HEYET’ten Uyduruk İddialara Cevap

Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Sekretaryası Amerika Birleşik Devletleri Hazine Birimi ile Birleşmiş Milletler 1267 numaralı Komitesi’nin HEYET Medya Birim Başkanı Sayın Dr. Müsenna Haris ed Dari hakkında yaptığı uyduruk ithamlarla ilgili 692 numaralı basın açıklamasında cevaplar verdi.

Amerikan idaresinin bilindik artistik tavırları ve bedeli ne olursa olsun Irak’taki siyasi sürecinin başarılı olması yönündeki daimi gayretleri ve bu sürecin yanlışlığını, Irak’a, bölgeye ve dünyaya karşı taşıdığı riskleri ve tehditleri deşifre edenleri susturmaya çalışması, daima bu siyasi sürecin liderlerini tamamlamayı istemesi, varlığını temin eden bir tavırlar onları desteklemesi sözkonusudur. İşte bu minvalde Amerika Hazine Bakanlığı Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Şura Meclisi üyesi, Basın ve Enformasyon Sorumlusu Dr. Müsenna Haris ed Dari’ye – iddialarına göre – Irak’taki el Kaide ile irtibatlı olduğu, yabancıların kaçırılmasından sorumlu tutulduğu, Amerikan ile İngiliz elçilerinin yanı sıra Irak’taki Amerikan güçleri komutanına suikast girişiminin bir parçası olarak Bağdat’taki Yeşil Bölgenin bombalanma planı ve sair çeşitli suçlamalarla finansal yaptırım kararı almıştır.

25 Mart 2010 tarihli yaptırım kararında HEYET Basın ve Enformasyon Birimi Başkanı Dr. Müsenna Haris ed Dari’nin ismi BM’nin Afganistan’daki Taliban veya el Kaide’yi destekleyen, işbirliği yapan şahıslar veya yapıların birleştirildiği listede yer almıştır. Bu karar direk olarak Amerikan hükümeti ve Iraktaki mevcut hükümetin taleplerinin neticesinde yapılmış, 15 Ekim 1999 tarihli 1267 numaralı BM Güvenlik Konseyi kararına göre kurulan ilgili komite tarafından alınmıştır.

Komite’nin açıklamasındaki özette yer aldığı gibi suçlamalar Dr. Müsenna’nın el Kaide veya Usame bin Ladin veyahut Taliban ile ile ilişkili olduğunu iddia etmektedir. Bunun neticesinde “Mezopotomya’daki el Kaide’nin eylemlerini veya faaliyetlerini finanse etmeye dahil olmak veya işbirliği yapmak, veya onun adına veya onun yerine veya onu destekleyerek, planlayarak, kolaylaştırarak, hazırlayarak veya sızarak veya el Kaide’ye silah transferi temin ederek, satarak veya ulaştırarak veya onun yerine eleman yetiştirerek veya el Kaide tarafından diğer yollarla yürütülen eylemleri veya faaliyetleri destekleyerek” ibaresi yer almıştır.

Açıklamalı özetin detaylarında Komite Müsenna Haris ed Dari’nin “Mezopotomya’daki el Kaide’ye mali destek ve diğer hizmetler sağladığı”, “Ekim 2008’de el Dari’nin Suriye’deki ve Irak’ın Anbar eyaletinde Iraklıları örgüte eleman olarak yetiştiren bir üyesine 1 milyon Amerikan doları verdiği” ve el Dari’nin “örgütün bu üyesinden örgütteki yeni elemanlara knedilerinin eğitimlerini bitirdiklerinde yaklaşık 10 bin Amerikan doları alacakları hususunda bilgilendirmelerini istediği” gibi diğer detaylı ithamlar yer alıyor. Dahası iddialara el Dari’nin Irak ordusunu ve Irak’taki Çokuluslu Güçleri hedef alması yönünde bir El Kaide hücresine emir verdiği de dahil! 

Komite Amerika’nın Dr. Müsenna’ya karşı bir dizi suçlamayı takdim ettiği esnada Dr. Müsenna ile el Kaide arasındaki ilişkiyle ilgili şeyler hariç her suçlamayı gözardı etti. Şöyle ki burada yasal bir slap duruyor, 1267 numaralı komite Amerika Birleşik Devletleri ve standartlarınca yönetiliyor. Irak’ın Amerikan işgalinden bu yana durum halen gayri meşrudur, uluslararası anlaşmalar işgal edilen halkları özgürlüklerini elde etmeleri için direnme hakkına izin vermektedir.

Buna rağmen Irak Müslüman Alimler Heyeti aşağıdaki hususlara işaret etmek istemektedir.

