Dari: Türkiye Tüm Direniş Gruplarına Destek Vermelidir

Türkiye, direniş gruplarının tümüne destek vermelidir -

Milli Gazete’nin Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Genel Sekreteri Prof. Dr. Haris ed Dari ile bugün (19.04.2010) yayımlanan ropörtajını olduğu gibi aktarıyoruz:

Irak’ın işgalden kurtulmasının tek çözümü direniştir. Direniş doğru bir siyasal tercihtir ve desteklenmelidir. Direniş, ulusların zalimlerden kurtulmasının tek yoludur. Sadece Irak ulusu değil, tarih boyunca direniş tercihini kullanan birçok ulus oldu. Direniş, Irak’taki işgal projesini başarısızlığa uğratmıştır ve büyük maddi, beşeri ve ahlaki kayıplar verdirtmiştir. Direniş, insani bir ümidimiz.

Irak, 11 Eylül’de saldırılarının ardından oluşturdukları atmosferden faydalanarak "Bin Ladin’i sakladıkları, kendilerine teslim etmedikleri" gerekçesiyle Afganistan’a BM onayıyla savaş açan George W. Bush başkanlığındaki ABD yönetiminin hedefinde duruyordu.

Amerikan yönetimi bu sebeple elinde bulundurduğu küresel medyayı da kullanarak Afganistan savaşı sürerken dünyaya terör korkusu pompalamaya devam ediyordu.

Bu süreçte Irak için "El Kaide’ye destek veriyor, kitle imha silahları yapıyor. Atom bombası yapmaya çalışıyor" iddiasını ortaya atarak senaryosu sahneye koydular.

2003 yılının Mart ayında fecir vaktiydi…  Minarelerden ezanlar okunduktan bir dakika sonra Bağdat semalarından bombalar yağmaya başladı.

Neoconların lideri Bush’un başlattığı Haçlı Seferi, Irak’ı da kapsadı.

Irak cehenneme döndü…

İnsanlık tarihinde eşine az rastlanacak vahşet yaşanmaya başladı, Irak topraklarında…

Iraklılar kitleler halinde katledildi.

Amerikalı kiralık katiller tarafından insanın kanını donduran işkenceler yapıldı, masum Irak halkına.

Coniler, gözleri dönmüş biçimde kutsallara yanı sıra kadın-erkek demeden Iraklıların ırzlarına, namuslarına saldırdılar.

Ülkeyi kan gölüne değil kan okyanusuna çevirdiler.

Bugün gelinen noktada artık Irak’ta ölüm ve şiddet kol geziyor.

Her gün onlarca insan patlamalarda hayatını kaybediyor.

Şu anda yüz binlerce insan ABD’nin kirli savaşı dolayısıyla sakat durumda.

Bir milyondan fazla kadın dul kaldı.

Milyonlarca çocuk ise yetim…

Yaşadıkları toprakları, vatanlarını terk edenler, fuhşa itilenler de milyonları aşıyor…

Öte yandan işgal güçleri tarafından insanlık kültür mirasları talan edildi, Irak’ın tarihi eserleri çalındı.

Aradan yıllar geçti…

Amerikan yalanları ortaya çıktı. Ne kitle imha silahları bulundu, ne de başka bir şey… ABD Başkanı Bush’un başlattığı saldırı sonrası Irak’ın bugünkü durumunu bir cümle özetliyor:

Irak; bombaların patladığı, aç, sefil, perişan, işsiz ve yoksuların yaşadığı, eğitim ve sağlığın olmadığı bir ülke…

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da düzenlenen ‘Irak Direnişini Destekleme Konferansı’na katılmak üzere ülkemize gelen Irak Müslüman Alimler Birliği Başkanı Haris ed-Dari ile ülkesindeki seçim sürecini, direnişin durumunu ve Türkiye’nin izlediği Irak politikasını konuştuk.

Ülkenizde geçtiğimiz ay düzenlenen genel seçimlerin önceki seçime göre daha farklı bir anlam taşıdığı söyleniyor… Niçin?

Bu seçime katılım oranı önceki seçimlere oranla gerçekten çok yüksekti.  Bu seçimleri farklı kılan özellik, Irak’taki tüm dini, siyasi ve etnik gruplar seçimlere katılmış olmasıdır.

Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sonuç olarak seçimleri 4 büyük parti kazandı. Bunlardan 1’i Kürt, 2’si Şii ve 1 tanesi de Irak’taki birçok grubun bir araya gelerek oluşturduğu Sünni, Şii, Kürt ve Türkmenlerin destek verdiği İyad Allavi’nin partisi…

İyad Allavi’nin lideri olduğu partinin oluşumunda etkin olan güç kimler ya da nelerdir?

