RAPOR- “siyaset şizofrenisi”

RAPOR- İşgalci Elçiliğin Evrakları ile Irak’ı ve Egemenliğini Koruma İddiaları Arasında Kurulmuş Hükümetlerin Siyaset Şizofrenisi Irak hükümeti ve onun dini mercisi, daha önce bizzat Irak hükümeti cumhurbaşkanının talebi üzerine resmi bir anlaşma sonucu Irak’ta bulunan bir grup Türk asker ve müsteşarın varlığına şuanda köpürüyor. Onların varlığından dolayı cumhurbaşkanı, bir yandan tehditler savuruyorken öte yandan Türkiye hükümetine mühlet veriyor. Türkiye hükümetine tanınan süre sona erince de Güvenlik Meclisi’ne yöneliyor ve sonuç olarak Güvenlik Meclisi tarafından çağrısına herhangi bir cevap gelmiyor. İki hükümet arasında yaşanan ilk gerginlik anlarında televizyon kanalında konuya dair açıklama yapan Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şu ifadeleri kullandı: “Irak Başbakanı Haydal el Abadi, 2014 yılında Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştirdi. Bizlerden Irak ordusu birliklerini eğitmemiz için yardım talep etti. Bu nedenle bizler Ninova bölgesinde yer alan Başika’da bir eğitim kampı kurduk. Başika askeri eğitim kampını daha güçlü kılmak için askeri eğitmenlerimizin sayısını çoğalttık. Tarafımızdan gönderilen bu kuvvetler savaşçı kuvvetler değil, aksine sadece eğitmenlerdir.” Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Haydar el Abadi şuanda sorması gerekiyor; Başika eğitim kampının kurulması tamamlandığı zaman neredeydi, geçtiğimiz süre boyunca neden herhangi bir açıklama yapmadı? Şuanda bölgede yaşanan bazı gelişmeler nedeniyle bu anlaşmayı kabul etmeyen olarak karşımıza çıktı.” Buna mukabil olarak Irak hükümeti, Türk askerlerinin Başika’dan çekilmesine yönelik Ankara’ya yönelttikleri isteklerine sıkı sıkıya tutundular. Türk yetkililerle görüşüldükten sonra El Abadi’nin bürosundan yayınlanan resmi bir açıklamada, iki hükümet arasında yaşanan krizin Türk kuvvetlerinin tamamının Irak topraklarından çekilmesiyle çözüleceği vurgulanıyordu. O sıralarda Iraklı yetkililer Türk kuvvetlerin Irak’taki varlığını protesto ederek şikayetleri Ulusal Güvenlik Meclisi’ne yönlendirdiler. Öte yandan hükümetin dini mercisi olan Ali Sistani, “Irak’ta şuanda mevcut hükümet ülkenin egemenliğini korumakla sorumlu olduğu gibi egemenliği ihlal eden hiçbir kuvvete müsamahalı davranmamalıdır” açıklamasında bulundu. Es Sadr grubunun lideri Mukteda es Sadr ise yaptığı açıklamasında, Türk askerlerinin varlığını işgal olarak nitelendirirken taraflar görevlerini yapmadığı takdirde bu müdahaleye karşı koyacaklarını vurguladı. Bütün bu yaşanan gerginliğe baktığımız takdirde peşi sıra soru işareti koyacağımız onlarca soru karşımıza çıkmaktadır. Bunlar; Şuan ki siyasetçilerin işgalci tanklarının arkasından gelmeleri, Amerika elçiliğinin kulisleri ile hükümetin oluşturulması, işgalcilerin müdahalesine karşı 200 milyon dolar rüşvet karşılığında Sistani’nin susması, -bunu Paul Bremer “My Year in Iraq” dile getirdiği gibi bütün medya bunu dile getirmiştir-, sonra Kasim Süleymani’nin Irak topraklarında bulunması, fiillerinden hiçbir rahatsızlık duymadan güvenlik yetkililerinin boyun eğdirilmesi, İranlı kuvvetlerin sınır noktalarına saldırması, Irak topraklarına hiçbir açıklama yapmadan, sayılarını ve milliyetlerini belirtmeden giriş yapmaları, uyuşturucu kaçakçılığı yapmaları, silahlı elemanlarının Irak bölgesine girmesi ve hatta caddelere inmesi… Cumhurbaşkanı Erdoğan bazı devletlerin mevcut siyasetlerinin mezhep üzerine bina edildiğine işaret etmek için dönüş yaptı ve şu açıklamalarda bulundu: “Maalesef üzülerek Irak ve İran arasında gerçekleşen yardımlaşmanın mezhep olgusu üzerinde olduğunu belirtiyoruz. Bu yardımlaşma aynı şekilde Suriye’de de kendini göstermektedir. Bizler Irak rejiminin adaletli bir sistem üzerine inşa edildiğini göremiyoruz. Bu tutumları, Irak halkından büyük bir kesimi endişeye sevk ediyor.” Suriye’de yaşanan çatışmanın hakikati mezhep olgusu üzerine kurulmuştur. Peki Arap, Türkmen ve Kürt sünnilerin Irak’ta akıbetleri ne olacak?  Bu insanların tamamı kendilerini savunmak için kendilerini eğitecek, yetiştirecek kişilere ihtiyaç duymaktadır. Erdoğan, Başika eğitim kampından askerlerini çekmeyeceklerini ve askerleri korumak amaçlı Başika kampında asker sayılarını çoğaltacaklarını bir kez daha yeniledi. Türk askerlerinin sayısının sürekli arttığı yönünde haberler gerçeği yansıtmamaktadır. Türkiye hükümeti, kendilerini tehdit eden örgütlerin tehlikelerini bilmek için gerekli tedbirleri alacaklarını vurguladı. Bu sıralarda Iraklı siviller, elektrik olmadığı için veya evlerinden çıkmaya güçleri olmadıkları için erkenden evlerine kapandılar. Kendilerini tehlikeye atmamak için evlerinden çıkmaya ihtiyaç duymuyorlar. Nitekim caddeler milisler dolu iken patlamalarda ilacı olmayan hastalığa dönüşmüş durumda. Vatandaşların ekonomik durumu, en zayıf halleri oldu. Irak’ta yaşanan her olay bu sıkıntıyı daha açmaz bir hale sokuyor. Sanki evlerinde iki duvar arasında hapisteler, ülkeyi kim yönetiyor ve nasıl yönetiyor bilmiyorlar.

212 total views, 1 views today

Leave a Comment