HEYET: Tanım ve Anlam

Irak Müslüman Alimler Heyeti, İngiliz ve Amerikalıların Müslüman toprakları işgalinden sonra ortaya çıkan durumun, Irak’tan başlayarak iyileştirilmesi amacıyla bir grup alimin bir araya gelerek oluşturduğu topluluktur.

 

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

HEYET: Tanım ve Anlam
Alemlerin Rabbine hamd olsun. Ona şükreder, ondan yardım diler ve ona tövbe ederiz. Kötü amellerden ve nefsimizin şerrinden Allah (cc)’a sığınırız. Allah (cc)’ın hidayet ettiğini kimse saptıramaz, saptırdığını da kimse hidayete erdiremez. Şehadet ederiz ki Allah (cc)’tan başka ilah yoktur, onun eşi ve benzeri yoktur ve yine şehadet ederiz ki H.z Muhammet (sav) onun kulu ve elçisidir. 

Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin Tanımı :

Heyet ( الهيئة ) kelimesi sözlükte; suret, şekil ve hâl anlamına gelmektedir. Bir şeyi tehyii etmek, onu düzeltmek ve hazır hale getirmek demektir. Heyet: Bir şeyin sureti, şekli ve hâlidir. Deyim olarak ise; Ümmetin sureti, şekli ve hâli şer’i ilim ve ameli gereklerle tanımlanmalıdır. Bu bağlamda ümmetin hislerini ve duygularını tanımlamak isteyen mevcut alimler, heyet adını alırlar.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, İngiliz ve Amerikalıların Müslüman toprakları işgalinden sonra ortaya çıkan durumun, Irak’tan başlayarak iyileştirilmesi amacıyla bir grup alimin bir araya gelerek oluşturduğu topluluktur. İnceleme, araştırma ve istişareden sonra alimler, Heyet kelimesini şu şekilde tanımlamayı uygun gördüler. Heyet, bir takım İslami ölçüleri, kanaatleri ve değerleri olan, farklı ilim dallarında branşlaşmış Müslümanlardan yardım alan, uygulamalı alanlarda tüm Müslümanlarla dayanışma içinde olan ve Şeriat alanında uzman bir grup alimi içine alan oluşumdur. Aynı zamanda Heyet, kanun koyucu olan Allah (cc)’ın birlik çağrısına cevap vermek ve birçok işi yardımlaşarak halletmek için, ümmeti ilgilendiren hayati meseleler ile ortaya çıkan sorunların çözümünde bilimsel olarak istişare yolunu benimseyen, ümmeti olgunluğa ve doğru hareket etmeye yönlendiren, Müslümanlar arasında vücut ve söz birliği düşüncesinden hareketle ortaya çıkmış bir ilmi oluşumdur.

Bir kuruluş anlamında Heyet’in tanımı böyledir. Lakin işlevsel anlamda Heyet, İslam Ümmetinin aklı, kalbi ve dili gibidir ya da böyle olmalıdır. Zira Heyet, İslam Ümmetinin sadakatle atan kalbi, onu himaye eden ince hissi, nebevî yolda ilerleyen dosdoğru fikri ve iman ile hakikatleri söyleyen dili olmak zorundadır.  

Heyet Fikrinin Ortaya Çıkış Nedenleri :

İşgalci kafirler Müslümanların ülkesine girdiklerinde, ellerinin, araçlarının ve silahlarının ulaştığı her şeyi yıktılar. Devletin despot başkanı kaçarak, Iraktaki Müslüman halk ile diğer din ve milletten olanları, sözde çağdaş ama kindar güçlerin eline doğrudan bıraktı. Ülkemiz Irak’taki ümmet ile işgal güçleri arasındaki büyük uçurumdan dolayı siyasi bir boşluk oluşmuştu. Bu ülkenin kederli insanları kendilerini büyük bir mücadelenin ve kaçışı olmayan bir sorumluluğun karşısında buldular. Devlet yapısını ve kurumlarını yıkmak isteyen kişilerin himayesindeki soyguncuların planlı saldırılarına karşı, canlarını, mallarını ve ırzlarını korumak için insanlar Irak topraklarında kendi bölgelerinde bir araya gelerek birliktelikler oluşturdular.

