Genel Sekreter; Musul Operasyonun Arkasında Hükümetin Mezhepsel Hedefleri Yatmakta

Irak Müslüman Âlimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari, Batı koalisyonu ve hükümet güçlerinin ortak başlattığı Musul operasyonunun, kendi içinde özel amaçları barındıran aktörler arası çıkar çatışması olduğunun altını çizdi.

El-Cezire kanalının “Sınırsız” adlı programına konuk olan Genel Sekreter Ed-Dari, Musul operasyonuna ilişkin açıklamalarda bulundu. Musul şehrinin Irak’taki diğer kentlere nazaran ekonomik, coğrafi ve tarihi olarak önemli bir yere sahip olduğuna dikkat çeken Ed-Dari, Irak’ın başkenti Bağdat şehrinden sonra önem olarak ikinci sırada Musul şehrinin geldiğini vurguladı. Musul şehrinin tarihi bir öneme sahip olduğunu belirterek, “Musul şehri, bölgedeki Sünnilerin ikinci ana merkezidir. Yaklaşık 6 bin yıla genişleyen derin bir tarihi olan Musul, İslam dünyası için tarihi zaferler olarak nitelendirilecek fetihlerin başlangıç noktası olmuştur. Çünkü İslam’ın tarihi serüveninde çok büyük komutanlar çıkartmıştır Musul şehri. Nureddin Zengi bunlardan sadece birisidir.” ifadelerini kullandı.

Zikri geçen programın sorduğu birçok soruyu cevaplayan Ed-Dari, Musul operasyonunun altında yatan çıkar hesaplarına, bölgedeki aktörlerin amaçlarına ve İslam dünyasını hedef alan projelere ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Musul şehrine yönelik operasyon için hazırlıkların ve ordu toplanmaların askeri bir savaş olmadığını öne süren Ed-Dari, bunun çeşitli aktörler arasında çıkar çatışması olduğunu belirtti. Musul şehrinin Arap Yarımadası’nda Haçlıların mağlup edilmesinde en önemli rolü üstlendiğine dikkat çekerek, dış güçlerin bu operasyonu tarihi bir rövanş olarak gördüklerini ileri sürdü.

Musul şehrine yönelik resmi ve gayri resmi birçok grubun katılım gösterdiği operasyon karşısında Bağdat hükümetinin amaçlarının ne olduğu ve ne gibi kazanımları elde edeceği noktasında Ed-Dari şunları dile getirdi: “Bağdat hükümeti mücerret mezhebî amaçlar gütmektedir. Sekteryan şiddetle ün salmış Şii tandanslı Haşdi Şabi milislerinin bu operasyona katılmasındaki ısrarı bunun en açık argümanıdır. Irak’ın Felluce, Ramadi, Tikrit, Şarkat ve diğer şehirlerinde bu örgütün sivillere yönelik radikal tutumları herkesin malumudur. Söz konusu şehirlerde mezhepçilik refleksleriyle, demografiyi hedef almışlardır ve amaçları bu yöndedir.

Genel Sekreter Dr. Ed-Dari sözlerini şöyle sürdürdü: “Hükümet kuvvetleri ve İran tarafından fonlanan mezhepçi milisler, henüz Musul şehrine yaklaşamadı. Şuana kadar gerçek bir savaş meydana gelmedi diyebiliriz. Söz konusu kuvvetlerin düzenlediği terörden çokta farklı olmayan hava saldırıları karşısında sivillere yönelik büyük bir katliamın işleneceği bekleniyor.”

Salahuddin muhafazasında yer alan Kerkük şehrinin şahit olduğu olaylara dikkati çeken Ed-Dari, demografik değişim amacı güdenlerin halkı göç etmeye zorladıklarını vurguladı. Kendi topraklarını terk etmeye zorlanan vatandaşlardan, yıkıma uğrayan ve yaşam için hiçte elverişli olmayan yerlere tekrardan dönüş yapmalarını talep ettiklerini ifade etti. “Şuan ki manzaraya bakıldığı takdirde gelecek senelerde Irak’ı çok kötü günlerin beklediğini öngörmek zor olmasa gerek” açıklamasında bulundu.

Genel Sekreter Dr. Haris Ed-Dari’nin katıldığı programda Irak’taki şehirlerin bombalanarak yıkıma uğramasına ve sivil halkın cebren tehcir edilmesine ilişkin başlıklar konuşulduğu gibi yerel ve bölgesel destek gören Şii tandanslı milislerin ve örgütlerin rollerine de değinildi. Kürdistan İşçi Partisi (PKK)’nın tehcir operasyonlarında parmağı olduğuna işaret edilerek bölge şehirlerinin güvenlik ve istikrarına tehdit oluşturduğu kaydedildi. Yerel milislerini bu strateji ve ideoloji ekseninde eğittiği belirtilirken Irak şehirlerinde meydana gelen yıkımların ve işlenen suçların basına yansımadığı, manipülasyon ve dezenformasyonun had safa da olduğuna vurgu yapıldı.