İlk olarak; HEYET Basın ve Enformasyon Birimi Başkanı Dr. Müsenna Harith ed Dari ile ne Irak’taki el Kaide ne de onun ana oluşumuyla, veya Afganistan’daki Taliban ile bir ilişkisi yoktur. HEYET’in yayımlarını ve demeçlerini okuyanlar bunların birçoğunda Dr. Müsenna ed Dari’nin açık şekilde dile getirdiği gibi Irak’taki el Kaide ile ciddi bir problemi olduğu gerçeğini alenen göreceklerdir. bu grubun daha işgalin ilk başladığı zamandan itibaren HEYET ve özellikle Dr. Müsenna Dari ile siyasi bakış açıları ülkede yaşanan hadiselere dair Şer’i bakış açıları, dahası el Kaide’nin Iraklıların kanına hürmetsizlik ederek kan akıtması gibi hususlarda bariz farklılıklar sözkonusudur. HEYET Iraklılara yönelik tecavüzü inandığı temel İslami ilkeler ışığında kesinlikle kabul edilemez olarak değerlendirmektedir. 

Bu örgütün (el Kaide) son yayımlarından bir tanesinin başlığı şuydu: “HEYET’in Yıkıcı Programı Hakkında Halka Uyarı”. Abdullah Nasır el Kahtani’nin kaleminden çıkan bu yayının dışında, Feseyekfikehumullah örgütüne bir hediye olarak sunulmuştur. Yayın Irak İslam Devleti’nin zaferi hamlesi çerçevesinde yapılmış olup örgütün el Fecr adlı internet sitesinde 15 Ekim 2009 tarihinde 65 sayfa olarak yayımlanmıştır. Burada şunlar ifade edilmektedir:

“HEYET’in siyasi durumunu uzun şekilde inceledikten sonra HEYET ile karşılaştırınca bu örgütlerin durumunu şu şekilde belirtmekteyiz.

Şüphe yok ki yukarıda da ifade edildiği gibi HEYET’in programı şirktir, zira onlar demokrasiye bir din gibi, Allah’ın emrettiğinin dışında bir hükümet programı olarak inanmaktadır. Onlar İslam öncesi döneme ve cahiliyyeye çağırmaktadırlar. Bir tapılan put gibi vatanseverliğe inanmakta onu sadaket ve masumiyetin temeli olarak kabul etmektedirler. Öte yandan HEYET’in kendisini tanımladığı İslam’ın İslamla bir alakası yoktur; bu sadece iddialar ve ithamlardan ibaret olup hakikatle ilişkisi yoktur…Direnişe gelince HEYET bunu kendisine giymekte ve onunla kendisi yüceltmektedir, yoksa onların meşru direnişle hiçbir alakaları yoktur, ne cihadın anlamıyla ne de yerine getirilmesiyle…HEYET’in sancaktarlığını yaptığı şeyler Allah (cc)’ın şeriatına savaş açmak ve Allah’ın (cc) düşmanlarıyla işbirliği yapmaktır. HEYET’liği yapmaktır.ığı şeyler  hiçbir alakaları yoktur, ne cihadın anlamıyla ne de yerine getirilmesiyle…65 sayfa olarak yayıe karşı Müslümanların yapması gereken görev ona  veyahut takipçilerine itaat etmekten kaçınmaktır. Müslümanların görevi HEYET’ten ve takipçilerinden beraat ettiklerini duyurmaktır.”

 Bu yayın şiddetli şekilde HEYET liderlerini eleştirmekte ve saldırmaktadır. Bunların arasında elbette Dr. Müsenna ed Dari de yer almaktadır. Bu durum çok sayıda mevcut belge arasında yer almakta olup evvelemirde kesinlikle ve kesinlikle HEYET ile bu örgüt arasında herhangi bir ilişki olmadığının kanıtıdır. Ki konuyla ilgili mezkur örgüte ait çok sayıda belge sözkonusu olup bunlara daha fazla yer verilmesine ihtiyaç duyulmamıştır.

Bir milyon Amerikan doları, Suriye’de ve Anbar vilayetinde örgüte eleman yetiştirme gibi 1267 sayılı komitenin hikayesine gelince, bu tamamen kafadan uydurulmuş bir şey olup aslı astarı yoktur. Dahası bizler bu durumu Amerikan işgal güçlerinin çok daha iyi bildiğine inanıyoruz. Zira yedi yılı aşkın süredir Irak sahasında mevcut olmalarının, ülke genelinde yayılan hain kanallara sahip olmalarının, tutukladıkları onbinlerce insanı soruşturmalarının neticesinde bu bilgilerin zaten ellerinde olduğunu bilmekteyiz. Buna rağmen bugün tüm gerçekleri alıp rüzgara karşı saçıp savuruyor, kendi destekçisi olan mevcut hükümetle birlikte hareket edip bu kararı alıyor, yoksa hadisenin arkasında başka bir şey yok!

