(Basın Açıklaması) Ankara’da Düzenlenen Irak Konulu İstişare Toplantısı Hakkında Basın Açıklaması

Irak Müslüman Âlimler Heyeti bünyesinde enformasyon çalışması yürüten Kültür ve Basın Birimi, Ankara’da düzenlenen Irak konulu istişare toplantısı hakkında bir basın açıklaması yayınladı. Irak Müslüman Âlimler Heyeti tarafından yayınlanan basın açıklamasının metni şu şekilde;

Basın Açıklaması

Türkiye Cumhuriyeti’nin resmi davetiyle Irak Müslüman Âlimler Heyeti’nden bir grup, geçtiğimiz Çarşamba (08 Mart) günü Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenen Irak ve çözüm yolları konulu istişare toplantısına katıldı. HEYET’in söz konusu toplantıya çağrılmasının nedenleri ve toplantının amaçlarına yönelik yapılan uzun istişarelerden sonra, toplantının amacının; “Irak’ı sorunlardan kurtarmak ve Iraklıların boğuştuğu problemleri minimize etmek” olduğu göz önünde bulundurularak toplantıya katılma kararı alındı. Bu, Irak’taki mevcut siyasete karşı/muhalif olan kuvvetlerin fikir ve düşüncelerini, bölge devletlerine doğrudan ulaştırmak için iyi bir fırsat olduğu gibi bu yolda harcanacak emeği düzenleme gayretiydi. Nitekim Irak’ın sorunlarına çözüm aranacak toplantıda Suudi Arabistan, Ürdün, Katar, Birleşik Arap Emirliği ve ev sahipliği yapan ülkenin temsilcileri de hazır bulunuyordu.

Toplantı, Irak Müslüman Âlimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari’nin konuşmasıyla başladı. Ed-Dari konuşmasında HEYET ve Irak’taki mevcut siyasete muhalif kuvvetlerin Irak’ın çıkarları ve Iraklıların içine düştüğü durumdan kurtarmak için her türlü çabayı verdiğini, HEYET’in mevcut siyaseti mutlak anlamda reddetmesine ve şeffaf bir pozisyona sahip olmasına ve daha önce verilen çabalarla yetinmemesine rağmen bölgesel politik gayretlerin karşısında engel olarak durmadığını açıkladı. HEYET’in, Iraklılara istediğini seçebilme alanı açtığını, mevcut siyasete karşı pozisyonlarını korumakla beraber onları dilediğini seçmekte özgür bireyler olarak gördüğünü belirtti.

Genel Sekreter Ed-Dari sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak Müslüman Alimler Heyeti, Iraklıların tamamı için hayrı öngören bütün çalışmaların yanındadır ve yanında yer alacaktır. Her geçen gün acıları ve felaketleri artan göçmen ve muhacirlerin sorunlarını çözecek gerçek çözümlerin yanında yer almaktadır. Bizim nazarımızda çözüm; önceki görüşleri tekrardan ortaya çıkartmak veya daha önce yandığı gibi yanmayı bekleyen yeni görüşler ortaya atarak mevcut siyasetin yamalama politikalarına devam edilmemesidir. Toplantıya katılmamızdaki başlıca neden; İran’ın Irak ve bölgedeki hegemonyasına, bölgeye güvenlik ve istikrar getirecek uygun yolla karşı koymak için Arap ve bölgesel çalışmaları cesaretlendirme çalışmalarına girişmektir. Sorunun köklerine inmeyen hangi proje olursa olsun, beklentilerini karşılamayacaktır. Irak’ta yaşananlardan en çok zarar gören genel olarak Iraklıların ve özel olarak Sünnilerin arzuladıklarının altında kalacaktır.

Genel Sekreter Ed-Dari, konuşmasını bitirdikten sonra istişare toplantısının tamamıyla sonlanmasını beklemeden davete icabet edip, temsilcilerle görüşerek işgale ve mevcut siyasete muhalif kuvvetlerin fikrini dile getirdikten sonra Ürdün’ün başkenti Amman’da bulunan ofisine gitmek üzere toplantıdan ayrıldı.

