9 Nisan Cinayeti ve Iraklı Entelektüelin Tutumu

 

Dr. Müsenna ABDULLAH

Gasbedilmiş ve kaybolma yolunda olan bir vatana ağıt yağdırmaya ihtiyacımız yok. Çünkü bütün gerçekler, akli selim sahiplerince ve hakikatlara kulak verenlerce apaçık ortaya çıkmıştır. Uluslararası azgınlar, kendi kendilerinin işlediği potları, işgale katılanların kirli çamaşırlarını ortaya döktü. Irak’ı işgal etmek için öne sürdükleri bütün bahanelerin geçersiz olduğunu ilan ettiler.  Dolayısıyla da o işgal liderleri ayıplarını gizlemek için kendi vatandaşlarından köşe bucak saklanmaya başladılar. Bugün o çirkin suçun üzerinden 11 yıl geçmesine rağmen işledikleri cinayetin sonucu olarak dönme dolap gibi hala devam eden ölüm, her gün Iraklılarını canlarını almaya devam etmektedir.

Bazı münafıklar “Irak; işgalcilerin gölgesinde altın çağını yaşayacak ve süper ülkenin (ABD) şımarık çocuğu olacak. Amerika onu her gittiği yere götürecek, Irak halkı yemek kuponları yerine birinci sınıf gıda malzemesi içeren kolileri teslim alacak,  diğer zenginler gibi tatillerini Avrupa ülkeleri ve güneydoğu Asya’da yapacaklar” demişti. Hatta sarıklıların birisi (Şii din adamı) Bush’tan Irak’ı işgal etmesine karşılık burasını ABD’nin 51. eyalet olarak ilan etmesi yönündeki temennisini dile getirmişti. ABD’nin Irak Yöneticisi Paul Bremer bu olayı yazdığı anılarında zikretmiştir. Fakat söz konusu süper ülke, canilerin yaptığı gibi cinayetini işledikten sonra kaçtı ve bu ülkeyi Irak’ın en can düşmanı olan ülkeye (İran’a) sattı.

Hainler ve işbirlikçiler ise bizlere gerçekten altın bir fırsat sağladılar. Bunlar 11 yıl boyunca sahip oldukları mutlak yetkiler ışığında ne kadar cahil, ne kadar mezhepçi, ne kadar siyasal bilinçten yoksun, ne kadar mali ve idari yolsuzluklara bulaştıklarını gösterdiler. Ayrıca onlar (hain ve işbirlikçiler) birbirlerine karşı kin beslemekle ve derin anlaşmazlıklara girmekle ahlaki düzeylerini ortaya koyup her türlü erdemden uzak olduklarını ispatlamışlardır. Iraklıların çoğu bunların acısını çekip cahilliklerinin ve kinlerinin ateşiyle dağlanmışsa da bazıları mezhepçi temellere dayanarak şimdiye kadar kadar hala bu yönetimi savunmakta ve “kendi mezhebimden olduğu için bu liderin gölgesinde toprak yemeye hazırım” şeklinde laflar etmektedirler.

Mezhepçi bir aşiret reisi, mezhepçi bir din adamını veya mezhepçi bir lideri eleştiren bir makale yayınlayan internet sitelerine ve bloglara baktığınızda, buralarda yapılan yorumlardan mezhepsel kinin boyutlarını anlarsınız. Bu da mezhepçilik sıtmasının sadece sıradan vatandaşlara değil entelektüel ve aydın kitle sayılan insanlara da nasıl bulaştığını ortaya koymaktadır. Mezhepçi yazı yazarak, karşı taraftakilere küfür etmek, kendi mezhebinden bir liderin cinayetlerini zafer ve kahramanlık olarak nitelendirmek gibi şeylerin şöhret arayan bir yazar için kestirme bir yol  olması tuhaf değil mi? Çoğunun bu yazarı alkışlaması tuhaf değil mi?    

