Sana Dördüncü Kez Selam Olsun Ey Felluce

 

 

·         Hayfa Zengene

Kaç gündür, Dava Partisi genel sekreteri Nuri Maliki hükümeti,  Irak'ın batısında bulunan Enbar eyaletine bağlı Felluce'yi kuşatıyor ve ABD yapımı gelişmiş silahlarla saldırıda bulunuyor. Maliki, tutukluların serbest bırakılması ve mezhepçi bölücülüğün sona ermesi için bir yılı aşkın süredir barışçıl eylemlere şahit olan bu bölgeye yaptığı saldırıları, terörle mücadele olarak gerekçelendiriyor. Üstelik "terör" yok oluncaya kadar da durmayacağını vurguluyor!

"Terörle Mücadele" bahanesiyle yerle bir edilen Felluce için yaşananlar bir ilk değil. 1941'de yani 73 yıl önce, İngiliz işgalci güçleri, işgal edilenin direncini kırmak adına Felluce'ye girmeye çalıştı. O günlerde Irak, dolaylı olarak İngiltere işgali altındaydı. Tıpkı bugün, Amerikan işgalcileriyle yapılan anlaşmalarla (SOFA) olduğu gibi..

 Şair Maruf Er Rasafi (1945-1875) , meşhur " Felluce Kasidesi"ni kaleme aldı o günlerde.. Şöyle başladı sözlerine;

"Ey İngiliz askeri! Felluce evleri unutmayacak  işlediğiniz zulümleri

Bu zulmün karşılığı yalnız, olacak sizleri vuracak kılıç sesleri"

 

Kasidesini şu sözlerle bitirdi;

" Zilletle yaşamak insan için sadece tükürüğün acısından korkmaktır

İki nehrin ülkesi övgüler sana olsun

Ey Felluce sana selamlar olsun "

Münekkid Ahmet Ali Muhammet, Rasafi'yi bu kasideyi kağıda dökmeye iten sebebin  İngiliz işgaline karşı Irak halkının gerçekleştirdiği kahramanlıklar ve Felluce halkının İngilizlere karşı ülkelerini korumak için göğüs germeleri olduğunu ifade ediyor. Rasafi'ye göre tarih yeniden canlanmıştı; hayır bilakis, kendi ifadesiyle kölelik, azgelişmişlik ve yıkımdan kökünden kurtulmak için yeni bir hayatın doğuşuydu direniş Arap tarihinde..

 

Anglo- Amerikan işgalinden bir yıl sonra, bölge halkı Maliki'nin "demokratik" sisteminin dayattığı ambargo ve hava saldırılarına tamamen uyan sebeplerden ötürü işgalci güçlerle çatışmaya girdi. Bu çatışma "barışçıl gösteriler"di. Felluce, şehir ve bölge sakinlerinin güvenliğini sağlamak için, şehir merkezine girmemesi şartıyla işgalci güçlerle anlaşma yapan tek Irak eyaletiydi. Buna rağmen işgalciler, bir ilkokulu kuşatma altına aldılar. Orada halk, 28 Nisan 2003'de işgal ordusunun ülkeyi terketmesini talep eden barışçıl bir gösteri düzenlemişti. Ancak ordu, bugün Maliki rejiminin, Felluce ve Havicah ilçesinde yaptığı gibi, göstericilere ateş açtı. Olay, 17 kişinin hayatını kaybetmesine ve Felluce savaşının fitilinin ateşlenmesine neden oldu.

 

İkinci Felluce savaşı, halkın paralı askerlere (Black Water şirketi gibi) saldırmasıyla Nisan 2004'de gerçekleşti. Ardından, Amerika askeri kuvvetlerinin ilk savaştan sonra gücünü 7 kat artırmasıyla üçüncü Felluce savaşı başladı. Bir deniz subayı (marines) tarafından duyurulan "Felluce'yi yok etmek için yola çıkıyoruz" cümlesini hayata geçirmek için bölge kuşatma ve bombardıman altına alındı. Hatta bir gün, vahşice yürütülen bir saldırıda beyaz fosfor ve misket bombaları kullanıldı. Bunlar Vietnam savaşında kullanılanlardan da büyüktü! Öyle ki işgalci güçler, yaralıları acımasızca öldürdü. Şehitlerin cesetlerine karşı barbarca davrandı. Onları tankların iplerine bağlayarak sürükledi. Şehirde bulunan binaların %70 i yıkıldı. Camiler yerle bir edildi. Tüm bu saldırılar, bugün el-Irakiyye Grubunun başına gelen ve gelecek seçimlerde kendi politikacılarından birini tayin eden İyad Allavi hükümetinin desteğiyle yürütüldü.

 

Maliki sisteminin , terörle mücadele gerekçesiyle keyfi tutuklamaları, mezhepçi politikası, ulusal egemenliği yoksayması, milisleşmenin devamlılığı ve yaygınlaşan yolsuzluğu protesto edenlerin seslerini kısmak için Felluce'ye karşı yürüttüğü saldırılar, yerel yönetim desteğiyle gerçekleşen İngiltere ve Amerika işgalinden farklı değil. 

