Tuğgeneral İrec Mescidi’nin Tahran’ın Bağdat Büyükelçiliğine Atanması Endişeleri Beraberinde Getirdi

İran Devrimci Muhafızlarına bağlı Feylaku’l Kudus oluşumunun genel komutanı Kasım Süleymani’nin Yüksek Danışmanı Tuğgeneral İrec Mescidi’nin Tahran’ın Bağdat Büyükelçiliğine atanması, Iraklılarda ve Araplarda büyük endişelere neden oldu. Irak’ta tanık olunan siyasi ve güvenlik gerilimini yükselteceği korkularına sebebiyet vermektedir bu atanma. Nitekim atanan ismin de bağlı olduğu Devrim muhafızlarının, Irak’taki mezhepçi milisler ve İran’ın güdümünde olan partilerle ayrıcalıklı ilişkileri söz konusudur.

Birkaç gün önce Irak hükümeti, Bağdat büyükelçiliğinde görev yapacak yeni elçinin atanmasını tebrik etti. Şöyle ki, haber ajansları Ulusal Güvenlik Danışmanı ve Haşdi Şabi Milisleri Komutanı Falih El-Feyad’ın şu sözlerine yer verdi: “Ülkemiz, Tuğgeneral İrec Mescidi’nin Tahran’ın Bağdat Büyükelçiliğine atanmasını tebrik ediyor. IŞİD’in Irak’a girmesi ve bazı bölgeleri ele geçirmesinin ardından Iraklı kuvvetlere ve Haşdi Şabi milislerine destek veren Mescidi’yle beraber gerçekten çok güzel anılarımız bulunmaktadır.”

Tuğgeneral İrec Mescidi’nin Tahran’ın Bağdat Büyükelçiliğine atanması hakkında resmi Twitter hesabından açıklama yapan Suudi Arabistan’ın eski Irak Büyükelçisi Samir Sübhan şu açıklamalarda bulundu: “Savaş suçlusu ve uluslararası ölçekte aranan bir kişiyi İran büyükelçi olarak atadı. Üstelik Iraklılardan hiçbir açıklama işitmek istemeksizin Suudi Arabistan’ın Erbil konsolosluğunun kapatılmasını talep ettiği bir zamanda.

İran Muhalif Direnişi Ulusal Meclisi kaynakları, Mescidi’nin İrab Devrim muhafızlarının en eski komutanlarından ve Feylaku’l Kudüs yapılanmasının ilklerinden olduğunu vurguladı. Şöyle ki, 2006-2014 yılları arasında işgalci hükümetine başkanlık yapan Nuri Maliki döneminde Devrim Muhafızlarının Ramazan karargahının başkanlığını yürütüyordu. 1983 yılında inşası tamamlanan Ramazan karargahı, Devrim Muhafızlarının İran’ın dışında istihbarat operasyonlarını yürüten ilk karargah olduğu gibi çete savaşları ve sokak savaşlarında uzmandır.

Bu bağlamda The Washington Institute araştırma merkezi, geçtiğimiz senelerde İran’da kamuoyu tarafından kutlanan Irak muhafazalarındaki yetkililerin suikasta uğraması suçlarını işleyen Feylaku’l Kudüs’un aktivitelerinde Mescidi’nin parmağı olduğunu yayınladığı raporunda açıkladı. Yeni İranlı Büyükelçinin tecrübesini, Irak’taki mezhepçi milislerin daha güçlü unsurlara dönüşmesi ve emniyet kuvvetlerine hakim olabilmesi için istihbarat alanında kullanacağının yanı sıra siyasi faaliyetleri etkisi altına alma çalışacağı beklentisine dikkat çekti.

Söz konusu rapor, Mescidi’nin Büyükelçi olarak atanmasının, İran rejimi tarafından mezhepçi Haşdi Şabi milislerine ekonomik ve emir noktasında desteğini artırmasını sağlayacağı varsayımına dikkat çekiyor. Çünkü Tahran mezhepçi milisleri, IŞİD’i hezimete uğrattıktan sonra Suriye’de geniş alanlara yayacağı bir zamana hazırlamayı hedefliyor.

