İnsan Hakları Birimi’nin “Irak’ta Altyapının Çökertilmesi, İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” Adlı Yeni Raporunun Birinci Bölümü Yayınlandı

Irak Müslüman Âlimler Heyeti bünyesinde faaliyet yürüten İnsan Hakları Birimi, hiçbir gerçekliği olmayan, kanıttan yoksun “Irak’ın Kitle İmha Silahlarına (KİS) sahip olduğu” yalanlarını kullanarak 2003 işgali için zemin hazırlayan Amerika ve baş müttefiki İngiltere’nin Irak’a müdahale etmesinin ardından işlenen suçları ve açık ihlalleri yayınlamaya/kamuoyuyla paylaşmaya başladı.

Raporunu “Irak’ta Altyapının Çökertilmesi, İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” olarak isimlendiren İnsan Hakları Birimi, raporun birinci bölümünü yayınlayarak, önceki ABD Başkanı George Bush’un “Irak’ın Kitle İmha Silahlarına sahip olduğu” yalanını ilan etmek için 2001 yılında El Kaide örgütü tarafından düzenlenen 11 Eylül saldırılarını bahane ettiğini vurguladı. Bunun, Bağdat’ın El Kaide örgütüyle ilişkisi olduğu yönünde bir ikna çabası, propaganda çalışması olduğuna dikkat çeken İnsan Hakları Birimi, bunun altında Irak’a karşı savaş ilan edilmesinin, altyapısının çökertilmesinin, halkın zenginliğinin yağmalanmasının, kimliğinin ayaklar altına alınmasının bütün dünyaya masum gösterilmesi mesajı yattığına vurgu yaptı. “Ki bu durum, bütün bunların, bu savaştan hedeflenen amaçlar olduğunu göstermektedir” ifadelerini kullandı.

Raporda, Uluslararası Atom Enerji Kurumu (IAEA) ve Birleşmiş Milletlere (BM) bağlı Araştırma Komisyonu’nun ABD’nin savaş ilan etmesinden önce Irak’ta Kitle İmha Silahlarının bulunmadığı yönünde kesin açıklamalarına rağmen ABD’nin piyasaya nasıl yalanlar servis ettiğini ve hiçbir kanıt olmadan iftiralarda bulunduğunu bütün dünyanın şahit olduğu ifade edildi. Müttefiki İngiltere ile yardımlaşarak Amerika’nın Irak’a karşı savaş başlatmasının, ülkenin tarihi geleneğini hedef alacak en büyük yağma operasyonuna zemin hazırladığına işaret edilerek Uluslararası Topluma açık bir meydan okuma olarak nitelendirilecek diplomatik adımların ardından, 17 Mart 2003 tarihinde Amerika idaresinin savaş ilan etmesiyle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarına set çekildiği kaydedildi.

İnsan Hakları Birimi tarafından hazırlanan raporda şöyle devam edildi: “Kuveyt topraklarından Irak’a gelen Amerika ve İngiltere’nin işgalci kuvvetleri, 20 Mart 2003 tarihinde Irak topraklarına adım attı. Gün içerisinde ezici bir kaos baş gösterirken ülkede orman kanunları egemen oldu. Irak Ordusu ve Güvenlik Birimlerinin tamamını fes eden L. Paul Bremer’in Irak Devlet Başkanlığı statüsünde Geçici Koalisyon Başkanlığına getirilmesi kararının ardından ülkede dikkat çekici bir şekilde olay ve gelişmeler kötü bir hal aldı. İşgalci otorite, 22 Şubat 2006 tarihinde Samarra kentindeki türbe ve cami kompleksi olan El Askeriyye Türbesi’ni hedef alan patlamalarla başlayan mezhep temelli ayrışmaları, alevlendirme hususunda ısrarına devam ediyordu.  Ki bu patlamalardaki bütün suçlamalar, İran’a işaret etmekteydi. Bunu, binlerce sivilin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan camilerin yakılması ve şiddet olayları takip etti.

Rapor, 9 Nisan 2003 tarihinde Başkent Bağdat’ta başlayan hırsızlık, yağma, kundaklama olaylarının sadece bakanlıkları ve hükümet dairelerini hedef almadığını, aksine başkanlık makamlarını, hastane, okul, gıda ve ilaç depoları gibi genel hizmet müesseselerini, dağıtım merkezlerini de hedef aldığını açıklıyor. Yine Amerika Hava Kuvvetlerinin bombardımanına maruz kalan elektrik santrallerin, istasyonların kullanılmaz hale geldiğine dikkat çekerek yaşam hizmetlerinin ve elektriğin olmaması nedeniyle bunun hayatın bütün alanlarında durmasını beraberinde getirdiğini ifade ediyor.

