İmtihanlar ve Cezalar Arasında!

                                                                                                                                                                                                                                                       Dr. Casim Eş-Şemmeri

Iraklıların bugün büyük sıkıntılar sarmalında olduğu inkâr edilmez bir gerçektir. Tabi Iraklıların imtihan olduğu bu sıkıntılar bir anda karşı karşıya kalınan problemler değildir. Aksine bu durum zayıf ve kötü uzun senelerin enkazıdır. Irak bir beladan bir belaya bir imtihandan diğer bir imtihana doğru yol alırken en büyük bela olan 2003 yılında işgal imtihanıyla karşı karşıya kalmış ve yıkımlar onu bulmuştur.

Bu belalar ve felaketler bazı akiller tarafından rabbani cezalar olarak yorumlanırken bazıları bunları rabbani imtihanlar olarak görmektedir. Üçüncü kesim olarak belirteceğimiz diğer bir grup ise Irak’ın bu sıkıntılar sarmalına düşmesinin başlıca sebebinin; uluslararası entrikaların, Irak’ı bölge ve ortadoğu siyaset denkleminden tasfiye etmek olarak görmektedir. Özellikle Irak’ın parçalanması ve bölünmesi… Dördüncü kesime değinecek olursak; bu kimseler, bazı bölge halkının kardeşlerine karşı işgalin yanında yer alması sonucu ülkenin tabiatının bir neticesi olarak yorumluyorlar bu sıkıntıları. Irak problemi karşısında görüşler işte bu şekilde değişiklik arz etmektedir.

Dr. Abdulmelik Sadi ile gerçekleştirilen basın toplantısında kendisine Irak’ta yaşananların bir ceza mı yoksa imtihan mı olduğunu sorma imkanı yakalamıştım. Benim bu soruma karşılık Şeyh şöyle cevap verdi: “Irak’ta yaşananlar hem ceza hem de imtihandır. Irak’ın toprakları, hürriyeti, birliği ve selameti için çabalayan, hırslı olan şerefli Irak vatandaşları için bir imtihandır. Hak yoldan sapan, hiçbir insani ve İslami bir değere sahip olmayan kimseler için ise bir cezadır. Yine ülkesini, halkını ve evlatlarını satmak karşılığında olsa dahi tek derdi koltuk, makam ve mevki olan, para peşinde koşan, prestij arayan siyasetçiler için bir cezadır.”

İmtihan ve ceza olması yönüne bakılmaksızın Irak’ta bugün yaşanan sorunların aşağıda zikredeceğim maddeler dikkate alındığı takdirde kurtulma imkânı sağlayacaktır;

– Şuan ki süreçte zorunlu bir ihtiyaç olarak toplumun omuz omuza vermesi. Toplumun bünyesinde büyük toplumsal çatlakların vuku bulmasını hedefleyen hızlı çabalara ve Irak’ın düşmanlarının tamahlarının ve savaş hedeflerinin gerçekleşmesine katkı sağlamak için gösterilen bu çabalara teslim olmayı hedefleyen aydınlatmaya rağmen toplumun omuz omuza vermesi gerekmektedir.

– Ülkede yaşanan olayların hakikatini açıklamak için toplu çalışmalar yapmak. Bu çalışmalar ülke dışında yaşayan bütün Iraklıları ve tecrübe sahibi yetenekli kimseleri birinci dereceden kapsaması gerekmektedir.

Bu çalışmalar, Irak’ı sarmalayan entrikaların boyutlarını ortaya çıkarmayı hedeflemelidir. Bu hakikati ortaya çıkarmak için askeri kanatların basın açıklamalarına katkı sağlaması önemlidir. Aynı şekilde hukukçular, öğretmenler, tüccarlar, çiftçiler, iş adamları gibi toplumun bütün sınıflarının bu hakikati bütün dünyaya gösterebilmek için tek bir ağ etrafında toplanarak hareket etmeleri gerekmektedir. Ayrıca bu sınırların askeri ve sivil bütün hayat alanlarında Irak’a isabet eden bu çürümüşlüğün boyutunu gözler önüne sermeleri ihmal edilmeyecek bir husustur.

– Facebook, Twitter ve Telegram gibi sosyal iletişim araçlarından faydalanarak Irak’a isabet eden çürümüşlüğün ve yıkımların portresini yaymak ve Irak’a isabet eden maddi ve manevi yıkımların durdurulmasına katkı sağlamaları için uluslararası toplumlara çağrıda bulunmak.

– Geçmişe bakıp ağlayıp sızlanmayı bir kenara koymak. Nitekim özgür halklar tökezlerler ancak ölmezler. Hiçbir ümmet veya hiçbir halk yoktur ki bizim şuanda yaşadığımız sürecin benzerini yaşamamış olsun. Özgür halkların tökezledikten sonra ikinci bir defa nasıl ayaklandığını ve imtiyaz sahibi devletler arasına nasıl girdiğini gördüysek biz Iraklılar işte bu şekilde tekrar ayaklanıp dirileceğiz. Ülkeyi hayırlarla dolu eski pozisyonuna döndürmeye doğru çalışmalar yapmak için geçmişi bir sebep olarak kullanmamız gerekmektedir. Yakın ve uzak geçmişi emellerimizi yıkmak için bir sebep olarak kullanmaktan uzak durmalıyız. Aksine inşa ve ıslah için kullanmalıyız geçmişi.

– Irak’ın dışında yardım beklentilerine son vermek. Harici yardım kapılarını açmak için dahili çabaları kapı olarak kullanmamız gerekmektedir. Nitekim “Derinden kaşınan şey tırnağın gibidir” hikmetli bir söz aktarılmaktadır. Buna ek olarak kanayan Iraklı evlatlarının dışında hakiki bir ihtimamın tasavvur edilmeyeceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Değişim için omuz omuza vermemiz gerekmektedir. Bu şekilde davrandığımız takdirde dünyada bir çok özgür insanın yanımızda yer aldığını göreceğiz. Çünkü bu kimseler birlik güçlerine hürmet edip saygı göstermekte oldukları gibi parça parça zayıf kimselere kayıtsız kalmaktadırlar. Ülkeyi tekrar inşa etme yolunda yitirdiğimiz şeyleri omuz omuza vermemiz arasında bir sır gibi saklayalım.

İşte bunlar Irak’ta yaşanan bunca sıkıntıya, acıya, ümitsizliğe, yıkımlara,  katliamlara, gözaltlarına, göç dalgalarına, mezhepçi politikalara rağmen Irak’ı tekrar inşa etmemiz için kullanılması gereken önemli kerpiçlerdir.

Dertlerin, sıkıntıların ve acıların artmasına rağmen ruh ve fikirle dolu umutlar kalmaya devam ediyor.

 

Bu makale özel olarak HEYET Net©  için tercüme edilmiştir.

 

Orijinal Arapçası için TIKLAYIN

473 total views, 1 views today

Leave a Comment