Akıl ve idrak sahibi olan samimi ve kederli insanlar, işgalci kafir güçlerin galip geleceğini anladılar. Bu insanlar, siyasal despotizmin başarısızlığa uğradığını ve bazı Müslüman devletlerde de olduğu gibi şahsi arzu ve isteklere göre yönetilen sistemlerin sonuçta ülkeyi hain bir projeyle başkalarına teslim ettiklerini fark ettiler. Üzerlerine düşen bu sorumluluk karşısında yapılması gereken şer’i görevi belirlemek için kendi aralarında ve alimlerle istişare yoluna gittiler. İşin farkında olanlar ortaya çıkacak sonucu biliyorlardı ve o nedenle bu olaylar olmadan önce konuyu düşünmüşlerdi.

Artık ciddi olma zamanı gelmişti. Bu nedenle kolları sıvayıp bir araya geldiler. Doğru olan hemfikri ve ortak yolu belirlemek için, uzlaşma yoluyla, düzenli sonuçlara ulaşmaya çalıştılar. Bağdat ve civarındaki alimlerle, Musul, Basra ve bu iller arasında bulunan diğer illerin alimleri toplandılar. Bununla tüm işleri üstlenecek, ümmetin gidişatı ile mevcut durumu değerlendirebilecek bir ortak heyetin kurulması amaçlanmaktaydı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, umutlu müminlerin arzusunu yeniden canlandırmak ve aydınlatmak için Irak’ta genel merkezin bulunduğu yerde kuruldu ve tüm Irak’ta şubeler açtı. Heyet halen Irak’taki mevcut durumu inceleyen, komite sistemiyle özel bir şekilde bunu ele alan ve değiştirmeye çalışan bir sistemi benimsemektedir. Ayrıca bu sistemi en iyi düzeye çıkarmak ve arzulanan şer’i gayeye ulaşmak için çaba sarf etmektedir.   

Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin İdari Yapısı :

   1. Heyet Genel Sekreterliği.
   2. Şura Meclisi.
   3. Aktif Üyeler.
   4. Destekleyici ve Savunucu Üyeler.

–  Seçimi yapılan Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği, başkanlığını yapan bir genel sekreter, sekreter vekili,  ilmi ve idari işlerden sorumlu iki yardımcı ve on üç üyeden oluşmaktadır.

–  Şura Meclisinin elli üyesi bulunmaktadır. Bunlar tanınmış tebliğciler, İslam alimleri ve Irak illerindeki Heyet şubelerinin temsilcileridir. İlmi, ameli ve fikri meselelerde ve öncelikli konularda istişare ederek kararlar alırlar. İslam akidesi ve Şeriat İlimleri onları bir araya getiren ortak özellik ve temel bağlayıcı unsurlardır.

– Aktif Üyeler,  Şer’i ilimler, Edebiyat, Fen Bilimleri v.s. ilmi ve kültürel alanlarda ihtisas sahibi kişileri kapsamaktadır. Heyet, bu gücü Allah’ın (cc) izniyle ümmetin meselelerine hizmet etmek için kullanmaktadır.

–  Heyet’e destek veren ve savunan üyeler ise; ümmette akıl ve idrakin etkin olması için çaba gösteren, şer’i yöneticinin bulunmadığı durumlarda ümmetin birçok meselesini ele alan İslam kaynaklı Heyetin benimsediği hayati konuların tümüne hizmet etmek için farklı etkinliklerde bulunan tüm Müslümanlardır.

Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin İşleyişi:

Irak Müslüman Alimler Heyeti iki büyük alanda hizmet vermektedir. Birincisi, işgal altındaki ülkenin yaşadığı güncel sorunlarla ilgilenmek ve mevcut durumla bağdaşacak şekilde sorunların çözümü için ilgili taraflarla yardımlaşmak. İkincisi ise İslam dinini doğru anlamak, Allah’a (cc) ve ahiret gününe iman, İslam’ı layık olduğu şekilde, Allah’ın (cc) tüm Müslümanlar ve insanlık için istediği izzet ve değerine ulaştırmak esaslarına dayalı olarak toplumun hareketliliğini yeniden canlandırmak için Müslümanların iç yapısına önem vermek.

