Musullu Halkın Yaşadığı Felaket Olayları, Mevcut Hükümetin Başarısızlığını Ortaya Koyuyor

 

Irak, geçtiğimiz son üç sene zarfında yakın tarihinde benzerine rastlanmayan bir göç dalgasına tanık oldu. Şuana dek evlerini ve topraklarını bırakıp kaçmak zorunda kalan göçmenlerin sayısı, ülke içi 4 milyonu geçerken ülke dışı 1 milyona ulaştı. Bu göç dalgalarının başlıca nedeni; tehcir, mezhepçi milislerin ve hükümet kuvvetlerinin eline düşmek korkusunun yanı sıra IŞİD ile mücadele adı altında askeri operasyonlar, hükümet ile uluslararası koalisyonların hava saldırılarıdır.

Geçtiğimiz Ekim ayının 17’sinde Ninova muhafazasında yer alan Musul şehrinde başlatılan askeri operasyon, geneli kadın ve çocuk olan on binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve 600 bin vatandaşın göç etmesine neden oldu. Bu vatandaşların yarısından fazlası, daha güvenli bölgelerde oturma amacıyla şehrin batısından güneyine doğru yürüyerek geçerken, bu uzun mesafede birçok zorluklarla karşılaştı.

Musul halkı, hiçbir günahı olmadığı halde bu anlamsız savaşta en büyük zararı gördü. Şehrin içerisinde mahsur kalan vatandaşlar, hükümet ve koalisyon uçaklarının attığı füzelerin ve buna ek olarak sivil yerleşim bölgelerine karadan yapılan top atışlarının verdiği korku nedeniyle evlerini terk etmiş durumdalar. Bu hava ve kara saldırıları, evlerin sakinlerinin başları üzerine yıkılmasına sebep olmakta, aileler, cesetlerin veya yaralıların enkaz altında çıkartma imkanı olmadığı için toplu bir şekilde enkazlarına altına gömülmelerine neden olmaktadır. Şehirden çıkma ve göçmen kamplarına gelme fırsatı yakalayanlar ise kendilerini soğuktan ve sıcaktan koruyacak çadır eksikliği karşısında iki ayrı sorunla karşılaşmaktadırlar; gıda ve tıbbi ihtiyaçlar.

Bu bağlamda Uluslararası Af Örgütü, bu problemleri gözlemledi. Hava ve kara saldırılarından kaçan birçok vatandaştan şunları nakletmektedir: “Hava saldırıları, ailelerin evlerinde toplu bir şekilde ölmesine neden olmaktadır. Askeri operasyon ve yağmur gibi yağan havan topları, kendilerini kurtarmak ve güvenli bir bölgeye kendisini atmak amacıyla çocuklarının cesetlerini terk etmekten başka bir seçeneği olmayan yakınların gözleri önünde onlarca insanın ölümüne neden oluyor.

Yine Uluslararası Af Örgütü, Musul’un batısındaki Amil mahallesinde yaşayan yaşlı bir kadının şu sözlerini aktarıyor: “Yaşlı bir kadın gördüm, kötü hava şartlarından dolayı yaşamını yitirmiş çocuğunun cesedini, mahalleden kaçmayı düşünürken terk ediyordu. Battaniye ile cesedinin üstünü örtükten sonra, yol kenarında onu bırakıp gitti. Bir annenin küçük çocuğunun ölümü nedeniyle çığlık çığlığa hava saldırılarından kaçmasına tanık oldum.

Anne ve çocuklardan müteşekkil komşusunun evini hava saldırılarının hedef aldığı diğer bir görgü tanığı şunları anlattı: “Evin yakınlarında herhangi bir IŞİD savaşçısı yoktu. Evin yakınlarına ulaştığımda her taraf kan içindeydi ve insan cesetleriyle doluydu. Ev sahibi kadının cesedini gördüm, başı bedeninden ayrılmıştı. Cesetlerin parçalarını topladık ve yakın bir bölgeye gömdük. Yakın zamanda benzer bir ölümle karşılaşacağımızın farkındayız.”

Kaosun hakim olduğu kamp ve geçici merkezlere ulaştıktan sonra göçmenlerin maruz kaldığı sıkıntılar hakkında Musul’un kuzeybatısında yer alan Baduş mıntıkasından ailesiyle birlikte kaçan 4 çocuk annesi şunları dile getirdi: “Hükümet kuvvetleri, göçmenleri, yardım dağıtan araçların arkasından, görevlilerin attığı ekmekleri yakalayabilmeleri için koşmaya mecbur bırakıyor. Yaşlı bir adamı, yüzüne fırlatılacak ekmeği yakalayabilmek için aracın arkasından koşarken gördüm.

Öte yandan İnsan Hakları alanında çeşitli çalışmalar yürüten Hoşyar Malu, Irak’ta 5 milyon vatandaşın göç etmesinin başlıca sorumlusunun hükümet olduğunu belirtirken göçmenlerin devam eden acılarını umursamadığına dikkat çekerek göçmenlere tahsis edilen yardımlarından yine hükümet tarafından çalındığını vurguluyor.

Haber ajansları aktivist Hoşyar Malu’nun şu sözlerine yer verdi: “Haydar el Abadi’den başlayıp Göç ve Göçmenler Bakanlığında yetkililere kadar hükümetin en son düşüneceği şey göçmenlerdir. Göçmenler şuanda en büyük felaketlerini yaşamaktadırlar. Kalacak yere, içilecek suya, gıdaya, sağlık ve eğitim hizmetlerine ihtiyaç duymaktadırlar.”

Malu açıklamalarını şöyle bitirdi: “Hükümet hızlı bir şekilde göçmen krizine son vermeli, asli bölgelerinde güvenliği sağlamalı, asli bölgelerine dönmeyi kolaylaştırmalı, mağdur yakınlarına belirli meblağlar tahsis edip bu felakete sebep olanları biran önce yargılamalıdır.”

Geçen şeylere binaen sınırı olmayan felaketlerle ve problemlerle boğuşan Musul halkının acılarının hangi boyutlara ulaştığı ortadadır. Tehlikelerle dolu yollardan geçerek evlerini terk eden göçmenler, evlerine dönme umudunu kaybettikten sonra acılarla dolu ve geleceği karanlık bir hayat sürmekteler. Musul şehrinin içinde mahsur kalanlar ise her saniye ölüm tehlikesiyle karşı karşıya. Musul’dan kaçmanın en az Musul’da kalmak kadar tehlikeli olduğunun farkındalar.

 

HEYET Net

168 total views, 1 views today