin edileceğini sözlerine ekledi.

SEÇİM KANUNU VE OBAMA YÖNETİMİ

Dr. Dari: “Bize göre iddia edilen işgalcilerin geri çekilmesi hadisesi doğru değildir, eğer bunda dürüst olsalar bile seçimlerin sonuçlarına yaslanacaklardır. Bunun nasıl düzenlendiğine gelince daha öncesinde olduğu gibi seçimlere nezaret edeceklerini zannetmiyoruz. Güvenlik anlaşmasına ve uzatılmasına taraftar olan insanları getireceklerdir. Dahası ekonomik anlaşmalara, petrolle ilgili hususlar da dahil kendileri gibi düşünenleri getireceklerdir. Eğer bu şekilde bir teşkilatı temin edebilirlerse sanıyoruz kısmi olarak takvime bağlı olarak geri çekileceklerdir.

Dahası işgalciler tam olarak geri çekilseler bile kendileri yukarıda işaret ettiğimiz şeylerin gerçekleşmesini temin edecek bir seçim olmasını arzulamaktadırlar. Bizler seçimlerin yeni bir anlaşmazlığın başlangıcı olacağına inanmaktayız. Bu daha fazla istikrarsızlık getirecektir, zira birkaç gün önce kendileri Irak’ın seçimler öncesinde ve sonrasında ciddi durumlarla karşılaşacağı yönünde alarm işareti verdiler.” Dedi.

IRAK DİRENİŞİNİN TEMSİLCİSİ PROF. DR. DARİ

Önde gelen Irak direniş gruplarının kendilerini uluslararası arenada temsile, tüm anlaşmalarda adlarına imza atmaya yetkili bir şahıs olarak Haziran 2009 tarihinde kendisini yetkilendirdikleri konu ilgili olarak Dr. Dari şunları söyledi:

“Grupların bizleri yetkilendirmesi, kendileri adına konuşmamızı istemeleri bir gerçek. Onlar bizlerden kendileri adına sözcü olmamızı istemediler;  bilakis ihtiyaç olduğunda konuşmamızı rica ettiler. Bunun alanı da özel hususlarla ilgili. Mesele Irak’tan çıkartılmaları esasında direniş ile anlaşma hususunda işgalcilerin masaya oturtulması durumu gibi. Bunun dışında zaten bu direniş hareketleri direnişlerinde, takip ettikleri stratejilerinde, siyasetlerinde, eylemlerinde ve kurtuluş hedeflerinde özgürdürler.”

İşgalciler ve hükümet bu olaya son derece hiddetlendi. Bazı yetkililerin açıklamalarına, hükümete bağlı müesseselere ve raporlara bakılırsa hükümet kendisince bu yetkilendirmeyi daraltmaya çalıştı.

Amerikalılara gelince, onlar bazı Arap ülkelerine direniş ile ilişkimiz nedeniyle uzaklaştırılmamızı istedi. Ancak Arap ülkelerinin çoğu, özellikle bizleri misafir edenler ve diğerlerinde bu talebi yerine getirme noktasında zerre miktarı bir istek görmedik.

Birkaç durumda bununla karşılaşmıştık, her halükarda bizler sorumluluğu üstlenmiş durumdayız. Bizlere yetkilendirme ile ekstra bir sorumluluk yüklendiğinin bilincindeyiz. Bizler bunu kabul ettik; zira bunun vatanımızın, direnişimizin, dinimizin ve ümmetimizin çıkarına hizmet edeceğine iman ediyoruz.

MEVCUT HÜKÜMET MİLLİ UZLAŞMA İSTEMİYOR

Bugün Irak’ı yönetenlerde kesinlikle ne gerçek bir şekilde milli uzlaşma yönünde rağbetleri ne de niyetleri var. Yöneticiler çeşitli kesimlerden ve hepsi de uzlaşmayı reddetmektedirler. İşgalcilere gelince onlar hedeflerini gerçekleştirecek bir uzlaşma istemektedirler. Evet mevcut hükümetten uzlaşma noktasında çağrılar var. Bunu medya aracılığıyla yapıyor, yaparken de muhalefeti muhalefetten, direnişi de direnişinden vazgeçme şartını koyuyor. Hatta bundan daha da ileri gidiyor ve diyor ki: direniş kalksın hükümete bağlılık bildirsin ki böylece affedilsinler! Bundan sonra da iktidara dahil olsunlar. Bu da esasında onlara hiçbir şey vermeyecektir.”

