Irak’ta Yaşananlara Kapsamlı ve İçeriden Bir Değerlendirme

El- Cezire kanalındaki Bila Hudud (Sınırsız) programına konuşan Irak Müslüman Alimler Heyeti ( HEYET) Genel Sekreteri Prof. Dr. Haris Süleyman ed-Dari, Irak'ta yaşanan son gelişmeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) Genel Sekreteri  Prof. Dr. ed Dari, bugün Irak'ta yaşananların, başbakan Nuri el Maliki ve müttefiklerinin uyguladığı zulüm ve baskıdan kurtulmak için yapılan bir halk devrimi olduğunu vurguladı.

22 Ocak 2014 tarihinde el Cezire kanalında yayınlanan Bila Hudud ( sınırsız) programında  konuşan Prof. ed-Dari, röportajın başında  Enbar'da gerçekleşen olayların arkaplanından bahsetti.  Protesto meydanlarını mezhepçiler ve kanun kaçaklarına mesken olmakla itham eden Nuri Maliki hükümetinin izlediği adaletsiz politikayı protesto etmek için bir seneyi aşkın bir süredir düzenlenen barışçıl gösterilerde, Irak gençlerinin sokaklara çıktığını kaydeden Prof. Dari, 6 ilde eş zamanlı olarak gerçekleşen geniş katılımlı gösteriler hakkında ayrıntılı bilgiler paylaştı.

Sünni kamuoyunun halk devrimi ile birlikte sahadaki liderler ve askeri konseylerin, Enbar'da başlayan bu devrimin yönetilmesinden sorumlu olduğunu söyleyen HEYET Genel Sekreteri Allah'ın yardımıyla Iraklıların meşru haklarını alana kadar devrimlerine devam edeceklerini, bu hususta Basra'dan Zaho'ya kadar tüm Iraklılara güven taşıdığını ifade etti.

Prof. ed Dari, Maliki'nin işgalci Amerikan askerlerinin Irak'tan çıkmasından sonra geride bıraktığı silahları Enbar halkına karşı kullandığına işaret ederek baskıcı emniyet güçleri, eli kanlı milisler ile Enbar'da bulunan aşiret devrimcileri arasında halihazırda bir savaşın devam ettiğini belirtti. Maliki'nin mezhepçi milislerin işlediği suçları ve suçluları desteklediğine dikkat çekerek, bu durumun ülke, Irak halkı ve tüm bölge için tehlike arz ettiğini dile getirdi.

Iraklı Sünnilerin büyük bir ağırlığı ve önemi olduğunu, kendilerinin Irak'ı ne Maliki ne de diğerlerine bırakmalarının mümkün olmadığını vurgulayan Prof. Dari tehcir, tutuklama ve cinayetlere maruz kalan Sünni halkın, tüm bu başlarına gelenlere rağmen kendilerine hakim olmaya çalıştığını, Maliki'nin saldırılarına karşı meşru müdafaa anlamında kendilerini savunmak zorunda kaldıklarını gerçeğine ortaya koyudu. 

HEYET Genel Sekreteri röportajda, Sünni ve Şii bölgelerde meydana gelen patlamaların yüzde 95'inin ardında Nuri el Maliki ve eli kanlı güvenlik güçlerinin olduğunu söyledi.  Bu savaşın bir Şii-Sünni savaşı olduğu yönündeki iddiaları bir kez daha yalanlayan Prof. Dari, bu savaşta bir tarafın Maliki ve partisi diğer tarafın ise barışçıl gösteriler yapan Irak halkı olduğunu söyledi.

Amerika- İran ilişkilerindeki gelişmeler konusuna da değinen HEYET lideri, iki ülkenin anlaştığını ve bu ülkeler arasındaki ilişkilerin eskiye gittiğini, yaşanan anlaşmazlığın İran nükleeri konusunda olduğunu söyledi.  İran'ın Afganistan ve Irak işgallerinde Amerika'ya verdiği desteği de hatırlatan Prof. Dr. Haris ed-Dari,  zamanın işgalci Amerikan kuvvetlerinin komutanı olan General Casey'in Samarra'daki İmam Hadi el-Askeri türbelerindeki bombalı terör saldırılarının arkasında İran istihbaratının bulunduğu yönündeki itiraflarına da yer verdi.

Röportaj:

El-Cezire: Değerli Prof. Ed-Dari programımıza hoş geldiniz. Enbar'da gerçekte neler yaşanıyor?