Heyet’in toplumun istekleri ve mevcut ihtiyaçlara cevap vermek amacıyla Irak’ın başlıca şehirlerinde yirmiden fazla ana şubesi hizmet vermektedir. Heyet’în benimsediği alanlarda insanlara hizmet etmek için, her şubenin büroları bulunmaktadır. Bu bürolar farklı alanlarda da insanlara yardım etmektedir. Irak Müslüman Alimler Heyeti “El-Basair” adlı haftalık gazetesini yayımlamaktadır. Gazetenin içeriğinde Heyet’in duruşu, görüşleri ve düşüncelerinin yanı sıra İslam’a ve ülkeye hizmet çerçevesinde diğer tarafların da görüşlerine yer verilmektedir.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, bir yandan Irak’ın yeniden yapılandırılması için her kesimden Iraklıyı motive etmeye çalışmakta, diğer yandan da en iyi projeleri ortaya koyarak insanları bu konuda ikna etmek için çaba sarf etmektedir. Bunun yanı sıra, İslamî ve Fıkhî Siyasetin çizgilerini belirlemeye çalışmakta ve İslam ümmetinin akidesi ile şer’i ilimlerin verileri doğrultusunda doğru süreci yakalamak için çaba harcamaktadır. Tüm bu etkinliklerle arzuladığı hedef, işgalle birlikte gelen zararları hafifletmek için Irak halkına ait kurumların öncü rol oynadığı bağımsız bir idareyle siyasi boşluğu doldurmak ve Allah’ın (cc) izniyle tamamıyla bitinceye dek işgalin Müslümanlar üzerindeki baskısını engellemek.

Heyet, zamanın dar, olayların hızlı geliştiği, problemlerin fazla ve işlerin yoğun olduğunun idrak ve bilincindedir. Bu nedenle başarıya götüren sebepleri araştırmakta ve sorunlara çözüm yolları aramaktadır. Heyet, mevcut durumu düzeltmeye çalışırken, öte yandan kendi iç mekanizmasını ve medeniyet projesini ihmal edip göz ardı etmemektedir. Dirilişin ve İslami hayatın yollarını büyük bir gayretle aramaktadır.   

Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin Meşru Kuruluşu :

Alimler şer’i bakımdan ümmete yeniden güç kazandıracak, dini yeniden ikame edecek, Kur’anı Kerim ile Sünneti Mutahhara’yı yeniden uygulayacak ve tüm bunları yapabilecek bir heyetin kurulmasının vacip olduğu kararına vardılar. Bir toplululuğun vazifesi olan bu görevin vacip olduğunun delili olarak Allah’ın şu ayetlerini gösterdiler: “Sizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü meneden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Ali İmran Suresi – 104)” “Müminlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminde bir grup dinde (dinî ilimlerde) geniş bilgi elde etmek ve kavimleri (savaştan) döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınırlar.” (Tevbe Suresi – 122)

İmamı Kurtubi, “sizden bir ümmet olsun” ayetinin tefsirinde: “İyiliğe çağıran insanların alim olmaları gerekmektedir ve herkes alim değildir.” demektedir. Yani bu işi üstlenecek insanların desteklediği ve onlarla bu konuda dayanışma içinde oldukları ilim erbabı bir cemaat / topluluk kastedilmektedir.

İmamı Beydavi ise; “İyiliği emretmek ve kötülükten menetmek farzı kifayedir; çünkü bunu herkes yapamaz. Zira bunun üstesinden gelebilecek kişinin bütün ümmette bulunmayan şartları haiz olması gerekir. Bunlar; Allah (cc)’ın hükümlerini bilmek, ihtisap mertebelerini bilmek ve bunları yerine getirebilmektir. Kur’an-ı Kerim’de muhatabı herkes olmasına rağmen sadece bazılarının bunu yapması istenmiştir. Böylece bu görevin herkes üzerine vacip olduğu ve yerine getirilmediği takdirde herkesin günah işlemiş olduğu anlatılmak istenmiştir.” demektedir.

