Saldırganlık, Tutuklama ve Yağma; Irak’ta Göçmenlerin Sorunları Artmaya Devam Ediyor

milis_17022017

Göçmen sayılarının artması ve devletlerin oluşumlarının üstüne çıkan rakamlara ulaşmasıyla beraber kemiyet ve keyfiyet olarak acıları da artmaktadır. Binlerce vatandaşın ölümü ve yaralanmasıyla sonuçlanan çatışmaları ve bombardımanı istisna ettiğimizde ölümden daha büyük felaketlerle karşılaşmaktayız. Göç yolculuğu, şartları zor ve tehlikeli bir bilinmezliğe doğru başlamakta, mekân bilinse bile yaşam sunacak veya soğuğa engel olacak bir şey bulunamayacaktır. Göçmenlere yardım sesleri ve çağrıları yükselmekle beraber göçmenlerin, çocukların ve eşleri gözleri önünde tutuklanan kadınların ihtiyacı için tahsis edilen malların çalınma skandalları da ortaya çıkmakta ve darp, küfür ve düşmanlığın en basit eziyetler olduğunu göstermektedir.

Bu bağlamda haber ajansları hükümetin resmi basın sözcüsü Sad Hadisi’den şunları nakletmektedir: “Geçtiğimiz iki sene boyunca Musul şehrinden göç rakamları 4.3 milyona ulaştı. Şuanda Musul’dan yüzbinlerce sivili kapsayan yeni göç dalgaları beklentisi bulunmakta.” Göç sorununun başlıca müsebbibi veya şehirleri çatışma sahalarına dönüştüren hükümete değinmeksizin BM İnsani İşler Koordinasyon Bürosu, Ekim ayında başlayan askeri operasyonun başlamasıyla Musul şehrinde göç sayısının en üst rakamlara ulaştığını, 191 bin 800’ün üstüne çıktığını vurguluyor. Bu şahıslardan %85’inin çadırlarda yaşadığını açıklayarak diğerlerinin genel binalarda ve akrabalarının yanında kaldığını belirtiyor.

Çatışmalara tanık olunan şehirlerin dışında göçmenler, eza ve ceza aşamalarından diğer bir aşamaya girmeye başladı. Bağdat ve Erbil hükümetlerinin İnsan Hakları Komitesi, Tamim muhafazasında yer alan Huveyce ve çevre bölgelerinden kaçan Sünni-Arap göçmenlere eziyet eden Peşmerge kuvvetlerini kaydeden videoyu soruşturmak için bir komite kurulması talebinde bulundu. Komite başkanı Abdurrahim eş-Şemri, “Peşmerge kuvvetlerinin bu uygulamaları, masum vatandaşlara yönelik insan hakları ihlalini gösteriyor.” dedi. Ancak komite başkanı, şehirlerde ve hakların yaşadığı şeyler noktasında hükümet yetkililerine değinmedi.

Öte yandan İnsan Hakları İzleme Örgütü, Kürdistan hükümetinin 2014 yılından 2017 Ocak ayının sonlarına dek Ninova muhafazasında yer alan Musul’da 900’den fazla göçmeni tutukladığı açıklamasında bulundu. Geçişlerde güvenlik kontrollerine rağmen bu olay gerçekleşti ve bununla beraber 4 ay gibi bir süre ailelerine bilgi verilmeden, iletişime geçilmeden alıkonuldu.

Göçmen kamplarına ve açlıktan ve soğuktan ölmemeleri için gerekli ihtiyaçların sağlanması noktasında yükseltilen seslere ilişkin olarak Göç ve Göçmenler Komitesi Üyesi Macid Şenkali, “Şuan ki Göç Bakanlığının, ülkenin genelindeki göçmenlere tahsis edilen mallardan milyarlarca dolar çaldığını ve bu paraları heder ettiğini” açıkladı.

Şenkali, 2015-2016 yıllarında muhafazalara ayrılan meblağların birçoğuna ulaşıldığını belirterek ancak bazılarının hala düzenlenemediği açıklamasında bulundu. Enbar muhafazasına 16 milyar dinar, Ninova muhafazasına 13 milyar dinar, Salahuddin muhafazasına 12 milyar dinar tahsis edildiğini, ancak bunların nasıl harcandığı, senet ve belgelerinin nerede olduğu bilgisine ulaşılmadığı belirtildi.

Birleşik Krallık’ta yayınlanan The Daily Telegraph gazetesi, Irak’ın kuzeyinde yer alan Kayyarah şehri yakınlarında Tayna bölgesinde göçmenleri karşılamak için Şeyyid göçmen kampını ziyaret eden muhabirinin lisanı ile şunları vurgulamaktadır: “Askerler, çadırları ve BM’nin verdiği 8 su tankerini yağmaladı.” Hükümet polisinin içinde bir subay, “askeri kuvvetlerin Bağdat’taki göçmen kamplarına girdiğini, onların hızlı müdahale kuvvetlerine bağlı olduklarını bildirdiklerini iddia etti.

Ötekileştirme siyasetlerini reddeden muhafazaların evlatlarına dayatılan azap yolculuğunun sonunda çatışmalar devam ederken tehlikelere rağmen dönüş, uzun bir vakit ve çabayı gerektirebilir. Çünkü göçmenler, mıntıkalarına geri dönmek istediklerinde kendilerine sıra gelmesi için haftalarca bekletilme gibi uygulamalara maruz kalmaktan şikayet etmektedirler. Hükümet kuvvetleri, hükümet ve koalisyon bombardımanı sonucunda harabeye dönen evlerine veya yıkıma uğrayan mıntıkalarına dönmelerine izin vermektedir. Yaşanan felaketleri anlatmaya güç yettirilemeyen bu manzara karşısında yerel ve küresel bir sessizlik bulunmaktadır.

 

 

HEYET Net

118 total views, 3 views today