Prof. ed-Dari: Merhabalar… Bismillahirrahmanirrahim. Allaha hamd, Rasulüne salat ve selam olsun. Enbar'da olanlar sizin de bahsettiğiniz gibi… Maliki acımasız bir savaş başlattı. Ramadi'deki gösteri ve eylemleri yok etme kararı aldıktan sonra, Enbar halkına karşı tüm silahları kullandı. Barışçıl gösterilerin üzerinden bir sene geçmemişti. Üstelik bu gösteriler, Maliki'nin başta kabul ettiği, sonra yalanladığı üstelik meşru olmamakla nitelendirdiği meşru hak talebi için yapılan barışçıl gösterilerdi. Maliki bu taleplere cevap vermemekle kalmayıp, bir de göstericilerle alay etmeye başladı. Onları bazen terörist bazen de Iraklı olmamakla ve yabancı projeler olarak nitelendi. Daha sonra da onları el-Kaideciler ve teröristlerin gösterilere hazırlandıkları yerler olarak nitelendirdi. Bu alanların askeri olarak işgal edilmesine 30 Aralık 2013 tarihinde karar verildi. Saldırılar birçok göstericinin ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlandı. Göstericiler de ateşe ateşle, askerin elinde bulunan silaha silahlarla karşılık verdi. Sonra da Maliki'nin kışkırttığı bu savaş devam etti.

Cezire: Maliki gösteri alanlarının fitne alanlarına, el-Kaide'nin ve IŞİD'in (Irak ve Şam İslam Devleti) sığınağına dönüştüğünü söylüyor.

Prof Dari: Maliki öyle diyor. Maliki hükümetin iktidara geldiği 2006 yılının başına döndüğümüzde, o zamandan bu yana terör ve terörle mücadele konularından başka konuşulan bir konu olmadığını görürsünüz. Yeniden yapılanmaya, ihtiyaç duyulan imara, vatandaşın işlerine ve en temel hizmetlere kısacası Irak halkının ihtiyacı olan hiç bir şeye önem vermedi. Bütün önemi sözde terör diye isimlendirdiği şeye verdi. Böylece düşman için hazırlıklarını yaptı. Elindeki tüm araç ve imkânları kullandı. İktidar dönemine kadar da buna devam etti. İktidara geldikten sonra medya ve muhaliflerini hedef aldı. İlk olarak muhaliflerini suikastlerle ortadan kaldırmaya, daha sonra tutuklamaya ve zorunlu göçlere önem verdi. Sonraları ise hapishanelerdeki yüz binlerce tutukluya, on binlerce insanın ölümüne rağmen bu  yöntemi yetersiz buldu. Başka yollara önem verdi. 2010 yılında ikinci iktidar dönemi başlayınca bu sefer bombalı patlamalara önem verdi. Biri Sünni mahallesinde diğeri Şii mahallelerinde olmak üzere onlarca bombalı saldırılar, patlamalar gerçekleştirdi.

Cezire: Maliki'yi Şii mahallelerinde patlamalar gerçekleştirmekle mi itham ediyorsunuz?

Prof Dari: Evet, on binlerce Şii ve Sünni'nin ölümüne sebep olan patlamaların yüzde 95'inin arkasında o var.

Cezire: Şii mahallelerinde patlama gerçekleştirmesindeki çıkarı ne olabilir ki?

Prof Dari: Menfaati Irak'ta planladığı üzere mezhep sorununu ortaya çıkarmak.

Cezire: Planladığı nedir?

Prof Dari:  Maliki'nin planı şahsi ve mezhepçi faşist İslami Dava Partisi ile ilgilidir. Iraklı gençler arasında fitne çıkardı. Ehli Sünneti ortadan kaldırma hedefine ulaşana kadar herkes gitti. Bakın bunu ilk defa ekranlarda söylüyorum. Sünni ve Şii gibi kelimeleri ağzıma almak adetim değildir, lakin doğruyu söylemek esastır. Bunu dünyaya, Iraklılara, Araplara ve tüm insanlara göstermemiz gerekiyor. Maliki kötü ve mezhepçi bir adamdır. Kendisi zaten bunu saklamıyor. Geçtiğimiz günlerde göstericileri tehdit ettiğinde " Sizin ve bizim aramızda kandan bir göl vardır" dedi. Daha sonraki günlerde de ileri bazı büyük ülke liderlerini taklit edercesine "gerçekleşen savaş Yezidin taraflarları ile Hüseyin taraftarlarının savaşıdır" dedi.

Cezire: Bunun anlamı nedir?

Prof Dari:  Bunun anlamı gayet açık. Şii ve Sünni arasındaki bir şeymiş gibi göstermekte istiyor. Vallahi bu şey ne geçmişte ne de günümüzde olmadı. Şiiler bu fitneye uymadı. Üstelik onlardan bazıları Maliki'nin bu söylediklerini eleştirdi. Referanslarımızdan biri bu adamın gerici olduğunu söyledi.

Cezire: Şu anda Irak'ta yaşanan Şii Sünni çatışması değil mi?

Prof Dari: Değildir, yaşanan bir Şii Sünni çatışması değildir. Maliki ve partisi ile ona karşı olan göstericilerin çatışmasıdır. Şii sokakları Yusuf'un gömleği gibi masum.

Cezire: Fakat arkasından gidiyorlar?

