Cesaret ve Prensipli Duruş Abidesi Şeyh Haris Ed-Dari, Hakkı Haykırdı Batılı Susturdu

Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır: “Müminler içinde Allah'a verdikleri sözde duran nice erler var. İşte onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir. Çünkü Allah sadâkat gösterenleri sadâkatları sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara -dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.

Şeyh Haris Süleyman Ed-Dari (rahimehullah)’ın nazarında son derece etkili bir şiir beyiti ile başlamamız, bizim için daha uygun olacak. Bu beyit, Şeyh (rahimehullah)’ın okuduğu kitabın arasında duran bir kağıt parçasında yazılı olarak bulunmuştur. Şiir, Abdurrezzak Abdulvahid adlı Iraklı şaire aittir. Şöyle demektedir: “İnsanlara güç yettirdikleri şeyler ağır geldi, yükler hafiflik kazandıkça yol aldı insanlar.” Bu beyit dünyadan el etek çekmenin bir yorumuydu. Aynı şiirin devamında şunlara da yer verilmişti: “Her şey hızlı bir şekilde akıp gidiyor, Ancak kahramanların hatıraları geride kalıyor.” İşte biz, kahramanların duruşlarını anıyoruz.

Allah (azze ve celle)’nin izin verdiği sınırları aşmadan bütün acı ve hüzünlerle özgürlükçü Iraklılar, Arap ve İslam ümmetlerin evlatları, hastalık nedeniyle İstanbul’da 74 yaşındayken 10 Mart 2015 tarihinde hayatını kaybeden Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin eski Genel Sekreteri Şeyh Mücahit Dr. Haris Süleyman Ed-Dari (rahimehullah)’ın vefatının birinci yıldönümü münasebetiyle Şeyh Ed-Dari’yi özlem ve minnet ile andı.

Geçen sene bugün, yaralı Irak’ı ve mazlum halkını savunmak için şeref ve adanmışlık kılıcını çeken bu kahraman Allah (azze ve celle)’nin iradesi ile hakka yürüdü. Amerika’nın liderliğini yaptığı Irak işgalinin ilk gününden bu yana Şeyh Ed-Dari (rahimehullah)’ın işgalcilerle anlaşma yaptığı, herhangi bir pazarlığa tutuştuğu veyahut işgale karşı tutunduğu prensiplerden taviz verdiği görülmediği gibi bilinmemektedir. Ki bu prensipler, birbirini takip eden işgalci hükümetlerin büyük dağa ulaşmak için yaptıkları çirkin desiseler, entrikalar ve tehditlerin tamamına karşı meydan okuyan güvenli prensiplerdi.

2003 yılında Amerika işgalinin başlamasıyla Şeyh Ed-Dari (rahimehullah)’ın kurduğu Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliğinin harekete geçmesi çerçevesinde HEYET, işgale ve Paul Bremer’in mezhepçi dinamikler üzerine tesis ettiği siyasi çalışmalara karşı en önemli kuvvet olarak karşımıza çıktığı gibi en fazla fedakarlık gösteren bir yapıdır. Aynı şekilde Irak’ın mezhepçi ve asabiyet eksenli devletlere bölmeyi hedefleyen bölgesel projelere karşı HEYET dimdik durmuş ve bunun kabul edilemeyeceğini belirtmiştir.

2005 yılında Kasım ayının ortalarında Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen El-Vifak (uzlaşma) toplantısında tarihi konuşma yapan Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah), Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerinin 19 Mart 2003 yılında Irak’a karşı işlediği kanuni ve fiili hareketini, bağımsız,  egemenliği olan ve aynı zamanda Birleşmiş Milletlerin bir üyesi olan bir devlete işgal diye vasıflandırdı.

Bu bağlamda HEYET’in eski Genel Sekreteri Şeyh Dr. Haris Ed-Dari (rahimehullah) şu ifadeleri kullandı: “İşgalin varlığı karşısında bizim ona karşı direniş göstermemizden, bu direnişte, Irak halkından siyasetçilerin, mütefekkirlerin, genç grupların, ileri gelenlerin, kabile reislerinin, iş adamlarının ve diğerlerinin bir pay sahibi olmasından daha doğal bir durum yoktur. Her ne zaman işgalin zulmü ivme kazandıysa bu direnişe yardım ve destekler daha fazlalaştı.” Iraklıların saygınlık noktasında acı veren bir yarayı hissettiklerini, Ebu Garib faciasından, Musahf-ı Şerifin hedef alınmasından, mescitlere saldırı düzenlenmesinden, Felluce ve Necef destanından, kadınların tutuklanmasından ve diğer vahşi suçlardan sonra işgalci kuvvetlere karşı bir direnişin başlatılmasından ve onların ülkeden çıkartılmasından başka bir yol kalmadığını açıkladı.

Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen toplantıda Şeyh Ed-Dari (rahimehullah), Irak’ın meşru direnişine kayıtsız kalmak, sorunu çözmeksizin engel olmak, işleri iyice karmaşık bir hale sokmak mağrurluktan başka bir şey olmadığına dikkat çekti. Bazılarının işlerin iyice karmaşık bir hal alması için çabaladığını, Irak sahasında mücadele eden silahlı grupların bazı davranışlarına bakıp bunun terör olduğunu, bunların hududa sızan ajanlar olduğunu iddia ettiklerini vurguladı.

2012 yılının Nisan ayında Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah), totaliter ve mağrur olarak nitelendirdiği Nuri Maliki hükümetine karşı Iraklı halkı, barışçıl halk devrimine çağırdı. Şeyh Ed-Dari (rahimehullah), Nuri Maliki’yi, bir partinin, bir mezhebin ve bir şahsın devleti inşa etmeye çabalamakla suçladı. Ekonomik ve idari fesadı afetinin yayıldığını, Iraklılarda işsizlik oranının çok fazla yükseldiğini, geçim seviyesinin ulaşılamayacak bir dereceye ulaştığını, hükümete ait cezaevlerinin masum insanlarla dolduğunu, hükümet birimlerinin ve mezhepçi milislerin gelişi güzel tutuklamalar yaptığını, masum insanları idama mahkum ettiklerini ve halkı göçe zorladıklarını vurguladı. Aynı şekilde açıklamasında Amerika ve İran’ın Irak’taki devam eden hegemonyasının sonuçlarından sakındırdı.

Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah)’ın işgalcilerle anlaşma yaptığı, pazarlığa tutuştuğu veya ikili oynadığı söz konusu bile değildir. O her zaman Irak’ın düşmanlarının gözünde bir diken olarak durmuştur. Özellikle Mecusi Farisilerin, onlara yardım edenlerin, Irak’ın içişlerine müdahale etmeyi ve planlarını Irak üzerinde gerçekleştirmek için onlara destek çıkanların… Şeyh Ed-Dari (rahimehullah), İranlı Muhammed Ali Tushiri ile görüştüğü sırada şu sözlerle ona kuvvetli bir tokat indirmiştir: “Sen, çeşitli yöntemleri kullanarak Irak’ta mezhepçilik fitnesinin alevlendiren kimsesin. Sizin istihbaratınızın bu noktada emeği gerçekten çok büyük. İran istihbaratı, Samarra’da askeri istirahat yerini bizzat havaya uçuran kişilerdir. Bu noktada bizzat hükümetinizin kayıtlarında kesin ve resmi bilgiler bulunmaktadır.” Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah) dile getirdiği bu gerçek karşısında Tushiri susmaktan başka bir şey yapamadı.

İşgal başladığından bu yana Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah), oturumlar düzenlemeyi sürdürdü, siyasi toplantılara katılım gösterdi, gazetelere röportajlar verdi. Ki etkileşime geçtiği bütün oturum, konferans ve gazetelerde işgalcilere karşı direnişe, değerli Iraklı halkın katılım göstermesi, Iraklı halkın gücü üzerinde hegemonya kurmayı ve başta petrol olmak üzere zenginliklerini gasp etmeyi hedefleyen emperyalist projeleri boşa çıkarmaya destek vermeleri bilincini uyandırdı.

Birçok büyük alim, Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah)’ın İslam’ı güzel bir şekilde anlayanların öncüsü olduğuna şahitlik etti. O, kin ve nefretin kendi kodlarında taşıyan grupçuluğu ve mutaassıp mezhepçiliği sonuna kadar reddetti. O, hakları geri almakta, hayrı yaymakta, ıslah ve reformda, ilk davetçilerdendi. Aynı şekilde Kuran ve Sünnetten uzak durarak dini tahrif etmeye çalışan kimselerle mücadele etmede, bütün ümmeti rabbani bir menhece sevk edecek bütün davet çalışmalarda ön sırada yer alan bir isimdi.