Uzlaşma meselesi için iki kez bir araya geldik bu ikisinde de onların kesinlikle dürüst ve samimi olmadıklarını gördük. İlk başında 2005 senesindeki çağrıya icabet ettik. Yolun başında iken Arap Birliğinin rağbetine cevap vermek, aynı zamanda muhalefetin, direniş gruplarının niyetine ve projelerine muttali olmak amacıyla buna evet dedik…

Direniş  işgale karşı olup Irak’taki hiçbir insana karşı değildir. Herkes bilmelidir ki işgalciler ve işbirlikçilerinin iddia ettiği gibi direniş terör değil direniştir.

2005 yılında Arap Birliğinin nezaretinde düzenlenne Irak Uzlaşma Konferansında hazır bulunduk, burada Arap bakanlar da katıldı. Arap Birliği genel sekreteri ve Arap bakanların da şahitlik ettikleri gibi gayet olumlu bir tavır sergiledik, belirli noktalara geldik.  Sonrasında bir de baktık ki iktidardakiler ve partileri bundan yüz çevirdi!

Ardından 2006 yılındaki ikinci konferansta onlarla bir araya geldik, yine Arap Birliğinin nezaretinde oldu bu. Anayasanın revizyonu da dahil bazı noktalarda kendileriyle anlaşmaya vardık. Ardından toplantı onların kabul etmemesiyle sona erdi. İşte onların bağlı olduğu şeylerin hepsi bu!

Bizler iki kez cevap verdik ve iki kez onlara fırsat tanıdık. Resulullah Efendimiz (sav) buyuruyorlar: “Bir Mümin bir delikten iki kez ısırılmaz!”. Bizler iman zayıflığımız nedeniyle iki kez bu duruma düştük. Elhamdulillah şimdi gayet iyi anladık. Bizler herhangi bir uzlaşma çağrısına itimat etmiyoruz.

BAĞDAT’TAKİ KANLI PATLAMALAR

Ağustos ve Ekim ayında (röportajdan sonra da tekrar bir benzeri kanlı patlamalar yaşandı) binlerce Iraklının şehit olduğu ve yaralandığı kanlı terör patlamalarıyla ilgili olarak HEYET Genel Sekreteri şunları söyledi:

“Bu patlamalar Irak hükümetinin ve onu oluşturan tüm tarafların uzlaşma istemediklerinin açık kanıtıdır. Bunun delili ise patlamalara kalkışan tarafların bugün iktidarın katılımcıların biri ve arkasında bunların olduğudur. İçlerinde şimdiki başbakan da dahil olmak üzere herkes bunu gayet iyi biliyor.”

Bu hadise hakikatları halkımıza açığa çıkartılması gereken bir şeydir; yoksa mesele kalkıp dış kaynakları itham etmekten son derece uzaktır. Dahası elimizdeki bilgilere göre konuşacak olursak gerçekler bu patlamalarda dile getirilenlerden çok derinlerdedir…

Suçlamalar Suriye’ye yöneltildi, Baas Partisine yöneltildi, muhaliflerden ve Irak’ta işgale karşı direnenlerden birçoklarının isimlerini yer aldığı listelerin teslim edilmesi için Suriye’den talepte bulunuldu.

Bizler 170 Iraklı şahsın iadesinin istendiğini öğrendik. Bunu da sınıflara ayırmışlar. İşte üst düzey askeri yetkililer listesi ve Baasçılar listesi gibi…Suriye’yi Birleşmiş Milletlere   uyduruk gerekçelerle bu davayı götürmekle tehdit ettiler. Suriye bu talebi reddetti. Zira kendisi bu listeyle onların alenen direniş ve muhalefet liderlerini bu hükümete teslim ederek onların tutuklanması ve tasfiye edilmesini istediklerini gayet iyi biliyordu. Ondan sonra da bu tasfiye sürecini yapacak ve kalkıp: “Bakınız direniş bitti ve burada herhangi bir muhafelet mevcut değil!” diyecekler.

DİRENİŞ BAĞIMSIZLIĞA KADAR SÜRECEK

Tüm gruplarıyla birlikte direniş işgalciler Iraktan yenilgiye uğratılarak çıkartılıncaya kadar devam edecektir. Zira direniş sabırlı ve sebatkardır. Birçok başarı ve ilerleme kaydetmiştir. Bunun yanı sıra Irak Direnişinin insani ve hak bir proje olduğunu vurgulamak istiyorum. Direniş halkının haklarını korumaktadır. Zira işgalden kurtuluşun yolu direnişten başka bir şey değildir.

Bu röportaj HEYET Net Türkçe resmi sitesi için özetlenerek çevrilmiştir. © 2009

248 total views, 1 views today

Leave a Comment