Prof Dari: Menfaatçiler ve partiye (Dava Paritis) mensup  kişilerin dışında kimse Maliki'nin peşinden gitmiyor. Bizlere mesajlar geliyor, röportajlar ve uydu kanallarında da bunlar yayınlanıyor. Dün bana güney aşiret şeyhlerinin birkaçından mesajlar geldi. Hepsi Allah'tan beraat istiyor. Ve evlatlarını orduya katılmamaya ve Enbar'daki kardeşleriyle savaşan ordudan çekilmeye çağırıyorlar. Bu yüzden hakikati ve gerçekleri söylüyorum. Irak'ta Şiiler iki kısımdır. İran müdavimi mezhepçi siyasetçiler ve mezhepçiler. Bunlar Irak'a mezhepçilikle hükmetmek istiyorlar. Ve bunu da sünnet olarak nitelendiriyorlar. Bir de halis ve muhlis Arap ve Irak'a sadık Şiiler var. Daha sonra savaş bunlar ile Kürtler arasında oluyor. Bu da Humeyni'nin Irak'taki planı. Maliki umutsuz, kimin sinirlendiği umurunda değil. Mezhepçilikteki tavrı gayet açık. Adam bir gün kendisine katılanlardan birine kimin Sünniliğe mensup olduğunu açıkladı. İsmini zikretmek istemiyorum "Sünnilerin hepsi teröristtir" dedi. Bu sebeple sözde  4. antiterör maddesinin kaldırılmasının istenmesi konusunda son derece bağnaz bir tutum sergiliyor. Bu savaş Sünnilere açılan bir savaştır. Kim bu suçla (4. terör maddesi) itham ediliyorsa hakkında hemen idam kararı veriliyor. Bu idam kararı da çoğunlukla yerine getiriliyor.

Cezire: Mukteda es-Sadr ve Ammar el-Hekim gibi Iraklı Şii liderlerinin açıkça Maliki'nin yaptıklarını kınamadığı fark ediliyor. Onlar anlaşmalı. Nereden aralarında bir anlaşmazlık olduğu kanısına vardınız?

Prof Dari: Yine Allah için söylüyorum ki Mukteda es-Sadr konuşmasında Maliki'yi mezhepçi olarak nitelendirdi. Sadr'ın üzerinde Maliki ve İran'ın baskısı var. Ammar el Hekim ise Maliki'nin yanında.

Cezire: Bütün yaşananlarda aynı suçlamaları Hekim'e de mi yöneltiyorsunuz?

Prof Dari:  Açıkça yaşananları kınamıyor. Ondan herhangi bir kınama duymadık.

Cezire: Kürtlerin de yaşananlara dair tutumu belirsiz. Yeterli bir kınama yada eleştirel bir durum yok gibi?

Prof Dari: Yeterli bir kınama ve eleştirel bir tutum yok. Evet bu kimsenin saklamadığı bir gerçek.

Cezire: Avrupa parlamentosu üyesi aslen İrlandalı ve gayrimüslim Struan Stevenson gibi birini bulduğumuzda, Irak'ı bitirmek için bir savaş başlatan Maliki'yi kınadığı bir açıklama yayınlıyor. Açıklamada ise Maliki'nin başlattığı kampanyanın tüm Sünni bölgelerine karşı uyguladığı şiddet olduğunu, sanki teröre karşı bir savaş gibi lanse ettirildiğini söylüyor. Neden bu tür tavır ve davranışları, batı ve Avrupa ülkelerinin sempatisini kazanmak için kullanmıyorsunuz?

Prof Dari:  Bizler imkanımız sınırınca HEYET ve statükoya muhalif kesimler olarak 2003 yılından bu güne kadar çok çaba harcadık. Ancak yaptıklarımız sınırlı bir çaba çünkü bizler Iraklılar ve Araplar olarak çepeçevre kuşatılmış durumdayız. Bizim bir ya da iki devlet dışında Arap ülkelerine girmemize, onlarla oturup konuşmamıza veya yaşananları şikayet etmemize vs  izin verilmediğini biliyor muydunuz?

Cezire: Yani Arap ülkeleri de bu işe ortak?

Prof Dari:  Ortak mı korkuyor mu yoksa ortaya çıkmasını istemediği bir takım şartlar mı var bilmiyorum fakat sonuç itibariyle gerçek bu.

Cezire: Maliki'nin yaptıklarına karşı Irak içerisinde bir takım tepkiler vardı. Özellikle de 28 aralıkta milletvekili Ahmet el-Alvani'nin tutuklanmasından sonra… Ayın 30'unda gösteri alanlarının yakılmasından sonraki en bariz tepki idi bu.  Şeyh Abdülmelik fetvasında Irak halkına " sabredin, kenetlenin ve yapabildiğiniz kadar kendinize hakim, cesur olun ve kahramanca durun. Çünkü siz zulme uğrayanlarsınız. Acımasız düşman size kendi mekanınızda hakaret ediyor" dedi. Maliki güçlerine karşı duran Irak Diyarı Müftüsü  Dr. Rafi el-Rufai ve Sünni büyük ulema, Fıkıh Konseyi gibi önemli kişi ve kuruluşlar Maliki'nin Enbar'a yaptığı saldırıları kınadı ve bunun haram olduğunu ifade etti. Alimler olarak duruşlarını ortaya koydu ve diğer alimlerden de bunu bekledi.  Bizler Enbar halkının yanında yer alıp Maliki ordusunun karşısında mıyız şeklinde soru yöneltti.

