(1176 Nolu Açıklama) Salahuddin Muhafazasına Bağlı Beled Kazasında Toplumsal Barış Vesikası Hakkında Açıklama

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreterliği, Salahuddin muhafazasında yer alan Beled kazasında toplumsal barış adlı vesika hakkında bir açıklama yayınladı. Irak Müslüman Alimler Heyeti tarafından yayınlanan açıklamanın metni şöyle;

(1176 Nolu Açıklama) Salahuddin Muhafazasına Bağlı Beled Kazasında Toplumsal Barış Vesikası Hakkında Açıklama

Hamd alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

Her geçen gün Irak’ın toplumsal dokusunu hedef alan Tefkik (Dağıtma) dizisi, yeni bölümleriyle kendini belli ediyor ve birçok muhafazada demografik yapıyla oynamayı istediğini ortaya koyuyor. Söz konusu dizi son sezonunda, Yesrib nahiyesindeki aşiretlere Barış vesikasını dayatma çabalarından doğan olayları ve Toplumsal Barış Vesikası olarak adlandırılan belgenin imzalandığının duyurusunu işlemişti. Ki bu belge, hükümet liderlerinin katılım gösterdiği basın toplantısında kamuoyuna duyurulmuştu.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, bu vesikaya yönelik aşağıda maddeler halinde zikredilecek mülahazaları uygun görmektedir:

Birincisi: Vesika maddeleri, beklendiği, yayıldığı ve arzulandığı gibi Beled mıntıkası ile Yesrib mıntıkasın arasında ittifak edilen maddeler değil. Bu ancak bir kesimin taleplerinin içeren bir vesikadır. Zaten vesikanın “Beled Şehrinin En Önemli İstekleri Vesikası” adını taşıması da buna açık bir şekilde delalet etmektedir.

İkincisi: Vesika, Yesrib mıntıkasında yaşayan aşiretleri, geçmiş senelerde mıntıkalarda yaşanan şeylerle suçlamakta ve bunlara ceza getirilmesini talep etmektedir. Bu taleplerden biride; “Önce kaçırılıp daha sonra öldürülen şehri halkından mağdurlara ve şehitlere ait cesetlerin ve ceset kalıntılarının teslim” edilmesidir. Bununla beraber, suçlama, hatalı görme istekleri şöyle dursun olayın söz konusu mıntıka halkı ve aşiretler ile hiçbir alakası yoktur.

Üçüncüsü: Bu vesikayı hazırlayanlar demografik yapıyı ve bazı mıntıkaların idari şeklinin değiştirme hedefini gerçekleştirme, söz konusu mıntıkaları kesip başka mıntıkalara dahil etme peşindeler. Salahuddin bölgesinde Haşdi Şabi milislerinin hükümet müesseselerine yönelik baskıları bir araç olarak kullanılmış ve söz konusu müesseseler onların bu baskılarına yanıt vermiştir. Düzenlenen basın toplantısında bu vurgulanmış, muhafaza dairelerinin, Beled kazası dairelerinin ve Haşdi Şabi milislerinin arasında mevcut vesikalar ve konuşmalar bunu açığa çıkartmıştır. İşte bu, devlet ve kanun otoritesinin olmadığını gösterdiği gibi bu milislerin bilfiil hakim güç olduğunu ve kanunun üstünde bulunduğunu ortaya koymaktadır.

Dördüncüsü: Vesika,  Yesrib aşiretlerinden Beled şehrinde ölenlerin diyetlerini ödemesini talep ediyor. Şehir halkına zarar veren terör suçları işlendiği delil olarak kullanılıyor. Oysa bu hiçbir delil yokken bölge aşiretlerin toplu bir şekilde suçlanmasıdır. Şeri ve kanuni bütün maddelere aykırı olduğu gibi bizzat aşiretleri kınamak için açık bir çabadır.

Beşincisi: Vesika, toprakları etkisiz hale getirmeye ve terör bahanesiyle o toprakların askeri mıntıkalara dönüştürülmesine çağırıyor. Tıpkı Tel Zeheb mıntıkası gibi. Diğer toprakların müsadere edilmesine ve sahiplerinden veya mirasçılarından ya da yakınlarından veyahut aşiretlerinden haksız bir şekilde zorla alınmaya davet ediliyor. Aslında buradaki maksat, bu mıntıkaların asli vatandaşlarından boşaltılması ve başkalarının onların yerine koyulmasıdır.

