Kötü Uygulamalara Maruz Kalan Kerkük Göçmenleri, Zor Şartlar Altında Yaşıyor

Ülkedeki istikrar bozukluğu ve güvenlik açığı nedeniyle evlerini terk edip Tamim muhafazasında yer alan Kerkük şehri göçmen kamplarında yaşamlarını idame etmek zorunda kalan göçmen ailelerin, hükümet kuvvetleri ve Kürt yetkililerin izlediği özgürlüğü kısıtlayıcı politikalar karşısında mağduriyeti devam etmektedir. Göçmelerin sağlık durumunun gözetilmemesi, akraba ve yakınlarından uzak tutulması da bu politikaların bir sonucu olduğu gibi hiçbir iş imkânı sunulmayarak göçmenlerin mali durumunun krize dönüşmesini beraberinde getirmektedir.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch)’ın hazırladığı son raporundan pasajlar paylaşan haber ajansları şu sözlerine yer veriyor: “Hükümete bağlı güvenlik yetkilileri ve Kürdistan Bölgesel Güçleri, normal hizmetlerden bile yoksun olan Kerkük şehrinin yakınlarında kurulmuş göçmen kamplarındaki göçmen ailelerin özgürlüklerini gayri hukuki bir şekilde kısıtlamaktadır.

İnsan Hakları İzleme Örgütü hazırladığı raporda Kerkük’ün güneydoğusunda yer alan Nizrave ve Leylan göçmen kamplarında bazı göçmenlerin sözlerine de yer verildi: “Kürdistan Bölgesel Yönetimi polisleri (Asayiş) ve kamplarda görevli federal polis, -Kerkük doğumlu bir vatandaşı vekil göstermeksizin- kamp sakinlerinin kamptan ayrılmasına izin vermiyor.  Bazı durumlarda askeri kuvvetler kamp sakinlerine ait özel kartları alıkoyuyor veya onlardan denetim noktalarını terk etmelerini ve aynı gün içerisinde kampa dönmelerini talep ediyor. Gezildiği vakit kimlik kartı olmaksızın denetim noktalarından geçmek ve kamptan ayrılmak imkansız. Aynı şekilde göçmenlerin hareketlerinin kısıtlanması her geçen gün daha da artarak kamplara dönüş yapılması söz konusu kuvvetler tarafından dayatılıyor.

Bu bağlamda göçmenler, kamplardan ayrılmaya izin verilmeksizin Kerkük şehrinden bir kefil göstermeye zorlandıklarını ifade ediyor. Kampta yaşayan bir kadının, zor durumda olan kız kardeşinin eşine kampa giriş yapması için ailesinin izin alamadığını belirtiliyor. Bunun nedeni ise Kerkük şehrinden istenilen bir kefil gösteremeyişi. Bir diğer göçmen ise kefil bulamadığı için Kerkük’te yaşayan kardeşlerini ziyaret edemediğini belirtiyor. Söz konusu göçmen “Şayet Kerkük şehrinde birisini tanımıyorsanız sağlığınızın ne durumda olduğu umursanmaksızın Kerkük’e gitmeniz engelleniyor” ifadelerini kullanıyor.

Öte yandan uluslararası yardım görevlileri, göçmen kamplarının yöneticiliğini üstlenen Göçmen İşleri Yüksek Komiserliğinin bu kuvvetlerden gayri kanuni bu kısıtlamalarına son vermesi talebine karşılık Kerkük’teki yerel kuvvetlerin göçmenlerin özgürlüklerinin kısıtlanmasının güvenlik açısından zaruri olduğunu iddia ettiklerini vurguladı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch)’ın Ortadoğu Müdür Vekili Lama Fakih, göçmen kamplarında yaşayan kamp sakinlerine dayatılan kısıtlamaların, bütün sınırları aşmak manasına geldiği açıklamasında bulundu. Hükümet yetkililerine göçmen haklarını koruma konusunda seslenen Lama, göçmenlerin, kampların dışında ilaç alma yasağına kadar ulaşan engellerle cezalandırılamayacağını vurguladı.

Kerkük şehrinin güneydoğusuna 20 km mesafesi olan Nizrave kampı, yaklaşık 1655 aileyi barındırıyor. Bu ailelerin %90 Kerkük şehrinin güneybatısında yer alan Huveyce kazasından. %10’u ise Diyala muhafazasından. 2014 yılının sonlarına doğru açılan Leylan kampı ise Salahuddin, Ninova, Diyala, Enbar muhafazaları ve başkent Bağdat’tan olmak üzere 1816 aileyi barındırıyor.

Peşmerge kuvvetlerinin, geçtiğimiz Cuma günü IŞİD örgütünün düzenlediği saldırı sonrası Kerkük’ göçmüş 250 göçmen Arap aileyi, muhafazadan göç etmeye zorladığı biliniyor. Aynı şekilde Kerkük şehrine bağlı Vahid Haziran mıntıkasında ve Dubs kazasına bağlı Kuşkaya ve Kutan köylerinde Arap vatandaşlara ait 170 evi yıktığı belirtiliyor. Kerkük kent merkezindeki bazı mıntıkalarda yerel halkı tehcir ettiği ifade edilirken söz konusu kuvvetlerin bölgedeki demografiyi değiştirmeyi hedeflediği kaydediliyor.

 

 

HEYET Net

706 total views, 1 views today