Genel Sekreter Ed-Dari, El-Cezire’nin Hazırladığı “İslami Hareketlerdeki Dönüşümler” Adlı Seminere Katıldı

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari, genel olarak İslami hareketleri ve özel olarak Irak sorunlarını kuşatan bir dizi problemi, Katar’ın başkenti Doha’da El-Cezire Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen 2 günlük seminerde açıkladı.

Arap Baharı devrimlerinden 6 yıl geçmesinden sonra İslami hareketlerde yaşanan değişikleri konu eden seminerde Genel Sekreter Ed-Dari, konuşmasına bu semineri düzenleyenlere teşekkür ederek başladı. Bu münazaraların İslami hareketlerin gayret ve endişeleri ile bağlantı olduğunu belirten Ed-Dari, uzun senelerden beri İslami hareketlerin bünyesinde taşıdığı hastalık ve endişe problemlerini araştırmayı gerektiren Arap Baharı ve karşı devrimlerden önce bu konuyu araştırmak için fırsatların henüz kaçmadığını vurguladı.

İslami hareketlerin eleştirilmesi konusuna değinen Genel Sekreter, eleştirilme konusu önemli olsa da istenilen ve arzu edilen seviyede olmadığına değindi. Önce 80’li yıllarda İslami hareket düşünürlerin eleştiri tecrübesi ve sonra 90’lı yıllarda Nahda tecrübesi bağlamında bazı örnekler zikreden Ed-Dari, ancak bu örneklerin sınırlı olduğunu ve sayısının az olduğuna delalet ettiğini belirterek İslami hareketler içinde büyük bir yer kaplamadığının altını çizdi.

Bu bağlamda Genel Sekreter Dr. Ed-Dari şunları ifade etti: “Bizin nazarımızda eleştirilmeye ve devam etmeye ihtiyaç duyan önemli konular bulunmaktadır. Özellikle bu konular Arap Baharı devrimlerinden sonra daha bir dikkatleri üzerinde toplamıştır. Yönetim konusu ve İslami hareketlerin onu elde etmesi, yönetimin sınırları bu konulardan sadece bir tanesidir. Bu konu hakkında birçok sorular sorulmaktadır. Bunu elde etmenin süreci hızlı mı olacak? Yönetimde İslami hareketlerin, Arap Baharı sürecinden elde edilmesine rağmen diğerlerini etkilemesine imkanı olacak mı? gibi sorular bunlardan bazılarıdır. Tabi bu sorular başka seminerlere ve konferansların düzenlenmesine ihtiyaç duymaktadır.

Genel Sekreter Ed-Dari, konuşmasını İslami hareketlerin yanında ulusal mefhumuna ve vatan genişliğinde başkalarıyla ilişkisine değinerek sürdürdü. Bu konunun özellikle geri adımların yaşandığı Irak’ta probleme dönüştüğünü vurguladı. Iraklı İslami hareketlerden bir kesimin bölgesellikten, federasyondan ve ülkenin bölünmesinden konuşmaya başladıklarına dikkat çeken Ed-Dari, ulusal mefhumuna karşı muamelelerinin sadece toprakla sınırlı olduğunu belirtti. Bu durumun İslamcı mütefekkirlerin ortaya koyduğu çalışmalara ve özellikle Malik bin Nebi (rahimehullah)’ın çalışmalarına duvar öreceği hususunda uyarıda bulundu.

Barış ve barış olmayan konular hakkında şunları dile getirdi Genel Sekreter Ed-Dari: “Bu iki konu hususunda hareketlerin yanında mülahaza edilen geri adım atma, projeden vazgeçme eğilimi, barışı kabul etmeyen direniş projesinde daha bir kendini gösteriyor. Bunu cezalandırma, tenkit etme ve eleştirme aşaması takip ediyor. Barış veya aksi, iki ayrı tercih olup bir aşamada birbiriyle uyum sağlayabilirken başka aşamalarda uyum sağlayamayacağı bilinci sanki kaybediliyor. Halelin teori ve prensiplerinde olmadığı, bu mefhumları tatbik eden hareketlerde ve direniş gruplarında olduğu unutuluyor.

Arap Baharı ve karşı devrimlere ilişkin Genel Sekreter Dr. Ed-Dari, bu mefhumun Irak’ta yaşanan tecrübeler dışında neredeyse bütün tecrübelere tatbik edilebileceğine işaret etti. Çünkü orda ortaya çıkan karşı devrimin bizzat Arap Baharı devrimi olduğunu açıklayarak Irak’taki devrimin 2003 yılından beri devam ettiğini, direniş aşaması, sonra siyasi çalışma ve ardından bazı entrikalar nedeniyle direnişten vazgeçilmesi olarak çeşitli aşamalarla şekillendiğini vurguladı. Sonra Arap Baharı devrimlerinin ortaya çıkmasından sonra 2012 yılında bir daha dönüş yapıldığını belirten Ed-Dari, 2014 yılında askeri meclisler kapsamında silahlı devrim bir daha kendisini gösterdi.

Konu bağlamında Genel Sekreter Ed-Dari sözlerini şöyle sürdürdü: “2003-2007 yılları arasında Irak direniş aşaması, 2010-2014 yılları arasında ikinci defa tekrarlandı, ulusal hareket ve direniş hareketinin direniş ateşinin tekrarlanmasından faydalanarak. Ancak o, birinci olarak diğer bölgelerde başka tecrübelerle ve ikinci olarak Irak’taki özel koşullarla meşgul olması nedeniyle yenik düştü. Çünkü düşman ABD’deydi. Bu nedenle bu konuyu tedavi etmeye yönelik hangi yaklaşım olursa olsun büyük bir taş engeliyle karşılaşıyordu.

Düzenlenen seminerin gündeminde Irak dosyasının olmamasın nedenleri hakkında Genel Sekreter şu açıklamaları yaptı: “Irak dosya önemli olmasına rağmen neden bu seminerde konu edilmiyor? İşgal nedeniyle bu konunun işlenmesinin zorluğunu bir ikrar mıdır? Yoksa Iraklı halkın tercih ettiği direnişin karşısında yer alarak işgalin yanında durup barışı tercih eden İslami hareketlerinin bir kısmının başarısızlığının ikrarı mı? Bu boşluğu kapatacak ve sorumluluğu üstlenecek seminerlerin düzenlenmesini ümit ediyorum.

Irak Müslüman Alimler Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari konuşmasının sonunda Suriye ve Irak’taki İslami gruplar görevi ve ulusal problem gibi kendilerinden cevap verilmesi istenen sorular hususunda uyarıda bulundu. Kendisinin daha önce Irak’taki direniş gruplarına bu soruları sorduğunu hatırlatan Ed-Dari, Irak direnişinin durumu hakkında yapılan çalışmanın, ilk andan silahlı hareket dönüşünceye kadar belge ve vesikaları ortaya koyduğunu, birinin diğeriyle ilişkisine dikkat çektiğini, vatan mefhumunu, devlet şeklini vurguladığını, silah tercihinin geçici bir tercih olduğunu gösterdiğini ve Irak’ın Iraklılara ait olduğunun altını çizdiğini ifade etti.

 

 

HEYET Net

698 total views, 2 views today

Leave a Comment