Bu partiyi destekleyen ve oy veren herkesin ortak düşüncesi ve iddiası şu; Allavi’nin lideri olduğu bu hareket; sadece bir kesimi temsil etmemekle birlikte aynı zamanda dış güçlerin güdümünde olan bir hareket de değildir. Bu hareketin oluşumunda, Irak halkının sorunlarına çözüm bulmak için bütüncül bir yaklaşım sergileme isteği etkili olmuştur.

Hükümet kurma girişimleri hangi aşamada?

Seçimin kazananı durumundaki bu dört parti, kendi aralarında görüşmeler yaparak hükümeti kurmaya ve başbakanın kim olması gerektiğine karar vermeye çalışıyorlar.

Allavi’nin başını çektiği hareket doğal olarak kendisinin birinci parti olması hesabı ile hükümeti kurma görevinin kendisinde olduğunu söylüyor. Maliki’nin başını çektiği hareket de biz de büyük bir kesimi temsil ediyoruz. Başka gruplarla birleşerek birinci parti konumuna ulaşabiliriz diyor. Şuan ki süreç böyle devam ediyor.

Bu süreç nasıl neticelenir?

Görüşmelerin ne zaman sonuçlanacağını ve hükümeti kimin kuracağını, nasıl oluşacağını hiçbir Iraklı şu an için bilmiyor.

İşgalcilerdeki kinin arkasında, onların çiçeklerle karşılanmaması yatıyor

İşgal güçlerindeki bu kinin, öfkenin ve vahşetin sebebi nedir?

Amerikan askerlerinin böyle davranarak sivilleri katletmesinin nedeni, Irak halkının işgale boyun eğmemesi ve işgal güçlerinin beklediği gibi halkımızın onları çiçeklerle karşılamamasından kaynaklanıyor.

Amerikan ordusu, Irak’ta yasak silah da kullandı değil mi?

Kesinlikle… Amerika, "Kitle imha silahı bulundurmak ve terör örgütü El-Kaide ile işbirliği yapmak" gibi uluslararası arenada kabul görmeyen gerekçeleri bahane ederek, işgal sırasında uluslararası camia tarafından yasaklanmış silahları da kullandı.

İşgalin boyutları hangi aşamada?

ABD, Irak’ın kapılarını çıkarları olan tüm ülkelere açtı. İşgalciler şu anda Irak’ı operasyon sahasına çevirdiler.

Ülkenizde sosyal durum nasıl?

İşgal, fakirlik, açlık, acı ve korku Irak’a hâkim… Ölümler, suikastlar, hapis cezaları, göç ettirme gibi suçlar bugün hâlâ devam etmektedir. Ayrıca Irak halkı aşağılanmaktadır.

Yaklaşık 2 milyon Iraklı şehit oldu

Irak’ta şehit sayısı ne kadar?

İstatistiklere göre Irak’taki ‘şehit’ sayısı yaklaşık 2 milyon…

Savaş sırasında okullar ve hastaneler yıkıldı. Yıkılan bu binalar yeniden inşa edildiler mi?

İşgalden bu yana Irak’ta yok denecek kadar az sayıda eğitim ve sağlık kuruluşu inşa edildi.

Zindanlardaki Iraklılardan söz edecek olursak…

Yüz binlerce insanımız suçsuz yere hapishanelerde çürüyor. Ve her türlü işkenceye maruz kalıyor.

Ne ile suçlanıyorlar?

Bunların tek suçu işgale karşı çıkmaktır. İşgal güçleri, direnişçilerin terörist olduğunu söylüyor. Oysa gerçek terörist kendileridir. Onlar suçsuz insanları öldürebilecek kadar soğukkanlı teröristler.

Masa başı görüşmelerle özgürlük elde edilemez

Çözüm nedir?

Irak’ın işgalden kurtulmasının tek çözümü direniştir. Direniş doğru bir siyasal tercihtir ve desteklenmelidir. Direniş, ulusların zalimlerden kurtulmasının tek yoludur. Sadece Irak ulusu değil, tarih boyunca direniş tercihini kullanan birçok ulus oldu. Direniş, Irak’taki işgal projesini başarısızlığa uğratmıştır ve büyük maddi, beşeri ve ahlaki kayıplar verdirtmiştir. Direniş, insani bir ümidimiz. Tarihte hiçbir ulus yok ki işgale uğrasın ve siyasi görüşmelerle özgürlüğünü elde etsin. Masa başı görüşmelerle özgürlük elde edilemez, bu yüzden direniş Irak’ı özgürleştirecek ve bütünleştirecek.

Türkiye’nin izlediği Irak politikasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Son iki yıla kadar Türkiye Irak’ta gerçekten güzel bir rol oynuyordu. Ancak daha sonra bu politikalarında değişikliklere gitti.

Türkiye’den beklentileriniz nelerdir?

Türkiye, Irak’ta etnik köken, dil ve mezhep gibi faktörlere bakmaksızın tüm direniş gruplarına destek vermelidir.

DİRENİŞ YENİDEN CANLANIYOR

Biraz da direnişten söz edecek olursak; kamuoyunda işgale karşı mukavemetin azaldığı gibi bir izlenim oluştu. Bu konuda değişen bir durum mu var,  Irak direnişi duruldu mu?