Prof Dari: Evet şu anda en şiddetli bir savaş var. Maliki kuvvetleri, milisleri ve onlara destek verenler Enbar ve gösterilerin yaşandığı şehirleri hedef aldı, buradaki Sünnilere karşı bir savaş başlattı. Bu yüzden bugün Irak'ta yaşananlar Maliki'nin elindeki helikopteri, topu tüfeği, füze, özel güçler, milisler vs araç ve gereçlerin kullanıldığı askeri operasyonlardır.

Cezire:Amerika'nın Maliki'yi bir miktar silah, insansız hava aracı ile desteklediği doğru mu? Amerika Dışişleri Bakanı geçen ayın beşinde ABD'nin Maliki hükümetine silah desteğinde bulunduğunu ve yaptığının el-Kaide örgütüne karşı bir savaş olduğunu  açıkladı.

Prof Dari: Amerikalıların ülkeden çıkarken ona silah bıraktığı bilinen bir şey.  Çıkmadan önce ülkede tanklar, helikopterler ve bir takım silahlar bıraktı. Bu krizden sonra haberlerde duyduk ki Amerika Maliki'yi füze ve insansız hava araçları ile donatmak ve bazı Arap ülkelerindeki kendisine bağlı pilotları eğitmek istiyor. Ancak bu gerçekten yapıldı mı, yoksa sözle mi sınırlı kaldı? Silahları teslim edip etmediğine dair elimizde herhangi bir kanıt yok.

Cezire: Bu, kendilerini sivil addeden insanlar ve 2003 yılındaki işgalden bu yana kendilerini savunmak için hafif silahlar taşıyan herkes ile devletin ordusu arasındaki orantılı bir savaş mı?

Prof Dari: Gerçekte bu orantısız bir savaş. Çünkü Enbar halkı, genellikle Irak'taki direnişçiler ve özellikle de Ehli Sünnet halk bunu yapmak zorunda bırakıldı. Aynı şekilde ilk defa Amerikan işgaline maruz bırakıldı. Irak direnişi işgalci güçlerle orantılı değildi. Amerikalılar büyük kayıplara neden oldu. Bu sebeple barış açısından, burada bir orantı olmadığını ancak moral, sebat, sabır, adalete bağlılık, zulme karşı koyma duygusu açısından direnişçilerin silah sıkıntısını gidereceğine inanıyorum. Aynı şekilde direnişçiler Allah'ın yardımıyla kendilerini mümkün olduğunca savunmak istiyorlar.

Cezire: Maliki karşısında mücadele ettiklerinin IŞİD ve el-Kaide olduğunu söylüyor. Ancak Enbar, Musul ve Ebu Gureyb direnişi,  Ramadi ve Felluce'deki çatışmaların gölgesinde hükümet karşıtı aşiretlere katılmak için davet gönderdi… Maliki güçleriyle savaşanlar kimler?

Prof Dari: Maliki güçleriyle savaşan Anbar ve diğer illerdeki halkın ta kendisi… Onlar Irak'ın evlatları… Bir yıl boyunca yüz binlercesi barışçıl amaçlar güderek gösteriler yaptılar. Maliki, onlar için baskın emri verdiğinde,  taleplerine karşılık vermediğinde ve onlara asılsız suçlar yönelttiğinde ayaklandılar. İşgalin başlangıç döneminde yaşları 10 ile 15 i bulan gençler şimdi mücadele edenlerin arasına katıldı. Hayattaki emellerini kaybeden o gençler, karşılarında kendilerini sebepsiz yere ya tutuklayan ya öldüren ya da evsiz bırakarak mülteci durumuna düşüren zalim bir hükümet buldular. Eğer Sünniler sayıca fazla olmasaydı, aralarında hiç kimse kalmayacaktı. Ancak Allaha hamdolsun ki onlar, Maliki'nin kolayca ülkelerinden söküp atamayacağı kadar çoklar.  Bu yönde Maliki'nin gerçekleştirdiği her girişim başarısızlıkla sonuçlanacak ve sonunda büyük kayıplarla hezimete uğrayacak.

Cezire: Şu an güç bir manzara ile karşı karşıyayız.  Irak Müftüsü Şeyh Rafi el-Rifai, Maliki güçlerine ağır bir darbe vurmak istedi. Irak Ehli Sünnet Fıkıh Alimleri Topluluğu bu konuda güçlü bir tavır aldı. Iraklı meşhur alim Prof. Dr. Abdulmelik Sadi "Savunma Cihadı" fetvası verdi. Şimdi korkutucu bir manzara ile karşı karşıyayız. İki orantısız güçle, iki farklı mezhepsel güçle tabiri caizse Amerikanın daha önce gerçekleştirmede başarısız olduğu Irak'ı iç savaşa sürükleme hedefiyle karşı karşıyayız. Siz Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Prof Dari:  Bugün Ehli Sünnet, 10 sene boyunca çektikleri sıkıntılardan sonra, dengeli ve en iyi şekilde olmaya çalıştı. Bu insanlar, Maliki'nin barışçıl gösteri meydanlarında onlara yaptığı sert müdahalelerde acı gerçeğe tanık oldular. Şerre, ateşe, güç kuvvete adım atan ilk kendisiydi. Bu sebeple bugünkü savaşımız nefsi müdafaadır. Varlığı, yaşamı, geride kalanları savunmak için meşru müdafadır… Irak'ı Maliki ile Amerika ve İran uşakları emsallerinden kurtarmak, özgürleştirmek için…

