14 Senede!!!

 Hamid Hazerci

Ülkeyi kim harabeye çevirdi?
Ayrışma tohumlarını kim ekti?
Ülkeyi km çaldı?
Basın organlarını kim yönlendirdi?
Toplumu kim yıkıma uğratıp ayrışmalarına neden oldu?
Eğitim ve öğretim sistemini kim yıktı?
Kim orduyu saptırdı ve ilkelerini daralttı?
Din ilkelerini ve yaşam kurallarını kim kötüye kullandı?
Her okuyucudan aklını ve düşüncesini en saf ve doğal bir mertebeye çekmeye çalışmasını ve ardından bu soruları kendi nefsine sormasını rica ediyorum. Şayet mezhebî, ırkî ve millî şekilleriyle mensubiyetleri araştırıldığında, mantığa ve aklın razı olup kalbin kabul ettiği şeye yapışıldığında cevaplar, temelin esaslarını, görüş açıklığının nedenlerini ve amaca giden yolu oluşturacaktır.
Irak halkı, bir savaştan çıkıp diğer bir savaşa girmekten çok acılar çekti. Ancak Amerika işgalinden sonra hali farklılaştı, yaşam, hayat ve davranış esasları değişti. Bu, makalenin hemen başında sorduğumuz soruların cevaplarının neticesidir. Disiplinsiz açılımlar, hukuk ve cezalandırma yokluğu günümüze kadar ulaşan, büyüyen ve yayılan bir kaosu beraberinde getirdi.
Bugün Irak’ın durumunu okuduğumuzda “İnsan, bütün hayatını yansıtan anormal şartlarda bir yaşam sürmektedir” sonucuna varmaktayız. Helal ve haram karşısında doğru vicdani bir çöküşle yaşam yollarına, vazifesine ve özel amellerine üşüşmüş durumdadır. Dini olarak daraltılmıştır; ya taifesi, ırkı ve milliyetiyle beraberdir ya da din ve ahkamla ilişkili her şeye karşı çıkandır. Sosyal olarak yalnız kalmıştır; ailesi ve akrabalarıyla bütün iletişimi kesildiği gibi buna alternatif olarak sosyal iletişim araçlarına dalmış ve arkadaşlarına daha fazla önem vermiştir. O etkilenen konumdadır, etkileyen değil. Olaylara ve acılara doyması sonucu hedefsiz bir hayata sahip olmuş ve planlama yok olmuştur.
Geçen şeylere rağmen Iraklı, Araplar içerisinde genel anlamda ayrıcalıklı insan olma konumunu, gücü ve sıkıntılı süreçlerden normale hızlı dönüşleriyle korumaya devam etmektedir. Delil ülkenin dışında çevre ve normal şartlarda onun ayrıcalıklı kılmaktadır. Bu bağlamda Iraklı insanın dönüş hedefine doğru dönüş yapılmasını istemekteyiz. Ancak bu, hayatın, çevrenin ve normal şartların tekrardan geri gelmesini gerektirmektedir. Bu ancak bütün Iraklıların kararıyla ve her türlü siyasi, dini, milli ve ırki tesirlerden uzak durarak mümkündür. Aksine mantık, akıl, insanlık, Iraklı oluşumları ve çeşitliliği korumadan başlamalıdır.
Her birimiz kendi içimizde ne olduğunu ve nelerin olmakta olduğunu iyi biliyoruz. Yakın tarih, hala hafızalarımızda diriliğini korumaktadır. Bizler ona şahidiz. Bizden birinin bize rağmen onu bulanıklaştırmaya veya değiştirmeye gücü yetmez. Bütün hasıl olan şeyleri bırakalım, çünkü onlarda bizim herhangi bir ortaklığımız bulunmamaktadır. Harabın devam etmemesi için hasıl olan şeyleri değiştirmek için çalışalım. Ben Iraklıyım, ailemi ve ülkemi seviyorum. Kendime önem vereceğim. Eğitimimi ve çalışmalarımı geliştireceğim, ilkelerimi ve eğitimimi, toplumsal değerleri ve gelenekleri koruyacağım. Bu fikri, ikna etme ve zorlama gayretlerinden uzak durarak bütün Iraklılara ulaştırmak için çalışacağım.
Yakın geçmişe baktığımız zaman bu topraklarda yaşamaya devam etmek için kalacak halk olduğumuzu biliyoruz. Bizim üzerimizde tahakküm kuranlar gittiler. Kuracak olanlar da gidecektir. Biz onlara artık yeter diyoruz. Her aşamada kurban olmaktan razı değiliz. Hayatımız ve ilkelerimiz sizin makamlarınızın değeri olmayacak.
Bu vasıfla, halimizi daha güzel olana taşıyacağımıza, bizim ve evlatlarımızın yaşamı için daha güzel bir ortam sağlayacağımıza, krizlerden ve baskılardan kurtulacağımıza inanıyorum. Böylece ilim, üretim, gelişim kapıları açılacak, cehaletin azalmasıyla birlikte ölümler ve sıkıntılar son bulacaktır.

 

Bu makale HEYET.net için özel olarak çevrilmiştir. Arapça Orijinali için LÜTFEN TIKLAYIN

310 total views, 1 views today