Wikileaks’den Önce Emekli Muharipler Savaş Suçlarını İfşa Etti

Leyla el Aryan’ın 24 Ekim 2010 tarihinde huffingtonpost.com sitesinde kaleme aldığı İngilizce makalenin çevirisidir.

Irak savaşına dair askeri belgelerin kitlesel olarak sızdırılması dünya genelinde manşetleri oluşturdu, dahası oldukça sessiz olan Cuma akşam haberlerinde bile iyi bir sebeple yer aldı. el Cezire’nin Wikileaks’deki belgelere dayandırarak aktardığına göre diğer şeylerin yanı sıra raporlar Amerikan askerlerinin Iraklıların işlediği işkenceleri soruşturmamaları yönünde emir aldıklarını açığa çıkartıyor. Diğer bir ifşa: Amerikan askeri kontrol noktalarında geçtiğimiz altı yıl içerisinde en az 680 Iraklı sivil öldürüldü ve 2.000 tanesi ise yaralandı.

Sızdırılan raporlar Irak savaşı emeklilerinin yıllardır gazetecilere söylediği ancak sadece önde gelen medya tarafından göz ardı edilen hususları teyid ediyor.

2006 yaz mevsiminde gazeteci Chris Hedges ile ben Irak’ta görev yapan eski bir muharip ile sivil ölümleri üzerine odaklanarak oradaki tecrübeleri üzerine bir röportaj yapmaya başladık. Onların birçoğu grafik detaylarla birlikte söylediği hadiseler şimdi askeri belgelerle de örtüşüyor. Nation dergisi için hazırladığımız ve sonrasında “Tâli Zarar: Amerika’nın Iraklı Sivillere Karşı Savaşı” adıyla kitap olarak yayınladığımız dosyamızda ben ve Hedges 50 asker ve deniz piyadesi ile röportaj gerçekleştirdik. Amerikan ordusu içinde şahit denilecek en yüksek sayıda insan Irak’taki savaş suçları ve katliamlara resmen şehadet ettiler.

Vasfettikleri manzaralar korkunçtu: Irak sokaklarında onlarca araçlık konvoyların uğultusu,  yolun ortasına çıkmalar, sivil araçları ezmeler, zarar görüp görmediğine bakmaksızın durdurmadan sivil araçlara çarpmak. Onlar ev baskınları, konvoylar, devriyeler, tutuklamalar ve askeri kontrol noktaları gibi savaş mekanizmalarının nasıl günlük olarak masumlara hakaret ve öldürülmelerine yol açtığını açıkladılar. Yine onlar sivillerin öldürülmesinin nasıl rutin bir hal aldığını, çatışma kurallarının nasıl her zaman değiştiğini, çatışma dışı ölümlere gelince orduda nasıl da cezadan muafiyet kültürü olduğunu söylediler. Birçokları: “Altı taşımaktansa 12 ile denenmek daha iyidir.” dediler. Özeti şu; öldürülmektense öldür!

Bir askerin kaydettiği iğrenç bir hadise ise 2005 Ocak ayında Musul’da meydana geldi. Çavuş Dustin Flatt’a göre yaşlıca bir çift bir kontrol noktasından sessizce geçti. “Bence oldukça zayıf bir kontrol noktasına hatta kesinlikle kontrol noktası bile olmayan bir yere araç yaklaşmaktaydı, belki onlar askerleri bile görmediler.” Dedi.  Adamlar hayalet görmüş gibi oldular ve bunun muhtemel bir tehdit olduğuna karar vererek araca ateş açtılar. Diğer üç gün boyunca araçta ölü olarak kaldılar, bizlerde günlerce oradan geçtik de geçtik. Sonunda kasaba halkı onları gömdü.” Dedi. Birliklerin çoğu bizlere bu tür hadiseleri anlattı ki bunlar o kadar bilinenlerdi ki daha fazla ilgi çekme veya yorum yapılmasından uzunca süre vazgeçildi.

Irak’taki savaşın medyada yer alışı bugün gibi hadiselerin ifşa edilmesinde nadiren yer aldı. Bu eski savaş muharipleri geri dönüp de bu olaylardan bahsedince çok azı dinlendi, özellikle de önde gelen Amerikalı basın tarafından. Nation’da bizim haberimiz yayımlandığında New York Times’ta Bob Herbert’in makalesinden başka medyadan kimse buna yer vermedi. 2008 Nisan’ında Marylan’daki Silver Spring’te “Kış Askeri” programında cesur askerler ve deniz piyadeleri Irak ile Afganistan’daki savaş suçlarını itiraf ettiklerinde de onlar geniş şekilde göz ardı edildi. Tabi bu sadece medya tarafından yapılmadı. Askeri seferlerde destek elde etmek için alaycı şekilde “asker birlikler” terimini kullanan siyasiler onlar döndüklerinde artık bunu kullanmaz oldular.

Ancak herhangir birinin ve herkesin düşman olduğu, sivil ile savaşçı arasındaki çizginin billurlaştığı bir çizgideki savaşta yer alan benzer olayları anlatan emekli askerlerin resmi belgelerini havi sızdırılan 400.00 dosyayı görmezlikten gelmek zor.

Uzunca süredir Amerikan halkı bu hikayeden korundu. Amerika şimdi “Unutulmuş Savaş” halini alan Irak’taki çıkarlarını çoktan kaybetti. Ancak belki de bu sızdırılan belgeler uzun zamandır geç kalmış bir konuşmanın kıvılcımlarını çakabilir.

Leyla el Aryan’ın bu makalesi HEYET Net Türkçe sitesi için özel çevrilmiştir. © 2010

559 total views, 2 views today

Leave a Comment