Ümmet: İnanç ve beşeri münasebetlerde aynı yaşam yolunu seçen bir cemaat / topluluktur. Ragip “el-Müfredat” adlı kitabında şöyle demektedir: “ Sizden bir ümmet olsun; yani ilmi ve salih ameli seçen ve başkalarına örnek olan bir cemaat.” Kefevi ise “ el-Külliyat” adlı eserinde: “Müçtehitlerden sadece bir kişi kalsa ve sözü icmâ kabul edilir olsa onun tek kaldığında bile ümmet olduğuna inanılır; çünkü o, tüm iyi özelikleri kendinde barındırmıştır. Yüce Allah şöyle buyurmuştur : “İbrahim, gerçekten Hakk'a yönelen, Allah (cc)'a itaat eden bir önder idi; Allah (cc)'a ortak koşanlardan değildi.” (Nahl Suresi – 120). Yani Allah (cc)’a kullukta bir topluluğun görevini üstlendi. Bu nedenle insanların ellerinden geldiği kadar onu desteklemesi ve onu savunması gerekmekteydi.”

Alimler görüşlerini bu temel üzerine kurmuşlar, Allah (cc)’ın kitabı ve Resulullah (sav)’ın sünnetine tabi olarak Allah (cc)’ın izniyle kurtuluşa eren topluluktan olmak için görevlerini yerine getirmiş ve bununla amel etmişlerdir. Bu konuda kararlılıklarını ortaya koymuşlar, ilim ve fazilet ehli kardeşlerini mümkün oldukça bu konuyu düşünmeye, söz ve vücut birliğine davet etmişlerdir. Nasıl olur da kendilerinden dinen istenildiği halde bunu yerine getirmezler ?! Zira alimler peygamberlerin varisleridir. Ebu’d Derdâ (ra) buyurdu ki: “ Resulullah (sav); “Alimler peygamberlerin varisleridir.” derken duydum.”. Ebu Davut’a göre bu hadis-şerif sahih hadistir.

Bu nedenle istenileni yerine getirmek ve Allah (cc)’ın izniyle görevi tamamlamak için hikmet ve delilleri göz önünde bulundurarak işe koyuldular. Alimlerin çabası, ümmetin duygu ve çağrısıyla birleşti. Kafirlerin Müslümanlar üzerinde etkin olmaya çalıştığı gelişmeler ve büyük olaylar karşısında bir tavır sergilemek gerekmekteydi. Bu çağrıya icabet edildi ve bu doğrultuda toplantı yapılarak sorunlar belirlendi. Bunlara çözüm yolları arandı, hayata nasıl geçirileceği üzerinde tartışıldı. Tüm bunlar, Allah (cc)’ın izniyle üzerlerine düşen bu görevi yerine getirmek azmiyle selefi salihin yolunda ilerleyen geçmişteki büyük alimlerin bıraktığı izleri takip ederek yapılmaya çalışıldı.

Bu işe gönül verenler, dinen bilinmesi zorunlu olan “ Gücü yeten herkesin gücü yettiği ölçüde kötülüğü değiştirmesi vaciptir” kuralını esas aldılar. Değiştirmekten kasıt, topluca yapılan bir eylemdir ve sünnettir. Zira müslüman, cemaatin bir parçasıdır ve cemaatsiz İslam düşünülemez. Müslüman bir bütünün parçasıdır, bu bütün İslam topraklarında ve Müslümanlar üzerinde baskıcı yönetimlerin olduğu topraklarda da olabilir. Kurtubi’nin bazı alimlerden aktardığı üzere : “ Dört şeyin bulunduğu bir ülke halkı belâdan uzaktır. Bunlar; zulmetmeyen adil yönetici, doğru yolu takip eden alim, iyiliği emredip kötülükten sakındıran, Kur’an ile ilim öğrenmeye teşvik eden büyükler ve cahiliye zamanındaki gibi açık seçik gezmeyen kapalı bayanlardır.”

Böylece kurulan Heyet, kötülüğü reddetmeye, Allah (cc)’ın izniyle doğru fetva ile sağlam görüşle iyilik ve takvada Müslümanları yardımlaşmaya çağırdı. Alimler toplantısı ve heyetin oluşumu esnasında ele alınan bu konu her ne kadar eski olsa da ahde vefa yenilenmiş oldu.