Cezire: Yaşamak için kendimizi savunuyoruz dediniz. Siz Ehli Sünnet olarak ölümle tehdit ediliyor musunuz? Bunu kimler istedi?

Prof Dari:  Evet, Maliki, partisi ve başka tarafların izlediği bir plan var.

Cezire: Vatanınızdan çıkarılmanızı mı istiyor?

Prof Dari:  Öyle gözüküyor… Görünüşe bakılırsa sadece hayal ediyor…

Cezire: Yani Irak halkının yarısının vatanlarından sürgün edilmesini istiyor öyle mi?

Prof Dari:  Hayali belli ki bu… Çünkü; Ehli Sünneti anayasayla bir kenara iterek, onların azınlık olduğunu zannediyor. Onların, Irak'tan sökülüp atılamayacak kadar büyük bir nüfusa sahip olduğunu bilmiyor. Geçmişte ve günümüzde Irak tarihi boyunca kendilerini vatanları için feda eden asil evlatlar olduklarını bilmiyor. Onlar Irak'ı inşa ettiler. Bu yüzden; ne Maliki ne de bu tehlikeli mezhepsel projeyi gerçekleştirecek bir başkası için ülkemizden ayrılamayız. Nitekim; Maliki'nin projesi, Irak'ı kontrolü altına almak isteyen İran'dan aldığı emirlerle ajanlığı benimseyen Dava Partisi'dir. Bu sebeple; Maliki'ye projesinin ne denli uygulamadan uzak bir ham hayal olduğunu belirtiyorum. Onların Irak'taki projesi, Safevilerin Ehli Sünneti yok etme projesidir. Oysa Ehli Sünnet yerine onları yok etti. Bunun için Maliki ve Safevilerin projesi, bir daha geri dönmeksizin bu toprakları terk etmeleriyle başarısızlıkla sonuçlanacak. Irak Allah'ın yardımı ile yine bizzat Iraklılara kalacak.

Cezire: Maliki; geçtiğimiz ayın 19'unda Nasiriye'de yaptığı bir konuşmada; " Irak'ta fitnenin fitilini ateşleyen şeytan ve hain Arap ülkeleri" ifadesini kullandı ve " Şer, büyümenin başlangıcıdır. Daha önce başka ülkelere ulaştığı gibi bu ülkelere de ulaşacaktır." diyerek adeta bir gözdağı verdi. Maliki'nin bu ülkeleri ismen zikretmemesine rağmen; BBC'in yayınladığı bir raporda, bazı Iraklı siyasetçilerden nakledildiğine göre, Maliki'nin kastettiği ülkeler, Suudi Arabistan ve Katar. Irak'ta son zamanlarda gerçekleşen olayların arka planında, sizce dolaylı olarak Suudi Arabistan ve Katar'ın parmağı olabilir mi?

Prof Dari:  Hakikatte bu tehditleri destekleyen bir unsur yok. Öyle ki; Arap ülkelerinin ne Irak'la ne de Iraklılarla göreceği bir hesap var. Bu ülkeler, Amerikan işgalinden bugüne kadar, Irak halkının başından geçen felaketlerden dolayı Irak'ın yanında olmadı. Aksine; Arap ülkelerinin birçoğu Maliki'nin ve siyasi operasyonların/sürecin yanında yer aldı. Ne Sünni ne de Şii Iraklıları desteklediler. Üstelik işgale karşı verilen mücadelede de Irak'ı yalnız bıraktılar. Siyasi operasyonun destekçileriydiler. Maliki'nin yönetime geçişine katkıda bulundular. Çünkü Maliki; Arapların desteklediği siyasi bir operasyonla başa geçti. Maliki'nin özellikle Suudi Arabistan ve Katar olmak üzere Arap ülkelerini tehdit etmesiyle; kendi tabiriyle " terörle mücadele" operasyonlarında kendi tarafında yer almaları için onlara baskı uygulama amacını güttüğüne inanıyorum.

Cezire: Irak'ta Ehli Sünneti savunan grup ve taraflar kimler diye bir soru var…

Prof Dari: Ehli Sünneti savunanlar; hakkını arayan altı eyaletin evlatlarıdır… Meşru talepleri karşılık bulmadığında, başta Enbar olmak üzere tüm bu iller ve içinde barındırdığı insanlar ayaklandı.

Cezire: Seyircilerimizden biri Şia, Ehli Sünnete karşı en çirkin suçları işlerken sizin Irak'ta vatanseverliği niçin savunduğunuzu soruyor?

