Iraklıların Uykusunu Kaçıran Güvenlik

Velid Zübeydi

Neredeyse her gün Iraklı ailelerin, bireylerinden birini yitirme ıstırabına şahit oluyoruz. Çoğu zaman Iraklı halk, sadece bir günde onlarca vatandaşını kaybediyor. Iraklı aileler, sınırlı saatler içerisinde yüzlerce ölümlerin, yaralanmaların yanı sıra kaçırılmalara tanık oluyor.

Neredeyse her dakika, binlerce kadın ve anne, eşlerini ve çocuklarını yitirmenin acısını ve sancısını yaşıyor; uzun senelerden beri yitirdiklerine gözyaşı döküyor.  Yaklaşık 10 küsur seneden daha fazla bir zaman diliminde yüz binlerce Iraklı vatandaş, hükümetin karanlık zindanlarında yok oldu. Binlerce Iraklı aile, garip suçlamalarla uzun yıllardan beri Bağdat hükümeti tarafından tutuklanan kadınlarının eve dönmesini bekliyor; çoğunluğunun alıkonmasının ve tutuklanmasının sebebi, hiçbir kanıt olmaksızın terör suçlamalarıyla tutuklanan kardeşlerinin, eşlerinin ve babalarının serbest bırakılmasını hükümetten talep etmesi.

Iraklı ailelerin de belirttiği gibi asıl facia; gözaltı operasyonlarına, işkence uygulamalarına ve masum insanların zindanlarda yok olmasına son vermeyen hükümetin ve güvenlik birimlerinin zindandaki mahkûmdan talep ettikleri ve yüzbinlerce Iraklı aileyi üzemeye devam etmesi ve ümitsiz olmasına neden olmasıdır.

Kadınlar eşleri için endişelenmekte, çocuklar babalarının akıbetinin ne olduğunu bilmemekte ve babalar ise aileleri hakkında en ufak bir bilgiye ulaşamamaktadır. Bu korkunç atmosfer, Iraklıların üzerinde yılmadan ısrar ettikleri bütün umut pırıltılarını yok etmektedir.

Milyonlarca Iraklıyı hedef alan Irak’taki hükümetin her geçen gün bu uygulamaları arttığı gerçeği dururken yönetimdeki yetkililer aynı zamanda, yönetime ve parlamentoya seçim sandığı yoluyla gelmeleriyle övünmekteler. Irak’ta sözde demokratik seçimler ile Iraklıların boynuna bütün vahşetiyle dayandırılan cellat kılıcı arasındaki bu tehlike arz eden tenakuzun, Irak’ın durumuna, gidişatına ve geleceğine yönelik büyük soru işaretlerine neden olduğu su götürmez bir gerçektir.

Irak’ın şehirlerinin genelinde geniş ölümlerin duyurulduğu bölgelerde korkutucu atmosfer yayılmaya devam ediyor. Hiçbir şehir bu durumdan istisna değildir. Büyük şehirler, semtler, köyler, kırsallar… Kişi her nereye giderse gitsin çocukların, gençlerin, adamların ve kadınların ölümlerini karşısında buluyor. bu ölümlerin karşısında aileler, tüm çaresizliği ve sosyal, ekonomik, manevi ve ahlaki sorumluluklarını yitirmiş bir şekilde öylece duruyor.

Bütün bu acı olaylar devam etmesine rağmen Iraklıların geneline tehlikeli bir sessizlik, sadece hükümet kuvvetlerinin değil, istisnasız bütün şehirlerde bulunan adamları tarafından oluşturulan korku atmosferi nedeniyle bir suskunluk hakim olmuş durumda. Ayrıca  sivil yerleşim bölgelerinde terör unsurlarının düzenlediği intihar eylemleri de sivillerde korku oluşturan diğer bir neden.

Hükümet partisinin aleyhinde konuşmak, kişinin “halk düşmanı” kategorisine girmesi, gecenin geç saatlerinde evine düzenlenen baskınla götürülmesi, ailelerinin çeşitli hakaretlere maruz kalması, kurbanın işkence ve zindanlarda yok olması için yeterli bir bahane. Hatta ailesine hiçbir bir bilgi verilmeden ve yakınlarına akıbetinin ne olduğu noktasında bilgi paylaşımında bulunmadan öldürülmesi bile ihtimal dâhilindedir.

Rivayetçiler her ne yazarsa yazsın, hikâyeciler ve şairler her ne konuşursa konuşsun, onların kalemlerinin, Iraklıların içine düştüğü bu hali resmetmeleri şöyle dursun yanına bile yaklaşamaz. Çünkü Iraklıların içine düştüğü bu durum, her saatte ve her günde yükselen bir korku, panik ve karanlıkla derinleşmiştir.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

481 total views, 1 views today