İnsan Hakları Birimi hazırladığı raporda Irak’ın en büyük zarar gördüğü alanlardan birinin kültür alanında olduğunu belirterek Irak Ulusal Müze’den en değerli ve en eski 50 bin tarihi eser parçasının yağmalandığını ifade etti. Bu tarihi eserlerin, Irak topraklarında Sümerler, Asurlular ve Babilliler medeniyetlerini temsil eden 7 binden daha fazla bir geçmişe sahip olduğuna vurgu yapılarak görgü tanıklarının da belirttiği gibi Amerikalı işgal kuvvetlerinin, hırsızlara, müzelerdeki değerli şeyleri çalmaları için alan açtıklarının, koruma altına aldıkları petrol bakanlığı dışında hastanelerde, üniversitelerde, ofislerde ve hizmet binalarında hırsızlık yapılmasına teşvik ettiğinin altı çizildi.

Raporda şöyle devam edildi: “Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) 13 Nisan 2003 tarihinde bir açıklama yayınladı. Bu açıklamada, Başkent Bağdat ve diğer şehirlerde şahit olunan kaos, kundaklama ve yıkım karşısında çok endişeli oldukları belirtiliyordu. Uluslararası hukuk gereğince Iraklı halkın güvenlik dinamikleri sorumluluğunu Amerika ve İngiltere’ye yükleyerek, ülkede sağlık sisteminin çökeceği noktasında uyarıda bulunuluyordu.

Öte yandan raporda İsveçli Araştırmacı Halid Buyumi’nin İsveç’in en büyük gazetesi Dagens Nyheter’e verdiği ve 11 Nisan 2003 tarihinde yayınlanan röportajından bazı kesitlere de yer verildi: “Irak’a karşı başlatılan operasyona engel olmak için oluşturulan dayanışma kapsamında Irak’a gittim. Amerikalı kuvvetlerin insanları yağma ve kundaklamaya nasıl teşvik ettiğini bizzat gözlerimle gördüm. İşgalci askerler, Bağdat’ın merkezindeki Hayfa caddesinde bulunan Yerel Hükümet Binası muhafızlarını yerlerini terk etmeye zorladı. Binanın ana kapısını patlatarak hoparlörlerle insanları binaya girmeye ve istediklerini yağmalamaya teşvik etti.

14 Nisan 2003 tarihinde Washington Post gazetesinin yayınladığı raporlarda da belirtildiği gibi Amerikalı kuvvetlerin sadece Irak’ta yaşanan olaylara seyirci kalmakla yetinmediği, aksine ülkeyi altüst eden soygun ve yağma operasyonlarına kapı aralayarak kolaylaşmasını sağladığı İnsan Hakları Birimi’nin hazırladığı raporda belirtildi. İşgal ordusunun Bağdat’a girdikten iki gün sonra Dicle nehrindeki iki köprüyü yaya ve araçlara açtığı belirtilerek Planlama Bakanlığı binası ile diğer resmi binaların yağmalanması için zemin hazırladığı vurgulandı.

İnsan Hakları Birimi raporunda şöyle devam etti: “Hırsızların girmesine izin verilmeyen tek bina, saatlerce koruma işgalci kuvvetler tarafından altında tutulan Petrol Bakanlığı binasıydı. Petrol Bakanlığı binasının bütün girişleri kapatıldıktan sonra Mustansariyye semtinde bulunan bina, Amerikalı kuvvetlere ait 50 tankla çembere alındı. Pencerelere ve çatıya keskin nişancılar görevlendirildi. İnsanların ve araçların binaya yaklaşmasına engel olundu.”

İnsan Hakları Birimi hazırladığı raporun birinci bölümünü, 14 Nisan 2003 tarihinde Independent gazetesinde yayınlanan Robert Fisk’in makalesinden bazı kesitlerle sonlandırdı: “Amerikalı kuvvetlerin Bağdat’taki soygun ve yağma operasyonlarına verdiği karşılıkta özel bir yöntem gözlemlendi. Amerika, kendisini kontrol altında tutmak adına onları koruma gereği duymadı. Kundaklama, soygun ve yağma operasyonlarından birkaç gün sonra Planlama, Milli Eğitim, Ekonomi, Sanayi, Dışişleri, Kültür ve Basın bakanlıklarının yakılıp yıkılması için alt tabakaya izin verdi. Özellikle Bağdat ve Musul müzelerinde bulunan paha biçilmez tarihi hazinelerine kadar ulaşan yıkım ve yağma operasyonlarını durdurmak için Amerikalı kuvvetler kıllarını bile kıpırdatmadı.”

 

HEYET Net

221 total views, 1 views today