İmam-ı Cüveyni (Allah rahmet etsin) şöyle buyurmuştur : “ Alimler dedi ki; devlet başkanının olmadığı bir zamanda, her belde ve köy sakininin, akıl ve güç sahibi insanlardan Allah (cc)’ın emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan birilerini bu göreve çağırması gerekir.” Ve yine buyurdu ki : “ Yeterlilik sahibi, bağımsız ve dirayetli bir yöneticinin olmadığı zamanda bu görev alimlere düşer. Konumları ne olursa olsun halkların alimlere gelerek tüm ülke meselelerinde görüşlerini almaları gerekir. Bunu yaptıkları takdirde doğru yolda ilerlemiş olurlar ve alimler halkın yöneticisi konumuna gelmiş olur.”

Tüm bu şer’i hükümler, deliller ve konu hakkında araştırma yapan alimlerin görüşleri temelinde, Irak Müslüman Alimleri, düşman planlarını ortaya çıkaran, ümmetin çıkarlarını gözeten, fetva ve görüşü bir arada tutan bir heyetin kurulmasına karar verdiler.

Heyet, mevcut çağda Müslümanların doğru yolda ilerlemeleri ve dirilişi gerçekleştirmeleri için onlara önderlik yapmakta, birçok mesele ve konuda ümmetin güven ve yetkisini zorla elinden alan gaspçı ve baskıcı güçlerden tümüyle bağımsız olarak Müslümanlara fetva ve görüşte hizmet vermektedir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır; “Artık Allah kıyamet gününde aranızda hükmedecektir ve kâfirler için müminler aleyhine asla bir yol vermeyecektir.” (Nisa Suresi – 141)

Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin Hedefleri :

   1. Hayatın farklı alanlarında Irak’taki Müslümanların şer’i dayanağını temsil etmek.
   2. Her türlü meşru yolla işgali sona erdirmeye çalışmak. Ümmetin yaşadığı acı gerçeğe teslim olmama konusunda insanları bilinçlendirmek, Irak’ı tarihi kimliğinden ve İslam Medeniyeti’nden koparmak isteyen her türlü gücün karşısında ısrarla durmak. İslam ülkelerinin bir parçası olan Irak’ın birliği ve topraklarının bağımsızlığı konusunda hassasiyet göstermek.
   3. Gönüllere İslam akidesini yerleştirmek, İslam hukukunun hayatın her alanına yayılması için dinin hakikat ve faziletlerini yaymak.
   4. Müslümanlar arasında dayanışma ve kardeşlik temellerini güçlendirmek, Tefrika ve ihtilafı ortadan kaldırmak, mevcut çağın zaruret ve gereksinimlerine bağlı olarak diriliş yoluna tevessül etmede Müslümanları doğru yöne çevirmek, birliğini korumak ve saflarını düzeltmek.
   5. Farklı dini ve etnik bağları bulunan Irak halkı arasında anlayış ve tolerans ruhunu yaymak, mezhebi farklılıkları gidermek ve birliği bozacak her tür eylemi bertaraf etmek.
   6. İslam kültürüyle şer’i ilimleri yaymak ve bunları çağın ruhuna uygun biçimde her türlü vesile ile daha iyi düzeye ulaştırmak.
   7. Mümkün olan tüm yollarla İslam ümmetinin mirasını yaşatmaya katkıda bulunmak.
   8. İslami şuur ve genel kültür bağlamında kadına önem vermek ve doğasına uygun biçimde topluma faydalı olmalarında kendilerine fırsatlar sunmak.
   9. İslam hukukunun belirlediği ve İslam hukuk yöntembilimine uyacak şekilde medeni hukukun ele aldığı çerçevede insan haklarına önem vermek ve savunmak. Irak’taki gayri müslimlere yönelik açık olan İslami bakışın ortaya konmasında hassasiyet göstermek. Zira Heyet, gayri müslimlere ataları zamanında olduğu gibi Müslümanlarla uzlaştıkları takdirde ve müstemen sıfatıyla kaldıkları müddetçe sahip oldukları tarihi haklar perspektifinden bakmaktır. Ayrıca haklarının korunması ve haksızlığa uğramamaları için çaba sarf etmektedir.

