Öldürülme ve Tutuklanma Tehdidi İle Tehcir Arasında Kalan Kerkük’teki Göçmenler

Askeri operasyonlar ile mezhepçi milislerin eline düşme korkusu nedeniyle Salahuddin, Diyala ve Enbar muhafazalarındaki evlerini terk edip Tamim muhafazasında yer alan Kerkük şehrine yerleşen göçmenler, Asayiş olarak isimlendirilen Kürt güvenlik güçleri tarafından açık ihlallere maruz kalmak, söz konusu muhafazadan tehcir edilme tehdidi edilmektedir.
Geneli Sünni Araplardan olan ve sayıları yaklaşık 600 bini bulan bu göçmenlerin, evlerini, mal-mülklerini ve işlerini terk etmenin, en düşük hayati ihtiyaçların bile sağlanmadığı geçici mekanlarda kalmaya mecbur bırakılmanın doğal sonucu olarak yaşadıkları zor insani şartlara rağmen; kaçtıkları ortamdan hiçte farksız olmayan şartlarla mücadele etmek zorunda kalıyorlar, göç ettikleri şehri terk etmedikleri takdirde öldürülme veya tutuklanma tehditlerine maruz kalıyorlar.
Bu bağlamda haber ajansları Tikrit’in kuzeyinde yer alan Beyci kazasından olan, ailesiyle beraber şuanda Kerkük’ün doğusunda küçük bir evde oturan göçmen Muhammed’in şu sözlerini aktarıyor; “Yaklaşık bir hafta önce Asayiş kuvvetleri, bazı göçmenlerin evlerine baskın düzenledi. Bu evler arasında benim evimde bulunuyordu. Söz konusu kuvvetler bize ait bütün resmi evraklara el koydu ve şehri terk etmemiz için 10 gün gibi süre verdi. Biz, güvenlik kuvvetlerinin kontrolüne giren bölgelerimize geri dönmemiz yasak iken biz nereye gidebiliriz diye sorduk. Onlar ise; “Bu sizin sorununuz.” şeklinde cevap verdiler. Mahallemizde bulunan insanların aracılığıyla birkaç gün devam eden görüşmelerin ardından 2 ayı geçmeyecek bir süre içerisinde şehri terk etmek şartıyla resmi evraklarımızı alabildik.”
Şuan ki Bakanlar Meclisinde Göçmenler Komitesi Üyesi Lika Verdi, Tamim muhafazasının göçmenlerin gönderilmesi yönündeki kararını, zalim bir karar olmakla nitelendirdi. Uluslararası ve insani kanunlara, örf ve adetlere muhalif olması şöyle dursun bizatihi anayasaya muhalif olduğu açıklamasında bulundu.
Haber ajansları Verdi’nin şu sözlerine yer verdi: “Kerkük’teki Kürt güvenlik kuvvetlerinin keyfi uygulamalarının ve göçmenlerin muhafazayı hızlı bir şekilde terk etmesini öngören kararlarının karşısında durduk. Söz konusu kuvvetler, göçmenlerin bulunduğu kamplara ve mekanlara baskın düzenlemiş, resmi evraklarına el koyarak bölgeyi terk etmeleri için tebliğde bulunmuştur. Bu uygulamalar, vatandaşlık değerlerine ve insan haklarına muhalif olduğu gibi istediği yerde oturma ve istediği gibi hareket etme hakkı veren vatandaşlık kanununa da aykırıdır.”
Öte yandan Verdi, hükümet göçmenleri tarafından kontrol altında tutulan göçmenlerin asli mıntıkalarının henüz onarılmadığını, zarar gören evlerin, binaların ve alt yapıların onarılması için biraz daha zamana ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Enbar ve Ninova muhafalarında bazı bölgelerin hala IŞİD’in hakimiyeti altında olduğuna vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: “Yaklaşık 2 sene önce IŞİD’ten temizlenmesine rağmen hükümet kuvvetleri ve onlara bağlı milisler, Babil muhafazasındaki bazı şehirlere halkının geri dönmesine engel olmaktadır.”
Öte yandan Kerkük Meclisi Arap Topluluğu Üyesi Muin Hemedani, Kürt güvenlik birimlerinin Kerkük şehrine bağlı bazı bölgelerdeki göçmen ailelerden bölgeyi terk etmelerini ve şehrin doğusunda yer alan Leylan göçmen kamplarına gitmelerini talep ettiğini itiraf etti. Yine Göçmen Komitesi Üyesi Ahmet Selmani, Tamim Müdürü Necmettin Kerim’i, göçmenlerin Kerkük’te kalması karşılığında mevcut hükümetten para koparabilmek amacıyla göçmen dosyasını istismar etmekle suçladı. Mevcut Göç ve Göçmenler Bakanlığının Leylan Göçmen Kamplarını inşa etmeyi üstlendiği sıralarda söz konusu müdürün, göçmenlere destek adı altında 14 milyar dinar gibi bir para teslim aldığını vurguladı.
Öte yandan siyasi analist Kahtan Hafaci şunları dile getirdi: “Kerkük şehrinin içindeki siyasi çatışma, son yansımaların altındaki etkendir. İster Kürtler arasındaki isterse Araplarla olan parti çatışmalarını, olayların ulaştığı bu seviyeden ayrı tutmak neredeyse imkansızdır. Göçmenler konusu, bazı kesimlerin dar projelerinde istismar ettiği bir baskı aracına döndü. Göçmenlerin maruz kaldığı keyfi uygulamaları gerçekleştiren mevcut hükümetin sessizliği ışığında…”
Kürt güvenlik kuvvetleri Asayiş, 250 göçmen aileyi Kerkük şehrinde bulunan evlerini terk etmek zorunda bırakmıştı. Aynı şekilde şehrin merkezinde bulunan Vahid Haziran mahallesinde, Dubus kazasında yer alan Kuşkaya ve Kotan köylerinde Arap vatandaşlara ait onlarca ev yine bu kuvvetler tarafından yıkıldığı gibi şehrin merkezindeki bazı mıntıkalarda vatandaşlar zorla tehcir edildi. Bunun altında muhafazadaki demografik yapıyı değiştirmek yatıyor.
Geçtiğimiz Kasım ayının 21’nde Kerkük şehrinin farklı bölgelerine IŞİD tarafından düzenlenen silahlı saldırıların göçmenleri olumsuz yönden etkilediği biliniyor. Şöyle ki; bu durum Asayiş kuvvetlerine yüzlerce göçmeni muhafazadan zorla gönderme noktasında geniş çaplı tehcir operasyonları düzenleme bahanesi vermişti. Aynı şekilde bu kuvvetler kasıtlı olarak göçmenlerin resmi evraklarına ve emniyet anlaşmalarına el koymuş, intikam saldırılarına maruz kalmaktan korkan göçmenlerden bazılarının Türkiye’ye kaçmasına neden olmuştur.

 

HEYET Net

376 total views, 1 views today