Genel Sekreter: Felluce Şehri Direnişin Simgesi Olmasından Dolayı Halkı ve Tarihiyle Hedef Alınıyor

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Ed-Dari, Felluce savaşının Irak’a has bir savaş olmadığını aksine ümmetin savaşı olduğunu vurguladı. Direniş projesinin Sünnilerin ve işgal projelerini kabul etmeyen bütün Iraklıların tercihi olduğunu ifade etti.

Al Jazeera kanalında geçtiğimiz Çarşamba günü yayınlanan Bi La Hudud programına katılan Genel Sekreter Ed-Dari, Felluce’deki insani trajedinin her geçen gün daha ciddi bir boyuta yükseldiğini vurguladı. Yeni ortaya çıkmış bir problem olmadığına dikkat çeken Ed-Dari, Bu trajedinin uzun zamandan beri devam ettiğin ve yaklaşık 2 senedir arttığına vurgu yaptı.

Genel Sekreter Dr. Müsenna Ed-Dari şunları ekledi: “Hükümet yetkilileri, Felluce şehrinde göçmenlere yönelik çadır kurmak isteyenlere veya onlara destek çıkmak isteyenlere şantaj uyguluyor. Hükümet taraflarında bu trajedi tüccarları, bu noktada çalışıyorlar. Birleşmiş Milletlerin göçmenlere yönelik yardım alanda gösterdiği çaba, etkili olmayıp tamamıyla şekilseldir.”

Bu bağlamda Dr. Ed-Dari, Felluce’ye başlatılan operasyondan önceki hastane istatistiklerini şahit olarak gösterdi. Operasyon öncesi düzenlenen hava operasyonlarında en az 9 bin 500 ölü ve yaralı kayıtları bulunduğuna dikkat çeken Ed-Dari, bunların genelini çocuk ve kadıların oluşturduğu açıklamasında bulundu. Söz konusu Felluce operasyon başladıktan sonra ölü ve yaralı sayısının daha fazla arttığını, ancak şuana kadar sayımı yapılmadığını belirtti. Hükümet ordusu, polis kuvvetleri ve Haşdi Şabi milislerinin Felluce şehrini ellerinde bulunan bütün ağır silahlarla vurduğunu ifade eden Ed-Dari, uluslararası koalisyon kuvvetlerinin de havadan destek verdiği açıklamasında bulundu.

Felluce şehrine yönelik başlatılan operasyon hakkında Genel Sekreter Ed-Dari şunları kaydetti: “Felluce şehri, halkı ve tarihiyle hedef alınıyor. Çünkü bu şehir, direnişin simgesi olarak kabul edilir. Bu simge sadece Arap-İslam alemiyle sınırlı değildir. Özellikle direnişin resmi ilanı onunla başladı. Bu çerçevede geçmişteki rolüne değinmiyorum bile. Nitekim 1920 Devrimine ortaklık etmiş, 40’larda Britanya işgaline karşı ciddi bir rol üstlenmiş ve 2003’de Amerika işgaline karşı çarpışmış ve ona engel olmuştur.”

Felluce şehrinin hedef alınmasının sebepleri hakkında Genel Sekreter şu açıklamalarda bulundu: Felluce şehriyle alakalı siyasi çalışmalara giren herkes için –Şii, Sünni, Kürt- burada kökleşmiş bir düğüm vardır. Çünkü bu şehir direnişin simgesini taşımaktadır. Nitekim özgürlük olarak isimlendirilen işgal projelerine karşı bu şehir direniş gösterdi, çarpıştı. IŞİD, şehrin hedef alınıp vurulması için kaçırılmayacak bir fırsattı. Bunun en bariz delili, şuan ki hükümet yetkililerinin ve milis komutanlarının yaptığı açıklamalarıdır. Ki onların açıklamaları bu şehrin hedef alınmasının altında yatan başlıca sebebin söz konusu simgesel duruşu olduğuna açık bir şekilde işaret etmektedir. Felluce’ye düşmanlı tarihini belirleyen bizzat İran idaresinin kendisidir.

Felluce şehrinin ve çevre bölgelerinin maruz kaldığı insani suçların ve ihlaller hakkında Dr. Müsenna Ed-Dari şu açıklamalarda bulundu: “Cesetleri Saklaviyye nahiyesinde bulunan kurbanların yayınlanan görüntüleri ve ellerinin zincirlenmiş olması yeni bir ahlaki problem değildir. Bu görüntüler Irak Müslüman Alimler Heyeti üyesi Şehit Şeyh Hüseyin En-Nuaymi’nin suikast suçunu hatırlatmaktadır. Ki kendisi yaklaşık 10 sene önce aynı yöntemlerle katledilmişti.”

