Uluslararası Af Örgütü, Ninova Çocuklarının Bedensel ve Psikolojik Sorunlarını Raporuna Taşıdı

İnsan hakları savunusu noktasında çalışmalar yürüten uluslararası teşkilatlar ve heyetler, “Ninova muhafazasında IŞİD yapılanmasını temizlemek” bahanesini öne sürerek 17 Ekim’de start verilen Musul askeri operasyonunun ilk gününden bu yana hükümet kuvvetlerinin ve İran tarafından finans ve lojistiği sağlanan mezhepçi milislerin Musul şehrinde ve çevre bölgelerinde sivillere karşı işlediği vahşi suçları, ayaklar altına alınan insani değerleri ve ihlalleri aydınlatmayı sürdürüyor.

Musul şehri yaklaşık 2 aydan beri hükümet kuvvetlerine, uluslararası koalisyon güçlerine ait uçakların düzenlediği yoğun hava saldırılarına, ordu kuvvetlerinin, polis birliklerinin, Peşmerge güçlerinin ve Haşdi Taifi milislerinin top, roket ve havan atışlarına şahit olmuştur ve olmaya da devam etmektedir. Bunun neticesi olarak yüzlerce masum sivil vatandaşın hayatını kaybettiği ifade edilmekte ve bunlar arasında onlarcasının çocuk olduğu bildirilmektedir. Bütün bunların yanı sıra soğukların gelmesiyle kötü hava koşulları pençesinde yeterli gıda malzemelerinin olmaması, tıbbi açıklık, su eksikliği ve elektrik ihtiyacının giderilmemesi sonucunda şehrin içinde kalan halkın, bu zor şartlara direnecek takati kalmadığı ve tükenme noktasına geldiği gözlemlenmektedir.

Bu bağlamda Uluslararası Af Örgütü (AI), başta çocuklar olmak üzere şehrin içinde muhasara altında kalan sivillerin, korkunç koşullarla boğuştuğuna dikkat çekerek söz konusu sivillerin, savaş uçaklarının bıraktığı füzeler ve atılan havan topları karşısında şehrin her tarafına saçılmış cesetlere bizzat gözleriyle şahit olduğunu vurgulamaktadır.

Uluslararası Af Örgütünün Perşembe günü yayınladığı raporundan haber ajansları şu notları paylaşmaktadır: “17 gün süren Irak ziyareti ekseninde, Musul operasyonunda Iraklı kuvvetlerin ateşleri arasında –yaşı kaç olursa olsun- sıkışmış çocukların, eşyaları bir kişinin asla göremeyeceği bir şekilde gördükleri açık olmuştur.”

Rapor, Irak’a ekip gönderen Uluslararası Af Örgütü bünyesinde krizlerle mücadele danışmanı Donatella Rovera’nın şu sözlerine yer vermektedir: “Bazı çocuklara şahit oldum ki, acıları sadece korkutucu yaralar almalarıyla sınırlı değildi. Aynı zamanda yakınlarının ve komşularının atılan havan toplarının patlaması sebebiyle başlarının kopasına şahit olmuşlardı veya patlayıcı yüklü araçların infilak etmesi sebebiyle parçalanmalarını ya da yıkılan evlerin altında ezilmelerini izlemişlerdi.

Rovera sözlerini şöyle sürdürmektedir: “Savaş nedeniyle yaralanan çocuklar, kendilerini hastalarla dolu hastanelerde buluyorlar veya göçmenler için kurulmuş kamplarda. Savaşın döndüğü mıntıkalarda birçok kişinin muhasara altında kalmaya devam ettiği bir sırada kötü insani koşullar, bedensel ve psikolojik sağlıklarını daha kötü bir seviyeye taşıyor. Kötü olayların vatandaşlarda ve özellikle çocuklarda bıraktığı bedensel ve psikolojik yaraların tasavvuru gerçekten imkansız. Çocukların yaşantılarını alt üst eden bu acı atmosferi daha korkunç bir forma sokan mevcut hükümetin ihmali de çekilen ıstırabı daha bir katlıyor.”

Söz konusu rapor, bedensel yaralardan mustarip olan çocukların aynı zamanda maruz kaldıkları ve şahit oldukları şiddet uygulamaları karşısında peyda olan psikolojik rahatsızlık ve derin şoklar hissettiklerini vurguluyor. Devam eden şiddet olaylarına maruz kalan binlerce çocuğun, ihtiyaç duydukları destek ve gözetmeye bazı zayıf çocuklardan başkasının elde edemediğine dikkat çekiyor.

Rovera, uluslararası toplumdan Ninova muhafazasındaki çocukları koruma ve insani destek sağlamak için önceliklilerin sağlanması yönünde çağrıda bulundu. Genel olarak Irak’ta şahit olunan insani krizlerle mücadele etme doğrultusunda şiddete maruz kalanlara psikolojik destek sağlanmasını vurguladı. Rapor savaştan kurtulmayı başaran bazı vatandaşların açıklamalarına da yer verdi. Bunlar arasında Musul’un doğusunda bulunan evinin yakınına düşen havan topu nedeniyle iki çocuğunu kaybeden bir annenin şahitliği de bulunuyordu.

Raporun sonunda Uluslararası Af Örgütü, çocuğunu kaybetmiş Mine adını taşıyan bir annenin şu sözlerine yer verdi: “İki küçük çocuğumdan eve girmelerini talep ettim. Bizim mıntıkamız her gün saat yoğun bombardımana şahit oluyordu. Sonra bir havan topu bizim evin yanına düştü. Büyük kızım kapıda boynu kopması sonucu hayatını kaybetti. Küçük kızım ise sürünerek yanıma geldi ve son sözlerini kucağımda söyledi.”

Birleşmiş Milletlere bağlı UNICEF’in Ortadoğu bölgesel müdürü, daha önce Musul’dan göç edenlerin yarısını çocukların oluşturduğunu, sayılarının 1 milyona ulaştığını vurgulamıştı. Hükümet ve uluslararası toplumun sessizliği karşısında bu çocukların her türlü zulmü gördüğünü ve zor insani şartlarla boğuştuğunu dillendirmişti.

 

 

HEYET Net

520 total views, 1 views today