Öyleyse biz bugün Irak’ın sosyal dokusunu, birlikteliğini tehdit eden bir kültürel nüfuzla karşı karşıyayız. Gerçi bu nüfuz henüz dikey düzeye geçmeden toplum arasında yatay bir seyirde devam etmektedir. Fakat petrol gelirini elinde tutan, yasaları kendi kontrolünde çıkaran ve belli bir mezhebi hakim kılmaya çalışan mezhepçi bir yönetimin iktidarda kalması gün geçtikçe karşısında farklı tepkilere neden olmaktadır. Irak’ın varlığını tehdit eden bu duruma bir reaksiyon olarak karşı mezhepten kesimler mezhep temelli bölgelerin kurulması için seslerini yükseltecek ve bazılarınca destek görecektir.

Bir vatan toprağı ve halk olarak Irak’ın yaşadıklarının sorumluluğunu işgalcilere ve işbirlikçilerine yüklemek tartışma kabul etmeyen bir gerçektir. Ancak bizlerin bunu, yolun sonu olarak kabul etmememiz lazım. Ülkesini ve gelecek kuşakları felaketten kurtarmak için her vatandaşın üstlenebilecek rolü hayata geçirmesi gerekir. Gerçi Irak Direnişi, 9 Nisan 2003 tarihinden beri karşı koyma bayrağını taşıma şerefini kazanmıştır. Buna karşın Iraklı entelektüelin rolü bugüne kadar böyle bir kahramanlık düzeyine ulaşmamıştır. Çünkü kültürün siyasallaştırılması ülkedeki birlik-beraberliği böldü.  Yazarların, uydu kanallarının ve internetteki blogların çoğu, mal ve koltuk için iktidar ve iktidar partilerinin kiralık sesi oldu. Diğerleri  ise ona buna boyun eğmedirler, lakin mevcut yönetimin tahrip edici siyasetine karşı tek ses olup ona karşı gelmekte de aciz kaldılar. Örneğin iki sene önce Iraklı entelektüel iki ayrı grup Londra’da bir protesto eylemi düzenledi. Ne yazık ki, grubun biri caddenin diğer tarafında duran birinci grubun eyleminin bitmesini bekliyordu. Ki o bitince kendi eylemini başlatacaktı!

Siyasi sürece karşı çıkan Iraklı muhaliflerin yurtdışında düzenledikleri konferanslar bile tartışma konusu ve görüş ayrılıklarına neden olmuştur. Çünkü katılım davetiyeleri milli idealler, ilkeler yerine dar çerçeveli şahsi ve partizan çerçevede hazırlanmıştır. Söz konusu konferansların bir kısmı için büyük propagandalar yapılmıştı ancak bunlar  sona erer ermez zikredilebilecek bir şey ortaya koymadan bitmiştir.

Günlük hayatta ezilen, onuru ile çocuklarının geleceklerini kaybeden Iraklıların, yolunu bulabilmesi için karmaşık çizgiler yerine Irakçılık ve mezhepçilikten uzak bir tutum ve samimi sözlere ihtiyacı vardır. Irak halkının kendisine hiçbir faydası olmadan düzenlenip sona eren konferanslara ihtiyacı yoktur. Bu tip konferanslara harcanan yeme içme maliyetini Iraklı çocukları destekleyen fonlara veya Iraklı vatandaşın halini düzeltecek bir işe tahsis edilmesi daha faydalı olmaz mı? Çocuğuna yardım yapılan aile, bu yardımın kimin tarafından yapıldığını sormaz mı? Yapanı öğrendiğinde o tarafın tezine kulak verir ve böylece kendisine bunları reva gören yönetime karşıtlığı gittikçe artmaz mı? Acıklı bir hayat yaşayan hangi Iraklı, sadece iyi hitabe eden; etkili bir işten ve yaratıcı üsluptan yoksun seslere kulak verebilir? Evet, sözün işgal edilmiş ülkelerde kat kat etkisi vardır ama o söz eğer direniş adına yapılıyorsa etkili olur. Aksi halde entelektüelleri dağınık olup en basit bir ortak nokta buluşmazlarsa o söz “zehirleme” faktörüne dönüşür. Bu durum da ülkedeki safları bozacak kadar politik ve düşünsel bölünmüşlüğe neden olur.

 

 

BU MAKALE HEYET.NET SİTESİ İÇİN ÖZEL ÇEVRİLMİŞTİR

ARAPÇASI İÇİN LÜTFEN TIKLAYIN

 

442 total views, 1 views today

Leave a Comment