Öte yandan Irak gözlemcileri, Mescidi tarafından yapılan açıklamaların, çalışmalarını, istihbarati yönelimlerini, Irak komutanlığına bakışını ve onu İran’ın hegemonyası altına derç etmesinin hakikatini ortaya koyduğunu vurguladı. Söz konusu gözlemciler onun şu sözlerini delil olarak sundular: “İran’ın Irak’a askeri olarak müdahalesi, Tahran’ın sadece Irak’ın güney mıntıkalarına ve orta Fırat’a odaklanmayı değil, Irak’ta ve gelecekteki siyasette Arap Sünnilerin hiçbir etkileri kalmaması için onlara ve mıntıkalarına boyun eğdirmeyi amaçlıyor.” Diğer bir açıklaması: “Devrim Muhafızlarının subaylarıyla Felluce savaşına dahil olması, İran’ın dünyada Şii yayılmacılığın merkezi olarak kalması içindir. Aynı şekilde bu katılım İran’ı ve sınırlarını savunmayı amaçlamaktadır.”

Mescidi’nin şuanda Haşdi Şabi komutanlığını yönettiği biliniyor. Hadi Amiri ve Ebu Mehdi Muhendis emirlerini direkt ondan almaktadırlar. 80’lerde İran-Irak savaşı esnasında Devrim Muhafızları saflarında savaştıklarından bu yana ilişkileri fazlasıyla sıkıdır. Aynı şekilde son Felluce savaşının idaresine mezhepçi milislerle beraber katılım göstermiştir Mescidi.

Bu bağlamda gözlemciler, İran rejiminin 2003 yılından bu yana Bağdat Elçiliğine Devrim Muhafızlardan elçi atamasının gelenek haline dönüştüğüne işaret ediyor. Bununla Irak’ta kendisine yakın mezhepçi milisler ve parti komutanlarıyla iletişimi sürdürmeyi amaçlıdığı belirtiliyor. 2003 yılından bu yana İran’ın atadığı üç elçi Hasan Kazimi Kumi, Hasan Denai ve İrec Mescidi’nin tamamının Feylaku’l Kudüs oluşumundan olduğu dikkatleri çekiyor. Bu durumu İran rejiminin, Irak’taki siyasi ve iktisadi çıkarlarına hizmet eden olayların düzenlemesi hırsını yansıtıyor.

Molla rejimine muhalif olan önceki İranlı elçi Adil El-Esedi, İran elçiliklerinin ve elçilerinin Arap devletlerindeki tecessüs çalışmalarını ve onlara yakın olanları örgütleme rollerini ortaya çıkartmıştı. İran elçiliklerinin İran rejimine destek meyli olan kimseleri örgütlediğini, Tahran’a resmi pasaport işlemleri olmaksızın gizli yolculuklar düzenlediğini ve bu kimselerin ülkelerine döndüğünde terör ağları oluşturduğunu vurgulamıştı.

Geçen şeylere binaen, bütün dünya, kıtaları aşan İran terörünün sadece Irak’taki güvenliği ve istikrarı bozmayı hedeflemediğini aksine bütün Arap devletlerinde bu amacını gerçekleştirmeyi istediğini bilmektedir. Uluslararası kanunlara ve vesikalara muhalefet ederek istihbarat hareketlerinde bulunmakta, mezhepçi fikrini yaymayı ve elçiliklerinin içinde planladığı sistemli kampanyalar ekseninde yayılmacı Safevi projesini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu durum, Tahran Molla rejiminin hastalıklı hayallerini gerçekleştirmeyi amaçlayan habis İran projesiyle mücadele edilmesi gerektiğine bütün dünya devletlerini çağırmaktadır.

 

 

HEYET Net

572 total views, 1 views today