Irak Müslüman Alimler Heyeti Genel Sekreteri Dr. Müsenna Haris Ed-Dari’nin yaptığı konuşmadan bazı pasajlar şöyle;

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla. Hamd Allah’a mahsustur. Salat ve selam Rasulullah’a, aline ve ashabına olsun.

-Bu istişare toplantısına davet edildiğimiz için Türkiye Cumhuriyeti’ndeki kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Aynı şekilde Suudi Arabistan, Ürdün, Katar ve Birleşik Arap Emirliği’deki kardeşlerimize de bu toplantının aktif katılımcıları olduğu için teşekkür ediyorum.

– Toplantının ilk konuşmacısı olmayı talep ettim ve konuşma bittikten sonra da izninizi istiyorum. Çünkü bizler mevcut siyasetin dışında toplantıya davet edilen tek tarafız. Bu bağlamda ben burada sadece HEYET adına konuşmayacağım. Aynı şekilde işgale ve Irak’taki mevcut siyasete muhalif olup bu toplantıya davet edilmeyen, aynı pozisyonda yer aldığımız kuvvetlerin lisanı haliyle de konuşacağım. Burada toplantının fikri ve ilkesi üzere konuşmayı istiyorum, katılımcıların tartışacağı tafsilatlara girmeyeceğim.

– HEYET ve Irak’taki mevcut siyasete muhalif kuvvetler, Irak’ın çıkarları ve Iraklıların içine düştüğü durumdan kurtarmak için her türlü çabayı vermektedir. HEYET mevcut siyaseti mutlak anlamda reddetmesine ve şeffaf bir pozisyona sahip olmasına ve daha önce verilen çabalarla yetinmemesine rağmen bölgesel politik gayretlerin karşısında engel olarak durmamaktadır.

– HEYET, Iraklılara istediğini seçebilme alanı açmakta, mevcut siyasete karşı pozisyonlarını korumakla beraber onları dilediğini seçmekte özgür bireyler olarak görmektedir. Buna 2009-2010 yıllarında Altıncı Arap Komitesi konusuna karşı HEYET’in muamelesi örnek olarak gösterilebilir. Bu durumlarda ve benzerlerinde HEYET’in yöntemlerine dair bu açık bir delildir, vaktinde komite konusunda tek başına kalmasına ve işgale karşı muhalif kuvvetlerle istişare edilmemesine rağmen.

– Irak Müslüman Alimler Heyeti, Iraklıların tamamı için hayrı gerçekleştirecek her türlü gerçek ve ciddi çalışmaları, -önceki tecrübeleri tekrardan deneme ve mevcut siyasetle ilişkilere devam etme önerisi olmadığı müddetçe- sonuna kadar destekleyeceğini vurgulamaktadır. Şayet amaç İran tarafından desteklenen bazı kuvvetlerin karşısında durmak, Irak’ın başlıca sorunlarını kökünden çözmeden tekrardan eski siyasi atmosfere dönmek ise Irak’ın durumunda hiçbir değişiklik olmayacaktır ve herkes, bu gayretlerin başarısız sonuçlarını tadacaktır. Genel olarak Iraklılar ve özel olarak Sünniler bu başarısız çabaların olumsuz etkileriyle karşılaşacaktır.

– Şayet verilen çabalar, Irak’taki ve bölgedeki İran hegemonyasına karşı ciddi ve kararlı bir şekilde durma amacı taşıyorsa bu önemli bir çabadır. IŞİD aşaması sonrası Amerika siyasetinin değişmesiyle ve bölgedeki istekleriyle yalnızca uyum sağlamayı hedefleyen amaçların tehlikesi noktasında uyarıyoruz. Bölge devletlerin siyasi yönleri için bu anlaşılır dahi olsa da ancak bu Iraklıları hiçbir zaman ikna etmeyecek ve Irak’ı içinde bulunduğu şeyden kurtarmak için yeterli olmayacaktır. Birçok defa zikrettiğimiz gibi; Irak ve bölgedeki tehlikeler, cüzi değil köklü ve kapsayıcı bir çözüm olmadığı müddetçe yok olmayacaktır.

