Kubeysi Roportaj

Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Genel Sekreter Yardımcısı Şeyh Dr. Abdusselam el Kubeysi “Risaletül İslam” adlı internet sitesinin kendisiyle yaptığı röportajda  mevcut çıkmazdan kurtulmanın en iyi yolunun ülkedeki Amerikan projesiyle mücadele etmek ve ondan kurtulmak olduğunu söyledi. Röportajında Kubeysi uzun ölçekte en tehlikeli olan İran projesinin de unutulmaması gerektiğinin altını çizdi.

Röportajın Türkçe çevirisi:

Risaletül İslam (Rİ) Net: Irak işgalinden bu yana neredeyse yedi yıl geçti. Irak’taki Amerikan gerçeğini ve daha ötesini nasıl görmektesiniz?

Dr. Kubeysi: Şüphe yok ki Amerika ilk olarak Irak sahasındaki reaksiyon karşısında şaşkınlığa düştü. İlk olarak bu, daha ilk günlerden bu yana saldırıları devam eden savaşçılar sayesinde oldu. İkinci olarak, siyasi oluşumlardan bazıları Washington’a Irak’ta kendilerinin çiçeklerle karşılanacağı teminatını vermiş olsalar da Iraklılar ezici çoğunlukla işgali reddetmekte olup bu, gün ben gün büyümektedir.  

Irak dışında, zannediyorum Amerika kendi halkının ve dünyanın gözleri önünde güvenirliliğini yitirdi. artık daha az korkulur hale geldi, her yönden krizlerle özellikle de mali krizlerle çevrildi.

Risaletül İslam Net: Bazı analizciler Amerika’nın Irak’ı işgal ederek stratejik hedefini başardığına inanmaktalar. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Dr. Kubeysi: Aşamalı seviyede ve Irak’ın işgaline verilen “Şok ve Dehşet Operasyonu” isminin anlamıyla aynı hizada olan süreçte Amerika tüm zalimliğiyle suçlar işledi. Bunlar tarihe, medeniyete ve gelişime dair her alanda Iraklılara karşı uygulandı.

Bu işgal yaktı, yıktı, katletti ve gücün merkezi olan “büyük Irak ordusunu” lağvetti; bunun yerine hizipçi, mezhepçi bir ordu tesis etti. Bu da Araplar için bir kalkan mesabesinde olan, Arapların batı kapısında bir siper olan eski ve profesyonel ordunun yerine ikame edildi. Amerika Irak’ın altyapısını mahvetti ve mirasını çaldı. tüm ipleri elinde olan ve referansları kendisi olan siyasi unsurları tesis etti. Bu partiler anlaşmalarında ve meşruiyetlerinde bile Amerikalılara bağlı kaldılar.

Amerika ““Şok ve Dehşet Operasyonu”nu devam ettirebilmek için Anayasa tarafından desteklenen hizipçi temellerde “Yeni Irak” diye adlandırdığı bir yapı inşa etti. Çatışma devam ediyor ve ben Amerikalı siyasilerin Irak’ta çok sayıda strateji ürettiklerine inanıyorum. Ancak Allah’a (cc) şükürler olsun ki bunların hepsi işgal edilmiş toprağımızda boşa çıkarıldı. Ben Irak topraklarının hiçbir zaman bu tür yabancı tohumları kabul etmeyeceğini düşünüyorum.

Risaletül İslam Net: Güvenlik anlaşmasında şart koşulduğu gibi gelecek yıl Irak’tan gerçek bir Amerikan geri çekilişi olacağını düşünüyor musunuz?

Dr. Kubeysi: Tüm kapsamıyla ele alındığında Amerikan projesi iki yönlüdür. Bunlar; askeri ve siyasidir. Askeri hedefleri, Amerika’nın temelde kendine has bakış açısı çerçevesinde Irak’ı siyasi projesi çerçevesinde evrende küresel bir köleliği tesis etmek için bir sıçrama tahtası olarak kullanmaktır. Lakin, Allah’a (cc) şükürler olsun ki mücahitler ve direnişçiler Amerikan işgalcilerine unutmayacakları bir ders verdiler. Irak direnişi işgal projesini başarısızlığa uğrattı ve savaşı Amerika içine taşıyarak (Eski devlet başkanı George W. Bush’un) Beyaz Saray’dan çıkışını sağladılar. Ki burada renginden başka hiçbir şey beyaz kalmamıştı. Eski seçimlerdeki başarısızlığı işgalci Amerikan güçlerine karşı vurulan direniş darbelerinin bir neticesidir.  

Amerika’nın siyasi projelerine gelince. 2008 yılının Kasım ayı 17. gününde siyasi süreç sahiplerine imzalatılan sözde “Güvenlik Anlaşması”ndan sonra onlara görevler verildi. İşgalcilerin çekilişi sırasında siyasiler onları koruyacaklardı; eğer bu yapılmaz ise işgalciler kalmaya devam edeceklerdi. Ancak rüzgar kaptanlar istemese bile Allah’ın (cc) iradesiyle güçlü bir şekilde esmeye devam edecektir.

Risaletül İslam Net: Gelecek Irak meclis seçimlerinin Irak gerçeğine yeni bir şey getireceğini düşünüyor musunuz?

Dr. Kubeysi: Bu seçim ve önceki seçimlerin Irak’ı zayıflatmak ve bölmek için gelen işgal projesine hizmet ettiğini düşünmekteyim. Çünkü Irak’taki siyasi sürecin kurallarını koyan da bunları kontrol eden de işgalcinin kendisidir. Doğru zahiren Iraklılar nisbeten fayda görmektedirler; ancak durum aslında yağa zehir koymaya benzemektedir.