İşgalin ilk dönemlerinde yani 2003 ila 2006 yılları arasında direniş hareketi, Irak’ta gerçekten çok ciddi bir direnç gösterdi. Öyle ki işgal güçlerine verdirilen kayıplar, onları büyük bir endişeye sevk etti. Korkuya kapıldılar… Hatta bazı ülkeler araya girerek direnişin durması veya biraz hafifletilmesi için arabuluculuk yaptılar.  Fakat 2006 yılından itibaren işgal güçleri maalesef, çok sayıda Iraklı vatan evladını parayla satın aldılar. Onların bilgilerinden istihbarat alanında faydalandılar. Ayrıca bunlara siyasi arenada faaliyet gösteren bazı Sünniler, Maliki hükümeti ve İran’ın istihbarat güçleri de destek verdi. Durum böyle olunca Irak’ta direniş grupları ismi altında bazı örgütlenmeler ortaya çıktı. Bu örgütlenmeler işgalcilerin Irak’ın tüm bölgelerinde gözlerinin bulunmasını ve tüm olup bitenden haberdar olmasını sağladı. Dolayısıyla bu gelişmeler, direnişin olumsuz etkilenmesine ve birçok bölgeden çekilmesine neden oldu. Bu durum 2006 yılında direnişin 2005 ila 2004 yılına oranla yüzde 40 veya 50 civarında azalmasına sebep oldu.  Fakat 2008 yılında direnişe büyük zararlar veren küçük direniş grupları tasfiye olmaya başlayınca Iraklı gençlerde ve direniş ruhunda yeniden bir silkelenme meydana geldi. Ve yapılan operasyonlarda işgalcilere çok ciddi kayıplar verdirilmeye başlandı.

İşgal güçleri basını susturarak kayıplarını gizliyor

İşgal kuvvetlerinin verdiği zayiata ilişkin çok fazla haber alamıyoruz, doğrusu…

İşgal güçlerinin bu kayıplarının çok çok azı basın tarafından duyuruluyor. Çünkü işgal güçleri, basını şiddet ve baskı ile kendi istedikleri şekilde yönlendiriyorlar. Bu durum dolayısıyla direnişçilerin gösterdiği kahramanlıkların sadece küçük bir kısmı kamuoyuna duyurulabiliniyor.

İşgal güçleri, sivillere yönelik olarak hâlâ toplu katliamlar yapıyor mu?

Evet… Hâlâ masum insanlar, Amerikan işgal güçleri tarafından öldürülüyor.  Amerikan askerleri istedikleri köyleri, beldeleri kuşatarak orada yaşayan sivillerden istediklerini katlediyor. Geriye kalanları da tutuklayarak hapishanelere tıkıyor. Bazen bazı işgal güçleri Iraklı sivillerin yaşadığı evleri bombalayarak herkesi katlediyor. İşin üzücü tarafı, bu yapılanlar maalesef basında yer almıyor. Kamuoyundan gizleniyor. Yaşanan trajedinin kamuoyundan saklanması durumu daha önce olduğu gibi şimdi de devam ediyor.

Obama’nın ABD Başkanı olmasıyla birlikte değişen bir şey oldu mu?

Bush sonrası Amerikan hükümeti döneminde de yaşanan vahşet aynen devam ediyor. Masum sivillere katlediliyor, tutuklamalar, işkenceler sürüyor.

Geçtiğimiz günlerde sivil halkın ve gazetecilerin Amerikan helikopterlerinden açılan ateş sonucu katledilmelerini gösteren görüntüler yayımlandı. O görüntüler insanın kanını donduran, tüylerini, diken diken eden insanlık dışı görüntülerdi…

O görüntüler, Batılı birkaç tarafsız televizyon tarafından ele geçirilerek yayınlandı. Gördüğünüz gibi orada masum siviller katledildi. Olayın meydana geldiği yer, Bağdat’ın doğusunda direnişçilerin bulunmadığı bir bölge. Orada hiçbir olay olmamış. Ama Amerikan askerleri orada katliam yaptılar. Öfkelerini, kinlerini kustular. Amerikalı işgalciler, Irak’ın hiçbir bölgesinde ayırıma gitmiyor.

Bu saldırıların farklı bir boyutu da var zannedersem?

Evet, Amerikan askerleri bu şekilde masum insanları katlederek ayrıca Iraklıların kalplerine korku salmayı amaçlıyorlar. Dünya kamuoyuna yansıyan son olayda 2 gazeteci, 12 sivil ve 4 çocuk hayatını kaybetti. Fakat bu, sadece buna benzer binlerce olaydan sadece bir tanesi.

http://www.milligazete.com.tr/haber/turkiye-direnis-gruplarinin-tumune-destek-vermelidir-160019.htm

221 total views, 2 views today

Leave a Comment