Uygulama yöntemi ve mekanizması bakımından Heyetin görevi iki kısma ayrılmıştır. Birinci grup olayları takip edip, Müslümanlar ve diğer Irak vatandaşları yararına iç ve dış politikadaki zorunlu gelişmelere ayak uydurmaya çalışmaktadır. Bu çabayı basın ve yayın alanında bulunan insanlar açıkça görmektedirler. Bu grubun başında Heyetin bazı âlim üyeleri bulunmaktadır.

Diğer grubun başında ise İslam Medeniyetin dirilişini, siyasi değişimi, İslam akidesinin zorunlu kıldığı temel hükümler ve değişmezler esasına dayalı İslam siyasetinin ana hatlarının belirlenmesi ya da müslüman ülkelerine kafirlerin dadanmasıyla ortaya çıkan dengesiz hakikatin doğurduğu İslam siyasetinin geniş hatlarının belirlenmesi için çalışan bir ekip bulunmaktadır.

Aşağıdaki konularda çalışma planını belirlemek zorunluluk arz etmiştir:

Birincisi: İslami terimlerin, özel olarak ümmet, heyet üyeleri ve mensupları üzerinde yoğunlaştırılması ile aşağıdaki bilgisel sistemlerin düzenlenmesi:

   1. Allah (cc)’ın Kitabı ve Peygamber Efendimiz (sav)’in sünnetinde belirtilen şekli ile İslam ümmetinin evlatlarının düşünce yapısını ortaya koyan vizyon taşlarının belirlenmesi için gerekli olan İslam siyaseti, fetva ve görüş sistemi.
   2. Sorumluluk, diriliş ve ilim adamı vasfına sahip Müslüman şahsiyetlerin ortaya çıkması için İslam kültürü, şer’i ilimler ve öğretim sistemi.
   3. Toplumda kişi ve kurumlar üzerinde aktif etki bırakan siyasi ve fikri söylemlerin oluşturulması ve kültür sistemi.
   4. İman yoluyla sevgi ve kaynaşmayı sağlayan, ihtilaf ve anlaşmazlık kalıntılarını gideren götüren sosyal ilişkiler ve ıslah sistemi.

 
İkincisi: Ümmetin evlatlarından ve özellikle de Heyet mensuplarından sorumluluk sahibi kişiye (arzulanan adam) layık siyasi tanımların üzerinde yoğunlaşmak. Bunu da siyasi düşüncenin temellerini benimseyerek aşağıdaki şekilde yapmak:

   1. Yerel ve uluslararası arenada İslami olmayan örgüt ve kuruluşlarla beraber alınacak tavırları belirlemek için bilimsel sistem.
   2. Ümmetin sözde ve vücutta bir olduğu, güvenliğini kendisinin sağladığı ve yönetimin yeniden kendisi tarafından yürütüldüğü bir topluma giriş sistemi.

 Heyet, İslam siyaseti, fetva ve görüş sistemini benimsemiştir ve halen Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin şer’i dayanağının toplum tarafından tanınması için diğer sorunları iyileştirmek ve bunları topluma sunmak için çalışmaktadır. Ayrıca zamanı geldiğinde ilan edilecek olan birçok proje ve girişimde de bulunmaktadır. Zira Heyet şu anda Allah (cc)’ın izniyle tüm bunların pratik mekanizmalarını, fıkhi değişimlerini ve fikri çizgilerini belirlemeye çalışmaktadır. Allah’u Teâlâ (cc) şöyle buyurmaktadır: “İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah (cc)'tan korkun; çünkü Allah'ın cezası çetindir.” (Maide Suresi – 2)

Irak Müslüman Alimler Heyeti, hususen Irak’ta ve umumen tüm dünyadaki Müslüman evlatlarından güzel çalışmalarda bulunanlarını, ülkenin semavi din mensupları ve seçkin insanlarını Allah (cc)’ın izniyle güvenlik, istikrar ve kapsamlı barışın olduğu ve doğru temeller üzerinde yer alan bir Irak’ın inşası için dayanışma ve yardımlaşmaya çağırmaktadır.

1,077 total views, 2 views today

Leave a Comment