Şeyh Haris Süleyman Ed-Dari (rahimehullah) sadece Irak’ın problemleri ile meşgul olmadı. Aksine o, Arapların ve Müslümanların karşı karşıya geldiği problemlerle ve krizlerle ilgilenmeye çalıştı ve buna önem gösterdi. Arap İslam ümmetinin problemleri karşısında hafife alınmayacak önemli katkıları bulunmaktadır. Bunların başında Filistin problemi gelse de Suriye, Libya, Yemen ve diğer ülkelerde yaşanan krizlere karşı katkıları da bundan alta kalır değildir. Meşru haklarını geri almak ve özgürlüğünü elde etmek için halkların girdiği bütün adil davalar karşısında Şeyh Ed-Dari (rahimehullah)’ın açık izleri bulunmaktadır.

Yine Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah)’ın Arabi olsun küresel olsun çıktığı her minberde Iraklıların düşmanı yok edecek zaferine vurgu yaparak hakkı haykırdı. Batıl karşısında susan, işgalcilere ve onların zelil kuklalarına karşı dostluk yolunu tercih edenleri sert bir dille uyardı. Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin hitabı, işgalin yok olması, işgalle beraber gelen her şeyin ve bu hükümetlerde yetkili makamlarını kapanlardan her birinin uzaklaştırılması zarureti üzerine bina edilmiş prensipli bir hitap olarak devam etmektedir. Aynı şekilde istediğini seçme hakkı bulunan Iraklı halka bütün işleri devretmek için bir ön hazırlık olarak devam etmektedir. İşte bu nedenlerden dolayı Şeyh Ed-Dari (rahimehullah) cihat için ve Arap ve İslam tarihinde işgalcilerle mücadele için gerekli bütün ön hazırlıkları yaptıktan sonra direniş yolunu tercih etti.

1941 yılında dünyaya gelen Şeyh Haris Ed-Dari (rahimehullah)’ın ilk eğitimine medreseye giderek Kuran ezberi ile başladı. Daha sonra dini okula giden Ed-Dari (rahimehullah), lise diplomasını burada aldı. 1963 yılında Mısır’a gidip Ezher Üniversitesinde eğitimine devam etti. Usulud Din, Hadis ve Tefsir fakültesinde lisans diplomasını alan Ed-Dari, 1969’da yüksek lisansını tamamladı. Daha sonra hadis bölümüne kaydını yaptırarak 1971 yılında yüksek lisansını tamamladı. 1978 yılında ise hadis ilimlerinde doktora yaptı.

Irak’a döndükten sonra Bağdat Üniversitesinde önce asistan sonra müderris daha sonra öğretim görevlisi olarak göreve başlamadan önce Vakıflar Bakanlığında müfettiş olarak görev yaptı. Yaklaşık üniversite eğitimi yaklaşık 32 sene sürdü. Aynı şekilde birçok Arap Üniversitesinde görev yaptı. Bunlar başında Ürdün’de Yermuk Üniversitesi, Birleşik Arap Emirliği’nde Acman Üniversitesi, Arap İslam Çalışmalar Üniversitesi bulunmaktadır. Amerika’nın Irak işgali başladıktan sonra 2003 Temmuz aynın başlarında Irak’a döndü.

Gerek doğuda olsun gerek batıda Iraklılar, Araplar ve Müslümanlar Şeyh Haris Ed-Dari’nin vatanı duruşuyla övünmekten ve iftihar etmekten biran olsun geri durmayacaklar. Ki onun bu duruşunu tarih, altın harflerle yazacak. Özellikle onun eğilmek bilmeyen ve tereddüt etmeyen dağ gibi dinçliği temsil eden yönünü yazacak. Çünkü Şeyh (rahimehullah)’ın vatani olarak miras bıraktığı şey, hegemonya altına girmenin bütün şekillerine başkaldıran projeye, ümmet için bir senet olmaya, birliği sağlamaya götürmek için Irak’ı bu krizden kurtarmayı hedefleyen kapsamlı proje ekseninde safları birleştirmek için çabalayan vatani kuvvetlere dürtü olmanın garantisini vermektedir. Şeyh (rahimehullah), halkı sevmede, onların özgürlüğü, saygınlığı ve egemenliği için mücadele vermede nadir bir örnekti. Hiç şüphesiz merhum Şerefleri kimselerin tamamının ve vatanı için fedakar davranan kimselerin iftihar duyduğu Şeyh Ed-Dari’nin ölümü, ümmet, Arap ve İslam ümmeti ve Irak için büyük bir kayıptır. 

 

HEYET Net

621 total views, 1 views today

Leave a Comment