Altıncısı: Milisler ve Haşdi Şabi’nin yaptıklarına, vatandaşlar hakkında işledikleri ihlallere ve vatandaşlara yönelik cinayet, kaçırma, tutuklama, mallarını çalma, evlerini yakma, topraklarını yok etme gibi işledikleri suçlara göz yumuluyor. Aynı şekilde mallara el koyduktan sonra yakarak ve tamamıyla yok ederek vatandaşlara, topraklarına ve mallarına birçok bölgede verdiği zararlara kayıtsız kalınıyor. Bu mıntıkalar vesikada zikredilen mıntıkalardır. Özellikle 11 Nolu El-Keşkeriyye mıntıkası. Söz konusu vatandaşların şeri ve kanunun kendisine kefil olduğu şahsi hakları ayaklar altına alınıyor.

Yedincisi: 2003 yılından beri Beled şehrine karşı işlenen suçların günahının aşiretlere yüklenmesi. Meydana geldiği zaman suçlanan bir tarafın olmaması şöyle dursun bu istek aşiretlerin sorumluluğunun dışındadır ve kendine has şartları bulunmaktadır. Bu, isteğin içini boşalttığı gibi bunun, Beled şehri çevresinde yer alan mıntıkalarda birçok halka karşı kullanılan zalim bir istek ve ölçüsüz bir suçlama olduğunu ortaya çıkarıyor.

Sekizincisi: Haklarında, toprakları ve malları hakkında işlenen suçlara karşı davaların kaldırılmasına yönelik Milislerin ve Haşdi Şabi’nin fiilleriyle zarar görmüş aşiretlerin mahrumiyeti… ve bu davaların başlangıçta hileli davalar olarak sayılması… Bu vesikanın 11 nolu fıkrası çerçevesinde gerçekleşmektedir; Milislere, Haşdi Şabdi’ye ve diğer emniyet kuvvetlerine karşı hileli davaların oluşturulmamasına taahhüt… İşte bu, uluslararası teşkilatların suçlarını belgelediği ve kınadığı milislere beraat verilmesi anlamına gelir.

Dokuzuncusu: Yesrib nahiyesinde ve ona bağlı çevre bölgelerde vatandaşların silahsızlandırılmasının talep edilmesi. Oysa silahsızlandırılmış ve milislerin, Haşdi Şabi’nin ve hükümet kuvvetlerinin işgali altındadır söz konusu bölge.

Onuncusu: Yesrib nahiyesinin muhasara altına alınması, giriş-çıkışın sadece bir girişle sınırlandırılması ve halkın büyük bir cezaevine hasredilmesi. Şu şart koşulmuştur: “Herhangi bir unsurun veya ailenin emniyet ve istihbarat birimlerinin bireylerini ve ailelerini araştırdıktan sonra ve onları tarif eden özel kartlar yayınladıktan sonra girişine izin verilmelidir. Ayrıca kontrol noktaları kurulmalı ve kamera ve kuleler kurulmalıdır.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti, Yesrib nahiyesi halkı hakkında kıvrımlarında büyük bir zulmü taşıyan bu vesikanın zulüm ve gaddarlık olduğunu açıklamaktadır. Sadece bir taraf tarafından hazırlanması, genel istekler olarak lanse edilmesi, aşiretler barışı prensibine muvafakat eden müşterek bir noktaya sevk edecek müzakere prensibine uymaması, kanundan uzak olması, kötü bir şekilde kullanılıp hedefine ulaşmak gayesiyle şartları dolduran ve dayatan tarafın vesile olarak kullanması bunun gayri meşru olarak itibar görmesini zorunlu kılmaktadır. Bu olay iç barışı sağlamayacağı gibi çatışmaya yeni kapılar aralayacaktır; milislerle kuvvetlenen taraf ile gücü ve kuvveti olmayan taraf arasında.

Irak Müslüman Alimler Heyeti, değerli kesimler tarafından münakaşa yapılmadan, ikinci tarafı dinlemeden bu vesikanın kabul edilmesi, zalim planlar ve yöntemler üzerine inşa edilmiş bu tehlikeli vesikanın gerektirdiği şeri, kanuni ve ahlaki sorumlulukları üstlenmeye onları ortak kılacağını vurguladı.

 

 

 

Genel Sekreterlik

17 Şaban 1437

24/05/2016 

 

 

 

706 total views, 1 views today

Leave a Comment