Mezhepçi Milisler ve Hükümet Kuvvetleri İntikam Çemberiyle Musul Şehrini Kuşattı

Ninova muhafazasında yer alan Musul şehrinin, haftalar önce Musul’un doğusuna saldırı düzenlendiğinden beri ABD’nin liderliğini üstlendiği uluslararası koalisyon devletlerinin destek sapladığı mevcut hükümet ve mezhepçi milislerin uygulamaları nedeniyle sıkıntı ve problemleri artmaktadır.

Mezhepçi milislerin kaçırdığı veya hiçbir suç ve kanıt olmaksızın alıkoyduğu onlarca genç vatandaş, söz konusu milisler tarafından işkencelere ve meydan idamlarına maruz kalmaya devam etmektedir. Hükümetin ve birimlerinin bilgisi dâhilinde işlenen bu suçların sızan görüntüleri bu durumu ortaya çıkartmaktadır. İşlenen bu suçlara rağmen hükümet bu olaylardan ya sadece yalanlayarak ya da bireysel davranışlar olarak konuşmakta ve belgelenmiş bu suçları savaş suçu ve ihlal olarak nitelendiren İnsan Hakları teşkilatları yalan söylemekle suçlamaktadır.

Öte yandan yakın zamanda belirli aralıklarla yayınlanan saha raporları, hükümet kuvvetlerinin ve mezhepçi milislerin, Musul’un doğu yakasında sivil vatandaşlara yönelik rastgele tutuklama operasyonları düzenlediğini vurguluyor. Söz konusu milislere bağlı her bir grubun, kaçırıp tasfiye etmek istediği dini, akademik ve aşiretlere bağlı şahsiyetlerin isim listeleri bulunduğunu açıklıyor.

Bu bağlamda hükümet kuvvetlerinin hakimiyetine kattığı bölgelerdeki evlerde ve işyerlerinde hırsızlık ve yıkım uygulamaları her geçen gün genişlik kazanmaktadır. Musul halkından görgü tanıkları, sivil halka ait evlerin hükümet kuvvetleri ile ağırlığı olmayan fakat değeri yüksek şeylere el koyan Haşdi Şabi milislerinin saldırılarına maruz kaldığını açıklamaktadır. Ayrıca Haşdi Şabi milislerinin, taşıyamadığı eşyaları kullanılmaz hale getirdiği ve resmi dairelerdeki çeşitli cihazları çaldığı yine görgü tanıkları tarafından vurgulandı.

Birçok haber ajansı geçtiğimiz günlerde Musul’un doğusundaki halka şantaj uyguladığını, onlardan para almaya çalıştığını, ayrıca çirkin küfürlerle son bulan mezhepsel tehditlerde bulunduğunu aktarmıştı. Aynı şekilde kaynaklar, söz konusu kuvvetlerin şehrin ortasındaki zirai mahallesinde oturan Musullu tüccar Mahfuz Hamo’nun evine saldırdığını ve evde bulunan 45 milyon dinar ile altın takıları kaçırdığını ifade ediyor. Bölgede sivilleri çevreleyen gerçek atmosferi yansıtan onlarca örnekten sadece bir örnektir bu.

Musul’a düzenlenen operasyona eşlik eden askeri çalışmalar, şehrin doğusunda yüzlerce evin yıkılmasına, alt yapının çökmesine, su, elektrik ve benzeri şeyler gibi hizmetlerin bitmesine, Musul’u diğer bölgelere bağlayan köprülerin ve yollarının genelinin yıkılmasına neden oldu. Şehrin batısında ise devam ağır toplarla, hükümet ordusuna ait uçaklar ile koalisyon uçaklarının düzenlediği bombardıman karşısında bölgede insani trajedi yaşanmaktadır. Bu durum sivilleri, görünürde olmayan güvenli bölge arayışlarına sokmuştur.

Bu bağlamda ABD kaynaklı New York dergisi, Irak’ta göç eden göçmen sayısı 3.4 milyona dayandığını ve Musul şehrinin şahit olduğu savaş, çatışma ve bombardıman nedeniyle yarım milyon daha göç beklentisi olduğunu vurgulamaktadır.

Önceki göç dalgaları nedeniyle göç olaylarının daha önce görülmemiş şekilde kötü bir hal aldı. Özellikle sığınılacak yerlerin olmadığı ve yaşam için uygun ihtiyaçların bulunmadığı bölgelerde. ABD dergisi şöyle demektedir: “Bağdat hükümeti, sahralarda bulunan göçmen kamplarında ve karargahlarda alı koyduktan sonra göçmenlerin kimliğine el koymakta ve başka şehirlere, mıntıkalara geçiş yapmalarına engel olmaktadır. Göçmen kampları şuanda kontenjanının üstünde aile alması nedeniyle kalabalık problemi yaşanmaktadır. Elektrik, alt yapı çalışmaları ve sağlık hizmetlerine ihtiyaç duymaktadır.” Bu noktada uluslararası ölçülere saygı gösterilmesini mevcut hükümetten beklediğini açıklamaktadır.

Genel olarak Iraklı göçmenlere ve özel olarak Musullu göçmenlere gelecek görünmemektedir. Nitekim New York dergisi, bombardıman ve çatışma karşısında yerleşim yerlerinin yıkılması, ticaret ve ziraatın çökmesi nedeniyle göçmenlerin evlerine dönmesi için uzun senelere ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.

Bu bağlamda gözlemciler ve uzmanlar, Musul’a karşı düzenlenen operasyonun Amerika ile İran’ın ortak eliyle yürütüldüğünü, şehirde işlenen ihlallerin savaş suçu ve soykırım olduğu noktasında uluslararası toplumun farkında olduğunu vurgulamaktadır. Bu durum onu yaşanan ihlallerde ortak yapmakta, bazılarından doğrudan bazılarından ise dolaylı olarak sorumlu kılmaktadır. Bu sorumluluk zamanın geçmesiyle silinmeyecek, günlerin geçmesiyle insan haklarını yok etmeyecektir.

 

HEYET Net

217 total views, 2 views today