Prof Dari: Ben vatanperverliği savunuyorum ve bundan şeref duyuyorum. Çünkü; tüm Irak halkını tek çatı altında toplayan ve aralarındaki birliği muhafaza eden bir unsurdur vatanseverlik… Bazılarının zannettiği gibi dine de aykırı değildir. Şia'nın Ehli Sünnet'I öldürdüğüne hükmetmek büyük bir yanlıştır. Ben Iraklıyım ve Irak'ta olup bitenleri biliyorum. Allah'tan korkuyorum. Hakikatten daha fazlasını söylemiyorum. Benim gibi Allah'tan korkanlar da hakikatte ne Şia Ehli Sünneti ne de Ehli Sünnet Şiayı öldürdü diyor. Böyle bir şey yok Şii-Sünni'yi veya Sünni-Şii'yi öldürmüyor! Sadece işgalle birlikte gelen siyasi Şii partiler var. Projeleri mezhepçilik.. Çünkü; mezhepçilikle Irak'ı yönetmek istiyorlar. Buna delil olarak; Irak'ın kuzeyindeki birçok Şii aşiret liderleri bu mezhepçi partiler tarafından öldürüldü. Bugün, güneydeki aşiret liderlerinin birçoğu sürgün edildi ve denetim altına alındı. Bu yüzden genelleme yapmak yanlış olur, doğru olmaz. Böylesi bir şey ne Irak'a ne de Ehli Sünnet'e fayda verir. Böyle konuşulduğu takdirde kuru yaş her şeyi yok edeceği gibi mezhepçilik fitnesinin fitilini ateşler. Kimse galip de çıkmaz üstelik. Çünkü o zaman ; işgalden sonra bizi bu çıkmazın içine atan Irak'ın asıl düşmanları galip olur!

Cezire: Seyircilerimizden biri size, Amerika ve Avrupa'nın, Maliki'nin Ehli Sünnete karşı açtığı savaşta yanında yer alacağını bildirmesinden sonra neler yapılacağını soruyor.

Prof Dari: Amerika ve Avrupa, Maliki'ye Ehli Sünnete karşı açtığı savaşta yanında duracağını söylemedi. Söylenenin iyi takip edilmesi gerekir. Çünkü; orada Maliki'ye terörle mücadelede yanında duracağını söylediler ve Maliki'ye halkın meşru taleplerine karşılık vermesini istediler. Terör ve meşru talepleri birbirinden ayırmasını istediler.  Biz henüz olayların başlangıcındayız. Devletlerin tutumlarını değiştirecek olan şey sahadaki gelişmelerdir, meydandır.

Cezire: İngiliz gazetesi, geçtiğimiz ayın 10'unda Felluce'de gerçekleşen savaş hakkında bir makale yayınladı. Makalede " Maliki Felluce'yi ateşe verdi ve buna destek verdi. Amaç Irak'ta Ehli Sünneti bir kenara itmek.. " ifadesini kullandı. Maliki niçin Enbar ve Felluce'den bu kadar nefret ediyor?

Prof Dari: Çünkü O, Ehli Sünnetten nefret ediyor. Dava Partisinin iki üyesi Londra'da bize Maliki'nin ne kadar mezhepçi olduğunu söyledi. Bunu açıkça söylediler. Maliki'nin eğilimi, inancı, söylemi ve eylemi yüzde yüz (Şii) mezhepçidir. Bununla da övünüyor. Çünkü O; Amerika ve İran'ın Irak'taki şımarık çocuğudur.

Cezire: Amerika , Maliki'yi kesin bir şekilde desteklemesine rağmen, Amerika'nın savunma bakanı, Maliki'yi Irak'taki Sünni kesime düşmanca davranmak ve Şia'yı ülke yönetiminde mutlak bir şekilde hakim kılıp, Ehli Sünneti bu konumdan uzak tutmaya çalışmakla suçladı. Savunma Bakanı tam olarak neyi savunuyor? Kendi döneminde Iraklılar hor görüldü. Amerikan Askeri güçleri, Irak halkına Maliki'nin yaptıklarından daha kötüsünü yaptılar.

Prof Dari: Maliki'ye suç işleme iznini veren zaten Amerika. Ondan önce İbrahim Caferi ve Solağ'a da aynı izni vermişti. Samarra'da iki kutsal türbenin (İmam Hadi el-Askeri) yerle bir edilişine de ortak oldular. Vaktinde, Amerika'nın bunu bildiğine ve uzunca bir süre sessizliğini koruyup, bir kongrede General Casey'in " Türbelerin patlatılması İran İstihbarat unsurlarınca gerçekleşti. Bunu bize Maliki haber verdi." ifadesini kullandığına dikkat çekmiştik. Maliki ve diğerleri , sözlerinden dolayı onu, terörist ve tekfirci ilan ederek zehir zemberek şekilde yerden yere vurdu. Irak İslami Yüksek Konseyi'nin ifadesine göre , diğerleri türbelerin yıkıldığından haberdardı. Amerika her şeyi biliyordu ve bundan memnundu. Çünkü o, Irak geliri ve petrolünde belirli paralar ve vergilerle büyük rakamlar olduğu için çıkarlarının sadık nöbetçisiydi. Tüm bunun gibi gelişmeler hesabı verilmeden ve denetlenmeden devam ediyor. Maliki, onların sekreteri ve vekili. Sağlanan ittifakta kağıt üzerine imza atan da kendisi..