Felluce ve Ramadi de ölenlerin sayısını şu ana kadar kimse tam olarak bilmiyor. Özellikle de tüm iletişim ve ulaşım araçları kesik durumda. Sürekli tekrar edilen tüm açıklamalar, beyannameler ve fotoğraflar, sadece tek kaynaktan yani resmi taraflarca yayınlanıyor. Ambargo, bombardıman ve çatışmalar sebebiyle 9 bin aile Felluce'yi terk etti. Güvenlik henüz Irak'ın diğer bölgelerinde de sağlanmış değil. Terör saldırıları Bağdat ve diğer kentlerde kişi ayırt etmeksizin devam ediyor. Tutuklama, yüzlerce teröristi öldürme konusundaki başarılarının yer aldığı rejimin açıklamaları, Uluslararası İnsan Hakları Örgütleri'nin tüm raporlarınca kanunsuz olarak nitelendirdiği tutuklama ve idamlar ile çelişiyor. Yargı sistemi ise bu uluslararası raporları haksız ve insanlık dışı olarak nitelendiriyor.

 

Aynı şekilde rejimin açıklama ve beyanatları Irak'ın gerçekte yaşadıklarıyla çelişiyor. "Yeni Irak"ın kurulmasından yaklaşık 11 yıl sonra, ülke tarihindeki en büyük bütçe, ordu, polis, güvenlik güçleri, Sahveler, destek konseyi ve "bizden biri" olarak tabir edilen işgal liderinin övündüğü kirli ya da (Şii) Ez-Zehebiyle Tugaylarının da aralarında yer aldığı özel harekat timlerinden, 24 saat boyunca yayın yaparak insanların mezhepçi, ırkçı duygularını tahrik edecek, rejimin propagandasını yapan TV programlarından faydalandı. Güvenlik, hizmet ve insan haklarının sağlanması için sorumlu tutulması gereken kişi kim? Böylesi şeyleri yapan biri, sıradan bir vatandaşın temel ihtiyaçlarını nasıl giderebilir! Bırakın bunu, terör karşısında vatandaşların canını muhafaza etmesi nasıl mümkün olabilir? Terörle mücadele bahanesiyle terör suçu işleyen ve siyasi süreçte istediği gibi at koşturan bu partiler kim?

 

Terör, vatandaşa karşı barbarca yapılan tüm eylemlerin bir bahanesi oldu. Hatta terör bahanesi öyle şişirildi öyle şişirildi ki… Üstelik bunlar bazen inandırıcılığını tamamen yetirecek denli yapmacık oldu. İyi yönetimin en kolay görevlerinde bile bu denli korkunç başarısızlığı, yönetimdeki partizan veya askeri cuntayı tespit etmenin en kolay yolu.  Amerika'nın milyarlarca dolar harcadığı, Komünizmi bir numaralı düşmanı ilan ettiği, itibarını geri kazanmak için insanları öcü ve canavar ile korkutmaktan daha kolay bir yol var mıydı? " Terörle savaş" adı altında birleşen aralarında Suudi Arabistan, İran, İsrail, Amerika'nın bulunduğu dünya devletleri ile Güvenlik Konseyi ve Afrika'nın en uç noktasında bulunan Nato üyesi ülkelerin komünizme karşı açtığı savaşta nasıl birleştiğini hatırlıyor musunuz? Elinde Irak'ın işgalini haklı çıkaracak hiçbir gerekçesi yoktu. Modern silahları dahi bulunmayan eski Irak ordusunun gücünü nasıl abarttıklarını hatırlıyor musunuz?

 

"Terör" ile savaş bahanesiyle aynı bayrak altında birleşenler var.   İran Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay lojistik işler yardımcısı Tuğgeneral Muhammed Hacazi'nin danışmanlık ve ekipman açısından Irak'a (Maliki'ye) destek vermeye hazır olduklarını ilan etmesi garip değil (Fars Haber Ajansı 5 Aralık 2013). Yine aynı şekilde Amerika Dışişleri Bakanı John Kerry'nin de aynı gün, Irak'ın "teröristler" ile mücadelesinde Washington'un destek vereceğini vurgulamasında da bir gariplik yok.

 

Evet, bugün şiddet ve terörizmin giderek tırmanarak küresel bir olgu haline geldiği bir gündeyiz. Sömürgeci güçler ile elinden hiçbir şey gelmeyen Arap ve diğer İslam halkları arasında başlayan bu durumu müfsit, diktatör yerel yönetimler ile toplumun marjinal kesimleri arasındaki suç ve buna karşı reaksiyoner tavırlar bitirdi. Bu çatışmalar farklı temellere dayanıyor. Bazısı yapmacık, bazısı ayaklar altına alının onurunun intikamını alanlar, bazısı her ne pahasına olursa olsun kendi çıkarlarını savunan ve iktidara tutunma çabaları sergileyen yöneticiler, diğer bir üçüncüsü ise haysiyet, özgürlük ve demokrasi için, esas itibariyle milli kurtuluş hareketleri ve halk devrimleri çerçevesinde yürüyenler… Bu çatışma ve mezhepçi durumun sebeplerine değinmeden önce, insanların ayaklanma ve hatta şiddete yönelme sebeplerinin çözümüne başvurmak gerekir. Çoğu insan ülkemizi sarsan ve toplumuzu parçalayan çatışmaların çevresinde kalacak. Medeniyetin başlangıcından bu yana çeşitli uygarlıkların inşa ettiği birikimlerini ortadan kaldıracak. Mezhepçi rejimin protestoculara karşı şehirleri kuşatması, buraları bombalaması, halkı topluca cezalandırmaya çalışması, rejimin Irak'ın birliğini ve toplumsal dokusunu muhafaza etmek istemediğini göstermektedir.

 

 

·  Iraklı yazar

 

 

HEYET Net Arapça sitesinde yayınladığı bu makale Türkçe okurlarımız için çevrilmiştir.

360 total views, 1 views today

Leave a Comment