– Siyasi oyunun kuralları var olmaya devam ettikçe hiçbir şey değişmeyecektir. Bu kuralların bazılarının değiştirilmesi ve onarılması vaatleri ikna edici olmadığı gibi yeterli de değildir. Çünkü bu vaatlerin hiçbir garantisi bulunmamaktadır. Amerika endeksli siyaset yürüten kimselerin veya başkalarının siyaset kurallarının değişeceği yönünde verdiği garantiler gerçekten meydana gelecek mi acaba? İran endeksli siyasi çalışmaların gerçek hakimi buna müsaade edecek mi?

– Niyetlere bakmaksızın siyasi çalışmalara katılım gösteren kimselerden bu toplantıda hazır bulunan şahısların varlığı, başarısızlığa ve önlerindeki yolun tıkanıklığına delalet etmektedir. Bu durum onları ve başkalarını, baştan beri hüsrana uğrayan oyun kurallarında devam etmenin yapılabilirliği için müracaata çağırmaktadır.

– Önceki tecrübeler, Sünni kesimlerin mevcut siyasete dahil olması, onlara meşruiyet vermesi, aynı şekilde hiçbir etkilerinin bulunmaması işleri daha karmaşık ve kötü bir hale soktuğuna delalet etmektedir. Çoğunlukların isteklerini reddetme ve 25 Şubat 2011 intifadasının sonunda ve 2013 devriminde yönetimin yanında yer alarak Sünnilerin yaşadığı bu tecrübe en hayırlı delildir bu konuda.

– Sünnilere engellemelerin artmasının başlıca nedeni mevcut siyasete bulaşan Sünni kesimlerden birçoğunun İran tarafına kayması, isteyerek veya korkarak İran’ın baskılarına boyun eğmesi, İranlı parti ve şahıslarla yardımlaşması ve müttefik olmasıydı. Bu paradokstur. Şöyle ki; İran tarafından desteklenen bu parti ve şahıslar, Irak’taki Sünnilere en büyük darbeyi vuran kimselerdir.

– Irak Müslüman Alimler Heyeti, her türlü ciddi ve faydalı çabanın yanında yer almakla birlikte daha önce yaşanan korkuları da dikkate almaktadır. Gerçekleşmeyeceğini bilse bile bu çabaların önünde durmamaktadır. Bilinen sabitelerinden, işgale ve mevcut siyasete karşı kuvvetlere bağlılığından yola çıkarak bu çabalara katılım göstermek mecburiyetinde değildir. Konuştuklarınız Sünniler nerede, geneli memleketine dönemeyen kimseler değil mi? Çoğu göçmen çadırlarında yaşamıyor mu? Birçoğu seçimlere dahi katılamıyor.

– Açıkladığım bütün şeylere rağmen burada hazır bulunan kişilere yönelerek şunu diyorum; aramızdaki anlaşmazlığın sadece siyasi olmasını ve her tarafın diğerini anlamasını temenni ederdim. Ancak bunu etkileyen birçok neden bulunmaktadır. Kendimizi hesaba çekmek ve hatalarımızın üzerinde az da olsa düşünmek için bu iyi bir fırsattır. Üzerinde bulunduğunuz halden razı olmaya devam ediyorsanız önceki aşamaları ve tekrarlanan başarısızlıkları gözden geçirmeniz, geçmişteki tecrübelerden soyutlanmanız gerekmektedir. Genelin maslahatının özelden daha önemli olduğunu herkese hatırlatırım.