Dr. Ed-Dari sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak’ta mevcut siyasi proje, siyasi çalışmaların asıl olması için çabalayan işgal projesidir. Ancak direniş bu projeyi başarısızlığa uğrattı ve ona engel oldu. Birçok entrikanın üzerinde dönmesine rağmen Maliki’nin İtisam alanlarına saldırmasından sonra 2014 yılında sağlam ve güçlü bir vizyonla tekrar geri döndü direniş. Aşiret örgütlerinde kendini yeniden gösterdi. Felluce şehri direnişe boyun eğen bir şehirdir, ruhunu tekra diriltip yenileyecektir. Binaları harabeye dönmesine ve halkı tehcir edilmesine rağmen daha önceki işgalle çarpışmaların tecrübeleri bunun doğruluğunu ortaya koymuştur.”

Dr. Ed-Dari, “Felluce’deki bu çarpışmalar, sadece Iraklıları ilgilendiren çarpışmalar değildir. Aksine bütün Arapları ilgilendirmektedir. Çünkü şuanda baraj/engel oluşturulmaya çalışılıyor ve Arap mıntıkaları arasında mezhepsel ayrışmalar oluşturma çabası güdüyorlar. Arap halklarının halleri kalben ve fiilen Irak’ın yanında dururken resmi hale baktığımız zaman kalben Irak’ın yanında durulduğu halde fiiller tam bunun aksine şekilleniyor. Arap ve Haliç yönetimleri Irak Müslüman Alimler Heyeti’ni ve projelerini dinlemekten imtina ediyor”

Büyüyen kriz noktasında Genel Sekreter Dr. Müsenna Ed-Dari, komşu Arap devletlerine ve diğer devletlere bazı nasihatlerde bulundu. Sizden hayati derinliklerini korumanızı talep etmiyoruz, size karşı mezhep temelli projeler planlayanlardan hudutlarınızı koruyun diyen Ed-Dari, Irak’ta koalisyon çatışmasında Arap parası ve silahı gördüklerinden dolayı üzüldüğünü ifade etti. Ki söz konusu bu koalisyon Suriye ve Yemen’de İran’ın verdiği savaşa detsek olmaktadır açıklamalarında bulundu. Bilerek veya bilmeyerek Irak’ta bizzat İran’a hizmet ettiklerinin altını çizdi.

İran’ın projeleri ve çevre devletlerdeki rolü hakkında Ed-Dari, Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin duruşlarını hatırlattı. Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin ve onun eski genel sekreteri Haris Ed-Dari (rahimehullah)’ın, 2007 yılında Suudi Arabistan’ı Husilere ve planlarına karşı uyardığını aktardı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti’nin neden siyasi faaliyetlere katılmadığı yönünde programda sorulan soruya cevaben Ed-Dari şu ifadeleri kullandı: “Siyasi faaliyetler Irak problemini çözme yolu olsaydı şayet biz ona katılmaktan geri durmazdık. Ancak bu problemi ortadan kaldırma hususunda ehliyet sahibi değildir. Bölgedeki en büyük oluşum olmasına rağmen Sünni oluşumu uzaklaştırmak üzerine kuruludur siyasi çalışmalar. Sünniler Iraklıların bütün trajedilerinden razı olup hükümeti temize çıkartmaktalar ve onu bizzat desteklemektedirler. Son zamanlarda onlardan bazıları Irak’taki siyasi projeyi meşrulaştırma bahanesine tutunmuşlardır.”

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Ed-Dari hükümet birimleri ve mezhepsel refleksleri hakkında şunları dile getirdi: “Felluce, Saklaviyye ve diğer yerlerde işlenen suçlar, ferdi haller değildir. Ordu, polis veya Haşdi Şabi milislerinin arasında hiçbir fark yok. Asıl olan bu teşkilatların başladığından beri milis olmalarıdır. ABD’li diplomat Paul Bremer’in 2003 yılından sonra Irak Ordusunu dağıtmak için geldikten sonra hep böyle devam etti. Bunun ardından siyasi faaliyetlere katılan 6 partinin milislerinden hükümet ordusu teşkil edildi. Bunu birbirine karıştırma operasyonları takip etti.”

Al Jazeera kanalında yayınlanan Bi La Hudud programına katılan Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Ed-Dari programın sonunda şu ifadeleri yeniledi: “Direniş Sünnilerin ve işgal karşıtı bütün Iraklıların tercihidir. Tıpkı Suriye rejimine karşı duran ve bölgede İran projeleriyle mücadele edenler gibi. Şuanda devam eden çatışma ümmetin çatışmasıdır. Irak’ın, Yemen’in veya Suriye’nin savaşı değildir. Irak Müslüman Alimler Heyeti olaylara bu açıdan bakmaktadır.”

 

HEYET Net

751 total views, 1 views today

Leave a Comment