Konuşmasında Irak’ta yaşanan gelişmeler noktasında Arap teşkilatların da pozisyonuna yer veren Ed-Dari şunları söyledi: “Resmi Arap rejimleri uyumaya hala devam ediyor. Sanki onlar, hedef tahtası olduğunun farkında bile değiller. Kendilerini tehdit eden tehlikelere karşı herhangi bir adımları yok. Bölgede direkt bir etkiye sahip olmaları nedeniyle Irak’taki Arap-Sünni popülasyonuna karşı hazırlıklar yapıldığı hususunda buradan onları uyarıyorum. Musul’da yaşananlar ve amaçlananlar noktasında elimize geçen veriler, Sykes-Picot benzeri yeni bir harita çizimiyle karşılaşacağımızı doğrular niteliktedir.”

Program sunucusunun “Türkiye’nin Musul operasyonu hakkında açıklamaları ve pozisyonu” hakkında sorduğu soruya cevap veren Ed-Dari şunları ifade etti: “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın amaç ve niyetlerinin ötesinde diğerlerine nazaran en kuvvetli sese sahip olduğu bir gerçek. Hatta diğerlerine ait bir sesin söz konusu olmadığını söylememiz mümkündür. Bizler herkese çok fazla güvenemiyoruz. Birçok kimse çok iyimser hatta Irak’ta ve bölgede birçok Arap-Sünni halkın genel mizacı, Erdoğan’ın açıklamalarına reaksiyon göstermektedir. Ancak açıklamalarda hedef çok yüksek tutulurken gerçekleştirilmesi istenenlere vakianın izin vermeyeceği noktasında maalesef endişelerimiz var. Bu açıklamalara güvenen kimse ikinci defa hayal kırıklığına uğrayacaktır. Ancak bu kriz noktasında Türkiye’nin siyasi hareketleriyle Arapların hareketleri arasında bir kıyas yapacak olursak aralarında çok büyük bir farkın olduğunu söyleyebiliriz.”

El-Cezire kanalında yayınlanan Sınırsız adlı programa konuk olan Ed-Dari, kendisine sorulan birçok soruya uygun cevaplar verdi. “Irak’taki Sünni popülasyonun sorunları, dış güçlere ve dış projelere karşı kendilerini savunmaları” konusu da cevap verdiği konular arasındaydı. Özellikle Sünniler olmak üzere Iraklıların silahlı direniş aşamasına geçtiğinde Sahve ve benzeri -ipleri dış güçlerde olan- yapıların bu direnişi sabote ettiğini, siyasi çalışmalara katılan siyasilerin doğrudan etki altına aldığını ifade eden Ed-Dari, Irak’ın direniş tecrübesinin aşamalarını örnek göstererek direniş üzerinde dönen entrikaları hatırlattı. Bunun nedenlerini de bir bir açıklayan Ed-Dari, buna ilişkin olayları ve gerçekleri tafsilatlandırdı.

Programın sonlarına doğru Genel Sekreter Ed-Dari, üç mesaj gönderdi. Birinci mesajında, rejimler sessizliklerini koruduğu müddetçe Irak’ta yaşananlar karşısında Arap-Müslüman halkların bir şey yapmaya güç yettiremeyeceklerini belirtti. İkinci mesajında İslam ümmetinin âlimlerine seslenen Ed-Dari, Musul savaşının altında yatan gerçekler noktasında bilinçlenme, muayyen bir örgüt hedef alınıyormuş gibi servis edilen bu aldatmaya son verme talebinde bulundu. Üçüncü mesajında ise İran’ın bölgedeki istilasına dikkat çekerek Tahran’ın siyasileri ve yazarları satın aldığını, onlar sayesinde siyasetine ve çıkarlarına uygun pozisyonlar oluşturduğunu vurguladı. Ancak bunun mukabilinde Arapların ve Müslümanların yöneticilerinin sessizliklerini koruduğunu ve hiçbir adım atmadıklarının altını çizdi.

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari, katıldığı programın sonunda Irak’ta herkesi kucaklayacak bazı emellerin varlığını hatırlatarak bütün İslam ümmetine güven aşıladı. Felaket ve trajedilere rağmen emellerin baki olduğunu vurgulayan Ed-Dari, Irak’ta birçok hayrın olduğunu, Ehlisünnetin dayanıklı olup henüz direncini kaybetmediğini, Sünni ve Iraklı oluşlarıyla iftihar ettiklerini, kendilerine yönelik zulümlere, cezalara ve tehcirlere rağmen topraklarında ısrar ettiklerini hatırlattı.

 

HEYET Net

359 total views, 1 views today