Musul ve Halep, Sonun Başlangıcı

 

 

Talat Rumayyih

Irak Başbakanı El-İbadi, Haşdi Şabi, Amerika ve İran, Musul savaşını son savaşmış gibi lanse ediyorlar. Sanki bu savaştan sonra yönetimi tamamen ele geçireceklermiş gibi davranıyorlar.

Halep savaşı ortada… Esed rejimi, milisler, İran ve Rusya, son savaş olarak kabul ederek yoğun bir şekilde bombalıyorlar, sivilleri aç bırakıyorlar ve ablukaya alıyorlar. Bu şekilde davranarak, Suriye’nin tamamının kontrollerine gireceğini düşünüyorlar. Suriye devriminin sonu diye manşetler atıyorlar. Hatta Beşşar Esed, son yaptığı bir konuşmasında silahlı grupları Türkiye’ye def edecekleri yönünde açıklamalarda bulunmuştu.

Ancak iki örnekte de durum hiçte düşünüldüğü gibi değil. Bu öngörülerle hareket eden kimsenin tasavvuru kuruntudan başka bir şey değildir. Bu konuda öyle veya böyle konuşanların amacı, tamamıyla yalan üzerine kurulu psikolojik savaş perspektifinde planlı propagandadır. Çünkü Musul ve Halep’te dönen savaşlar, Irak ve Suriye’de daha geniş savaşları başlatmak, çevresinde şiddeti ve anlaşmazlığa neden olmak ve etkilerini artırmak için unvan olarak birbirine benzemektedir.  Daha önemlisi, başarıya doğru gittiğini sananların kırılmasının başlangıcı olacak bu iki savaş!

Mesele sadece, tıpkı görmek istemediği manzarayı görmekten kaçınarak gözlerine siyah tül bağlayan kimse gibi planlayıcı kimsenin stratejik ölçü olarak dayandığı iki savaşı direkt etkileyen askeri hesaplarla ilgili değil. Muhasara altına alınan tarafların tabiatıyla da ilgili değil. Veyahut halkların veya siyasilerin pozisyonlarının farklılığına ve değişikliğine rağmen Musul ve Halep’te savaşa girilmesiyle de ilgili değil. Aksine çatışmanın hali, külli şekli ve ardından başka bölgelerde çatışmalar bırakacak neticelerin tesiriyle alakalıdır.

Halep’te, rejim muhalifleri çıkartmaya veya bu savaşta onları hezimete uğratmaya güç sahibidir. Ancak gerçekte ondan sonra Suriye, daha geniş bir savaşa, yıpratma savaşına sürüklenir ki, şuan ki savaşın devam etmesini rejim temenni eder. Bazı uzmanlar, Rusya ve Suriye rejiminin, bilmeden devrimcilerin hatalı stratejik planlarını düzelttiklerini belirttir. Devrimcilerin gözlerini onların açtığını, devrimlerini tamamlamaları ve zafer elde etmeleri için en başarılı stratejik planlara devrimcileri onların yönelttiği söyler. Nitekim Rusya’nın askeri operasyonuyla mücadelede devrimciler yeni bir strateji geliştirmediler. Aksine onlar, İran ve rejimle olan mücadelelerinde kullandıkları eski stratejilerine dayanmaktadırlar. Bu strateji zamanında doğru bir stratejiydi.

Aynı şekilde işgal devletleri Rusya ve İran’a muhalefetin ilan edilmesinin, olayların daha fazla kabarmasına yol açacağı ve iki yıldan beri rejime karşı hazırlanarak gerçekleştirdiği şeylerin benzeri devrimciler tarafından gerçekleştirilen bir duruma dönüşeceğinin idrak edilmesi gerekmektedir. Ancak bu defa bu işgalci kuvvetlerine yönelik olacaktır. Son göstergelere göre devam eden hedef alma operasyonlar aralarında bir general rütbelinin bulunduğu 6 Rus subayının öldüğü yönünde. Suriye çevresinde komşu devletlerin çatışma kuvvetleri, Türkiye’nin kuzey Suriye’ye doğru hareket etmesi, çatışma sürecini ve seviyesini eski haline sokacaktır. Çünkü gelişmeler rejim ve müttefikleri için daha şiddetli bir hal almaya doğru ilerlemektedir. Küresel çatışmanın yeryüzünde açık bir çatışmaya doğru yol alması da uzak bir tahmin değildir.

Musul’daki durum ise, çatışma denklerimi daha karışık ve girift hale sokmaktadır. Yansımaların arasında, Musul’da IŞİD’i yendikten sonra tam bir yönetime sahip olacağını sanan rejimin ve İranlı müttefiklerinin yönetimde kalması görünmemektedir.

İlk olarak şunu dememiz mümkündür; Bağdat’taki mezhepçi rejim, Musul operasyonuna başlamadan önce stratejik olarak hezimete uğramıştır. Çünkü kendi kimliğini açığa çıkartmış, kendine ve müttefiklerine karşı Musul’da bir savaş başlatmıştır. Çünkü Musul ehlinin operasyona katılmasını veya reddetmesi noktasında çok konuşmuş ve savaşta mezhepçilik fikrinde ısrar etmiştir. Türkiye’yle atıştıktan sonra Irak’ın tamamına genişleterek bölgesel sıkıntıları hepsini Musul operasyonuna çekmiştir.

İkinci olarak da şunu; Musul operasyonu, mücerret olarak IŞİD’e karşı bir operasyon değildir. Aksine Irak’taki yönetim durumunu değiştirmek ve tertibini tekrar sağlamak için bir operasyondur. Bu üçüncü olmaktadır. Vatansal ve bölgesel düzeyde Haşdi Taifi problemini bitirmeye yönelik bir savaştır. Bu kuvvetler, güç ve yıkımda yönetimle yarışmaktadır. Çevresindeki savaş, bölgesel ve Arap çevrelerini, kanundan çıkanları koruyan rejim itibarını geri çekmeye sevk edecektir.

IŞİD çıkarıldığı veya hezimete uğradığı zaman karşılaşılacak sahneler bundan ibarettir. Irak’ta, şuan ki yönetime karşı olanları ve değişimini isteyenleri daha fazla çalışma ve aktivitelere sevk edecek daha büyük çatışmalar tekrardan peyda olacaktır. Bu savaş, Sünni grupların birçok ithamdan kurtulacağı bir savaştır. Bu savaştan sonra Sünniler, iç denklemlerde tek rakama dönüş yapacaktır. Bu savaş ulusal güçlerin durumunun gelişeceği bir savaştır, Irak’ta işgalci İran’ı kovmak için bölgesel görevlerini yerine getirerek. Bu savaş, mezhepçi devletle çarpışma ve şuan ki konumunu değiştirme, mezhepçi hesaplarına karşı yönetimi ve devleti tekrardan tesis etmeye yönelme savaşıdır.

Musul operasyonunda askeri yarılmanın son bulması, İran’ın varlığını bölgesel tartışma ve çatışma mahalli kılacaktır. Veyahut İran ve ABD ile çatışmayı tek başına omuzlayan Iraklıların değişim fikrini destekleyen Arap ve İslami rolü ilk defa sağlayacaktır.

Musul operasyonunda askeri yarılmanın son bulması, kapsamlı bir strateji ile savaşı Bağdat’a taşıyacaktır.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN   

589 total views, 1 views today