Cezire: Yani 30 yıldır anlaşma sağlayamayan Amerika ve İran, Maliki'yi desteklemede ittifak halinde mi?

Prof Dari:  Bu iki devlet sadece medya önünde birbiriyle çelişkili. Aralarındaki ilişki eskilere dayanır. Birçok batılı yazar bu konuda yazdı. Bunlardan biri " Üç Halife İran, Amerika ve İsrail " başlıklı master tezidir. Hakikaten; nükleer program konusunda aralarında anlaşmazlık olmasa ve İsrail bu hususta Amerika'ya baskı yapmasa Amerika İran'a karşı sergilediği bu sert tutumu sürdürmezdi. Nükleer enerji ve zenginleştirme üzerinde ittifak sağladıklarında bu açıkça ortaya çıktı. Ortam sakinleşti sanki hiçbir şey olmamış gibi… Amerika, İran'ı Afganistan işgalinde ettiği yardımdan dolayı ödüllendirmek istiyor. Nitekim; liderleri de bu yönde açıklamalar yaptı. Rafsancani; " Amerika, Afganistan'a girmeseydi, biz özel kuvvetlerimizle Kabil'e girerdik." dedi. Eski Cumhurbaşkanı Hatemi'nin yardımcısı Abtahi; " Irak işgalinde Amerika'ya biz yardım ettik." dedi.

İran, Amerika'yı Irak işgalinde ve sözde "terör"le savaşında destekledi. Irak direnişini baltalamak için çok şey yaptı. Komplolar kurdu. Özellikle de 2005 ve 2006 yıllarında Irak halkına komplo kurdu. Ardından, Irak'ta mezhepçilik fitnesi ve kimliksizleştirme operasyonları birbirini izledi. İran'ın kucağında yetişmiş bölücü milisleri yöneten İran istihbaratıydı. Bedr Tugayları ve diğerleri, Sadr hareketinin desteğiyle bu amaç için çaba sarfettiler.

Cezire: Bahsettiğiniz bu atmosferde 30 Nisan parlemento seçimleri yapılabilir mi sizce?

Prof Dari:  Devrim devam ederse pek sanmıyorum. Allah muhafaza şayet devrimden vazgeçilirse , bir yıldır belirttiğimiz gibi Maliki; seçimleri ertelemek ve sonlandırmak için önceden bir savaş başlatacağına inanıyorum. Nitekim o;  son seçimlerden çekilmesine bakılırsa, istediğini elde edemeyeceğine inanıyor. Umulur ki savaşı buna açık bir delil olur.

Cezire: Eğer mesele, iktidarda kalma meselesiyse , onu sahtekarlıktan alıkoyan ne? Bir çok rapor, Maliki'nin yaptığı şeyin, Irak'ta üçüncü dönem üzerine bahse girmek olduğunu söylüyor.

Prof Dari:  Kesinlikle.. Bu herkes tarafından söylenilen bir şey ve inkar edilemez. Buna ilave olarak, Maliki'nin Irak'taki Sünnilerin büyük bir kısmını ortadan kaldırma ya da en azından onları zulüm ve saldırılar karşısında susturarak boyun eğmelerini sağlamayı hedefleyen mezhepçi projesi ve Sünnilere karşı taşıdığı gizli bir kin duygusu var.

Cezire: Altı ilde Sünni nüfus ağırlıkta. Ancak; Enbar tek başına.. Sizin de belirttiğiniz gibi Enbar; Irak alimleri, müftüsü ve müftülük konseyinden aldığı fetvalarla devrime girdi. Devrim hareketine giren tek il Enbar mı ?

Prof Dari: Enbar bu hususta yalnız değil.. Başta Ninova olmak üzere, devrimin öncülüğüne artık tüm iller başladı. Bundan dolayı Maliki, Ninova'yı birkaç bölgeye bölerek, halkı devrimden uzak tutmak için bir girişimde bulundu. Ancak; Ninova halkının bu tip eylemlere aldanmamasını umuyoruz. Bu eylemler; Maliki'nin aslında ne kadar zor bir durumda olduğunu ve ordusunun aldığı ağır darbelerden dolayı ne yapacağını bilemediğini açıkça gözler önüne seriyor. Ayrıca; savunma bakanlığındaki bir asker, Irak ordusunun başarısız olabileceğini ifade etti.