– Türk ve Arap kardeşlerimizin doğrudan bizi dinlemesi için bu iyi bir fırsattır. Nitekim HEYET hakkında bazı dedikodular dolaşmakta ve haksız suçlamalarda bulunulmaktadır. Örnek verilecek olursa bizim seçimleri boykot ettiğimiz, ordu ve polis kurumlarına girilmesini izin vermediğimiz yönünde fetvalar yayınladığımız iddia edilmektedir. Ancak bu iddialar vakaya ters olduğu gibi herhangi bir delilleri de bulunmamaktadır. Birinci seçimlerde HEYET, seçimin boykot edilmesinde tek başına değildi. Aksine Sünnilerin boykota yönelik toplu kararının sadece bir cüzünü temsil ediyordu. Maalesef bu icma, çok fazla uzun sürmedi. Bazı kesimler tarafından zamanında delindi. Sadece 10 ay sürebildi. Söz konusu kesimler 2005 Anayasa Referandumuna katıldı ve bu katılım bütün şer ve kötü kuralları daha bir pekiştirdi.

– His ve duygularından dolayı Türkiye temsilcisine teşekkür ediyorum. Bunun bizim için son fırsat olmadığını belirtiyorum. Fırsatlar devam etmektedir. Ancak biz fırsatları geciktirdik. Çözüm bulmak için ciddi gayretleri ve hisleri anlayabiliyorum. Ancak bu tehlikeli konuyla nasıl ilgilenmemiz için daha güzel yollar seçmeyi arzulardım. Irak’ın çıkarları için çalışmalarımızın maruz kaldığı engelleri aşabilmek için.

– Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirliği temsilcilerine de konuşmalarından dolayı teşekkür ediyorum. Problemin Sünni ihtilafı ve parçalanmaları olmadığını belirtmek isterim. Herkesin bildiği gibi gerçek problem; Amerika’nın işgali ve ardından bıraktığı mevcut siyaset, Arapların bu siyaseti desteklemesi, tek yol olarak görmesi, söz konusu siyasetin dışında kalan kesimlerle yardımlaşılmaması ve onların fikirlerinin dikkate alınmamasıdır.

– Bu toplantıda konuşulanlar her kesimin görüşü itibariyle Irak’ın durumunu açıklayacaktır. Birincisi etbası, adamları, partileri, hegemonik siyasi çalışmalarıyla mezhepçi İran’ın görüşüdür. Bunun Irak’ın içişlerine Türkiye müdahalesi olarak pazarlayacak, Türkiye projesi olarak bakacak ve bütün şiddetiyle bununla mücadele edecektir. Diğer görüşe gelince bu başta Sünniler olmak üzere Iraklıların görüşüdür. Kendilerini destekleyecek ve İran hegemonyası karşısında denge sağlayacak Arap ve bölgesel bir çabayı arzuluyorlar. Uzun yıllar boyunca başarısızlığa neden olan destek yollarının aynısına bakacaklardır. Birçok kuvvet, yaşananların onları uzaklaştıracağını görecektir.

– Son olarak; Arap-Türk ilişkileri hususunda Türk temsilcimizin dediği şeylere katılıyorum. Ve Şunu diyorum; bizler aynı tarihin çocuklarıyız. Duruşumuz birdir. Dinimiz İslam, kimliğimiz Arap-İslam’dır. Arapların kanlarıyla Osmanlı Türklerinin kanları birçok yerde birbirine karışmıştır. Sünni olsun Şii olsun ecdadımız, Osmanlının yanında yer almış, işgalci İngilizlere karşı Şuaybe ve Kut’ül Amare savaşına katılmıştır. Şuanda yardımlaşma imkanımız bulunmaktadır çünkü beraberce hedef alınmaktayız. Ancak Iraklıların ve bölgenin arzuladığı en güzel ve en uygun yolla bunu yapmalıyız. 2003 yılından beri Irak’taki her türlü yıkımın baş müsebbibi başarısız siyasi çalışmalarla değil.

Teşekkür ettim. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Kültür ve Basın Birimi

12 Cemaziyelahir 1438

11/03/2017

 

272 total views, 1 views today