Risaletül İslam Net: Seçimlerin ardından hükümetin değişmesi ve sizlerle konuşmayı istemesi durumunda bunu kabul edecek misiniz?

Dr. Kubeysi: Bizler tüm Iraklıların iyiliği için gayret etmekte olup hedefimiz bilinmekte ve açıkça duyulmaktadır. O da şudur: kim bunları başarmak için bizimle beraber oturur ise kendilerine hoşgeldiniz deriz.

Risaletül İslam Net: Çok sayıda Irak direniş hareketinin Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Haris ed Dari’yi tüm siyasi hususlarla ilgili olarak kendi adlarına konuşma yetkisi vermelerinde HEYET’in siyasetinde bir değişiklik oldu mu?

Dr. Kubeysi: Yetkilendirme  Irak Müslüman Alimler Heyeti adlı bir şahsa değil, muhterem Şeyh Prof. Dr. Haris ed Dari’ye yapılmıştır. Kendisi de şer’an bazı tekliflerden sonra şahsen bu sorumluluğu üzerine almıştır. Ki bazı grupların da rica ettiği üzere bu sadece siyasi hususlarla sınırlı bir yetkilendirmedir.  

Risaletül İslam Net: HEYET’in geçtiğimiz Ocak ayında Beyrut’ta düzenlenen Uluslararası Direnişi Destekleme Forumuna katılmasının sonuçları nelerdi?

Dr. Kubeysi: Bu programa katılmamızın çok sayıda faydaları oldu; ancak içlerinden en önemlisi Irak direniş savaşçılarının sesinin haykırılmasıydı. Ki bu hayati ehemmiyeti haiz hayırlı görevi Şeyh Haris ed Dari’yi ifa etti ve direnişin sesini duyurdu.  Dr. Dari direnişçilerin etrafında onlara zarar veren çok sayıda şüpheyi izale etti; bunları herkesin gözleri önünde delilleriyle çürüttü.

Risaletül İslam Net: Sizce HEYET’in nazarında Irak’ı bulunduğu halden çıkaracak en iyi yol nedir?  

Dr. Kubeysi: Amerika Birleşik Devletleri temelde bir proje sahibi olup ülkemizin iyiliğini istememektedir. Bu projeyi durdurmanın tek yolu yapabildiğimiz kadar direnişi sürdürmektir. Bunun olması da tüm Irak genelinde kitlesel bir halk desteğiyle olabilir.

Risaletül İslam Net: Son olarak Irak’ın Amerikan işgalinden ve İran’ın işlerine yönelik müdahelesinden kurtulacağına, boynundaki yükü atıp düze çıkabileceği noktasında ümitvar mısınız?

Dr. Kubeysi: Bizler Amerikan işgali ile salt siyasi açıdan bakış açısı ve tavrıyla İran müdahalesini ayırıyoruz. Amerika’ya gelince o; bir Haçlı işgal devleti olup  ülkeyi tamamen mahveden, gece gündüz onu bölmeye, bölüştürmeye ve ayırmaya çalışan bir devlettir. İran’a gelince o; Müslüman ve komşu bir devlettir; ancak o kötü ve zulmeden bir komşudur. Amerika ve İran projelerinin her ikisi de Irak için tehlikelidir.

Amerika şunları istemektedir:

İlk olarak: Ümmet için bir kültür ve medeniyet başkenti olan Irak’ı yok etmek. Çünkü Basra ve Kufe okulları ümmeti dil, kültür ve medeniyet açısında birleştirmektedir.

İkinci olarak: Dünyayı iktisadi ve siyasi olarak köleleştirmek için Irak’ı bir küreselleşme platformu yapmak ve kullanmaktır.

İran ise şunları istemektedir:

İlk olarak: Fars Milliyetçi İmparatorluğu’nu yaymak için Irak’ı kendisine bağlı kılmak. Bunun için Irak’ı elindeki tüm potansiyeli, imkanları ve gücünden yoksun etmeye çalışmaktadır.

İkinci olarak: Iraklı Şiileri Fars Şiiliğine tabi kılmaya çalışmaktadır. Bunu kendi milli çıkarları uğrunda tavzif etmek için şiileştirmek, teröre, saldırganlığa ve silah zoruna başvurmak gibi yollarla yapmaktadır.

Bu iki proje karşısında Irak’ın cevap vermesi çeşitli şekillerde farklılık taşımaktadır. Şöyle ki;

Amerikan projesini giderme noktasında bizler bazı Iraklılarda pek bir şey bulamadık. Hatta bazı İslami siyasi partilerin bu projenin evlatları olarak hadiseye dahil olduklarını, geçici mecliste işe başlayıp durumu taa güvenlik anlaşmasına kadar getirdiklerini gördük. Ki bu anlaşma gerçekte Irak’ı satış anlaşmasıdır.

İran projesi meselesine gelecek olursak: Irak bu projeyle tam anlamıyla başa çıkacak bir kudrettedir. Kaldı ki bu projeye ilk karşı çıkanlar da Şiilerin bizzat kendisidir.

Mevcut durumdan çıkış noktasında bizler Amerikan projesine karşı çıkmanın görevimiz olduğunu düşünmekteyiz. Bunu yaparken uzun dönemde en tehlikeli projenin İran projesi olduğundan gafil değiliz elbette. İşte gözümüzün önünde Ahvaz Arapları birer örnek olarak durmaktadırlar.  

 

Bu röportaj HEYET Net Türkçe resmi sitesi için çevrilmiştir. Alıntılarda kaynak gösterilmesi rica olunur. © 2010

281 total views, 1 views today

Leave a Comment