Cezire: Irak başkan yardımcısı Tarık Haşimi; 10 Aralık'ta Hayat gazetesinde yayınladığı makalesinde; " Haklarını geri elde etmek için harekete geçen Sünnilerin silahlı devrimiyle karşı karşıyayız. Maliki'nin yaptığı ise kartları karıştırmak..  Ehli Sünnet önderleri; intifada, isyan ya da grev değil de " devrim" diyor bunun adına… " ifadelerini kullandı. Siz de Irak'taki bu harekete " devrim " diyorsunuz. Bugün Irak'ta gerçekleşenler, Maliki karşıtı bir devrim mi?

Prof Dari: Evet, Amerika işgalinin izlerinden , Maliki ve onun gibi Amerika uşaklarından, beraberinde sadece şer getiren bu siyasi süreçten kurtulmak için yapılan bir devrim. Evet, söz konusu olan bir halk devrimidir. Ancak bu devrim, Sünni bir devrim değil; bir Irak devrimidir. Sünniler tarafından gerçekleşse de hedefleri tüm Irak halkını, yapılan zulümlerden kurtarmaktır. Maliki'nin zulmü herkesi kapsıyor. Nitekim; sayıları %60 ile %70 nispetinde artan mazlum Şii vatandaşlar da var. Ancak birtakım otoritelere hissettikleri bağlılık duygusu, Şii sistemini değiştirmelerine mani oluyor. Yine de bu bağımlılık duygusu, eskisi gibi değil. Birçok Şii, yönetimin siyasilerin elinde olduğunun ve bu otoritelerin,işgal sonrası solcuların etkisinde olan hükümetler tarafından önlerine yığılan paraların bir neticesi olarak ortaya çıktıklarının farkında. Hepsi için aynı şeyi söyleyemem. Nitekim; karşılıklı iletişimde bulunduğumuz bu yönde olmayan, Maliki hükümetinin zulümlerine maruz kalan ve ev hapsi cezası alan birçok Irak otoritesi var.

Cezire: Devrimin ilan edilmesiyle önümüzde iki seçenek kalıyor. Ya senelerce sürse bile hedeflerini gerçekleştirecek ya da başarısızlıkla sonuçlanacak bir devrim..Maliki'ye karşı devrim ilan ettiğinizde Irak Ehli Sünneti' için yönetimin güç kullanılarak, zorla elde edileceğini düşündünüz mü?

Prof Dari: Sünni kesimin devrimden yana olduğuna ve bu devrimle kendilerini ifade edecek bir yönetimin doğacağına inanıyorum. Şimdi, önde gelen aşiret reislerini temsil eden sahadaki devrim konseyleri ve bu eylemi düzenleyen askeri konseyler mevcut. Maliki her ne yaparsa yapsın Allah'ın yardımı ile karşısında zaferle sonuçlanacak bir devrimin komutasını bu konseyler oluşturuyor. O,  engellemeye çalışsa da , Irak'ın içi ve dışındaki tüm medya araçlarını satın alsa da, bir oturumda yaptığı konuşmada " Bu teröristlere yardım eden tüm kanalları susturacağım!" diye haykırsa da, büyük bir kitle kendi aleyhinde devrim başlattı. Biz de şimdi ona diyoruz ki; sadece Sünniler değil, kuzeyden güneye tüm Iraklılar haklarını elde edinceye kadar Allah'ın yardımıyla bu devrim devam edecek. Çünkü Maliki, tüm Iraklılar için bir tehlike oldu. Şia'nın yanı sıra birçok kabile, otorite, Kürt kesimi ve onların hak ve özgürlükleri için de bir tehlike.

Şayet Maliki, savaşında galip olursa – Allah muhafaza-  düşmanlarını Şii caddelerinden tasfiye edecek. Akabinde Kürtlere yönelecek. O bugün, Irak ve Irak halkı için büyük bir tehlike. Bölgenin tamamı için büyük bir tehlike. Doğudaki ve batıdaki dostları için büyük bir tehlike. Çünkü o, terörün odağı, yapımcısı, öğretmeni ve merkezi oldu. Bağdat'ta askeri suikastları/cinayetleri gerçekleştiren mezhepçi milisleri resmen ve dolaylı şekilde destekliyor. Açık bir şekilde, suçu, suçluları ve terörü destekliyor. Yine, Suudi Arabistan sınırında artan sorunlardan dolayı, Suudi Arabistan'ı elinin altında hazıroldaki milisleriyle tehdit etti. Söz konusu mücrim milislerinin Müsenna ve diğer illerde eğitim kampları var. Bundan birkaç gün önce, Irak Hizbullah lideri (Vasik Battat9 ve diğerlerinin Suriye sınırına girip, zamanında yaptıkları boş sözlerde iddia ettiklerine göre; kendilerine ve inançlarına düşman olarak gördükleri Suudi Arabistan'a 6 ya da 7 Grad füzesi fırlattığını duydum.

Cezire: Sünni sokakların bu devrime tutunmalarının sebebi nedir?

Prof Dari: Enbar halkı devrimden yana. Maliki'den umudunu yitiren ya da ondan faydalanan insanlar olsa da, intifada hareketi başlatan Enbar ve diğer illerin sakinlerinin çoğunluğunu etkilemezler.

HEYET Net

 

369 total views, 1 views today

Leave a Comment