İkinci olarak: işgalcilere karşı meşru direniş başlığı altındaki suçlamalara karşı 1267 numaralı komitenin  tavrıyla ilgili yukarıda ifade edilen hususlarla baktığımızda şunu görüyoruz. Dr. Müsenna’nın yabancıların kaçırılması, Amerikan askeri komutanını, Amerikan ve İngiliz elçilerini öldürmek için Yeşil Bölgeye bomba götürülmesi yönündeki isteğiyle ilgili Amerikan idaresinin iddialarının zerre kadar bir temeli yoktur. Bu iddiaları dile getirenler delillendirmek zorunluluğu taşımaktadırlar. bu kötü niyetli iddialar mevcut hükümetin başta Milli Güvenlik Kurulunun hayal gücüyle ürettiği çirkin iddialardır. Ki onlar Irak’taki işgal yönetimince bu uyduruk iddiayı teşvik etmede ısrar etmiş, bu yolla tüm siyasi muhaliflerini tasfiye etmeye yönelik beyhude girişimlerde bulunmuştur. Bu durum aynen benzer şekilde daha öncesinde aynı iddia ve ithamlarla HEYET Genel Sekreteri karşı da yapılmıştır. Yine burada Amerikan Hazine Bakanının teşviki olmuş, hem karara inanılmayınca, genel olarak halk nezdinde itibar görmeyince bu sefer sıra benzer iddia ve ithamların oğlu olan Dr. Müsenna Haris ed Dari’ye karşı yürütülmesine gelmiştir.

Üçüncü olarak: her halükarda alınan kararın zamanlanması ve ilan edilmesinin birbirinden bağımsız ve rastgele yapılmadığı aşikardır. Amerikan idaresinin iddiaları Irak seçim sonuçlarının duyurulmasından sonra gelmiştir. Dahası Amerikan idaresi bu bilgiye 2006 yılından beri sahip olduğunu iddia etmektedir. Peki öyleyse neden dört yıl beklediler, bunu tam bu zamanda ortaya çıkardılar ve Birleşmiş Milletler Komitesine şimdi sundular?

Amerikan idaresi stratejik planlamasında hayati önemi haiz olduğunu düşündüğü bu siyasi sürecin başarılı olmasını can-u gönülden arzulamaktadır. Bu yolda insanları susturmaya çalıştı, siyasi sürece karşı olan tüm milli oluşumları vazgeçirmeye çalıştı. Bunların başında da Dr. Müsenna ed Dari gelmekteydi. Çünkü o siyasi sürecin gerçek yönünü ifşa etmede, sürecin taşıdığı çok tehlikeli riskleri ve Irak sahasında seyretmekte olan kara bulutların ne olduğunu açığa çıkarmada çok etkili medya faaliyetleri yürüttü.

Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) uyduruk itham ve iddialarla delik deşik hale gelmiş ve oldukça habis niyetler taşıyan bu takip edilen prosedörü kınamaktadır. HEYET 1267 sayılı komiteye kararlarında adil olması, hakkı ve adaleti tesis etmeye çalışması, Birleşmiş Milletleri bile es geçerek tüm uluslararası kurallara tecavüz ederek gayri meşru bir işgal gerçekleştirenlere karşı olan siyasi güçleri hedef almada süper güçlerin baskılarına boyun eğmeme çağrısında bulundu.

Her ne olursa olsun  Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) bu meseleyle ilgili olara tüm meşru  uluslararası yollara başvuracaktır. Başta ifade edelim ki Dr. Müsenna ed Dari’nın ne herhangi bir Arap, yabancı veya Amerikan bankasında hesabı yoktur, malvarlığına sahip değildir.

HEYET Arap ve İslam ülkelerine, hukukçulara, sivil toplum kuruluşlarına ve onurlu tüm dünya halklarına bu tür bir kararı reddetmeleri çağrısında bulunmaktadır. Böylece bu, kaotik bir dünya yapılanmasına karşı çıkanların olduğunu, hakkın batıldan, adaletin zulümden ayrı olduğunu gösteren bir değişmez insanlık prensiplerini de teyid etmiş olacaktır.

HEYET Genel Sekreterlik

15 Rebiülahir 1431 / 31 Mart 2010

275 total views, 1 views today

Leave a Comment